FIFA İsrail sınavında sessiz

FIFA, Rusya’yı Ukrayna işgali sonrası dört günde futboldan men etmişti. Ancak Gazze’de süren savaşta İsrail’e yönelik sessizliği, kurumun tarafsızlık ve eşitlik ilkelerini yeniden tartışmaya açtı.

FIFA, Rusya’yı Ukrayna işgali sonrası dört günde futboldan men etmişti. Ancak Gazze’de süren savaşta İsrail’e yönelik sessizliği, kurumun tarafsızlık ve eşitlik ilkelerini yeniden tartışmaya açtı.

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, uyarılara rağmen tribünde ısrarla meşale yakan ve kulübün ceza yemesine neden olan taraftarların stada alınmayacağını belirtti.

Gazeteci Murat Kosova'ya göre UEFA'nın Manchester City'ye verdiği ceza, futbola yatırımın en yüksek olduğu "dokunulmaz" Premier League için bir dönüm noktası. Aynı anda Brexit nedeniyle İngiltere'de futbolcu hareketliliğinin de azalması, Avrupa ve tüm dünya futbolunu etkileyebilir.

Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 34. başkanı Ahmet Nur Çebi ilk röportajını HaberVs'ye verdi.

UEFA Şampiyonlar Ligi’nde şampiyonun belli olmasına 5 maç kala, yarı final eşleşmeleri de belli oldu. Takımların son durumunu değerlendirdik

adlı taraftar sitesinde “Bir maniniz yoksa size gelecektik” başlığıyla yayınlanınca Vikingur takımına olan sempati de tavana vurdu. Ortalama 400 seyircisi olan Víkingur Gøta kulübünden gelen bu mektubu biz de aynen yayınlıyoruz… İyi olan kazansın Merhaba; Kurada Beşiktaş ile eşleştiğimizi öğrenince hem heyecanlandık hem de çok mutlu olduk. Elbetteki sizler asıl favori olansınız ama bu bizim gibi amatörler için belki de karşımıza hayatta ancak bir kez çıkabilecek bir tecrübe demek. Beşiktaş’ı daha önce gerek şampiyonlar ligi gerekse de UEFA kupası maçlarında TV’den izlediğimiz kadar biliyoruz. Takımınızın yıldızları ile tanışacak olmak bir onur; bu yüzden İstanbul’da oynamayı heyecan içinde bekliyoruz ama elimizden gelenin en iyisini yapmak ve Beşiktaş’ın yıldızlarına zorlu bir mücadele içinde geçirecekleri maç sunmak istiyoruz. Vikingur takımını ve gündelik yaşamını sizlere şöyle özetleyebilirim;Haftada 40 saat çalışıp bazen 4, bazen 5 gün olmak üzere genelde akşamları saat 6 ila 8 arası idman yapan işçileriz bizler. Yarı profesyonel ve amatörlerden oluşan bir takımız. Benim gibi bankada çalışanından, fabrika işçilerine kadar ve hatta hala eğitimine devam eden öğrencileri de barındıran bir takım. Toplam nüfusu iki bin olan birbirine yakın iki köyün takımları GÍ Gøta ve Leirvík ÍF’in iki yıl önce birleşmesi sonucu Vikingur olarak doğduk. Bu kulüpler küçük kulüplerdir ama özellikle GÍ Gøta gurur duyulacak bir geçmişe sahiptir ki Faroe’de altı şampiyonluk kazanmıştır. Fakat Vikingur daha ilk günden itibaren tam anlamı ile bir başarı hikayesidir çünkü kulüp mümkün olduğunca yerel sporcularla hayatta kalmak istiyor. Asıl amacımız her zaman için yerel oyuncuları kazanmaktır. Beşiktaş maçını başarı ile geçmenin bizler için büyük bir hedef olduğunun farkındayız, hatta çok büyük bir hedef. Fakat avrupa liginde Faroe futbolunu temsil edecek olmanın gururunu yaşıyoruz. Futbolu seven, forması için kalpten mücadele edecek olan bir grup işçi olan biz amatörler için bu durum muazzam bir şey. Bizler şu an Beşiktaş gibi uluslarası saygınlığı olan bir takıma karşı oynayacak olmanın önceliğine […]

