Yansak da dokunuruz diyenler TÜYAP'taydı

Ahmet Şık'ın "000Kitap: Dokunan yanar" adıyla yayınlanan kitabına imza koyan yazarlar TÜYAP'ta basın toplantısı düzenledi

Ahmet Şık'ın "000Kitap: Dokunan yanar" adıyla yayınlanan kitabına imza koyan yazarlar TÜYAP'ta basın toplantısı düzenledi

Ahmet Şık'ın "İmamın Ordusu" adıyla tanınan ve internette "Dokunan yanar" adıyla yayınlanan kitabı 125 imzayla kitapçılarda
Gün Zileli* Beni belki biraz saf bulacaksınız ama yakın zamana kadar, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in peşindeki iz sürücüler, yazılı kâğıt takipçileri sürüsünün sadece halihazır iktidarın emrindeki polis ve savcılardan ibaret olduğunu sanıyordum. Meğer bu gazeteci avlama sürünün içinde epeyce polis köpeği de varmış. Kölelik dönemini anlatan bir illüstrasyon asılı dururdu başucumda, birkaç yıl öncesine kadar. Oradan oraya taşınırken sanırım kayboldu. Kölelerin başında bir köle-güdücü var, aynı diğer kölelere benziyor; onlardan tek farkı elindeki kırbacı. Demek kurban, avcıdan önce kendi gibi bildiğinden korkmalı. Tarafgazetesinin yazarlarından Emre Uslu’nun, Ozan Kütahyalı’nın yazdıkları bir süredir kanımı donduruyordu da, Halil Berktay’ın da aynı mealde polisiye bir yazı yazacağını nedense düşünmemiştim; belki de yaşananlar ne olursa olsun, insan eski arkadaşlarına bazı berbat davranışları yakıştırmaktan ısrarla imtina ediyor, psikolojik bir olay bu sanırım. Benim bir zamanlar o kadar yakından tanıdığım, gizlendiğimiz evlerde aynı lahmacunu paylaştığım, aynı makarnaya kaşık salladığım arkadaşım, şimdi nereye giderse gitsin bu kadar kötü olamaz, bu kadarını da yapamaz düşüncesi ya da ruhsal savunusu diyelim. Ama Cemal Süreya’nın deyişiyle, “bu da oldu işte” ve eski arkadaşım Halil Berktay da, Tarafgazetesinin (Zamanokumuyorum) bir kısım “gazeteci”-polislerinin girdiği yola girip o meşum yazıyı yazdı: “Ergenekon Yaşıyor Hâlâ”. Halil Berktay, Ahmet Şık’la Nedim Şener’i, aynı polis ve savcı Zekeriya Öz gibi, yazdıklarından dolayı suçlamaya girişmeden önce bugünkü hapishaneler düzeniyle 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerindeki hapishaneler düzenini karşılaştırıyor ve o günlere göre tutukluların kendilerini çok daha özgürce ifade ettiğini söylüyor: “Siz zulüm görmemişsiniz; insan utanır böyle şeyler yazmaya-söylemeye. 1971 ve 1980’de dikta rejimleri vardı ve bütün ülkede sıkıyönetim hüküm sürüyordu. Dayağı, işkenceyi, askerî hapishane koşullarını geçtim. ‘İhtilattan men’ edilmemişseniz, ancak aynı soyadını taşıyan yakın aileniz gelebiliyordu, haftada on dakika görüşe. Fotoğraf çektirmekmiş, sağa sola mektup yazmakmış, kamuoyuna seslenip kendinizi savunmakmış; ne mümkün! (…) Şimdiyse durum şöyle: görüş fiilen sınırsız ve kısıtsız (…); haberleşme serbest; isteyen mektup kaleme […]
İstanbul Bilgi Üniversitesi Çalışanları, tutuklanan Öğretim Görevlisi Ahmet Şık’a destek için bugün bir basın açıklaması yaptı ve ardından forum düzenledi. Açıklama sonrasında “Ahmet’in Arkadaşları Ahmet’i Anlatıyor” başlıklı forum için E3 binasına giren “Ahmet’in arkadaşları”, Savcı Öz’e iletilmek üzere Şık ve Mavioğlu’nun iki ciltlik kitabını kargoya verdi. Haber: Mehmet Özer Kamera: Berk Büyükbalcı

