Etiket yazar

“Kınıyoruz”

Türkiye Yayıncılar Birliği, Frankurt Kitap Fuarı organizasyonuna, Ulusal Yürütme Kurulu’nun tasarruflarına ve bazı yayıncılara getirilen eleştirileri 13 Kasım’da yayınladığı basın duyurusu ile cevapladı. “2008 Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı ve telif ajansları” başlıklı bu duyurunun tamamını yayınlıyoruz. Uluslararası kitap fuarları ülkelerin kültür ve sanatının tanıtıldığı, yazarların ve eserlerinin dünya pazarına çıkarıldığı önemli organizasyonlardır. Bilindiği üzere Türkiye 1999 yılına kadar uluslararası fuarlarda Kültür Bakanlığı’nca temsil edilmekteydi. Kültür Bakanlığı bu fuarlarda ülkelerin sivil toplum kuruluşları tarafından temsil edilme geleneğine uyarak bu görevi 1999 – 2005 yılları arasında Türkiye Yayıncılar Birliği’ne devretmiştir. Yazarlarımızın yurtdışı yayın haklarını elinde bulunduran telif ajanslarının Türk Edebiyatı’nın dışa açılımında çok önemli rollerinin olacağı bilinciyle, 2004 yılından itibaren telif ajanslarının desteklenmesi birliğimizce planlanmıştır. Bu bağlamda 2004 yılı Frankfurt Kitap Fuarı’nda, yurtdışına yönelik Türk yazarlarının haklarını satma yönünde çalışma yapan bir telif ajansına ajans bölümünde bir masa kirası, uçak bileti ve harcırahın yanı sıra, telif satışına yönelik hazırladığımız kataloglarla destek verilmiştir. Aynı desteğimiz 2005 yılı Frankfurt Kitap Fuarı’nda da sürdürülmüştür. 2006 yılında Kültür Bakanlığı tarafından aynı ajanslara; 2007 yılında dört ajansa daha maddi destek devam etmiştir. Ayrıca birliğimizce hazırlanıp bakanlığa sunulun TEDA projesinin hayata geçirilmesiyle telif satışlarına dolaylı destek sağlanmıştır. Ajanslara sağlanan desteğin sadece Frankfurt Kitap Fuarı’yla sınırlı kalmayıp, diğer uluslararası fuarlarda da devamının Türk Edebiyatı’nın daha geniş boyutlarda tanıtılması açısından yararlı olacağı konusunda Kültür Bakanlığı nezdinde çalışmalar yürütülmüş ve bu fuarlara devlet desteği ile ajanslarımızın katılımı sağlanmıştır. Türkiye Yayıncılar Birliği fuar organizasyonları için Kültür Bakanlığı’nca tahsis edilen kısıtlı bütçelerden ajans kuruluşlarına da pay ayırmak suretiyle destek vermeyi ilke olarak kabul etmiştir. Fuar çalışmalarını 1999’dan bu yana yürüten birliğimiz ve görevli arkadaşlarımız hiçbir maddi karşılık beklemeden Kültür Bakanlığı’nın sağladığı sınırlı olanaklar çerçevesinde çalışmışlardır. Türkiye’nin 2008 yılında konuk ülke konumunda olması bu arkadaşlarımızın çabaları ve emekleri sonucu gerçekleşmiştir. Fuar bitiminde destek verdiğimiz tüm yayıncı ve ajanslardan telif satışları hakkında bilgi notu istememize […]

“Frankfurt’un hesabı verilmeli”

