Etiket meslek

Trafiğin canbazları: Motorlu kuryeler

Kuryeler İstanbul trafiğinde 20’nci yıllarını devirdi.. İş dünyasının yükünü taşıyan motorlu kurye hizmetleri, trafik problemi nedeniyle şehrin vazgeçilmez iş kollarından biri haline geldi. İki teker üzerinde bir adresten diğerine giderken zamanla yarışan kuryeler, yaşama gidonlarıyla tutunuyorlar. Onların en büyük problemi hayatlarının sürekli risk altında olması. Bu büyük riske karşılık çoğu herhangi bir sosyal güvenceye de sahip değil. Diğer yandan kuryelerle otomobil sürücüleri arasında da sürekli bir gerilim yaşanıyor. Onlar trafikteki sürücülerden şikâyet ederken araç sürücüleri de kuryelerin gereğinden fazla risk aldıklarını ve kuralları hiçe saydıklarını dile getiriyorlar.

Beyoğlu’nda bir cam ustası

“Cam işçiliği sınır tanımaz. Bu iş bir gönül işidir. Severek yaparsan karşılığını alırsın.”Bu sözler bir cam ustasına ait. Emrah Evin, İstiklal Caddesi Örs Pasajı’ndaki küçük dükkânında ateş ile cam işleyen ve cama verebilecek her şekli üretebilen bir sanatçı. Siz onu izlediğinizde ortaya çıkacak şeyi merakla tahmin ederken, o ise beyninden o anda ne geçiyorsa cama yansıtıyor, hayallerini cama işliyor. Yaptığı şeylerin hiçbiri birbirine benzemiyor çünkü her defasında farklı hareketlerle farklı şekiller ortaya çıkabiliyor. Dedelerinden kalma bu mesleği hala devam ettiren Emrah, yaptığı işin hiçbir zaman bir doyum noktasının olmadığını şöyle açıklıyor: “Cam sınır tanımadıkça benim yaptığım işin bir sınırı olmaz. Camla uğraşmak, ona şekil vermek her an bana yeni şeyler katıyor. Ona ne kadar severek yaklaşırsam o kadar güzel şeyler ortaya çıkıyor. Ondaki özgürlük bana yansıdığı zaman bende sınır tanımıyorum…”Haber-Kamera: Selahattin Altunkılıç 

“Yazı yazmak kutsal bir şey değil”

Haber: İşvecan Nur Özeninozen@medyakronik.comKameraman: Erdem Özüer Ahmet Ümit kimdir? Polisiye romanın tanınan isimlerinden Ahmet Ümit, 1960 yılında yedi kardeşin en küçüğü olarak Gaziantep’te dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra 1978 yılında İstanbul’a gelerek Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi’nden mezun oldu. 1985–1986 yıllarında Moskova’da Sosyal Bilimler Akademisi’nde eğitim aldı. Ahmet Ümit’in yayımlanan ilk kitabı Sokağın Zulası, yazın dünyasında tanınmasını sağlayan eser ise Çıplak Ayaklıydı Gece adlı öykü kitabı oldu. Çıplak Ayaklıydı Gece’yle, Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü’nü kazandı. 1994 yılında ATV için çekilen “Çakalların İzinde” adlı polisiye dizinin öykülerinin ve senaryosunun yazılmasına katkıda bulundu. Ardından da 1995’te çeşitli gazete ve dergilerde Franz Kafka, Dostoyevski, Patricia Highsmith, Edgar Allan Poe ve polisiye roman yazarları üzerine inceleme ve tanıtım yazıları kaleme aldı. Kitaplarının tümünde var olan gerilim duygusu ise Sis ve Gece adlı polisiye romanında kendisini tümüyle dışa vurdu. Sis ve Gece Türkiye’de yankı uyandırdı, tartışmalara yol açtı. Yunanistan’da yayımlanarak yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye yapıtı unvanını kazandı. Ayrıca öykülerinden yola çıkılarak Uğur Yücel tarafından Karanlıkta Koşanlar ve Cevdet Mercan tarafından Şeytan Ayrıntıda Gizlidir dizileri yapıldı. Sis ve Gece adlı romanı 2007 yılında Turgut Yasalar tarafından sinemaya uyarlandı. Eserleri Sokağın Zulası, 1989Çıplak Ayaklıydı Gece, 1992Bir Ses Böler Geceyi, 1994Masal Masal İçinde, 1995Sis ve Gece, 1996Agatha’nın Anahtarı, 1999Kar Kokusu, 1998Patasana, 2000Kukla, 2002Beyoğlu Rapsodisi, 2003Aşk Köpekliktir, 2004Başkomiser Nevzat, Çiçekçinin Ölümü, 2005Kavim, 2006Ninatta’nın Bileziği, 2006İnsan Ruhunun Haritası, 2007Olmayan Ülke, 2008

