Etiket Özge Erel

Eyüp’te ‘evsahibi’ bakan

Seçim bölgesi Eyüp olan Devlet Bakanı Egemen Bağış, Enerji Bakanı Taner Yıldız’ısantralistanbul’da ağırladı. Bağış, mikrofonu bulmuşken, AB politikasını övmeden edemedi. Taner Yıldız’ın santralistanbul’daki konuşmasının öncesinde ve sonrasında mikrofon Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’taydı. Bağış “Değişen Dünya Düzeninde Türkiye’nin Enerji Politikaları” konferansının açılış konuşması yaptı. Aynı kabinede ve arkadaş olmaktan gurur duyduğu Taner Yıldız’ı seçim bölgesi Eyüp ve santralistanbul’a getirmekten çok mutlu olduğunu söyledi. Başından beri Türkiye’nin enerji konusunda bir merkez olabiliceğini savunduğunu söyleyen Bağış, “Türkiye’de kaynak yok ki” diyenlere şu örneği verdiğini dile getirdi: “Yemen’e gidene kadar bizde kahve de yoktu. Ama oradan aldığımız kahve artık dünyanın dört bir tarafında Türk kahvesi olarak kabullenildi.” Konu enerjiydi ama davetliler de politikacıydı. Böylece Taner Yıldız’ın erken ayrılmasıyla birlikte masada yalnız kalan Bağış, Türkiye’nin AB politikasıyla ilgili konuşma fırsatı buldu. Bağış, Türkiye’nin üyeliğini reddeden ülkelerin bile proje bazında Türkiye ile çalışmak için fırsat kolladığını savundu. Bunun nedenini “Türkiye’nin bir çözüm ülkesi olması”na bağlayan Bağış, Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarının yüzde 70’nin Türkiye’nin doğu, güney ve kuzey komşularında bulunduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin coğrafi konumunun AB’ye üyeliğine katkıda bulunacağını söyledi. “Taç giyen Roumpuy akıllandı” Avrupa’da yapılan AB toplantılarında karşı görüşlerin var olmasının Türkiye açısından hiçbir önem taşımadığını AKP’nin seçim sloganı olan “durmak yok, yola devam” sözleriyle destekleyen Bağış, Anayasa değişikliği, demokratik açılım gibi yeniliklerin esas olarak AB için değil vatandaşlar için yapıldığını söyledi. Türkiye’nin üyeliğine güçlü ifadelerle karşı çıkan Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy’un AB başkanlığına gelmesinden endişe duyup duymadığıyla ilgili soruyu “Rompuy, daha önce alınmış kararlara sadık kalacağını ve istese de bireysel olarak bir engelleme yapamayacağını belirtti” şeklinde cevapladı. Bağış, Roumpuy’un açıklamasını “taç giyen başa akıl gelir” sözüne bağladı. 2002 ve 2004 yılları arasında TBMM Genel Kurulu’nda alınana karalar ve uluslararası politikalar sayesinde Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’nin AB’ye karşı saygınlığı ve söz hakkının arttığını iddia eden Bağış, İsmail Cem’in başlattığı Türk-Yunan ilişkileri konusundaki […]