“Ahmet’in ‘Ergenekoncu’ şüphesiyle tutuklanması talep eden Savcı Öz, onun yazdığı Ergenekon kitabından habersizdi. Bu kitap Ahmet’in herhangi bir kontrgerilla üyesi/yandaşı olmadığına dair en açık delildi. Ancak henüz bitirmediği bir kitap delil sayıldı.” HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi Çalışanları, tutuklanan Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü Öğretim Görevlisi Ahmet Şık’a destek etkinliği düzenliyor. Şık’ın üniversite ve basından çalışma arkadaşlarının katıldığı etkinlik, saat 11:15’te bir basın açıklamasıyla başladı. Grup adına açıklamayı, Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü Öğretim Görevlisi ve HaberVs Editörü Güventürk Görgülüokudu. Şık’ın Ergenekon terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmasını talep eden Savcı Zekeriya Öz’ün, Şık’ın meslektaşı Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yazdığı Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu: Kırk Katır Kırk Satır adlı iki ciltlik kitaptan haberi olmadığını söyleyen Görgülü “Bu iki ciltlik kitap, onun herhangi bir kontrgerilla üyesi/yandaşı olmadığına ve olamayacağına dair en açık delildi. Fakat Ahmet’in üzerinde çalıştığı, henüz tamamlanmamış ve yayınlanmamış kitabını terör örgütü üyeliği için delil kabul etti” dedi. Açıklama sonrasında “Ahmet’in Arkadaşları Ahmet’i Anlatıyor” başlıklı forum için E3 binasına giren “Ahmet’in arkadaşları”, Savcı Öz’e iletilmek üzere Şık ve Mavioğlu’nun iki ciltlik kitabını kargoya verdi. Bilgi Üniversitesi Çalışanları tarafından yapılan basın açıklamasının tam metni şöyle: Arkadaşımız, gazeteci ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ahmet Şık, 3 Mart 2011 Perşembe günü, evinin ve Bilgi Üniversitesi’ndeki ofisinin aranmasından sonra gözaltına alındı. Çıkarıldığı mahkeme tarafından 6 Mart Pazar günü sabaha karşı tutuklandı. Gözaltını takip eden süreçte, basının ve kamuoyunun gösterdiği sert tepki, “Ergenekon’un son dalgası”nda yer alan iki ismin; Ahmet Şık ve Nedim Şener’in, Ergenekon davasına dâhil edilmesindeki adaletsizliği, vicdansızlığı, hukuksuzluğu, despotluğu ve gülünçlüğü açığa çıkarıyordu. Ergenekon’un medya ayağına dâhil olduğu söylenen bu iki isim, Ergenekon davasını başından beri koşulsuz destekleyenler açısından bile, yalnızca ve yalnızca “dürüst, onurlu araştırmacı gazetecilik”le anılabilecek isimlerdi. Ahmet Şık, 20 yıllık gazetecilik yaşamında köyleri yakılan, göçe zorlanan, çocukları bir gün aniden ortadan kaybolan Kürt halkının, üniversite kapılarında coplanan […]

“Yargılama makamlarına güveni kalmadığı” gerekçesiyle davadan çekileceğini duyuran Ahmet Şık’ın avukatı Akın Atalay’a göre, soruşturmayı yürüten ve gazetecilerin tutuklanmasını talep eden Savcı Zekeriya Öz, Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun yazdığıKontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu: ‘Kırk Katır Kırk Satır kitabından habersiz. HaberVsSavcılık ve mahkeme huzurunda geçen her anın dolaysız, doğrudan tanığı olduğunu, “soruşturmanın