Ekonomi Gündem Uluslararası politika Yorum Analiz Görüş

Ermenistan sınırı açılırsa: Akyaka’nın sessiz bekleyişi

Yazan: Bahri Ak
- A +

Kars’ta iki gün kaldım. Ani Harabeleri’nin taşları güneşin altında sessizce ısınıyordu; ama bölge insanının yüzüne o sıcaklık pek yansımıyordu. Gazeteci refleksiyle daha şehre iner inmez, bindiğim her taksiye, selam verdiğim her esnafa aynı soruyu sordum:

Bahri Ak

“Usta, Ermenistan’la normalleşme ne durumda? Sınır kapısı açılsa, ticaret başlasa, turistler gidip gelse nasıl olur?” Soruyu tamamlamama bile gerek kalmadan yükseliyordu o ses: “Keşke yeğenim… Keşke kardeşim… Bir açılsa ne güzel olurdu.” Kimisi eski günleri anlatıyordu: “Eskiden biner ekspresle Gümrü’ye giderdin… Akşama dönerdin.” Kimisi bugününü düşünüyordu: ticareti, geçimi, turizmi… İdeoloji yoktu; hamaset hiç yoktu. Sadece sade bir beklenti vardı: Kapı açılsa herkes kazanır.

Kars’ta kimle konuşsam, konuşma hep aynı cümleye bağlanıyordu: “Akyaka’nın sessiz bekleyişi…” Çünkü bu sadece bir sınır kapısı değil; bir ihtimal, bir ekonomi hayali, bir diplomatik kırılma noktası.

Kapanan bir kapının hikâyesi

Akyaka sınır kapısı, Türkiye ile Ermenistan arasında hem karayolu hem de demiryolu bağlantısını sağlayan nadir noktalardan biriydi. Ancak 1993’te Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali sonrası Türkiye, Azerbaycan’ın yanında konum aldı ve kapıyı kapattı. O günden bu yana 30 yılı aşkın süredir bu kapı açılmadı. Arada “uçak diplomasisi” denemeleri yapıldı, 2008’deki “futbol diplomasisi” dünya basınında geniş yer buldu; heyetler, müzakereler, iyi niyet mesajları verildi. Fakat tüm bu girişimler kalıcı bir normalleşmeye dönüşemedi.

Bugün gelinen noktada, sadece diplomatik çıkmaz değil, iki toplumun sosyolojik yapıları, geçmişte yaşanan olayların bıraktığı ağır hafıza ve her iki ülkede de yükselen kafatasçı milliyetçilik süreci zorlaştırıyor. “Sınır kapısının adını Talat Paşa yapalım” demek de, Erivan’da Türklere kaba ve düşmanca tavır sergilemek de aynı zehirli duygunun iki yüzü aslında. İki tarafın da iç politikada milliyetçi damarları okşayan söylemlere sığınması, çözümü hep öteler hale getiriyor. Oysa bu düğümü çözebilecek tek araç belli: Diplomasi ve diyalog. Soğukkanlı, uzun vadeli, sonuç odaklı bir süreç…

Kars tekrar eski günlerine döner mi?

Kars’ta konuştuğum esnaf, köylüler, taksiciler… herkes aynı noktada buluşuyordu: “Kapı açılsa Kars turizmde patlar, ticaret canlanır, insanlar göç etmez. Serhad şehri yine eski günlerine döner.” Bir zamanların “Doğu’nun Paris’i” diye anılan Kars’ın bugünkü sakinliği, aslında kapalı sınırın ekonomi üzerindeki ağırlığını hissettiriyor. Turizm var ama tek yönlü. Ticaret var ama içeride dönüyor. Gençler var ama büyük kısmı göç planlıyor. Karslıların bakışı çok net: Kapı açılırsa yalnızca geçmişi onarmayacak, geleceği de taşıyacak.

Kars’ta dolaşırken en sık duyduğum cümle şuydu: “Yol var, sınır var ama geçemiyoruz… En büyük çelişki bu.” Gerçekten de Akyaka’ya giden düzgün asfalt yol, sınır kapısına kadar uzanıyor; demiryolu hattı hâlâ orada. Fiziksel olarak her şey hazır. Eksik olan tek şey: siyasi irade. Her yıl Ani Harabeleri’ne gelen turist sayısı artıyor. Fakat bu akış tek yönlü. Ermenistan tarafından geçiş olsa, Ani’nin çevresi, köyler, yollar, oteller başka bir ölçeğe taşınacak. Aynı şekilde Sarıkamış, dünyanın ender “kristal kar” yapısına sahip merkezlerinden biri. Kars’ın kazı, balı, peyniri, gastronomisi zaten uluslararası pazarda potansiyele sahip. Ama bu potansiyel tek bir eksenle sınırlı: erişim ve dolaşım. Bu nedenle Karslıların talebi aslında çok basit, çok rasyonel ve çok insani: Akyaka sınırı açılsın.