Altın Portakal’dan Hollywood’a

46.sı düzenlenen Altın Portakal Film Festivali’nin ödüllü filmleri arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi mezunu genç bir yönetmenin de yapıtı var. Efe Conker’in bol ödüllü filmi “Geri Dönüşüm Günlüğü” Türkiye’nin en köklü film festivalinden de boş dönmedi ve kısa film dalında Digital Film Academy Ödülü’ne layık görüldü. Conker bu ödülü, Mustafa Dok’un “Köy” ve Cahit Çeçen’in “Tamirci Çırağı” filmleriyle paylaştı. 10–17 Ekim 2009’da gerçekleşen festivale 234 kısa film başvurmuş ve 26 film yarışmaya hak kazanmıştı. Efe Conker ödülünü almak üzere Antalya’ya gelemedi. Çünkü Aydın Kuşadası’nda askerlik görevini yerine getiriyordu. Telefonla ulaştığımız genç yönetmen, törene katılıp, Antalya’da ödülünün keyfini yaşayamamaktan dolayı burukluğunu dile getiriyordu: “Ödüller beni motive ediyor. Çünkü yoğun mesai ve inançla hazırladığım projelerin başarıya ulaştığını görüyorum. Ayrıca yaptığım işlerin tanınması açısından önemli bir fırsat. Maalesef ödül almayan filmler gerektiği ilgiyi göremiyor.” Altın Portakal, Conker ve filminin ödül aldığı ilk festival değildi. Bir objenin zaman içindeki karmaşık öyküsünü aktaran, 4 dakika uzunluğundaki “Geri Dönüşüm Günlüğü” ilk ödülünü 2008’de Amerika’nın Los Angeles kentinde düzenlenen Uluslararası Öğrenciler Film Festivali’nde “en iyi deneysel film” dalında kazandı. Film bu yıl, 16. Altın Koza Film Festivali’nde de aynı kategoride ödüllendirildi. Ve en son, Galatasaray Üniversitesi’nin düzenlediği kısa film festivalinde ise “en iyi görüntü yönetmeni” dalında ödüle uzandı. Ayrıca Cannes ve Ankara film festivallerinde de gösterime hak kazandı. Efe Conkerİstanbul’da 1985 yılında doğan Efe Conker İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık ve Sinema ve Televizyon bölümlerinde öğrenim gördü. Sinemaya, proje asistanı olarak çalıştığı PTT filmiyle başladı. Bu film için çalışırken çektiği kısa filmin iyi tepkiler almasıyla reklam yerine film yapımcılığına yöneldi. Anka Film’de çalışırken Treasure of Ugarit filminde yapım asistanı olarak görev aldı. 46. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de ödül alan Geri Dönüşüm Günlüğü, ulusal ve uluslar arası birçok festivalde gösterildi, ödüller aldı. Conker kazandığı ödüllere sevinse de, başarının yenilenmesi gerektiği görüşünde. 28 Temmuz’da, askere gitmeden hemen önce tamamladığı […]

Bilgi’deki o meşhur salon…

IMF Başkanına atılan ayakkabıyla birlikte gözler İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde bulunan BS1 salonuna çevrildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi kurulduğu günden beri BS1 salonu pek çok önemli konuğu ağırladı. Üniversite tarafından veya değişik sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen organizasyonlarda ev sahipliği yapan BS1 salonu basında devlet başkanlarından işadamlarına kadar konuk konuşmacıları ve olaylarıyla her zaman geniş yer aldı. BS1’in dikkatleri üzerine çekmesi ilk defa 24-25 Eylül 2005 tarihinde Boğaziçi, Sabancı ve Bilgi üniveristelerinin ortaklaşa düzenlediği (daha önce 4.İl İdare mahkemesi kararıyla durdurulan) Ermeni Konferansı’yla oldu. Protesto gösterilerine sahne olan konferansta katılımcılardan bazılarının üzerine yumurta ve domates atıldı. İkinci gün toplantılarında da Bilgi Üniversitesi’nin tabelası üzerine yumurta ve domatesler fırlatıldı. Konferans nedeniyle Bilgi Üniversitesi’nin Dolapdere Kampüsü’nde yoğun güvenlik önlemleri alındı.Yine aynı salonda çekimi yapılan 32. Gün programına Şubat 2008’de konuk konuşmacı olarak katılan Abdurrahman Dilipak ile TKP’li öğrenciler arasından yapılan türban tartışması basında geniş yer bulan olaylar arasındaydı. Bugüne kadar Dolapdere BS’in konuk ettiği isimlerin listesine bakınca bu mekanın özellikle politik tartışmalar açısından ayrıcalıklı bir yere sahip olduğu da hemen anlaşılıyor. Bu salonun IMF Başkanı Dominique-Strauss Kahn’dan önceki konukları arasında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı René van der Linden, “Günümüzde Hâlâ Anti-Kapitalist Olmak Mümkün Mü?” başlıklı konferansıyla Slavoj Zizek, AB ve Küresel Kriz hakkında konuşan Belçika Eski Başbakanı Yves Leterme, 30’uncu yılında İran İslam Devrimi’ni anlatan İran Dışişleri Bakanı Başdanışmanı Muhammedi Manuşehr, demokraside çeşitlilik üzerine konuşan Yunanistan eski başbakanı Kostas Simitis gibi isimler yer alıyor. Dünya çapında tanınan önemli akademisyen ve konuşmacıların katıldığı konferanslara; tartışmalara ve çeşitli protestolara ev sahipliği yapan BS1’in hareketliliği, hemen bitişiğindeki BS2 salonuna pek de yansımadı. Ancak yine Dolapdere Kampüsü içinde yer alan Hukuk Fakültesi Mahkeme salonu, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in katılımıyla gerçekleşen, “Ülkemizde ve dünyada 2007” konulu konferansta sahne olduğu protestolarla BS1’in popülerliğini yakalamaya çalışsa da aynı performansı göstermekten uzak kaldı. Çoğu zaman olayların geçtiği mekanların bir […]