gizliliği” ilkesine inandığını ancak gelinen noktada bu ilkenin yalnızca “şüpheliye karşı gizliliğe” dönüştüğüne gördüğünü söyleyen Akın Atalay, dün bu konuda yazdığı mesajda şunları söylüyor: “İlk kez gördüğüne kalıbımı basarım” 03 Mart 2011 Perşembe günü “Ergenekon terör örgütü üyeliği” suçlaması ile gözaltına alınanlar arasındaki gazeteci Ahmet Şık’ın, gözaltına alınışından Metris cezaevine götürülene kadar geçen son üç günlük süreçte avukatı olarak, bu süreci yaşadım. İfade tutanaklarına zorluklarla geçirte bildiklerimiz dışında, asıl yaşanan gerçeklik, karşılıklı diyaloglardır. Anlatacak çok şey var. Ama hepsi de dehşet verici, ürkütücüdür. Sadece bir anekdot aktarayım. Ben savcıya, Ahmet Şık’ın Ertuğrul Mavioğlu ile 2010 yılında yazdığı iki ciltlik Ergenekon kitabından söz ettiğimde, haberi ve bilgisi olmadığını söyledi. Derhal dışarıdaki arkadaşlardan isteyip, odaya getirttik. Bir yandan sorulara devam ederken bir yandan da kitaba göz gezdirdi. Eğer çok iyi ve yetenekli bir aktör değilse, kitabı ilk kez gördüğüne ve duyduğuna kalıbımı basarım. Sordum: “Gerçekten mi ilk kez duydunuz ve gördünüz?” Yanıtladı: ‘Evet.’ Ve devamla şunları söyledi: “Ya ben bu son gözaltı ve aramalarda kaç kişi ile ve kimlerle ilgili yakalama ve arama istenildiğini bilmiyorum. Ahmet Bey’in de ismi var mı yok mu dikkat etmedim; biliyorsunuz emniyet bizden talep ediyor, biz de çoğu zaman olduğu gibi imzalayarak mahkemeye havale ediyoruz.” İşte, hükümetin ‘yargının tasarrufudur’ dediği olayın aslı astarı budur… “Soruşturmanın gizliliği, şüpheliye karşı gizliliğe dönüştü” Bugüne kadar, ‘soruşturmanın gizliliği’ ilkesi ne hep uydum. Buna uymamın nedeni, sadece uymamanın bir suç olması ve yaptırıma bağlanması nedeniyle değildi. Ben, bu ilkenin konuluş amacının ve koruduğu hukuksal değerin doğruluğuna da inanıyorum. Fakat gelinen […]

Ergenekon soruşturmasının mahkemeye sunulan ikinci iddianamesi bugün (25 Mart 2009) kabul edildi. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle aralarında emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’un da bulunduğu 56 sanık hakkında daha dava açılmış oldu. Sanıklara darbe planlamak, örgüt kurmak ve yönetmek, örgüt üyeliği, fişleme yapmak, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri elde etmek, halkı isyana tahrik, askerleri itaatsizliğe teşvik etmek gibi 23 ayrı suçlama yöneltildi. Muvazzafken soruşturmaya dahil edilen 4 teğmen ve emekli olmuş rütbeli 7 askerle birlikte toplam 11 asker sanığın yer aldığı iddianamede tutuklu sanıklardan JİTEM’in kurucularından Emekli Albay Arif Doğan ile Muzaffer Öztürk’e uyuşturucu ticareti yapmak suçlamaları da yöneltildi. Soruşturmayı yürüten 6 savcı tarafından hazırlanan yaklaşık 2 bin sayfalık iddianame 15 gün önce, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulmuştu. Davanın ilk iddianamesinde de 86 sanık bulunuyordu. Asker, gazeteci, siyasetçi sanıklar Emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon, Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Emekli Tuğamiral İlker Güven, Emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Emekli