Bu elemanları arayan çok, işi yapacak kimse yok

Medyakronik Hangi meslekler gözde olacak? Yıldızı parlayan sektörler hangileri? Hangi mesleklerin sonu geliyor? Bu ve benzeri konular işsizliğin yüksek olduğu Türkiye’de en çok ilgi çeken haberlerdir. Peki hangi alanlarda istihdam açığı bulunuyor? İşin kapanın elinde kaldığı günümüzde bazı pozisyonlara da aday bulunamıyor. Personel seçme ve yerleştirme firması Select KRM, 2008 yılı başından bu yana firmaların en fazla aradığı ancak istenen nitelikte adayın bulunamadığı pozisyonları çıkarttı. Sonuç şaşırtıcı: İçlerinde bilinen, sık sık duyulan pozisyonlar var. Bu pozisyonlara neden aday bulunamıyor? Uzmanlara göre pozisyonlar da günümüzün koşullarına, iş yapış şekillerine göre yenileniyor, ancak adaylar kendilerini yenilemiyor. 2008 başından günümüze, Select KRM’nin listelediği, Türkiye’de aday bulunamayan pozisyonlar şöyle: Finansal Kontrolör ve Finansal AnalistEn çok talep edilen pozisyonlardan biri olduğu için, adayların ücret beklentileri çok yüksek. Pozisyonda sirkülasyon fazla. Java UzmanıJava yeni ve sürekli yenilenen bir teknoloji. Bu nedenle Türkiye’de bu alanda uzmanlaşmış, deneyimli kişiler bulmak zor. Yönetici AsistanıSirkülasyonu en fazla olan pozisyon. Her firmanın kültürüne ve beraber çalışılacak yöneticiye göre profil çok değişebiliyor. Adaylara da çok talep olduğu için firma kültürüne bire bir uygun kişiyi bulmak zorlaşıyor. İş Geliştirme MüdürüBu pozisyon özellikle yeni yapılanma döneminde olan firmalarda talep ediliyor. Her firmada bulunan bir pozisyon olmadığı ve sektöre göre de tanımı farklılaşan bir pozisyon olduğu için uygun kişiyi bulmak zor. Teşkilatlanma SorumlusuVakıf yapılarına yönelik bir pozisyon. Türkiye’de STK’lar kariyer açısından talep edilmiyor, bu pozisyonda çok fazla uzman yok. İngilizce bilen ResepsiyonistUluslararası firmaların kalıcı veya dönemsel olarak sıkça talep ettiği bir pozisyon. İngilizce bilen kişiler bu pozisyonda görev almak istemiyor, Yönetici veya Departman Asistanlığı pozisyonunu tercih ediyorlar. Yurtiçi ve Yurtdışı Yer Bulma ve Kiralama UzmanıTürkiye’de özellikle gelişen perakende sektörü ile ortaya çıkan bir pozisyon. Büyük perakende firmalarının mağaza yeri bulma, kiralama işlerinden sorumlu olacak bir pozisyon. Yeni gelişen bir alan fakat konuda henüz çok fazla uzmanlaşmış aday bulunamıyor. Mağaza Satış ElemanıHer gün bir yenisi açılan […]

“Gerekirse yerden iğne toplayacaksın”

