Kars’ta iki gün kaldım. Ani Harabeleri’nin taşları güneşin altında sessizce ısınıyordu; ama bölge insanının yüzüne o sıcaklık pek yansımıyordu. Gazeteci refleksiyle daha şehre iner inmez, bindiğim her taksiye, selam verdiğim her esnafa aynı soruyu sordum: “Usta, Ermenistan’la normalleşme ne durumda? Sınır kapısı açılsa, ticaret başlasa, turistler gidip gelse nasıl olur?” Soruyu tamamlamama bile gerek kalmadan yükseliyordu o ses: “Keşke yeğenim… Keşke kardeşim… Bir açılsa ne güzel olurdu.”...
