Ahmet el-Şara, nam-ı diğer Ebu Muhammed el-Colani. Bir zamanlar El Kaide saflarında savaşan, ardından HTŞ’yi kurarak İdlib’in fiili hakimi olan bu adam, şimdi cihatçı liderden siyasete, devlet adamlığına uzanan sıra dışı bir yolculuğun başrolünde. Peki ne oldu da Amerika’nın başına ödül koyduğu ve dünyanın en çok aranan teröristlerinden biri olan bu isim kendisini bir anda Birleşmiş Milletler zirvesinde Suriye’nin temsilcisi olarak buldu. Colani’nin hikayesi, Arap Baharı’nın kaosuyla şekillenen, Ortadoğu’nun son 15 yılında yaşadığı büyük dönüşümlerin minyatürü gibi. 2011’de Suriye’de başlayan iç savaşla birlikte radikal gruplar sahneye çıkarken, Irak’taki El Kaide bağlantılı yapılanmalar da Suriye topraklarına sıçradı. Önce El Nusra Cephesi’nin başında bir “mücahit komutan” olarak, ardından HTŞ’nin (Heyet Tahrir el-Şam) lideri olarak bölgede söz sahibi oldu. Bugünler de ise hem ABD Başkanı Trump’ın hem Netanyahu’nun hem de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belki de bölgede en çok önemsediği liderlerin başında geliyor.
Kökler ve Radikalleşme Süreci
Altı Gün Savaşı sırasında İsrail’in işgali yüzünden Golan Tepeleri’ndeki evlerini terketmek zorunda kalan Colani ve ailesi 1989 yılında Suudi Arabistan’dan Suriye’de Şam’a dönüp ve Mezze Mahallesi’nde yaşamaya başladı. Ahmed Şara, 2003’te ABD işgaline karşı mücadele etmek için Irak’a giderek El Kaide’ye katıldı. Irak’ta ABD tarafından 2006 yılında yakalandıktan sonra bir süre Amerikan hapishanesinde kaldı. Ahmed Şara, Ebu Gureyb, Bucca Kampı, Cropper Kampı ve El-Taci hapishanesi de dahil olmak üzere çeşitli tesislerde beş yıldan fazla bir süre hapsedildi. Bu süreçte kazandığı askeri tecrübeler ve ideolojik dönüşüm, onu gelecekteki liderlik yolunda hazırladı.
Altın Gün Savaşı sırasında İsrail’in işgali yüzünden Golan Tepeleri’ndeki evlerini terk etmek zorunda kalan Ahmet Şara ve Ailesi 1989 yılında Suudi Arabistan’dan Suriye’de Şam’a dönüp Mezze mahalesinde yaşamaya başladı. Üniversite yıllarını bir tıp öğrencisi olarak geçiren Ahmet Şara, iki sene sonra hayatını belkide komple değiştirecek o kararı alarak Irak’ta El Kaide’ye katıldı. Örgütün içinde hızla yükselen Şara, Irak El Kaidesi’nin kurucusu Ebu Musab ez-Zerkavi’nin yakın çevresine girdi. Belirli bir dönem bölgedeki Amerikan hapishanelerinde kalan Colani 2008 yılında serbest bırakıldıktan sonra ise Irak’taki selefi cihatçı örgütlerde yer almayı sürdürdü. 2011’de Suriye’de iç savaş başladığında, daha sonra Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) lideri olarak tanınacak Ebu Bekir el Bağdadi, Şara’yı Suriye’ye gönderdi.
Suriye İç Savaşında Yükselişi
2011 yılında patlak veren Suriye iç savaşının ardından, özellikle Kuzey Suriye’de, İdlib’de mutlak bir güç haline gelen HTŞ’nin lideri Ahmet el-Şara, nam-ı diğer Ebu Muhammed el-Colani, zamanla Hama ve Halep kırsallarında da kontrolü ele geçirdi. Savaş boyunca zaman zaman güç kaybına uğrasa da, Esad rejimine destek veren Rusya ve İran’ın sahadaki sınırlı etkinliği ve bölgedeki siyasi dengelerin değişimi, HTŞ’nin önünü açtı. Nihayetinde, 27 Kasım günü Şam’a doğru büyük bir harekât başlatan örgüt, kısa sürede Hama, Humus ve Halep’in ardından Şam’ı da ele geçirerek Beşar Esad yönetimini devirdi. Böylece, Suriye’de yaklaşık 15 yıl süren iç savaş sona erdi ve HTŞ öncülüğünde yeni bir geçiş hükümeti kuruldu.
Uluslarası Tepkiler ve Suriye Hükümetinin dünyadaki meşruluğu
Batı dünyası için, bir zamanlar El Kaide bağlantılı olarak tanımlanan bir grubun devlet yönetimine gelmesi, alışılmış tüm diplomatik ezberleri bozsa da bunun benzer bir örneğini Afganistan topraklarında zaten yaşanmıştı.
ABD ve AB ülkeleri ilk etapta temkinli bir dil kullanmayı tercih ederken, gözler daha önce Beşar Esad’ın müttefiki olan İran ve Rusya’ya çevrildi. Ahmet Şara’nın Rusya devlet başkanı Putin ile telefon görüşmesinde şu detaylar dikkat çekmişti.
“Rus tarafı, Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünün desteklenmesi yönündeki tutumunu vurguladı”