Bilgi’nin Öğrenci Birliği adayları ve programları

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin bütün kampüslerinde 20-22 Mayıs tarihleri arasında Öğrenci Birliği seçimi için öğrenciler her yıl olduğu gibi bu yılda sandık başına gidecek. Geçen yılki seçimlerde 3 aday grup varken bu yıl yarışa iki yeni grup katıldı. Öğrenci Birliği seçimleri geçen yıl zorlu, çekişmeli ve olaylı geçerken bu yıl daha sakin geçiyor. Kuştepe, Dolapdere ve Santral kampüslerinde stand açan iki grup yapmayı hedefledikleri çalışmalar hakkında öğrencileri bilgilendirerek seçim çalışmalarına devam ediyor. Öğrenci birliğine aday olan Genç Bilgili ve Birlik grupları bundan önce yönetime gelen gruplar gibi iç karışıklık yaşamamak için yeni ve farklı bir yol izlediklerini belirtiyorlar. Ayrıca iki grubun da çalışma konuları arasında İstanbul Bilgi Üniversite’nin değişen yönetimiyle birlikte gündeme gelen “Laureate Ağı” var. Uluslararası bir üniversite ağına katılan İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki uluslararası olanakların öğrencilere tanıtımına ağrılık vermek iki grubun da programı içinde yer alıyor. Birlik Grubu’nun projeleri Önceki yıllarda seçime giren Armada Grubu’nun kurucularından ve bu seçimlerde Birlik Grubu’nun başkan adayı olan Tayfun Furkan Gülen, yeni bir grup olmalarına rağmen daha önceki seçimlerde farklı gruplarda edindikleri deneyimlerin bu seçimi kazanmalarında etkili olacağını belirtiyor. Geçen seçimlerde kıyasıya rekabet eden iki grubun birleşmesiyle ortaya çıktıkları konusunda çıkan söylentileri de reddeden Gülen, farklı bölümlerden farklı insanların birlikteliğiyle yepyeni bir grup olduklarının altını çiziyor. Bilgililik ruhunun uzun süreden beri yapılan her seçimde göz ardı edildiğinin ve kutuplaşmaların seçimler boyu hoş olmayan durumlar yarattığına değinen başkan adayı, bu yılki seçimlerde bu tür durumlar yaşanmamasını istiyor. Tayfun Gülen, “Amacımız seçimi kazanıp öğrencilerle idare arasında en iyi koordinasyonu sağlayabilmek” diyor. Öğrencilere yapabileceklerinden fazlasını vaat etmediklerini vurgulayan Gülen; diğer üniversitelerde bulunan her öğrenciye bir dizüstü bilgisayar kullanımının İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde de uygulamaya geçirilmesi konusunda projelerinin olduğunu, bunun dışında sanat haftası, shuttle hizmeti, sınav saatleri düzenlemeleri, kantin fiyatları, Santral kampüsünde otoparkın ücretli olması gibi konuları gündeme getireceklerini belirtiyor. Genç Bilgililer sahnede Genelde birinci sınıf öğrencilerinden oluşan Genç […]

