Etiket sosyoloji

Kült, kültlere karşı

Türkiye’nin ilk kültürel incelemeler dergisi Kültnisan ayında piyasaya çıktı. Dört ayda bir yayınlanacak akademik ve aynı zamanda okunabilir bir “kültürel incelemeler” dergisi olma amacında. Etimolojik olarak, toprağı ekip biçmek, terbiye etmek anlamına geliyor. Kült isminin seçilmesinin nedeni ise hem kültürle ilgili bir dergi olduğunu sezdirmek ve kültlere karşı olduklarını belirtmek. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden, Kültürel İncelermeler Yüksek Lisans Programı İdari Asistanı, Mesut Varlık Kült isminde karar kılınmasının bir diğer nedenini de şöyle açıklıyor:“Kült isminde karar kılmamızın en büyük nedeni, Aziz Nesin’in kendisine “Nesin?” sorusunu soyadı olarak seçmesindeki motivasyondur. Derginin kapağına her baktığımızda, dünyanın kültlerle yaşadığını hatırlayacak ve bu dergide bunun için ne yaptığımızı sorgulayacağız.” Kültürel incelemeleri 20. yüzyıl başında Avrupa’da akademik ve entelektüel çevrelerde yaşanan “disiplin” tartışmasının bir sonucu olarak tanımlayan Varlık. “Özellikle sosyal bilimlerdeki ve pozitif bilimlerdeki birbirini görmez/duymaz boyuta gelen uzmanlaşma, neredeyse her bir disiplini dünyadan soyutlanmış birer laboratuarın içerisine hapsetmeye başlamıştı” diyor. Bugün artık kültürel incelemelere ihtiyaç olup olmadığı tartışmalarının da Kült’te yer alacağını derginin bu anlamda kendi alanını da sorgulayacağını anlatıyor. Bu sebeple ilk sayılarında Slavoj Zizek’in “Kültürel İncelemeler Üçüncü Kültüre Karşı” makalesini yayınladıklarını da sözlerine ekliyor. Kültgenç akademisyen adayları ve yüksek lisans öğrencilerinin yayın kurulunda olduğu, kontrol kadrosunu ise akademisyenlerin oluşturduğu bir dergi. Ortak bir dünya görüşüne sahip birkaç kişinin bir araya gelerek çıkardığı bir dergiden çok, hayata, dünyaya dair farklı dertleri, söyleyecek sözü olan insanların içinde bulunduğu bir kadro oluşturmaya çalıştıklarının altını çiziyor Varlık. Kültiçerik olarak her sayısında dosya konusu olan bir dergi. İlk Özel Dosya konusu “Kanon” ikinci sayıda ise “Kültür” konuşulacak. Kült Kayıt, Kült Bakış, Kült vs, Kült Deneme, Serbest Bölge bölümlerinde ise dosya konusundan farklı konular da işleniyor. Örneğin Kült Bakış bölümü dünya ve Türkiye gündemini “kültürel incelemeler” açısından inceliyor. Kült vs. ise kültürel incelemelerin kendisini tartışıyor. Çevirilere de yer verecek olan dergi Türkçe literatüre bu yolla katkıda bulunmayı […]

‘Yargı devleti kollamalı!’