2020 sonrası: Yeni savaş, yeni harita, yeni ihtimaller

2020’deki İkinci Karabağ Savaşı, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirdi. Azerbaycan, 1993’te Ermenistan’ın kontrolüne geçen toprakları geri alınca, sadece cephede değil diplomatik masada da yeni bir gerçeklik ortaya çıktı. Bu yeni durum, yıllardır kilitli kalan Türkiye–Ermenistan ilişkileri için hem risk hem de fırsat barındırıyordu. Savaşın ardından hem Ankara hem Erivan zaman zaman temkinli normalleşme adımları attı: Özel temsilciler atandı, İstanbul ve Erivan arasında karşılıklı uçuşlar yeniden başladı, Ticaret ve sınır geçişleri için teknik görüşmeler yapıldı. Toplumsal temasları artırmak için sivil mekanizmalar devreye sokuldu. Bütün bu adımlar, 30 yıllık donmuş bir dosyanın ilk kez “ısınma” emareleri göstermesi açısından önemliydi. Ancak bu ısınma hâli kırılgan; küçük bir siyasi gerilim bile süreci tekrar dondurabilecek seviyede hassas. Tam da bu nedenle Akyaka sınır kapısının açılması, yalnızca ekonomik bir gelişme değil, bölgede oluşan yeni statükonun sağlamlaşması için de kritik bir eşik niteliği taşıyor. Türkiye, kapının açılmasını Azerbaycan’la koordineli yürütmek istiyor. Ermenistan’daki bazı iç dinamikler diaspora baskısı ve muhalefet süreci yavaşlatıyor.

Ekonomik etkiler

Akyaka sınır kapısı açıldığında Kars ve çevresinde ekonomik canlılık hemen hissedilecek. Turizm: Ani Harabeleri’ne gelen ziyaretçiler artık çift yönlü hareket edebilecek, Sarıkamış Kayak Merkezi uluslararası ziyaretçiler için daha cazip hale gelecek. Yerel ticaret; esnaf, otelciler, taşımacılık ve lojistik sektörleri canlanacak. Kars’ın ekonomisi sadece yerel tüketimle sınırlı kalmayacak. Karşılıklı ticaret: Türkiye–Ermenistan hattında ürün akışı sağlanabilecek, yöresel ürünler, peynir, bal ve diğer gıda maddeleri iki yönde dolaşacak, bölgeye yeni iş fırsatları doğacak. Kısaca, açılacak bir kapı sadece sınırı açmak değil, ekonomik hayatı yeniden canlandırmak anlamına geliyor.

Sosyal ve kültürel etkiler

Kapının açılması, ekonomik etkilerin ötesinde sosyal ve kültürel bağları da güçlendirecek. Sınır bölgesinde yaşayan halklar arasındaki temas artacak. Karşılıklı ziyaretler, kültürel etkinlikler ve küçük toplumsal projeler gündeme gelebilecek. İnsanlar, “öteki” algısını kıracak deneyimler yaşayacak; komşuluk ve ortak tarih üzerine daha samimi bir diyalog gelişebilecek. Kısacası, Akyaka’nın açılması sadece ekonomi değil, aynı zamanda toplumlar arası köprü kurma fırsatı sunuyor.

Akyaka sınır kapısı sadece bir gümrük noktası değil; aynı zamanda bir hafıza, bir kırılma ve belki de gelecekteki barışın anahtarıdır. Kapı açılırsa yalnızca sınırlar değil, yollar da açılır; Ani’nin taşları yeniden insan sesleriyle dolup taşar. Kars’ın canlanması, sadece bölge için değil, bütün Türkiye için bir kazanım anlamına gelir. Bu kapının açılması, ekonomik, sosyal ve kültürel tüm engellerin ötesinde, geleceğe dair bir umut işaretidir. Özellikle iki ülke arasında uçuşların sıklaştığı şu dönemde Akyaka Sınır Kapısı’nın açılması bölge için kritik bir mihenk taşı olacaktır.

Yorum yazın