İkinci iddianamenin manşetleri

Ankara temsilcisi Mustafa Balbay’ın günlüklerinin de yer aldığı iddianemeyi Cumhuriyet gazetesi “Tartışmalı iddianeme” manşetiyle verirken Doğan Medya Gurubu’na ait gazetelerde iddianame “Türkiye’de bir ilk” ve “ 3 Orgeneral daha” başlıklarıyla yer buldu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 1909 sayfalık 2. iddianame 16 gazetede farklı manşetlerle yayınlandı: Cumhuriyet: Tartışmalı iddianameDarbe planı savları ve “günlüklerin” yer aldığı ikinci Ergenekon iddianamesi, özel telefon görüşmelerine,mektuplara,elektronik postalara, siyasi partlerdeki iç çekişmelere, gizli tanık ifadelerine dayandırıldı. Radikal: Tarihimizde bir ilk: Darbe girişimi sivil mahkemedeErgenekon’un iddianamesinde Eruygur ve Tolon, “silah zoruyla hükümeti devirmeye teşebbüs’le suçlandı; dört darbe girişimi anlatıldı.Milliyet: 3 Orgeneral dahaTürkiye’de ilk kez kuvvet komutanları “Darbe”den yargılanacak.İddianamede Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven adı verilen 4 darbe girişimi yer aldı. Eski kuvvet komutanları Yalman, Örnek ve Fırtına örgütle işbirliği yapmakla suçlandı. Savcı 3 komutanın dosyasına adli yargının bakacağını da kaydetti.Hürriyet: İddianame diyor kiÜst düzey bazı komutanlar 2003-2004 yıllarında dört darbe planı yaptılar. Sabah: Eruygur ve Tolon 4 darbe planladıErgenekon sanıkları Yakamoz, Ayışığı, Sarıkız ve Eldiven kod adlı planlarla darbeye teşebbüs suçuyla yargılanacak. Taraf: Generallerin isyan cuntasıİkinci Ergenekon iddianamesi, Eruygur liderliğindeki beş generalin, hükümeti devirmenin yanı sıra orduyu da baştan aşağı değiştireceklerini ortaya koydu. Yeni Şafak: Zehirli darbe girişimiErgenekon’da 56 sanıklı 1909 sayfalık 2. iddianame kabul edildi. 1 numaralı sanık emekli general Eruygur’un darbe için Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı zehirlemeyi bile düşündüğü ortaya çıktı. Zaman: Darbeye teşebbüsten yargılanacaklarErgenekon terör örgütüyle ilgili ikinci iddianame kabul edildi. Suçlamalar Türkiye’yi dehşete düşürdü: “Cebir ve şiddetle hükümeti ve Meclis’i ortadan kaldırmaya teşebbüs, partileri bölme, askeri isyana teşvik, yargıya baskı, kamu görevlilerine suikast.” Birgün: Ergenekon’da ikinci perde açıldı13. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianameyi kabul etti. Sanıklar 20 Temmuz tarihinde hakim karşısına çıkacakVakit: Allah korumuşİkinci Ergenkon iddianamesi mahkemece kabul edildi… İddianameyi okuyunca; tüylerin diken diken olmaması ve “ülkeyi Allah korumuş” denmemesi mümkün değil… Çünkü darbeciler, “Hitler’in toplama kampları”na […]

Seçimlerde afiş ve bayrak savaşları

Seçimler yaklaştıkça rekabet kızışıyor, gerilim artıyor ve seçim yarışı zaman zaman partililer arasında tabiri caizse “sıcak temas”a bile dönüşebiliyor. Her gün bayrak asmak, rakibin bayrağını indirmek, afişlerinin üzerine afiş asmak artık sıradan uygulamalar. Sokaklarda ilçelerde mahallelerde oluşan bu gerilimin çok küçük bir bölümü basına ve televizyonlara yansıyor. Biz de medyaya yansıyan bu kampanya çekişmelerinden küçük bir derleme yaparak ülkemizdeki yerel seçim manzarasını arz edelim dedik… Bakırköy’de billboard kavgası AKP’nin Bakırköy belediye başkan adayı Oğuz Satıcı’nın posterlerinin yapıştırıldığı TIR dorseleri, CHP’nin İstanbul adayı Kılıçdaroğlu ile Bakırköy adayı A.Ünal Erzen’in Ataköy’deki afişlerinin önüne çekildi. CHP’nin para ödediği yerlerin kapatılmasına Bakırköy Belediye Başkanı Erzen tepki gösterirken AKP’liler durumu şöyle açıklıyor: “Bayrak asıp, çevreyi kirletmek istemedik. TİM’in eski başkanı Oğuz beye ihracatçı arkadaşları da TIR desteği veriyor.” 18 Mart 2009 Antakya’da aday afişleri yarışı Antakya’da, CHP’nin Belediye Başkan adayı İris Şentürk’ün billboardlardaki seçim afişlerinin üzerine AKP’nin başkan adayı Lütfi Savaş’ın posterlerinin yapıştırılması gerginlik yarattı. Kentin değişik noktalarındaki billboardlardaki İris Şentürk’ün afişlerinin üzerine, gece operasyonuyla AKP’li Lütfi Savaş’ın afişleri yapıştırıldı. Afişlerinin sabote edilmesinin barış ve kardeşlik kenti olan Antakya’ya yakışmadığını belirten CHP’li yöneticiler, iktidar partisini “Zorbalık”la suçladılar. AKP yöneticileri ise, billboardlardaki gelişmelerin kendi bilgileri dışında olduğu açıklamasını yaptılar. 18 Mart 2009 Kâğıthane’de bayrak gerginliği Kâğıthane’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla yapılacak olan tünel açılışı öncesinde gerginlik yaşandı. SP`nin Sadabat Viyadüğü’ne asılı olan dev bayrağı Kâğıthane Belediyesi görevlileri tarafından kesilerek indirildi. Bunun üzerine viyadük altında toplanan Saadet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi üyesi bir grup, bayrakların belediyenin resmi aracıyla toplatıldığını ileri sürerek tepki gösterdi. SP Kâğıthane İlçe Başkanı Halit Özgür Atak, mahalle aralarında ve yollardaki AK Parti haricindeki diğer parti bayraklarının AK Partili belediye görevlileri tarafından toplatıldığını iddia etti. Başbakan’ın katılacağı tünel açılışı nedeniyle böyle bir uygulama yapıldığını öne süren Atak, vatandaşların AK Parti`ye sandıkta gereken cevabı vereceğini söyledi. Daha sonra SP’liler […]