“Ben biraz devletçi hukukçuyum… Ben 12 sene devlette, uluslararası hukukta çalıştım. Çok da gittim ben. Düzenli senede altı yedi kere Fransa ağırlıklı giderim. Benim orada hâkimlerde, en demokratik toplumlarda bile gördüğüm, özellikle Almanya’da bu çoktur, devletin çıkarı oldu mu hiç affetmiyorlar… Çok hukuka uydurarak çıkarıyorlar. Yani o sırada devletin menfatine aykırı birşey varsa, adalet de bir yanda ise, biraz adalet es geçiliyor¸o kadar söyleyeyim.” Türkçe düzeltmesi yapılmadan yayınlanan (ve yayınladığı kitabın isminin ortaya çıkmasına vesile olan) bu sözler bir hâkime ait. Aynı hâkim, “İnsan hakları, devletin ulusal çıkarları açısından tehdit oluşturabilir mi” sorusuna da “Türkiye’nin özgüllüğünü” gerekçe göstererek -aynı Türkçe’yle- ve olumlu cevap veriyor: “… Türkiye’nin konumu biraz değişik yani. Şimdi Türkiye’yi İsviçre ile Fransa ile Türkiye’nin konumu değişik, içinde bulunduğu konumlar değişik.” Devlet çıkarının adalete tercih edildiğini itiraf eden hâkim, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyeleri Mithat Sancar ve Eylem Ümit Atılgan’ın sorularını açık yüreklilikle yanıtlayan 51 hâkim ve savcı arasında.İki akademisyen bu insanlarla “yargıya egemen algı ve zihniyet”e dair bir fotoğraf ortaya koyabilmek için görüştü. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) yürüttüğü bu çalışmanın kitabı “Adalet Biraz Es Geçiliyor…” ismiyle yayınlandı. TESEV’in yargıya yönelik araştırma dizisinde yer alan bir diğer çalışma ise, “toplumun yargıyı algılayışı” üzerine yoğunlaşıyordu. Muthat Sencer ve Sosyolog Suavi Aydın tarafından yürütülen bu araştırma ise “Biraz Adil, Biraz Değil…” başlığında kitap haline getirildi. TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü Etyen Mahçupyan’ın sözleriyle ilk kitap yargıya içerden yani yargıçların gözünden, ikincisi ise toplumun gözünden bakıyor. Üç akademisyen dün Taksim Point Hotel’de çalışmalarını basınla paylaştı. Her iki çalışma da görev alan Prof. Dr. Mithat Sancar, sayısal verilerden çok saha araştırmalarına ve mülakatlara yönelmelerinin nedenini “Türkiye’de henüz var olmayan yargı sosyolojisini biraz da olsa gün yüzüne çıkarmak” olarak açıklıyordu. “Hakim ve savcılar bizi bekliyor gibiydi” Hukuk sosyolojisi uzmanı Yrd. Doç. Dr. Eylem Ümit Atılgan da beş aylık çalışma boyunca […]

Sosyoloji Öğrencileri Kongresi Santral’deydi

Mustafa Kuleli Değişik üniversitelerden sosyoloji öğrencilerini 14’üncü kez biraraya getiren Sosyoloji Öğrencileri Kongresi, geçen hafta sonu, santralistanbul’da yapıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Kulübü, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Öğrencileri Topluluğu ve Mimar Sinan Üniversitesi Sosyolojik Araştırmalar Kulübü’nün ortaklaşa düzenlediği Kongre, 23 üniversiteden bin 345 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Hacettepe, Anadolu ve Akdeniz Üniversiteleri’nden öğrenciler, üç gün boyunca; iktidar, toplumsal hareketler, militarizm, Avrupa Birliği, ulus devlet, Kürt sorunu, kemalizm, milliyetçilik, kadın sorunları, toplumsal cinsiyet, küreselleşme, kamusal alan, kentsel dönüşüm, medya, din, sanat gibi pek çok başlık altında sunumlar yaptı. Şehir dışından gelen 500’e yakın katılımcı, kongrenin yapıldığı santralistanbul yerleşkesine kurulan çadırlarda yattı. Ancak soğuyan hava nedeniyle bazı öğrenciler çadır alanı yerine E2 ve E3 binalarında konaklamak durumunda kaldı. Pek çok oturumda, sunumlar bittikten sonra uzun süre tartışmalara devam edildiği gözlendi. Kürt sorunu, kadın sorunları ve gökkuşağı atölyeleri geniş bir katılımcı grubuyla gün boyu devam etti. Cuma ve Cumartesi geceleri sabaha kadar film gösterimleri yapıldı. Özellikle Cuma akşamı gösterilen Devrimci Gençlik Köprüsü belgeseli, büyük beğeni topladı. Karl Marx, Emile Durkheim, Max Weber, Theodor Adorno adlı salonlardaki tüm oturumlar tamamlandıktan sonra, Pazar günü kapanış oturumu yapıldı ve bu oturumda 15. Kongre için Ege ve Van Yüzüncü Yıl Üniversiteleri yarıştı. Her üniversitenin bir oy hakkıyla katıldığı oylamada Ege Üniversitesi 13, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 10 oy aldı. Bir sonraki kongre, 2009 yılının Mayıs ayında Ege Üniversitesi’nin İzmir – Bornova’daki yerleşkesinde düzenlenecek.