Avrupa kupalarındaki son temsilcimiz Galatasaray, Hamburg’a dramatik bir şekilde yenildi ve UEFA Kupası’na beklenenden erken veda etti. Hedef büyüktü. İstanbul’da, ezeli rakibin stadında oynanacak final maçında UEFA kupasını ikinci kez kazanmak Galatasaray Spor Kulübü’nün 104 yıllık tarihindeki en önemli başarı olacaktı. Sarı-kırmızılı takım bu hedefini gerçekleştirebilseydi hem Avrupa, hem de Türk futbolunda ses getirecek bir başarıya imza atacaktı. Sezonun son çeyreğinde teknik direktörlük koltuğuna oturan Bülent Korkmaz, 2000 yılında kupayı kaldıran takımın kaptanıydı. Eğer teknik direktör olarak bu kupayı kaldırabilmiş olsaydı, Hollandalı Huub Stevens’le birlikte bu kupayı hem futbolcu hem de teknik direktörken kaldıran ikinci kişi, Galatasaray çatısı altında ise hem futbolcu hem de teknik direktör olarak kaldıran ilk kişi olacaktı. Kupa kazanıldığı 2000 yılında kadroda bulunan Hasan Şaş, bu yıl da UEFA Kupası’nı kaldırarak, bu kupayı iki kez kazanma başarısını gösteren ilk Galatasaraylı futbolcu olacaktı. G.Saray, turu geçemeyerek, belki de kupayı kazanamayarak yaşanan küresel ekonomik krizde önemli bir gelir kapısını kapamak zorunda kaldı. Bilindiği gibi UEFA Kupası’nda mücadele eden takımlar, Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden takımlara göre kasasını daha az doldurabiliyor. Fakat Meira’nın maliyeti ve satışı arasındaki 1 milyon avroluk farkı bile kar olarak gören G.Saray, UEFA Kupası’na uzanabilseydi bunun çok daha fazlasını kazanacaktı. Atlanan her tur ve kupa karşılığında UEFA tarafından verilecek ödül, reklamlar, televizyon yayını, bilet ve kulüp ürünlerinin satışından sağlanacak gelir ile Galatasaray’ın 20 milyon avroya yakın bir kazanç elde etmesi olasıydı.Gelgelelim Galatasaray dokuz yıl önce kazandığı UEFA Kupası’nı da nakde çevirememişti. İç çekişmeler nedeniyle kulüp, tek bir lisanslı forma bile satamamıştı. Şimdi benzer bir basiretsizlik göstererek, Servet’in sakatlanmasıyla en zayıf mevki haline gelen defansın en önemli oyuncusunu, en kritik maç öncesinde elinden çıkardı. Galatasaray finalde UEFA kupasını kaldırmış olsaydı, UEFA Kupası tarihinde 1998’den bu yana oynanan tekli finallerde ezeli rakibinin sahasında bu kupayı kazanan ilk takım olacaktı. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın arasındaki maçların dünya derbileri arasında önemli […]