Hakim Albay Tanju Güvendiren, emekli albay Arif Doğan, teğmenler Mehmet Ali Çelebi, Noyan Çalıkuşu, Eren Mumcu, Hasan Hüseyin Uçar ikinci iddianamenin asker sanıkları olarak davadaki yerlerini aldı. Tuttuğu notlar ve günlüklerden darbe planlarının içinde yer aldığı ortaya çıkan Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan, Ufuk Büyükçelebi, Fatma Sibel Yüksek, Merdan Yanardağ, Adnan Bulut ve Evrim Baykara da yeni iddianameyle birlikte Ergenekon’un sanık gazetecileri arasına katıldı. Gazeteci sanıklara darbe girişiminde bulunmak, örgüt üyesi olmak ve devlete ait gizli bilgileri bulundurmak suçlamaları yöneltildi. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün eşi Ferda Paksüt’ün örgüte bilerek yardım etmekle suçlandığı iddianamede AKP eski Milletvekili Turhan Çömez darbe girişiminde bulunmak ve silahlı terör örgütü üyesi olmakla, yine AKP eski Milletvekili Emin Şirin de örgüt üyeliğiyle suçlandı. Sırada 77 şüpheli daha var İstanbul Cumhuriyet Savcıları Ercan Şafak, Mehmet Ali Pekgüzel, Fikret Seçen, Mehmet Murat Yönder, Zekeriya Öz ve Nihat Taşkın tarafından […]
Medyakronikinfo@medyakronik.com Ergenekon soruşturması savcısı Zekeriya Öz, son operasyonlarda gözaltına alındıktan sonra tutuklanmaları istemiyle çıkarıldıkları mahkemeden bırakılan zanlıların serbest kalmalarına itiraz etti. Zekeriya Öz 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduğu itiraz dilekçesinde Mustafa Balbay’ın da aralarında bulunduğu 9 zanlının yeniden tutuklanmasını talep etti. Tutuklanması istenenler arasında, son operasyonda gözaltına alındıktan sonra savcılıktan serbest bırakılan Erol Mütercimler bulunmuyor. Savcı Öz’ün talebinin kabul edilmesi halinde Mustafa Balbay, Barbaros Hayrettin Altıntaş, İlker Güven, Ufuk Büyükçelebi, Neriman Aydın, Tunç Akkoç, Murat Avar, Hamza Demir ve Siyami Yalçın tutuklanacak. Bu arada soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra Metris’e konulan emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur ile Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün de, çete ve terör suçlarından yargılananlar için inşa edilen Kandıra F Tipi Cezaevine nakledildi.İddianame nihayet açıklanıyor Soruşturmanın başlamasının üzerinden 1 yıldan uzun bir zaman geçmesine rağmen, bir türlü hazırlanamayan iddianamede hafta sonuna kadar açıklanıyor. Anadolu Ajansı’nın haberine göre başsavcılığa sunulması beklenen iddianamede son operasyonda tutuklanan ya da gözaltına alınan zanlılar yer almayacak. Emekli paşalar Tolon ve Eruygur’un da bulunduğu kişilerle ilgili ek iddianame hazırlanacak. Yazımı biten iddianamenin, halen Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemine aktarılarak kayıt edilmesi işlemine devam ediliyor. Bu işlemin bitmesinin ardından tamamlanacak iddianamenin, önümüzdeki Cuma gününe kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sunulacağı öğrenildi. Bitme aşamasına gelen iddianamede, aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Cumhuriyet Gazetesi başyazarı İlhan Selçuk ile İşçi Partisi Genel Başkanı (İP) Doğu Perinçek‘in de yer aldığı 48’i tutuklu 85 sanığın bulunduğu belirtildi. Toplam 40 bölümden oluşan ve 2500 sayfa olması beklenen iddianamenin 60 sayfasında sadece “Danıştay Saldırısı”nın ele alındığı belirtildi. İddianamede, ayrıca suikast sonucu öldürülen bazı kişilerin de adının geçtiği öğrenildi. 