Hollywood genç yeteneklerini buldu

Hollywood Uluslararası Öğrenci Film Festivali (International Student Film Festival Hollywood), sinemaya gönül vermiş öğrencilere kısa metrajdan uzun metraja giden sinema macerasının kapılarını açan bir film festivali. 2003 ten beri düzenlenen bu film festivali dünyanın farklı ülkelerinden birçok sinema öğrencisinin katılımıyla gerçekleşiyor. Bu yıl yaklaşık 300’e yakın filmden 75’nin gösterime layık görüldüğü film festivali 9 Kasım’da düzenlenen ödül töreniyle tamamlandı. Türkiye’den katılan Efe Conker, Serap Atalay ve Efe Öztezdoğan, katıldıkları kategorilerde en iyi film ödüllerini alarak büyük bir başarıya imza attılar.Yarışmacıların dışında festivalin ödül töreninde Phoenix Pictures’ın CEO’su Mike Medavoy’a da “Ömür boyu başarı ödülü”verildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden geçen yıl mezun olan Efe Conker, yarışmada aldığı ödülün ve bu tarz festivallerin bu mesleği yapmak isteyen eğitimini almış kişiler için çok önemli olduğunu vurguluyor. Daha önce bu tarz festivallerin bir kaç tanesine kısa filmini yolladığını ancak International Student Film Festival Hollywood’un uluslararası niteliği nedeniyle çok daha önemli olduğuna değinen Efe Conker, gösterimlerin ardından bu işte isim yapmış bir çok ülkeden farklı yönetmenlerle görüşebilmiş olmanın kendisini çok mutlu ettiğini söylüyor. Festivale filmini yolladığı zaman ödül alabileceğine inandığını, ancak diğer filmleri izleyince biraz umutsuzluğa kapıldığını söyleyen Efe Conker, özellikle Amerikan yapımı filmlerin bütçelerinin iyi olduğunu ve bu kadar iyi filmlerle yarışmayı beklemediğini ifade ediyor. “Amerika’da bir sinema kurumu var. Buraya Amerikalılar bağiş yapıyor. Öğrenciler de bu kurumdan istedikleri bütçeyi eğer kurul onaylarsa alıyorlar. Böylelikle gerçek film kalitesinde filmler çekip profesyonel oyuncularla çalısıyorlar. Ama genel olarak pek yaratıcı fikirler yoktu, sadece yüksek bütçeler vardı. İşte o zaman derece alabilirim dedim ve aldım.” diyerek sözlerine devam eden Efe Conker, ödülün her zaman reklam yapmak için iyi bir fırsat olduğunu, ödül almadan yapılan işin takdir edilmediğini de sözlerine ekliyor. Festivale katılıp ödül aldıktan sonra Phoenix Pictures’ın CEO’su Mike Medavoy ile tanışma fırsatı yakaladığını, Paramount Pictures’da staj yapma imkanı bulduğunu anlatan Conker, ödülden sonra bir İngiliz şarkıcıdan klibini […]

Tekerlekli ayakkabılara dikkat!