Volkan Ağır Türkiye’yi Avrupa kupalarında hâlâ temsil eden tek takım Galatasaray. Sarı-kırmızılı ekibi UEFA Kupası’nda Fransa’nın Bourdeaux takımıyla 18 Şubat ve 26 Şubat’ta oynayacağı zorlu iki maç bekliyor. Hedef tabii ki 20 Mayıs 2009’da İstanbul’da oynanacak finale kalıp, kupayı kaldırmak. Bu nedenle kadrosu, geçmiş yıllara oranla geniş tutuldu; Avrupa liglerinin Baros, Lincoln gibi önemli golcüleri istihdam edildi. Ve bir yenilgi dışında iyi sonuçlar alarak kupada son 32’ye kaldı. Gelgelelim Galatasaray’ın bu tura yükselmek için mücadele ettiği B Grubu’nda ikinci olması ve bunun bir sonucu olarak Şampiyonlar Ligi’nden gelen bir takımla eşleşmesi, kupa şansının sona ermesi olarak da yorumlandı. Gerekçe, Şampiyonlar Ligi’nde yer almayı hak eden en kötü takımların bile UEFA gruplarında mücadele eden ekiplerden daha iyi olmasıydı. Oysa kupanın ilk turunun grup usulüne göre oynandığı 2004’ten bugüne alınan sonuçlar, durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Şampiyonların UEFA karnesi 2004 yılından bugüne dek UEFA’ya Şampiyonlar Ligi’nden gelip kupaya ulaşan olan tek takım CSKA Moskova. Kupanın 2006’daki sahibi Sevilla grubu 7 puanla birinci sırada tamamlamıştı. Aynı başarıyı 2007’de de tekrarlayan İspanyol ekip o yıl, grubunda yine 7 puanla ve ikinci sırada yer almıştı. 2008’in şampiyonu Zenit St. Petersburg ise grubundan tek puan farkla ve neredeyse mucize ile çıkmayı başarmıştı. AZ Alkmaar son maçında 2-3 yenilmeyip, 3-3 berabere kalsaydı Zenit ve AZ’nin puanları, averajları, attığı ve yediği gol sayıları eşit olacaktı. Zenit, rakibinin yediği bu tek golle gruptan çıkmış ve kupaya uzanmıştı. 2005, 2006 ve 2007 yıllarında Şampiyonlar Ligi’nden elenerek UEFA Kupası’nın son 32’sine giren sekiz ekipten sadece üç tanesi bir üst tura yükselip son 16’ya girmeyi başarabildi. Sadece 2008’de bu sayı beşe yükseldi. Ancak yine sonuç değişmedi ve kupa yine gruplardan gelen Zenit’in oldu. Kupalar yerli hocaların Bu yıl 38.’si oynanan UEFA Kupası’nı bugüne dek 24 takım kazandı. Kupaya üçer defa uzanan İtalya’nın Juventus ve İnter ekipleri yine İtalyan teknik direktörler çalıştırıyordu. […]

