Etiket teknoloji

Yeni teknolojik ürünler III

Övgü Akgürgenovgu@medyakronik.com Çilingir tarihe karışıyorLock&Role adlı firma tarafından tasarlanan ve 550 dolara satışa çıkan kapı kolu sayesinde artık yanınızda anahtar taşımak zorunda kalmayacaksınız, uzaktan kumanda sistemiyle çalışan akıllı kapı kollarını isterseniz şifreli sistemle de kullanabiliyorsunuz.http://www.smarthome.com/51614.html Diş mikrofonuDişe yerleştirilen ufak bir mikrofon sayesinde sesinizin daha yüksek kalitede çıkmasını sağlayan bu ürün, bluetooth özelliğine sahip tüm telefonlarla çalışabiliyor. Henüz fiyatı belirlenmeyen ürünün ilgi odağı olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Sesiniz hep yanınızda olsunGörünüm olarak flash belleği andıran 3D-Soundcard ile ses kartı çalışmayan bilgisayarlarda artık kolaylıkla müzik dinleyebileceksiniz. 10 dolardan satışa çıkan ürünün ağırlığı sadece 10g. http://www.gadget4all.com/prod_detail.php?prod_id=00005&dept_id=002&cat_id=002 Akıllı klavye: CybernetCybernet tarafından tasarlanan ve 629 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulan akıllı klavye, bir bilgisayar kasasının tüm donanımına sahip.http://www.cybernetman.com/default.cfm?DocId=602

Teknolojide bugün II

Övgü Akgürgenovgu@medyakronik.com Hislerinizi tişört ile anlatın: 8-Bit Dynamic Life T-shirt Hislerinize tercüman mı arıyordunuz? Think Geek isimli web sitesi üzerinden satışa çıkan bu akıllı tişört sayesinde artık bu da mümkün. Üzerindeki kalp atışlarına duyarlı kalp şeklindeki işaretler sayesinde hislerinizi belli eden tişörtü 12 – 25 dolara edinebilirsiniz.

Uzay robotlarının atası uzaya gönderildi!

Nur Niyaz Bildiknbildik@medyakronik.com Bilimadamlarının yüksek hayal gücü yine hepimizi şaşırtmaya devam ediyor. Uluslararası bir ekip tarafından yürütülen istasyon geliştirme çalışması buna en iyi örnek. 7 kişiden oluşan ekip, Uluslararası Uzay İstasyonu’na 16 gün içinde bir “Japon” laboratuarı ve bir “Kanadalı” robot yerleştirmeyi hedefledi. Japonca’da umut anlamına gelen Kibo, uzaya yerleştirilmesi planlanan ve Japon başbakanı Yasuo Fukuda tarafından “uzaydaki Japon evi” olarak tanımlanan laboratuarın ismi. Kibo sayesinde, uzayda pek çok deney yapılması öngörülüyor. Peki ya Kibo’da aksamalar olursa ne olacak? Bilimadamları bunu da önceden düşünmüşler. Kibo’da, ya da uzay istasyonunda herhangi bir arıza çıktığı zaman devreye “Special Purpose Dextreous Manipulator” yani kısaca “Dextre” girecek. Marifetli eller Geçen Perşembe istasyona yerleştirilen Dextre, oldukça marifetli ellere sahip. Yapımına 200 milyon dolar harcanan robot temel olarak iki koldan oluşuyor. Bu kollar tıpkı bir insanınki gibi dirsek ve bilek hareketleriyle birçok işi yapmaya müsait. Ana gövdesi de çeşitli rotasyonlar yapabildiği için, Dextre istasyonun dışına küçük parçalar yerleştirebilecek.Dextre aynı zamanda alet kutusu, ışık, ve video ekipmanlarıyla donatılmış. Kanadalı robot yapım şirketi MacDonald, Dettwiler and Associates çalışanlarından Richard Rembala “Dextre’ın en önemli özelliği güç momenti sensörü” diyor. “sensör, bileklere yerleştirildi. Bu şekilde robota bir dokunma hissi kazandırıldı. Böylelikle Dextre, itmek veya çevirmek gibi hareketlerin zor mu kolay mı olduğunu anlayabilecek.” Hassas hareket etme özelliğiyle ince ayarlar yapabilecek robot aslında daha önce istasyona yerleştirilen kolların son parçası. Bundan önce 2001’de Canadarm2 uydu platformuna yerleştirilmişti. Dextre’nin bağlı olduğu bu kol, biraz daha büyükçe ve aslında bir beyin görevi görüyor. BBC’ye açıklama yapan Dr. Rey’e göre, bu robot Kızıl Gezegen Mars’ta yapılacak altı aylık araştırma sürecinde kullanılması planlanan robot sistemine ön ayak olacak.Dextre gibi robotlar dışarıdan arızaları kontrol ederken, astronotlar istasyon içinden çalışmalarını kesintiye uğramadan gerçekleştirecek. Bilimadamları ise bu işbirliğinden oldukça memnun görünüyor. Geriye iki yürüyüş kaldı Dextre’ın yerleştirilmesinden sonra son iki yürüyüşte planlananlar şöyle: Öncelikle bir güç kontrol modülü […]