Çocuğunuz yoksa bile belki çevrenizde dikkatinizi çekmiştir. Yaklaşık iki yıldır sokakta alışveriş merkezlerinde ve hatta okullarda ayağında ayakkabılarla kayan birçok çocuk ve genç görülüyor. Türkiye de henüz kayıtlara geçmiş bir olay olmamasına karşılık ABD ve Avrupa’da birçok ülkede kamuya açık yerlerde kazaya yol açtıkları gerekçesiyle bu tür ayakkabılar yasaklanıyor veya yasaklanması gündeme getiriliyor. İlk defa Amerika’da Patenci Roger Adams tarafından bulunan tekerlekli ayakkabıları, ilk kez Heelys adlı firma tarafından piyasaya sürülmüş ve firma bu ayakkabıları bir ürün olmaktan çıkarıp sosyal bir platform, hatta aktiviteleri düzenlenen eğlenceli bir spor haline dönüştürmüş. İnternette kurulan gruplarda tekerlekli ayakkabı meraklıları kayma yarışları ve turnuvalar düzenliyor. Paten ve kaykaya alternatif olarak tasarlanan bu ayakkabılar özellikle çocukların ilgisini çekiyor. Heelys, bu ayakkabıları, çocukların hem eğlenip hem keyifle yürüyüp hem de bir spor yapabileceği sevimli ve çok işlevli, aynı zamanda da kaykay ve patenden daha güvenli bir ürün olarak pazarlıyor. Ayakkabıların uygun olmayan platformlarda tekerleksiz kullanılması Heelys tarafından önerilse de bu ürün yurtdışında birçok habere yasaklara ve araştırmalara konu olmuş durumda. Amerika’da uyarı ve İngiltere’de yasak geldi. İngiliz Yayın Kuruluşu BBC 8 Şubat 2007 tarihinde İngiltere de bir alışveriş merkezinin bu ayakkabılarla kayan çocukların, çarpışmalara ve kazalara yol açması nedeniyle alışveriş merkezi içinde kullanımını yasakladığı haberini yayınlandı. Haberde, alışveriş merkezi sorumlusu Gilmour Jones, “Alışveriş merkezine gelen bu müşterilerden ayakkabılarını çıkarmalarını istediklerini ve birçoğunun çoraplarıyla içeri girmek zorunda bırakıldığını” belirterek çok uzun süredir kaykay ve patenle girişe izin vermediklerini, şimdi de tekerlekli ayakkabıyla girişleri yasakladıklarını, içeride mağazaların vitrinlerinin olduğunu ve insanların yürüme hattı üstünde “kaza görmek istemediklerini” vurguluyordu.25 Aralık 2007 tarihli Belfast Telegraph gazetesinde çıkan bir başka haberde ise Noel öncesinde 20 çocuğun bu ayakkabılar yüzünden hastanelik olup yaralandığı bildiriliyor. 6 Haziran 2007 FoxNews kanalının araştırma haberi sonucunda ortaya çıkan başka bir durum ise şöyle; “2005 -2007 yılları arasında tekerlekli ayakkabı kullanımı sonucu 1,600 kişi sakatlık yaşadı. Bununla […]

Kim Cascone santralistanbul Enerji Müzesi’nde

David Lynch’in ses danışmanı elektronik müzik bestecisi Kim Cascone, 4-8 Kasım tarihleri arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nün konuğu oldu ve ‘Basit Genetik Algoritmaları Kullanarak İçerik Yaratma’ başlıklı bir atölye çalışması yaptı. 7 katılımcının yer aldığı bu atölye çalışmasının sonunda ortaya çıkan eser 8 Kasım Cumartesi akşamı saat 19:00’da santralistanbul Enerji Müzesi’nde yapılacak konserde seslendirilecek. Katılımcılar atölye çalışması süresince, kendi platformlarında ürettikleri elektronik sesleri ortak bir havuza gönderdi. Bu sesler basit genetik algoritmalarlarla işlenerek bir kompozisyon bütünlüğü içinde yer buldu. Eser seslendirilirken katılımcılar canlı ses işleme teknikleri kullanarak eseri şekillendirmeye devam edecekler. Kim Cascone’a göre, ortaya çıkan müziğin en güçlü ve etkileyici unsuru kompozisyonun tüm katılımcılar tarafından birlikte oluşturuluyor olması. – Kim Cascone Kim Cascone Berklee College of Music’te elektronik müzik besteciliği alanındaki eğitimini tamamladıktan sonra David Lynch’in İkiz Tepeler ve Vahşi Duygular filmlerinde yardımcı müzik süpervizörü olarak çalıştı. 1986’da Silent Records, 2000’de Anechoic adlı iki müzik şirketi kurdu. Kim Cascone’ın bu şirketlerden yayımladığı albümleri onun ambient müzik alanının önde gelen temsilcilerinden biri olarak tanınması sağladı. “Hatanın Estetiği” adlı makalesi elektronik müzik alanındaki temel eserlerden biri olarak kabul ediliyor..