Adını pek sık duymamış olabilirsiniz. Ancak bocce, sandığınızdan çok daha eski, bir o kadar da zarif bir spor dalı. Strateji, denge ve sabırla şekillenen bu sessiz rekabet, Türkiye’de son yıllarda popülerleşti.
Bocce’nin serüveni, insanlığın en eski oyunlarından biri olarak tarih sahnesine çıkıyor. İlk izlerine yaklaşık 7 bin yıl önce Antik Mısır mezarlarında rastlanıyor. Arkeologlar, bu mezarlarda bulunan taş topların, dönemin insanlarının bocce benzeri bir oyun oynadığını gösterdiğini belirtiyor. Bu erken formda bile insanlar, hedefe yönelik bir atış oyunu kurgulamıştı.

İnsanlar bu oyunu zamanla Akdeniz coğrafyasına yaydı ve özellikle Antik Roma’da ona büyük ilgi gösterdi. Roma İmparatorluğu döneminde askerler arasında bir dinlenme ve rekabet aracı olarak bocce yaygınlaştı. Askerler boş zamanlarında taş ya da bronz toplarla oynayıp hem eğleniyor hem de dikkatlerini geliştiriyordu. Oyunun bu dönemdeki adı “balla” ya da “bottia” olarak geçiyordu. Zamanla Latin dillerinde evrilerek İtalyanca’da “bocce” (toplar) ismini aldı.
Orta Çağ’da özellikle İtalya’da halk oyunlarına dönüşen bocce, Rönesans döneminde soyluların da ilgisini çekmeye başladı. Leonardo da Vinci, Galileo Galilei gibi isimlerin de bocce oynadığı, tarihî kaynaklarda belirtiliyor. Bu yönüyle bocce, hem halktan hem de entelektüel çevrelerden ilgi gören nadir sporlardan biri oldu.
İtalyan göçmenler, birinci ve 19. yüzyıllarda bocceyi Avrupa’nın ötesine taşıdı. Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya ve Afrika’da bocce, yeni topluluklar arasında popülerleşti. Her ülke bocce’yi kendi kültürüne göre yorumladı ve farklı adlarla anmaya başladı. Fransa’da “petank”, İngiltere’de “lawn bowls”, İspanya’da “bochas”…

Bocce’nin kurumsallaşması ve modern dönem
1983 yılında İtalya merkezli olarak kurulan Confederazione Boccistica Internazionale (CBI), bocce’nin evrensel standartlarını belirleyen ve uluslararası turnuvaları düzenleyen çatı kuruluş oldu. Bu tarihten itibaren bocce, kuralları netleşmiş, hakemli ve lisanslı bir spor kimliği kazandı. Dünya Bocce Şampiyonaları, Avrupa Kupaları ve gençler müsabakaları, sporun görünürlüğünü artırdı.
Türkiye’de boccenin ayak izleri
Türkiye’de bocce, 2000’li yılların başında tanınmaya başladı. 2004 yılında kurulan Türkiye Bocce Bowling ve Dart Federasyonu (TBBDF), bu sporun yaygınlaştırılmasında öncü rol oynadı. Federasyonun ilk yıllarında üniversite öğrencileri ve öğretmenler bocceyi tanıttı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı, bocce sahalarını bazı şehirlerde kurdu, federasyon ise eğitimlere hız verdi. Bugün TBBDF, yüzlerce lisanslı bocce sporcusu, onlarca kulüp ve sayısız okulda bocce etkinlikleri düzenliyor. 2013 yılında Mersin’de düzenlenen Akdeniz Oyunları, Türkiye’de bocceyi uluslararası düzeyde tanıttı.
Üniversitelerde seçmeli ders olarak okutulmaya başlanan bocce, yaşlılara yönelik sosyal programlarda, özel bireyler için rehabilitasyon süreçlerinde ve yaz spor okullarında da aktif olarak kullanılıyor.
Peki bocce tam olarak nedir?

Bocce, küçük bir hedef top (pallino) etrafında büyük topların yuvarlanarak ona mümkün olduğunca yaklaşmasını amaçlayan bir oyun. Genellikle ikişer kişilik takımlar hâlinde oynanıyor. Amaç, kendi topunu hedefe en yakına getirmek. Kulağa basit geliyor olabilir, ama oyun ilerledikçe taktikler, rakip hamleleri ve dikkat gerektiren stratejiler devreye giriyor.
Bocce, Petank, Raffa ve Volo gibi farklı dallarda oynanabilen bir spordur. Hem parklarda rahatça uygulanabilir, hem de profesyonel sahalarda rekabet düzeyinde oynanabilir. Bu yönüyle bocce, her yaştan ve farklı fiziksel özellikteki insanlar için erişilebilir ve kapsayıcı bir spor seçeneği sunar.
“Tehlikeli” oyun: Bocce tarihte neden yasaklandı?
Bugün sakin ve sosyal bir spor olarak bilinen bocce, tarihin bazı dönemlerinde yasaklandı, hatta tehlikeli görüldü. Orta Çağ İngilteresi’nde, özellikle Kral II. Edward ve VIII. Henry dönemlerinde, halkın bocce benzeri oyunlara fazla zaman ayırması, askerî eğitimlerde özellikle okçuluğun ihmal edilmesine neden olduğu gerekçesiyle oyun kamu alanlarında yasaklandı. Sadece soyluların özel alanlarında oynamasına izin verildi. Benzer şekilde 14. yüzyıl Fransa’sında da “boules” adıyla bilinen bocce türü oyunlar, halkın iş gücünü düşürdüğü ve kumarla ilişkilendirildiği gerekçesiyle bazı şehir yönetimleri tarafından sınırlandırıldı. İtalya’da ise 16. ve 17. yüzyıllarda zaman zaman yasaklandı. Bu yasakların arkasında genellikle kumar, sokak kavgaları ve kamu düzeni kaygıları yatıyordu. Tüm bu dönemsel kısıtlamalara rağmen bocce, halk arasında yaşamaya devam ederek zamanla bugünkü saygın spor kimliğine kavuştu.
Sessizliğin içinde büyük bir rekabet
Modern dünyada her şey hızla akar ve sesler birbirine karışırken, bocce başka bir yol öneriyor: Sessizliğin ve stratejinin yolu. Her atışın altında bir hesap, her hareketin arkasında bir niyet var.
Belki bir gün bir parkta renkli toplar yuvarlanırken durup izlersiniz. Ve belki o zaman, bu sessiz oyunun içindeki büyük rekabeti fark edersiniz.

Yorum yazın