Volkan Ağır Bir ölüm kalım maçı oynandı dün gece Basel St. Jakob Park Stadı’nda. Kazanan taraf şampiyonaya devam etme umudunu son maça taşıyacaktı. “Kendisini hatırlatmaya” gelen ve bunun için de sahaya gerçek kimliğini koyması gerektiğini hatırlayan milli takımımız kazanandı. Bu galibiyetle de bizi 2006 Dünya Kupası’nın dışına iten İsviçre’yi, kendi evindeki “parti”den kapı dışarı etmiş olduk. Avrupa Şampiyonası’na ilk kez katıldığımız 1996’dan beri sahip olduğumuz geleneği bozmamış ve ilk maçımızda Portekiz karşısından puansız ve golsüz ayrılmıştık. Bu mağlubiyetin endişe veren tarafı gol atıp ve puan toplayamamamız değil, futbolumuzu bile hatırlayamamızdı. Milli takım rakipten çok koşsa da bir türlü bir icraat geliştirememişti Portekiz karşısında. En güzel yorum Fenerbahçe’nin eski yıldızı Van Hooijdonk’tan geldi. “Evet Türk Milli Takımı çok koştu. Aurelio kimi tutacağını ararken, Tuncay’da geriye gelip top almak için çok koştu.” Artık istatistiklere nitelik olarak değil de nicelik olarak bakılmasının zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Açılış maçında Çeklere yenilen İsviçre ile oynanan maç, final havasına bürünmüştü bu nedenle. Neden kaybettik, nasıl kazandık? Portekiz maçını kaybettik çünkü hazırlık süreci boyunca “4-3-3 oynayacağız” diyen Fatih Terim, takımı 4-1-3-1-1 dizilişinde sahaya sürdü. Kanatları çok kullanan ve en önemli gücü kanat futbolcuları olan Portekiz’e sökmeyecek tek diziliş bu idi. Çünkü orta üçlünün sağındaki ve solundaki oyuncular defansa dönük “vefasız” oyunlarıyla bilinen isimlerdi. Bu, defanstaki kanat savunucularını zor durumda bıraktı. Tek forvet oynamaması gerektiği vurgulanan Nihat Kahveci ortada oynatıldı ve varlık gösteremedi. İsviçre maçını kazandık çünkü Fatih Terim, bu sefer doğru oyuncuları seçti. Doğru taktikle maça başlandı. Yağmurla birlikte saha şartları bozulana kadar da, sahadaki kadronun yanlış olduğunu gösteren bir durum yaşanmadı. Nihat, daha doğrusu Nihat’ın yine tek forvet oynatılması dışında. Terim bu yanlıştan da ikinci yarıda döndü. Mehmet Aurelio’nun yanına bir kesici oyuncu daha ekleyerek orta sahanın ortasını sağlama aldı. Arda ve Tuncay’ı kanatlara gönderdi. Semih’i oyuna alarak Nihat’ı. kaybolduğu santrfor bölgesinden Semih’in arkasına, serbest bölgeye […]

