HaberVs Ekstra İnsan hakları Kadın Politika

İstanbul Sözleşmesi nedir; kimi, nasıl korur?

Yazan: HaberVs

İstanbul’da 2011’de imzaya açılan ve Türkiye’nin öncülük ettiği İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması tartışılıyor. Bu sözleşme kadına yönelik şiddetin önlenebilmesi için nasıl bir çerçeve ortaya koyuyor?

Kadına yönelik şiddet, Birleşmiş Milletler tarafından kısaca “Bir kişinin toplumsal cinsiyetine ya da cinsiyetine dayalı olarak, o kişiye yönlendirilmiş şiddet” olarak tanımlanıyor. Kamusal ya da özel alanda gerçekleşmesi farketmeksizin; fiziksel, psikolojik ya da cinsel olarak zarar veren; tehdit, zorlama veya farklı şekillerde özgürlükten mahrum bırakma gibi davranışları kapsıyor. Şiddetin en yaygın biçimlerinden biri olan ve giderek artış gösteren bu şiddet türü, ülkemizde sıklıkla kadın cinayetleriyle gündeme geliyor. Kadın cinayetlerinin yüzde 85’i kocalar, sevgililer, eski eşler, ayrılmak istedikleri sevgililer tarafından işleniyor.

11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi“, kısa adıyla “İstanbul Sözleşmesi“, kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetle mücadeleyi konu alan ve hukuki bağlayıcılığı bulunan ilk uluslararası belge.

İstanbul Sözleşmesi, kadına karşı şiddetin önlenmesi için mevcut toplumsal cinsiyet anlayışının değişmesi gerektiğini söylüyor. Sözleşmede, kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesi veya kadın ve erkeğin kalıplaşmış rollerine dayalı ön yargıların ortadan kaldırılması isteniyor ve şöyle deniyor: “Taraflar törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların sonlandırılması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır”

Kadına yönelik şiddeti önleme haricinde; mağdurları koruma, suçluların cezalandırılması gibi birçok konuyu kapsıyor İstanbul Sözleşmesi. Ücretsiz telefon yardım hatlarının kurulması, mağdurlara psikolojik ve hukuki yardım sağlanması, sığınma evi tahsis edilmesi, suçun işlenmesine yardımcı olmanın suç olarak sayılması, sözleşmenin istekleri arasında.

Sözleşme gereğince; zorla evlendirme, kadın sünneti, zorla kürtaj ve zorla kısırlaştırma gibi kasten gerçekleştirilen eylemlerin cezalandırılması için de yasal tedbirlerin alınması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan en önemli konulardan biri ise, sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eyleminin gerçekleşmesi sebebiyle başlatılan cezai işlemlerde; kültür, gelenek, din ve “namus” kavramının, bu eylemlerin gerekçesi olarak kabul edilemez olması.

Sözleşme hükümlerinin taraf devletlerce uygulanıp uygulanmadığını denetleme amacıyla, kısaca “GREVIO” olarak bilinen, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanlar Grubu (Group of Experts on Action against Violence against Women and Domestic Violence) isimli bir izleme ve denetleme komitesi bulunuyor. GREVIO’nun 2018 raporunda, Türkiye’nin mağdurları koruma konusunda yetersiz kaldığı belirtiliyor. Rapora göre; Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadeleyi zayıflatan durumlardan biri, kadınlara yüklenen annelik ve bakıcılık gibi geleneksel rollere öncelik verilmesi…

Duygu Kılınç‘ın hazırladığı videoda İstanbul Sözleşmesi konusunda merak ettiğiniz soruların cevaplarını bulacaksınız.

Yorum yazın