SantralHaber’de yayınlanan Frankfurt Kitap Fuarı ile ilgili bir haber beni hem şaşırttı hem de korkuttu! Haberde, Ulusal Yürütme Komitesi’nin desteği ile Frankfurt’a götürülen ve yüz binlerce avro harcanarak ağırlanan 102 yayınevinin sattığı telifler soruluyordu. Bu sorunun cevabını herkes gibi ben de merak ediyorum. Zira Ulusal Yürütme Komitesi, tüm ikaz ve teamüllere aykırı olarak 102 yayınevini Frankfurt’a telif haklarını satmaya götürmeyi seçmişti. Ve bu seçimleri Türkiye’nin kültür sanat harcamalarından yüz binlerce avroya mal oldu. Ben günlerdir bu yayınevlerinin telif satıp satamadığını sorguluyorum. Ama cevap veren yok. Zira eminim ki bu 102 yayınevinin satmayı başardığı telif yok. Bu kaynakla elde edilebilecek sonuçları düşününce insan kızmadan da edemiyor. Tüm dünya yayıncılığının da bildiği gibi Frankfurt’ta telif alış-verişi ajansların olduğu 6’ıncı salonda 2. katta yapılır. Ben de burada senelerdir telif satıyorum. Bunu Ulusal Yürütme Komitesi üyeleri de bal gibi bilir; yoksa Ulusal Yürütme Komitesi başkanı olan yayınevi sahibi senelerdir bu salonda neden yayınevine yeni kitaplar bulmak için görüşmeler yapsın ki? Frankfurt geçti bitti. Simdi kol kırılır yen içinde kalırdan vazgeçip komiteden “gerçek” bir rapor almanın zamanı gelmedi mi? Frankfurt’a götürülen 100 küsur yayınevinin sattığı telifler konusunu ben çok merak ediyorum. Ve program dışı bırakılan ajanslar ne yaptılar? Ulusal Komite’nin “yayınevleri telif satabilir” tezi ne kadar doğru çıktı? Zira tüm fuar programını buna göre inşa etmişlerdi. Açıklamalarında da yayınevlerini desteklediklerini açıkça söylüyorlardı. Benim iddiam 100 küsur yayınevine nakit olarak ödenen aşağı yukarı 150 bin avro ve bilet bedeli olarak ödenen 30-40 bin avronun çöpe atıldığıdır (ki fuar kapsamında harcandığı belirtilen 7 milyon Avro’nun nereye harcandığı konusu da herhalde merakınızı celbeder!). Bu desteğe asla ihtiyacı olmayan yayınevlerinin (düşünebiliyor musunuz koskoca Yapı Kredi, Doğan Kitap, şu, bu, 1000 küsur avro destek almasa sanki katılamayacaklardı fuara) toplumun diğer kesimlerinden beklediği etik, ahlak vs. kurallarını hiçe sayarak, Türk yazarların haklarını satmak için değil ama sadece kendi ilişkileri için ve […]

2008 Türkiye’sinde ifade özgürlüğü

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Yazar Nedim Gürsel’in, “Allah’ın Kızları” isimli romanı hakkında, “Dini değerlere hakaret ve aşağılama” iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Türkiye Yayıncılar Birliği’nin 2008 yılı Yayınlama Özgürlüğü Raporu’na göreyse bu yılın ilk 6 ayında 22 yayınevinden çıkan 38 yazarın 47 kitabı hakkında soruşturma ve dava açıldı. Mersin 78’liler Derneği ile Mersin 68’liler Derneği’nin 6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş ve arkadaşları için ortaklaşa gerçekleştirdiği anmaya, “suçu ve suçluyu övmek” iddiasıyla; Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan operasyonlarda İşçi Partisi Genel Merkezi’nde Yargıtay’a ait ayrıntılı krokisinin bulunduğunu yazan Taraf gazetesi muhabiri Soner Arıkanoğlu’na da iftira, yargıyı etkileme ve gizliliği ihlal iddialarından dava açıldı. Bu arada Uydudan yayın yapan Hayat TV, “Roj TV’ye görüntü geçtiği” gerekçesiyle karartıldı. “Düşmanı peygamberi övse inandırıcı olmaz” Yazar Nedim Gürsel’in geçen mart ayında Doğan Kitap tarafından yayımlanan kitabı “Allah”ın Kızları” adlı romanı hakkında yapılan şikâyet üzerine “dini değerlere hakaret ve aşağılama” iddiasıyla soruşturma açıldı. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi uyarınca başlattığı soruşturmada dava açılması halinde Gürsel hakkında, “suçun kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde” 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla dava açılabilecek. Hakkında soruşturma açıldığı haberini Fransız yayıncısı ile birlikte Anadolu üzerine hazırladığı kitabın araştırmaları için bulunduğu Harran’da alan Gürsel ifade vermek üzere İstanbul’a döndü. Hem şaşırdığını hem de üzüldüğünü belirten Gürsel, “Ben bir yazarım. Dini aşağılamak gibi bir amacım olamaz. Kitabım İslam’ın doğuşunu anlatan, peygamberimizi odak noktasına yerleştiren, çok sesli bir roman. Onun düşmanlarına peygamberi övdürseydim roman inandırıcı olmazdı. Kesinlikle kutsal olanı ve insanların dinsel inançlarını rencide edici yönü yok. Romanda söz konusu edilen her şey İslam tarihinde ve eski İslam kaynaklarında var. Türkiye’de bir romanın dava konusu olması ihtimali beni şaşırttı. Türkiye’de bu konuda çok yol alındığını zannediyordum. Uzun Sürmüş Bir Yaz adlı kitabım 159. maddeden yargılanmıştı. İlk Kadın adlı romanım da 426. maddeden yargılanmıştı. Ama bütün bu davalardan aklandım. Aradan 28 yıl geçti. Kitaplarım çeşitli yabancı […]