Volkan Ağır Dün akşam Avrupa’nın en büyük ikinci kupası olarak nitelendirilen UEFA Kupası’nın finali, Rusya’nın Zenit ve İskoçya’nın Glasgow Rangers kulüpleri arasında oynandı. Karşılaşmanın Türkiye’deki yayın haklarını Show TV satın aldı ve günlerce bu maçın reklamını yaptı. Ancak karşılaşmanın başlamasına dakikalar kala, ekranda beliren altyazıyla, canlı yayın yapmayacağını ve maçın 23:25’te banttan yayınlanacağını duyurdu. Maçın başladığı dakikalarda hâlâ, Show TV’nin internet sayfasındaki yayın akışında maçın 21:45’te canlı yayınlanacağı bilgisi yer alıyordu. Anasayfadaki “UEFA Kupası heyecanı Show TV’de” yazan linki tıklayınca gördüm ki, maçı internetten yayınlanıyor. Ama 5 avro karşılığında! Canlı yayından kast ettikleri, ceplerini canlandırmakmış demek ki. İzleyiciden, kişi başı 5 avro kazanmak için yapılan bu uygulamanın ne kadar adil olduğuna siz karar verin. Ancak bir maçın (hele ki UEFA Kupası finalinin) canlı yayınlanmamasının çok önemli bir özrü olmalı. Çünkü bir futbol müsabakasını seyretmenin başlıca nedeni, sonucunu önceden bilememenizdir. Sonucunu bildiğimiz bir spor hadisesini hangimiz izlemek isteriz? Gelgelelim, maç saatinde kanalda Acun Ilıcalı’nın sunduğu “Var Mısın Yok Musun” yarışması yayınlanıyordu. Televizyon izleyicisinin yoğun ilgi gösterdiği bilinen bu yarışma, banttan yayınlanıyor. Televizyon yayıncılığından hiç anlamam. Ama banttan olduğu yayın saati kaydırılabilecek bir yarışmanın, canlı verilmediği durumda “çöpe gidecek” bir UEFA finaline tercih edilmesini hiç anlayamıyorum. Üstelik bu maçın, Türk izleyicisi için farklı bir anlamı da vardı. Çünkü Avrupa’nın zirvesindeki takımlardan birini belirleyecek olan bu karşılaşmada milli oyuncumuz Fatih Tekke de ter dökecekti. Fatih,Yıldıray Baştürk’ün Bayer Leverkusen formasıyla 2001 yılında Real Madrid’e karşı oynadığı Şampiyonlar Ligi Finali’nden sonra, yabancı bir takımla Avrupa’da final oynayan ikinci futbolcumuz olacaktı. Sadece bu bile, bu maçı televizyondan izleme hakkını bize veriyordu. Ama yayınlanmadı. Kazık yedik. Yediğimiz kazık 5 avroyla ölçülebilecek bir kazık da değil üstelik. Ben, vefalı bir arkadaşımın yardımıyla maçı internetten, hem de bedavaya seyrettim. Fatih Tekke 90 dakika boyunca oyunda kaldı ve iyi bir performans gösterdi. Uzatma dakikalarında, takımının ikinci golünün pasını da verdi. […]
Volkan Ağır İngiltere’nin en prestijli kupalarından Federasyon kupasında bu sezon bir çok süpriz yaşandı. Son dört takım arasına sadece bir tek Premier Lig ekibi girebilirken, diğer takımlar ise Premier Ligin bir alt ligi olan Championship’tendi. Yarı final karşılaşmalarından galip gelen iki takımdan biri West Bromwich Albion’ı eleyen Premier Lig ekibi Portsmouth, diğeri de Liverpool ve Chelsea’yi eleyip büyük bir sürprize imza atan Barnsley takımını eleyen Cardiff City oldu. Geçtiğimiz yıl Federasyon kupası finalini Manchester United ve Chelsea’nin oynamasının ardından bu seneki final, futbol açısından biraz sönük geçecek gibi görünüyor. Ancak bu yılki final de farklı yönleriyle öne çıkıyor. Daha önce 1927 yılında kupayı kazabilen Cardiff’in, 81 yıl sonra finale çıkması taraftarlar arasında büyük bir sevince yol açsa da, İngiltere Futbol Federasyonu ve UEFA’yı çok farklı tartışmalara itti. Kurallara göre kupayı kazanan takım gelecek sezon doğrudan UEFA kupası’nda oynama hakkını kazanıyor. Kupayı kazanamayan takım ise eğer kupayı kazanan takım Premier Lig’de bulunduğu sıralama sayesinde UEFA Kupasına katılmaya hak kazanmışsa, geçtiğimiz sezon Erciyesspor’da olduğu gibi kupaya katılma hakkını elde ediyor. Kupayı kazanmaları durumunda Avrupa kupalarında oynamayı hak eden takım, Galler takımı olduğu için bu iki hakka da sahip olamıyor. Çünkü Galler takımları ancak kendi şampiyonalarında başarı elde etmeleri halinde Avrupa kupalarında mücadele etmeye hak kazanabiliyor. İngiltere Futbol Federasyonu’na kayıtlı olan Cardiff, UEFA Kupasında oynayabilmek için çoktan harekete geçip itirazlarını Federasyon’a ve UEFA’ya iletti. İngiliz Federasyonu’ndan olumlu yanıt alan Kulüp, gelecek sezon Avrupa kupalarına katılabilme konusunda ümitli. Emsal oluşturan örnekleri ise çok tanıdık. Monako Prensliği’nin takımı olan Monaco Kulübü yıllardır Fransa Ligi’nden Avrupa kupalarına katılıp başarılar kazanıyor. İngiliz Futbol Federasyonu UEFA kupalarında oynayabilme hakkını Cardiff’e verirken bunun karşılığında seremonide Galler milli marşının çalınması konusunda baskı yapmamasını istiyor. Galler Spor Bakanı Rhodri Glyn Futbol Federasyonu’nun kendi milli marşlarını çalmasını istese de Cardiff Teknik Direktörü, bu kupanın finalinde Wembley Stadyumu’nda olma onurunun yeterli olduğunu düşünüyor. […]