Ahmet El Şara BM Genel Kurulu’nda
Bir zamanların aranan cihatçı lideri olarak bilinen Ahmet Şara’nın BM Genel Kurulu’na hitabı, uluslararası toplum açısından hem şüphe hem de şaşkınlık barındıran bir kırılma anıydı. Konuşmasında açıkça iç savaşa değinmekten kaçınsa da, “Kan dökülmesinden sorumlu olan herkesi adalete teslim edeceğim” sözleriyle, geçmişi silmeye değil, kontrol altına almaya çalışan bir lider portresi çizdi. Şara, ülkesinin artık “kriz ihraç eden bir yapı olmaktan çıktığını ve barış için fırsat sunduğunu” belirterek, Suriye’nin yeni dönemde yapıcı ve devlet aklıyla hareket eden bir aktör olacağı mesajını vermeye çalıştı.
İsrail’e yönelik eleştirileri ve yaptırımların kaldırılması çağrısı, klasik Ortadoğu diplomasisinin söylem repertuarına yaslanırken; Erdoğan ve Macron gibi liderlerle temas kurmuş olması, yeni yönetimin uluslararası meşruiyet arayışında bir izolasyon değil, entegrasyon stratejisi izlediğini gösterdi. Ancak ABD’nin yalnızca birkaç günlük sınırlı vize vermesi ve geçmişte başına ödül konulmuş bir figürün şimdi devlet başkanı sıfatıyla ağırlanması, Şara’nın hâlâ “şartlı kabul gören” bir lider olduğu izlenimini güçlendirdi. Bu haliyle Şara, BM’de ne tam anlamıyla dışlandı ne de tamamen benimsendi; geçmişiyle diplomatik geleceği arasına sıkışmış gri bir figür olarak sahne aldı.
İsrail ile Güvenlik Anlaşması ve ABD ile Yeni Dönem
Şam’daki yeni yönetimin uluslararası alandaki en dikkat çekici hamlelerinden biri, İsrail ile yürütülen güvenlik anlaşması görüşmeleri oldu. Suriye’nin güneyinde yoğunlaşan İsrail hava saldırılarının yarattığı gerilim, yerini temkinli bir diyalog sürecine bırakırken, her iki tarafın da kısıtlı taahhütlerde bulunarak sahadaki tansiyonu düşürmeye çalıştığı görüldü. Anlaşma çerçevesinde, İsrail saldırılarını durdurmayı; Suriye ise sınır hattına ağır silah konuşlandırmamayı vaat etti. Şam yönetimi bu mutabakatla sadece sıcak çatışmaları engellemeyi değil, aynı zamanda uluslararası sahnede “rasyonel bir aktör” imajını pekiştirmeyi hedefliyor.
ABD tarafında ise, Şara’nın CBS News’e verdiği özel röportajda kullandığı “Trump’ın yaptırımları kaldırma kararı hızlı, cesur ve tarihi bir adımdı” ifadesi dikkat çekiciydi. Trump ile bire bir görüşme yapma arzusu, yeni yönetimin Amerika ile doğrudan temas kurarak geçmişteki “terör” etiketini geride bırakma çabasının bir parçası. Washington’un Suriye özel temsilcisi Tom Barrack’ın da anlaşmanın eşiğinde olduklarını ifade etmesi, bu diyaloğun sadece bir medya hamlesi değil, gerçek bir diplomatik zemin üzerine kurulu olduğunu gösteriyor.

Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ve Ahmet El Şara
Türkiye’nin Artan Kaygıları: Şam-İsrail Yakınlaşması ve Yeni Bir Denklem
HTŞ öncülüğünde kurulan yeni Suriye yönetiminin İsrail ile yürüttüğü güvenlik anlaşması görüşmelerinin Ankara’yı tedirgin etmesi çok yüksek ihtimal. Türkiye son yıllarda planlarını adım adım işleterek Suriye’deki yeni denklemi elleri ile kurdu adeta. Donald Trump dahi birçok kez Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sen Suriye’yi kazandın şeklinde ifadeleri oldu.
Suriye sahasında yıllardır var olan iki rakipten biri İsrail ise, diğeri Türkiye. Ve şimdi, bu iki güç, doğrudan değilse de, Şam üzerinden birbirine yakınlaşma sinyalleri veriyor. Eski rejimle asgari düzeyde sürdürülen ilişkiler bile belli bir dengeye dayanırken, Colani liderliğindeki yeni yönetimin İsrail’le diyalog kapılarını aralaması, Ankara açısından ciddi bir kırılma noktası anlamına gelebilir.
Türkiye, uzun yıllar boyunca Suriye muhalefetini destekleyen, sınır güvenliği için sahada askeri varlık gösteren ve milyonlarca mülteciyi barındıran bir aktör olarak, Şam’daki yeni güç merkezinin İsrail eksenine yanaşmasından rahatsızlık duyabilir. Üstelik bu yakınlaşma, Suriye’nin güneyindeki İran etkisini kırarken, kuzeydeki Türkiye nüfuzunu da dengeleme amacı taşıyorsa, Ankara’nın güvenlik ve dış politika hesaplarını doğrudan hedef alabilir.
Kameralar karşısında barışçıl ve kapsayıcı bir imaj çizen Ahmet Şara, diplomatik sahnede dikkatli adımlar atsa da, sahadaki gerçeklik Türkiye için hâlâ fazlasıyla kaygan. Yeni dönemde Ankara’nın önünde duran temel soru ise şu:
Şam’da kimin kazandığı değil, o kazananın kiminle iş tuttuğu artık daha önemli.

Yorum yazın