Gençler neden üniversite yerine erken yaşta mesleğe yöneliyor?

Değişen ekonomik koşullar nedeniyle, 18-24 yaş arası gençler arasında üniversite eğitimi yerine bir mesleğe yönelme fikri yaygınlaşıyor. Okul yerine erken yaşta mesleki kariyere yönelen gençlere deneyimlerini sorduk...

- A +

Türkiye’de 18-25 yaş arası gençler arasında, klasik dört yıllık üniversite eğitimi yerine sahada doğrudan tecrübe kazanmayı ve erken yaşta finansal özgürlük elde etmeyi tercih edenlerin sayısı artıyor. Futbolculuktan denizciliğe kadar farklı alanlarda yolunu erken çizen gençler, “Başarı sadece diplomayla ölçülemez” diyor.

Üniversite mezunlarının yaşadığı istihdam kaygıları ve değişen iş dünyası dinamikleri, gençlerin kariyer planlarını kökten değiştiriyor. Birçok genç, dört yıl boyunca kampüs hayatı yaşamak yerine doğrudan meslek öğrenmeyi, sahada pişmeyi ve ekonomik bağımsızlığını erken yaşta kazanmayı tercih ediyor.

Kaptan Can Direkci (24)

Zaman kazancı ve ekonomik bağımsızlık

Üniversite yerine doğrudan iş hayatına atılmanın sağladığı en büyük avantajın zaman ve tecrübe olduğu görüşünde birleşen gençler, yaşıtları amfilerde ders dinlerken kendilerinin gerçek sorumluluklar üstlendiğini vurguluyor.

Lise yıllarından itibaren çalışmaya başladığını belirten Kaptan Can Direkci, kendi parasını kazanmanın ve bir meslek sahibi olmanın verdiği hissi erken yaşta tattığını ifade ediyor. Bu şekilde ilerlemenin kendisi için daha doğru olacağını ve kendisini geliştirerek daha iyi yerlere gelebileceğini vurgulayan Direkci, dört yıl beklemek yerine erkenden iş hayatına atılarak hem para kazanma hem de tecrübe edinme fırsatı yakaladığını söylüyor.

Denizle küçük yaşta tanışan Kaptan Doğukan Öztürk de bu görüşü destekleyerek, “Üniversitede dört yıl geçirmek yerine o dört yılı denizde, teknelerde ve işin mutfağında değerlendirmeyi tercih ettim. Akranlarım eğitimlerine devam ederken ben gerçek iş hayatının içindeydim” diyor.

Futbolcu Atakan Çevik (18) – Marmaris Spor Kulübü

Diplomaya karşı değiliz, odak noktamız sahadaki uygulama

Gençler, kararlarının arkasında eğitimi küçümsemenin değil, kişisel hedeflerini öne koymanın yattığını belirtiyor. Yalnızca teorik bilgiyle sahada başarılı olunamayacağına dikkat çeken gençler, meslek gruplarına göre eğitimin işlevinin değişebileceğine dikkat çekiyor.

Futbolcu Atakan Çevik, bu kararının eğitimi gereksiz gördüğü için değil, kendi hedeflerini ve önceliklerini belirlediği için ortaya çıktığının altını çiziyor. Teorik olarak öğrenmektense bir işi sahada uygulayarak öğrenmenin insana daha çok şey kattığını belirten Çevik, yaptığı meslek sayesinde gelecekte finansal ve kariyer açısından birçok üniversite mezunundan daha iyi bir konumda olacağına inanıyor.

Sektörel gerçekliğe vurgu yapan Can Direkci ise hem eğitimin hem tecrübenin önemli olduğunu, ancak durumun mesleğe göre değiştiğini ifade ediyor. Bazı işlerde diplomanın şart olduğunu, bazılarında ise tecrübenin ve işi gerçekten bilmenin öne çıktığını belirten Direkci, çevresinde üniversite bitirip iş bulmakta zorlanan insanları gördüğünü ve bu durumun kendisine diplomanın tek başına yeterli olmadığını, meslek ile tecrübenin de son derece önemli olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Doğukan Öztürk de bu görüşü, “Denizcilikte ne kadar bilgili olursanız olun, zor hava şartlarında bir tekneyi güvenle yönetebilmek için tecrübeye ihtiyacınız var. Ben diplomaya karşı değilim; sadece diplomanın tek başına başarı anlamına gelmediğini düşünüyorum” sözleriyle destekliyor.

Keşkesiz bir yolculuk ve pişmanlık duygusu

Akranları üniversite kampüslerinde sosyalleşirken erken yaşta sorumluluk alan gençlerin bu süreçte en çok merak edilen yönlerinden biri de geriye dönüp baktıklarında bir pişmanlık yaşayıp yaşamadıkları.

Futbolcu Atakan Çevik, arkadaşlarının kampüs hayatına odaklanırken kendisinin spor kariyerini seçmesinden dolayı herhangi bir pişmanlık duymadığını, amacının başkalarının hayatıyla yarışmak değil kendi hedeflerine odaklanmak olduğunu belirtiyor.

Kaptan Doğukan Öztürk (25)

Denizcilik kariyerinde dünyanın dört bir yanını gezen Doğukan Öztürk ise bu durumu, “Arkadaşlarım kampüs hayatını deneyimlerken benim hayatım denizde geçiyordu. Kimi zaman günlerce karayı görmeden seyir yaptım, hiç bilmediğim ülkelere gittim. Geriye dönüp baktığımda pişmanlıktan çok, yaşadığım tecrübelerin değerini görüyorum” sözleriyle açıklıyor.

Can Direkci ise zaman zaman üniversite hayatını merak ettiğini ancak bu durumdan pişmanlık duymadığını belirtiyor. Herkesin hayat yolunun farklı olduğunu vurgulayan Direkci, kendi yolunda ilerleyip tecrübe kazanmayı seçtiğini aktarıyor.

Değişen gençlik, yeni başarı tanımı

18-25 yaş aralığındaki gençlerin geleneksel eğitim yollarının dışına çıkarak doğrudan mesleğe yönelmesi, günümüz iş dünyasında ve gençlik dinamiklerinde yaşanan köklü bir zihniyet değişimini gözler önüne seriyor. Üniversite diplomasının tek başına başarı ve istihdam garantisi sunmadığı bir dönemde; futbol, denizcilik ve uygulamalı diğer sektörlerde erken yaşta sorumluluk alan gençler, geleceklerini teorik dersliklerde değil doğrudan hayatın içinde inşa etmeyi tercih ediyor. Kendi hedefleri doğrultusunda cesur adımlar atan bu yeni nesil, başarıyı diplomada değil, sahada kazanılan tecrübe, disiplin ve ekonomik bağımsızlıkta arıyor.