58 tutuklu var “Ergenekon Soruşturması” kapsamında, son olarak gözaltına alınan kişilerden önce, emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ile Kuddusi Okkır’ın da bulunduğu 49 kişi tutuklanmıştı. Bu kişilerden sağlık sorunları nedeniyle tahliyesi kararlaştırılan Okkır, tedavi gördüğü Edirne’deki […]

Ferda Balancarfbalancar@medyakronik.com Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, gazetesinde 4 – 6 Nisan tarihleri arasında üç gün süren “Ergenekon’un Yakın Tarihi” başlıklı yazılar yayımladı. Berkan’ın yazıları Ergenekon soruşturması kapsamında çok önemli bilgiler içeriyordu. Berkan, 6 Nisan tarihli “Ergenekon’un Yakın Tarihi 3” başlıklı yazısında Ocak 2004’te Başbakan Tayip Erdoğan Kıbrıs’la ilgili olarak ipleri eline aldıktan sonra New York’ta Kıbrıs görüşmeleri bitip İsviçre’nin Bürgenstock kasabası için randevu tarihi beklenirken hükümetin çok önemli bir üyesiyle özel bir görüşme yaptığını belirtiyor. Berkan görüştüğü “çok önemli bakan”a askeri cepheden gelen darbe hazırlıklarıyla ilgili dedikoduları aktardığında “Hepsini biliyoruz” şeklinde cevap alıyor. Berkan bu kez bakana “Peki ne yapıyorsunuz diye soruyor, “Bekleyin çok şey olacak” cevabını alıyor. Berkan aynı yazısında Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya Öz’ün, kendisine bilgi veren önemli bakanın bilgilerine hâlâ sahip olmadığını vurgulayarak, bu bilgilere sahip olmadan Ergenekon soruşturmasının gerçek darbe girişimine uzanması ihtimalinin çok yüksek olmadığının altını çiziyor.Elbette bu cümlelerle İsmet Berkan, Türkiye için çok önemli sonuçları olabilecek bir soruşturmayla ilgili bildiklerini kamuoyuna açıklamış oluyor. Böylece yurttaşlık görevini de yerine getirmiş oluyor. Şimdi savcı Zekeriya Öz’e İsmet Berkan’ın bilgilerine başvurmak düşüyor. İsmet Berkan, bunları yazarak yurttaşlık görevini yerine getirmişi oluyor olmasına ama aynı zamanda akıllara şöyle bir soru da takılıyor: Berkan’ın bugün yazdıklarını olayların gerçekleştiği günlerde, yayın yönetmenliğini yaptığı gazetede neden okuyamadık? “Ergenekon’un Yakın Tarihi”ni olayların üstünden yaklaşık dört yıl geçtikten sonra öğreneceğimize o günlerde öğrenmiş olsaydık acaba ne değişirdi? Umarız İsmet Berkan da bu sorulara önümüzdeki günlerde bir yanıt verir. Ergenekon’un yakın tarihi 04/04/2008İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, benim anladığım, bütün Cumhuriyet tarihinin en önemli soruşturmalarından birini yürütüyor. Halen bu soruşturma çerçevesinde 47 kişi tutuklu olarak çeşitli cezaevlerinde. Savcının iddianamesini yazarak davasını açması bekleniyor.Daha önce Ergenekon konusunu defalarca yazdım, ‘Büyük’ ve ‘Küçük’ Ergenekon’lardan söz ettim. Kendimi tekrarlamak pahasına zaten sizin de bildiğinizi düşündüğüm birkaç konuyu hatırlatmak istiyorum.Ergenekon denen örgütlenmenin geçmişini çok gerilere götürenler var, […]