Etiket amerika

Koyunlar küçülürken marmotlar büyüyordu…

HaberVs Küresel ısınmayla büyüyen marmotlar iklim değişikliğinin yeni habercileri. Küresel ısınmayla beraber kısalan kışlar, marmotların kış uykularından daha erken uyanmalarına, bu da hem beden ağırlıklarında hem de sayılarında önemli bir artışa yol açıyor. Imperial College London’da araştırma yapan Türk bilimadamı Dr. Arpat Özgül ve çalışma arkadaşları, dünyanın önde gelen bilim dergilerinden Nature‘da iklim değişikliği üzerine yeni bir makale yayımladı. Nature’ın bu haftaki sayısında kapak konusu olarak okurlarına duyurduğu bu araştırmada Dr. Özgül, büyük bir yersincabı türü olan marmotların küresel ısınma sonucu meydana gelen iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğini inceliyor. Özgül, bir başka önemli bilim dergisi Science’da Temmuz 2009’da yayınlanan “İklim değişikliği ve küçülen koyunların sırrı” isimli makalesiyle bilim dünyasında ilgi uyandırmış ve dünyanın önde gelen yayın organlarında haber olmuştu. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde tamamlayan genç bilim adamı çalışmalarına ekim ayından itibaren Cambridge Üniversitesi’nde devam edecek. Isınmayla büyüyen hayvan Küresel ısınmanın sebep olduğu düşünülen iklim değişikliği neticesinde gittikçe kısalan kışlar, marmotların kış uykularından daha erken uyanmalarına neden oluyor. Kış uykusundan eskiye göre daha erken uyanan marmotlar daha erken yavruluyor ve bir sonraki kış uykusuna kadar daha uzun süre beslenme şansı yakalıyor. Ortalama beden ağırlıklarının artmasıyla, kış uykusuna daha besili giren bireylerin hayatta kalma ve ertesi sene üreme şansları da artmakta. Tüm bu süreç, son birkaç yılda marmotların sayısının hızla artmasına yol açmış. İngiltere ve Amerikan üniversitelerinden bilim insanlarının ortak yürüttüğü bu araştırma küresel iklim değişikliğinin sebep olduğu mevsimsel değişimlerin bir hayvan türünün hem fiziksel özelliklerini, hem de popülasyon büyüklüğünü nasıl etkilediğini açıkça gösteren ender çalışmalardan birisi. Colorado’daki Kayalık Dağlar’da yaşayan büyük bir yersincabı türü olan sarı-karınlı marmotlar yılın soğuk ve sert geçen yedi sekiz ayını yeraltına kazdıkları yuvalarda kış uykusunda geçiriyor ve bu esnada beden ağırlıklarının yüzde kırkını kaybediyorlar. Kış uykusu öncesinde depoladıkları yağ, zorlu kış aylarında sağ kalmalarını ve sonrasındaki üremelerini belirleyen en önemli faktör. Makalenin baş yazarı Dr. […]

Amerika’nın son yabancısı: Sean Penn

Aktör Robert de Niro, geçtiğimiz gece gerçekleşen 2008 Oscar Ödül Töreni’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü adayı Sean Penn’i şu sözlerle anlattı: “Bunu nasıl başarıyor? Her rolde kendini öyle yok ediyor ki karşımızda Sam adında bir adam, Gizemli Nehir’den Jimmy Markum, sörfçü Spicoli, Ölüm Yolunda yolunda bir adam veya Harvey Milk oluveriyor. Sean aynı bağlılığı ekran dışındaki hayatında da -insan hakları için çalışırken, dünya liderlerine saygılı bir şekilde önerilerde bulunurken, paparazzilerle kibarca (!) uğraşırken de- gösteriyor…” Ve Niro hemen ardından ekledi; “Bu gece önemli olan büyük bir aktör olmak, hayatta önemli olan ise büyük bir insan olmak. İşte benim arkadaşım, Sean Penn…” 1960 Kaliforniya doğumlu Amerikalı aktör Sean Penn 1982 yılında Fast Times at Ridgemont High filminde Jeff Spicoli karakteriyle eleştirmenlerin ilgisini çekti. John Schlesinger’ın 1985 yapımı politik-drama The Falcon and the Snowman’da canlandırdığı uyuşturucu bağımlısı ajan karakteriyle başarı basamaklarını yavaş yavaş tırmanmaya başlayan Penn, 1985-1989 yılları arasında Madonna’yla olan evliliği ile de sadece eleştirmenlerin değil magazin basınının da yeni gözdesi haline geldi. Asi tavırları ve sıra dışı evlilik hayatlarıyla basına bol bol malzeme çıkaran çift, birlikte rol aldıkları Shangai Suprise filminin başarısızlığının ardından boşandı. Oyuncu en iyi çıkışını 1988 yılında Brian de Palma’nın yönettiği Casualties of War (Savaş Günahları) filmiyle yaptı. Michael J. Fox’la başrolü paylaşan aktör, Vietnamlı bir kızın kaçırılıp Amerikan askerlerince tecavüz edilmesini ve Vietnam halkına yapılan işkenceleri konu alan bu filmle, hem kariyerindeki ilerlemenin hem de politik duruşunun sinyallerini verdi. Robert de Niro ve Demi Moore ile birlikte yer aldığı We’re No Angels filmiyle de ciddi duruşunun yanı sıra kara mizahla da başa çıkabileceğini kanıtlamış oldu. 1991 yılında yeteneklerinin oyunculukla sınırlı olmadığını kanıtlamak istercesine yönetmenliğe soyunan Penn, Bruce Sprigsteen’in Highway Patrolman adlı parçasından esinlenerek yazıp yönettiği The Indian Runner’da birbirine tamamen zıt iki kardeşin öyküsünden yola çıkarak kasaba halkının yalnızlığını ortaya koyuyordu. Yönetmenliğe iyice ısınan Penn, […]