Alışverişte üçüncü boyut

Övgü Akgürgen Birkaç web sitesi alışverişi üç boyutlu platforma taşıyarak, tüketiciyi farklı bir şekilde alışverişe çekmeyi deniyor. Üstelik raflardaki ürünler tek tek incelenebiliyor. Oturduğu yerden alışveriş merkezi dolaşmak isteyenler böyle buyursun… Ürünler raflardan tek tek incelenebiliyorBu sanal tur sırasında arzu ederseniz vitrinlerden kıyafet seçebiliyorsunuz, isterseniz raflardaki ürünlere yakından bakabiliyorsunuz. Ödeme konusunda normal bir alışveriş sitesinden pek de farklı olmayan bu sanal alışveriş merkezlerinde kredi kartı ile peşin ya da taksitle alışveriş yapabiliyorsunuz. Ayrıca seçtiğiniz ürünleri dükkân içerisinde sepete atarak alışverişinize devam edebiliyorsunuz.Ünlü markalar henüz yokÜç boyutlu alışveriş merkezleri sayesinde artık sıraya girmiyorsunuz, otopark derdini düşünmüyorsunuz. Çünkü kişiye özel alışveriş keyfi sunan siteler ziyaretçilerini rahat bir gezintiye davet ediyor. Kinset ve The Mall Plus isimli web siteleri internetten alışverişi farklı bir boyuta taşıyor. İçerisinde onlarca dükkân bulunan bu alışveriş merkezleri henüz ünlü markalar tarafından keşfedilmemiş olacak ki, daha çok isimsiz dükkânlar mevcut. Satılan ürünler ise piyasaya göre gayet ucuz.Üç boyutlu alışveriş merkezlerinin açılmasının en önemli sebebi alışveriş sitelerinin karmaşasıymışThe Mall adlı üç boyutlu alışveriş merkezinin sahibi Ishmae Bahadur, bu sistemi alışveriş için kurulan web sitelerinin tüketici için çok karmaşık olması yüzünden seçtiklerini söylüyor. Görsel simülasyona dayalı alışveriş merkezleri ile insanların daha kolay alışveriş yapabileceğini iddia eden Bahadur, ayrıca en favori dükkânların burada toplanacağını da iddia ediyor.Üç boyutlu alışveriş merkezlerinin eksikleriSize özel bu alışveriş merkezinde her ne kadar her istediğinizi bulabiliyor olsanız da sitelerin grafikler açısından çok yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Dükkânları gezerken geçişlerde birçok grafik hatası dikkat çekiyor. İnternetin hızıyla da alakalı olarak bazı dükkânlar içerisinde bulundurduğu ürün sayısı ile bağlantılı olarak yavaş yüklenebiliyor.

Robotlara özgürlük

Özlem Özbaşoozbas@medyakronik.com Oy kullanan, bankada sıra bekleyen robotlar düşünün… Tüm bunlar bir bilimkurgu filminden fırlamış sahneler değil! Çok mu uzak geliyor? Öyleyse işin ciddiyetini şöyle anlatalım; Güney Kore ve İngiltere hükümetleri, 2006 yılından bu yana, robot haklarıyla ilgili kanun tasarıları üzerinde çalışıyor.Şimdilik imkânsız gibi gelse de, robotların yakın zamanda “süper zekâlı” olacakları öngörülüyor. Buradan yola çıkan hükümetler ve bilim insanları, robotlara tanınması gereken haklarla ilgili çalışmalar yürütüyor. Güney Kore’de “Robot Ahlak Sözleşmesi” adı verilecek kanunun amacı, robotların ve insanların birbirilerini suistimal etmelerini önlemek. İngiliz Hükümeti’ne bağlı Bilim ve Buluşlar Dairesi ise robotların asker, bakıcı ya da seks kölesi olarak kullanılmasını önlemek için harekete geçti. “Robot Hakları: Makinelerin Yükselişi ile İlgili Ütopik Hayal” başlıklı raporda, robotların devletin vatandaşlarına sağladığı tüm sosyal haklardan yararlanması, işsizlik ödeneği ve sağlık yardımları almasından söz ediliyor. Hayatımız bilimkurgu 15 Ocak’ta Londra’da düzenlenen bir konferansta konuşan Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Nick Bostrom da, robotların insansı zekâya ulaştıklarında insanlarla eşit haklara sahip olmaları gerektiğinin altını çiziyor: “İnsanlarla aynı yeteneklere, aynı deneyimlere sahip olduklarında silikondan yapılmış olmaları, bazı haklara sahip olmalarına engel olmamalıdır. Robotlara tanınacak haklar arasında mülk alımı ve en önemlisi bir düğmelerine basılıp ‘öldürülmemeleri’ de olmalı.” Aklımızın hayalimizin alamayacağı ne kadar çok şeyin gerçekleştiğini bir düşünün. Konu teknoloji olunca hiçbir şey imkânsız değil. Şimdiden, yolda yanımızda yürüyen, ofiste birlikte çalıştığımız ve bizlerle aynı haklara sahip robotlara hazırlansak iyi olacak galiba! *James Randerson’un 16 Ocak 2008’de The Guardian’da çıkan haberinden yola çıkılarak derlendi.