Haber: Erdem Özüereozuer@medyakronik.comKameraman: İşvecan Özeniozen@medyakronik.com Ünlü moda tasarımcısı Dilek Hanif hakkında, “Oh ne şahane bir hayatı var, rahatlık ve lüks içinde…” diye düşünmek mümkün. Nişantaşı’nda çok güzel bir ofisi var. Yaptığı defileler Türkiye ve yurtdışında olay yaratıyor. Tasarımları dudak ısırtıyor. Ama o bugünlere “hop” diye gelmemiş. Çok zorluklar çekmiş, uzun yollardan geçmiş, çalışmaktan geceleri gündüzleriyle karışmış. Hala da çok çalışıyor. Hayatına özenen ve tasarımcı olmak isteyen gençlere de, bir öğüdü var: “Buralara gelebilmek için, başta gerekirse yerden iğne toplayacaksın.” Dilek Hanif’in meslek sırları röportajımızda… Dilek Hanif kimdir? Modaya 1990’da, “Dilek Hanif Line” adı altında sunduğu hazır giyim koleksiyonu ile başladı.1998’de, yola “couture” (kişiye özel) tasarımlarla devam etme kararı aldı. 2002’de, İstanbul’daki Aya İrini Kilisesi’nde ilk couture defilesini sundu.Özel bir fotoğraf çekimi gerçekleştirilen 2003 ilkbahar – yaz koleksiyonu için geleneksel iğne oyalarını kullandı.Aynı yıl, Avon’nun “En Başarılı Kadın Moda Tasarımcısı” ödülünü aldı.Ocak 2004’te Paris Haute Couture Haftası’nda 2004 ilkbahar – yaz koleksiyonu podyuma çıktı. Paris’te tasarımları podyuma çıkan ilk Türk moda tasarımcısı oldu.Mayıs 2004’te ise Ralph Lauren tarafından yönetilen, uluslararası bir kampanya olan “Moda meme kanserini hedefliyor”u desteklemek için koleksiyonunu Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’nde sundu.Aynı yıl, Avrupa Birliği Yeni Üyeleri Lizbon Fuarı’nda Türkiye’yi temsil etmesi için Portekiz’e davet edildi.Semezanlerden yola çıkarak hazırladığı 2005 ilkbahar – yaz koleksiyonu ise Avon’un başlattığı ve Türkiye çapında yürüttüğü meme kanserine karşı erken teşhis amaçlı bir kampanya yararına İstanbul Hilton Oteli’nde izleyicilerin karşısına çıktı.2005’te Alternatif Gelişim Derneği’nden (AGED) moda sektöründeki kalite anlayışına katkılarından dolayı ödül aldı.2005’te Beykent Üniversitesi İletişim Bölümü ve Rotary Kulüp’ün ortaklaşa verdiği meslek onur ödülünü adı.2006 ilkbahar – yaz koleksiyonunu Türkiye ve Türk kültürünü tanıtmak amacıyla Stockholm’de sundu. Nobel ödüllerinin de dağıtıldığı İsveç’in en prestijli salonlarından biri olan Konserhuset’de yapılan defileye kraliyet ailesinden Prenses ve Barones de katıldı.2006 ilkbahar-yaz couture koleksiyonu, Maserati sponsorluğundaki A La Mode partileri çerçevesinde, Karaköy’deki tarihi Liman restoranında düzenlenen defilede […]

Bira, bu kapağın altındadır

Haber: İşvecan Nur Özen Kamera: Erdem Özüer eozuer@medyakronik.comBelki de en çok “Bira bu kapağın altındadır” reklam sloganıyla tanıyoruz. Hatırımızda kalan daha birçok sloganın yaratıcısı Haluk Mesci. Sadece ürettiği işlerle değil, Türkiye’de reklamcılığın sektörünün kurumsallaşması yönündeki çalışmalarıyla anılan, sektörün önemli isimlerinden. Reklamcılar Derneği Onur Üyesi. Farklı üniversitelerde verdiği reklamcılık, reklam yazarlığı ve markalaştırma dersleriyle, uzmanı olduğu alanın eğitmenliğine de üstleniyor. Mesci, Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin, profesyonel reklamcılarla birlikte çalıştığı “ R Vitamini” isimli ajansın yöneticilerinden.“Reklamcı olmak istiyorum” diyenler, Haluk Mesci’ye kulak vermeli..Haluk Mesci kimdir?Ortadoğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans yaptı. Eylül 1973’te Manajans’ta başladığı reklamcılık kariyerinde, Ağustos 2004’e kadar, hep yaratıcı bölüm (yazı) tarafında çalıştı. 1978’den beri, Birleşik Reklamcılar, Markom Leo Burnett, KLAN EURO RSCG gibi muteber ajanslar kurdu, yönetti, sattı. Halen, iki kurucusundan biri olduğu Mahi Mahi Markalaştırma Hizmetleri’nde, markalaştırma sürecinin her aşaması için yaratıcı hizmetler ve danışmanlık sunuyor. Reklamcılık hayatı boyunca yarattığı slogan ve kampanyaların önemlileri: Pril – Prille pırıl pırıl Efes Pilsen – Bira, bu kapağın altındadır Kalebodur – Seramik budur CinCin – Cin gibiler Cincin çiğner Jill – Eskimiş çoraplarınızı atın ! (Atamazsanız paspas yapın.) Elka Kapı – 100 kapı hemen, 1000 kapı yarın Noramin – Bizde Noramin var, sizde ne var? Schweppes – İnsanlar iyi şeylere layıktır Ülker Gofret – 9 Kat tat Ülker Taç Kraker – Atıştırın, açlığınızı yatıştırın Alo – Beyazötesi Rejoice – Yıkıyorum, çıkıyorum McDonalds – McDonald’s gibisi yok UNO – Ekmeğinizi elletmeyin Dışbank – Dışbank reklamlarını gördünüz mü? Reklamcılar Derneği’nin (RD) kuruluş yıllarından itibaren, yönetim kurulunda üye, genel sekreter, başkan yardımcısı, başkan olarak görev yaptı. Başkanlığının ikinci ve son döneminde, Reklamcılık Vakfı’nın kurulmasına önayak oldu. Halen RD Onur Üyesi. Anadolu Üniversitesi, ODTÜ, Bilgi Üniversitesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde reklamcılık, reklam yazarlığı, markalaştırma dersleri verdi, vermeye devam ediyor. Reklamcılık Vakfı’nın İstanbul Bilgi Üniversitesi işbirliğiyle oluşturduğu, lisansüstü eğitim programı AdSchool Istanbul’un danışma […]