Azize’nin başörtüsünü takmayan ABD gaflet uykusunda!

Mustafa Alp Dağıstanlı Azizah’nin durmadan başörtülü kadın kapaklarıyla eleştirilmesine karşılık, Muslim Girl fazla liberal olduğu için tepki topluyor. Başörtülü veya açık cıvıl cıvıl, kimi şuh Müslüman kızlarla dolu dergi. Mesela bir yandan “Ayın Müslüman Kızı”nı seçiyor, bir yandan da okurlarını Kurani ilkeler ve İslami değerler konusunda fikirlerini söylemeye, tartışmaya davet ediyor. Biraz daha dolu ve ciddi bir dergi istiyorsanız Elan’a bakmalısınız; zaten alt başlığı da “Rethink Islam” (İslam’ı yeniden düşün, anlamına). Monitor’ın haberine göre, okurlar nisbeten zengin olmasına rağmen sadece birkaç büyük ilanverenin ilgisini çekebilmiş bu kadın dergileri. Yine de birkaç gedik açılabilmiş; IKEA, Azizah’ye ilan veriyor, Fox televizyonu da Muslim Girl’e mesela. Kısaca, ABD’de Müslümanlar, her düzeyde kendilerini ve dinlerini anlatabilmek için çaba sarfediyor. Son örneklerden biri de Princeton Üniversitesi öğrencilerinin Mayıs başında çıkarmaya başladığı, İslami meseleleri ele alan 15 günlük Misbah dergisi. Kendilerini anlatma çabasıyla entegrasyon çabası atbaşı gidiyor. Çoğunluğunu Hıristiyanların oluşturduğu bir toplum içinde birarada yaşamanın yolunu arıyorlar. Nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de, Hıristiyanların boğazları kesiliyor, yazı yazdı diye insanlar öldürülüyor ve yargılanıyor, başörtülü çocuklar okullara sokulmuyor, askerin içinde birileri “irtica gelmesin diye” darbe hazırlıkları yapıyor, Kayseri’de içki bulunmuyor, bilmemnerede Ramazan’da oruç tutmayan taciz ediliyor, Aleviler ikinci sınıf muamelesi görmekten şikayet ediyor, Kürtler varlıklarının yeterince temsil edilmemesinden yakınıyor… Ama tabii, medenniyyyetler ittifakını sağlayacak olan da biziz.

Araplar da ABD’ye güvenmiyor

Ersan Bayram Maryland Üniversitesi ile Zogby International tarafından yapılan bir kamuoyu araştırması Arapların, ABD’yle ilgili olumlu görüş taşımadığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 83’ü ABD hakkında olumsuz görüş bildirirken, yüzde 70’i ABD’ye hiç güveni olmadığını ifade etti. Suudi Arabistan, Mısır, Fas, Lübnan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde 4 bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya katılanlar, nükleer denemelerine hız veren İran’ı da bir tehdit olarak görmediklerini belirtti. Irak’ın durumu işgal öncesinden kötü Araştırmada, ABD’nin geçen sene Irak’taki asker sayısını 30 bin artırmasının, çatışmanın azalmasını sağladığına inandığını belirtenlerin oranı yüzde 6’da kalırken her 3 Arap’tan biri Irak’ta şiddetin azaldığı yönündeki haberlere güvenmediğini söyledi. Her 10 Arap’tan 8’inin Iraklıların durumunun 2003’teki Amerikan işgali öncesinden daha kötü olduğunu belirttiği araştırmada yüzde 2’si ülkede şimdiki durumun daha iyi olduğu yolunda görüş belirtti. Araştırmaya göre ABD’nin iddialarının tersine, Arapların çoğu İran’ı tehdit olarak görmediklerini söylerken, yüzde 67’si Tahran’ın nükleer programa sahip olma hakkı bulunduğunu düşünüyor. Filistin topraklarında Hamas ile El Fetih arasındaki çatışmayla ilgili olarak da Arapların El Fetih’ten ziyade Hamas’a sempati duyduğu ortaya çıktı. Arapların yüzde 18’i Hamas’a, yüzde 8’i ABD’nin desteklediği El Fetih’e sempati duyuyor. yüzde 37’i ise her iki grubu da destekliyor. Lübnan’la ilgili olarak Arapların sadece yüzde 9’unun Washington’ın desteklediği iktidardaki koalisyona sıcak baktığı, yüzde 30’unun ise Hizbullah’ın önderliğindeki muhalefete destek verdiği ortaya çıktı.