Mikroçipli toplar yeşil sahalara iniyor…

Ersan Bayramebayram@medyakronik.com Her maçtan sonra ortalığı kaplayan hakem hataları tartışmalarının “top çizgiyi geçti mi geçmedi mi” faslı yakında tarihe karışacak. Çünkü 2010’dan itibaren maçlar artık içinde bir mikroçip bulunan toplarla oynanacak ve topun çizgiyi geçip geçmediği bizzat topun kendisine sorulacak! Ayrıntılar birazdan, ama önce işin mazisine bir göz atalım… Diğer uluslara kıyasla topun peşinde daha fazla koşan bir ulus olarak İngilizlerin 1841’de topun küre biçiminde olmasına karar vermeleri ve bu oyunu oynayanlar için belli kurallar getirmesiyle beraber, modern futbol anlayışının temelleri atılmış oldu. Futbolun giderek yaygınlaşmasıyla, ihtiyaç duyulan malzemelere yönelik icatlar da futbolun gelişimine destek sağladı. İlk dönemlerde insanlar daha çok topları geliştirmek için çaba harcadı. 20. yüzyılın ortalarına doğru Tossolini, Valbonesi ve Polo adlı üç Arjantinli, yarığı olmayan supaplı ve enjektörlü pompa ile şişirilen topu icat ettiler; 1938 Dünya Kupası bu toplarla oynandı. Ulusal futbol liglerinin başlamasıyla beraber Adidas’ın kurucusu olan Adolf Adi Dassler, 1963’te futbol topu üretimine girerek bu konuda öncü oldu. Deri topların ıslandığında ağırlaşıp futbolcular için birer kâbusa dönüşmesini önlemek amacıyla 1981’de su geçirmeyen top üreten Adidas, topların deriden yapılma mecburiyetini ortadan kaldırarak futbola çağ atlattı. Deri topların yerine geçen meşhur “Tango” adı verilen toplar kaleciler için tam bir baş belası haline geldi. 30 metreden çekilen şutların 10 metreden gelen toplar kadar şiddetli olması, futbola “uzaktan şut” kavramını getirerek yeni bir heyecan kazandırdı. Modern top üretimini başlatan Adidas firması 2002 dünya kupası için “Fevernova” olarak adlandırılan topu üreterek diğer firmaların bir adım önüne geçti. “Fevernova” saatte 130 km hıza ulaşan, falsolu vuruşları mümkün kılan ve hedeften şaşmayan bir teknolojiye sahipti. Adidas uluslararası turnuvalar için top üretme geleneğine 2004 Avrupa Şampiyonası’nda “Roterio” adlı topu üreterek devam etti. Üzerinde dikiş olmayan ve ısıyla birleştirilmiş bu top, çok daha isabetli vuruşları mümkün kılıyordu. 2010 Dünya Kupası’nda kullanılacak 2010 Dünya Kupası’ndan itibaren ise hayatımıza yepyeni bir futbol topu girecek; içinde […]

Tuareg’in kardeşi Tiguan

Derleyen: Uğur OrakçıVW’nin ikinci SUV (Sport Utility Vehicle) konsepti “Tiguan” 2008’de geliyor. Tuareg’e kıyasla daha küçük, Golf Plus’tan daha büyük olan yeni SUV, Eylül ayında düzenlenen Frankfurt Auto Show’da tanıtıldı ve beklenenin üzerinde ilgi gördü. Son hazırlıkları da tamamlanan Tiguan, Şubat 2008 itibariyle başta Avrupa olmak üzere ülkemizde de satışa sunulacak. Kentin karmaşasını, doğanın özgürlüğünü bir arada yaşatabilen bir araç olarak tasarlanan yeni SUV, işlevsellik ve sportifliği de bir arada sunuyor. Araçta eğlenceye de yer ayrılmış. 30 GB’lık hard disk ve iPod, MP3 çalar girişleri bu donanımların en fazla öne çıkanları olacak. Özellikle genç kullanıcıların ve kadınların yakından ilgileneceği bir arazi taşıtı, evin ikinci arabası için güzel bir seçenek. Kompakt bir arazi aracı olan Tiguan’da ilk etapta ikisi benzinli ve üçü dizel olmak üzere toplam 5 motor seçeneği sunulacak. Volkswagen’in en son teknoloji ürünü “Haldex” kavramayla gücü dört tekerleğe aktarılacak olan motorlardan benzinli motorlar 150, 170 ve 200 HP üretecekler. Turbo dizeller ise 140 ve 170 HP gücündeki seçeneklere sahip olacak. TDI motorlar Euro-5 egzoz emisyon normlarını karşılarken çevreci ve sessiz bir Dizel seçeneği sunacak. Otomobil 443 cm’lik uzunluğuyla şehriçi kullanımda diğer büyük SUV’ların dezavantajlarını ortadan kaldıracak gibi. Rakipleri Freelander, Toyota Rav4 ve BMW X3 ün yanında meraklıları için yeni bir seçenek!