“Yazı yazmak kutsal bir şey değil”

Haber: İşvecan Nur Özeninozen@medyakronik.comKameraman: Erdem Özüer Ahmet Ümit kimdir? Polisiye romanın tanınan isimlerinden Ahmet Ümit, 1960 yılında yedi kardeşin en küçüğü olarak Gaziantep’te dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra 1978 yılında İstanbul’a gelerek Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi’nden mezun oldu. 1985–1986 yıllarında Moskova’da Sosyal Bilimler Akademisi’nde eğitim aldı. Ahmet Ümit’in yayımlanan ilk kitabı Sokağın Zulası, yazın dünyasında tanınmasını sağlayan eser ise Çıplak Ayaklıydı Gece adlı öykü kitabı oldu. Çıplak Ayaklıydı Gece’yle, Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü’nü kazandı. 1994 yılında ATV için çekilen “Çakalların İzinde” adlı polisiye dizinin öykülerinin ve senaryosunun yazılmasına katkıda bulundu. Ardından da 1995’te çeşitli gazete ve dergilerde Franz Kafka, Dostoyevski, Patricia Highsmith, Edgar Allan Poe ve polisiye roman yazarları üzerine inceleme ve tanıtım yazıları kaleme aldı. Kitaplarının tümünde var olan gerilim duygusu ise Sis ve Gece adlı polisiye romanında kendisini tümüyle dışa vurdu. Sis ve Gece Türkiye’de yankı uyandırdı, tartışmalara yol açtı. Yunanistan’da yayımlanarak yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye yapıtı unvanını kazandı. Ayrıca öykülerinden yola çıkılarak Uğur Yücel tarafından Karanlıkta Koşanlar ve Cevdet Mercan tarafından Şeytan Ayrıntıda Gizlidir dizileri yapıldı. Sis ve Gece adlı romanı 2007 yılında Turgut Yasalar tarafından sinemaya uyarlandı. Eserleri Sokağın Zulası, 1989Çıplak Ayaklıydı Gece, 1992Bir Ses Böler Geceyi, 1994Masal Masal İçinde, 1995Sis ve Gece, 1996Agatha’nın Anahtarı, 1999Kar Kokusu, 1998Patasana, 2000Kukla, 2002Beyoğlu Rapsodisi, 2003Aşk Köpekliktir, 2004Başkomiser Nevzat, Çiçekçinin Ölümü, 2005Kavim, 2006Ninatta’nın Bileziği, 2006İnsan Ruhunun Haritası, 2007Olmayan Ülke, 2008