Ustalarının dilinden gözde meslekler

Erdem Özüer eozuer@medyakronik.comKamera: İşvecan Nur Özeniozen@medyakronik.com Hepimizin aklında ideal bir meslek vardır. Ömrümüzün neredeyse bir çeyreği hedefimiz doğrultusunda okul yollarında gidip gelmekle geçer. Şimdi gözlerinizi kapatın ve yıllardır istediğiniz o ideal mesleği yaptığınızı düşünün. Aklınızdan acaba başka bir meslek seçseydim nasıl olurdu diye geçiyor mu? Diğer meslekleri merak ediyor musunuz? İşte her mesleğin ünlüsünden o mesleğin incelikleri…

Hobisi işi oldu

Ceren İnançcinanc@medyakronik.com İşe 14 yaşında ailesinin eskilerini toplayarak başlamış. O zaman bu bir iş değil, hobiymiş. Muattar Hanım’dan (anneannesi) şık bir elbise, Züftiye Hanım’dan (halası) bir şapka derken, yavaş yavaş eski kıyafetler, gözlükler ve aksesuarlar birikmeye başlamış. 16 yaşına geldiğinde sergi açsan açılacak kadar sıkı bir şapka koleksiyonu oluşmuş. Zaten anneannesi bile kendi anneannesinin eski elbiselerini biriktiren bir kadın olduğu için, aile içinde kaynak bulmakta hiç zorlanmamış. Merakını bilen komşular da devreye girince, biriktirdiği eskileri koyacak yer bulamamış. Ve sonunda bir dükkân açmış. Yasemin Genç 25 yaşında. İstiklal Caddesi’nin üzerindeki Atlas Pasajı’nın arkasında yer alan Alabama Pasajı’nda ikinci el kıyafetler satan dükkânın sahibi. Dükkânın adı, ŞeyMel. (Şeytan ve meleğin ilk hecelerinden oluşturulmuş.) Burası sıradan bir ikinci el dükkânı değil. Burada satılan her objenin bir de hikâyesi var. Neyin, ne zaman, kim tarafından, nereden satın alındığını öğrenmek mümkün. Her şey satılık değil Her ne kadar İtalya ve Fransa’da eğitim almış, mobilya tasarımı okumuş, vitrin tasarımı ve çeşitli dergilerde moda editörlüğü yapmış olsa da Yasemin Genç, sonunda bu işte karar kılmış. Ve yine de hâlâ yaptığı işi, iş değil, hobi olarak tanımlıyor. Üstelik dört kuşaktır aile kadınlarının biriktirdiği yadigârları acımasızca satmıyor. Sattıkları sadece sahiplerinden izin aldığı kıyafetler. Kalanları ya sadece sergiliyor ya da kiraya veriyor. Dükkânın şöhreti açıldığı günden bu yana kulaktan kulağa yayılmış. İnsanlar kullanmadıkları kıyafet ve aksesuarları hikâyeleriyle birlikte buraya getirmeye başlamış. Hatta bazıları karşılığında para bile almamış. Zamanda yolculuk yapmak için dükkândan içeri bir adım atmak yeterli. Burada bulunan her şey bir dönemi temsil ediyor. Üstelik Channel, Christian Dior, Cemil İpekçi gibi markaların ikinci elleri de bulunuyor. Fiyatlar uygun 1940’lı yıllarda Ermeni bir terzinin elinden çıkma bir elbise, 1960’lı yıllardan kalma bir şapkanın yanında alıcısını bekliyor. Dükkânda bazı kıyafetler var ki sokakta giymek mümkün değil. Bunlar da kıyafet balolarında giyilmek üzere kiralanıyor. Yasemin Genç, dükkânda pahalı hiçbir şey bulunmadığını […]