Etiket antalya

Karakulak hâlâ aramızda!

Soyu tükenmekte olan memeliler listesinde yer alan, kedigiller familyasının üyesi karakulak(Caracal caracal)Biyolog Batur Avgan tarafından bir kez daha görüntülendi. Karakulak Türkiye’de ilk kez 2002 yılında yine Avgan tarafından görüntülenmişti. İsviçre Bern Üniversitesi Ekoloji Bölümü’nde “Karakulakların Habitat Seçimi, Beslenme Ekolojileri ve İnsanla Olası Çatışmaları’ üzerine yüksek lisans tezi üzerine çalışan biyolog, bu türü 8 yıl sonra Antalya Düzlerçamı’nda görüntülemeyi başardı. Biyolog Avgan, yaklaşık 17 yıldır Türkiye’de bu türün izini sürüyor. Karakulakların varlığını fotokapan (fotoğraf makinesi tuzağı) yöntemiyle belgeleyen Avgan’ın yeni hedefi, Kaş’taki Kıbrıs Deresi kanyonunda karakulak ve vaşak araştırması yapmak. Avgan iki canlının bir arada belgelenmesi durumunda Kıbrıs Deresi’nin bu konuda dünyada en önemli nokta olacağını düşünüyor. Çobanlardan avcılara, bölgeye hakim birçok kişiyle görüşerek arazi hakkında veri toplayan Avgan, yaz aylarında bölgeye gelerek çalışma yapmak istediğini söyledi. İşinin zor olduğunu belirten deneyimli biyolog “Ancak bölgede karakulak vevaşak postunun bulunması da önemli bir kanıt sayılır” diyor. Sekiz yıl önce Atlasdergisi muhabiri Ali Murat Atay’la birlikte Antalya Güllük Dağı Milli Parkı’nda kurdukları fotokapanla ilk kez karakulak görüntülemeyi başaran Avgan, bu yıl 13 Şubat ve 14 Mart tarihlerinde bu canlıyı tekrar görüntüledi.2005’te Elmalı Çığlıkara’daki dokuz göller bölgesinde vaşak görüntülendiğini, Akseki’den de bu yönde haberler geldiğini ancak elde edilen görüntüleri henüz görmediğini söyleyen Avgan, vaşakla karakulakın birbirine karıştırıldığını belirtiyor. Anadolu’da on binlerce yıldır varolan Karakulak, insan baskısı nedeniyle günümüzde yalnızca Ege ve Akdeniz bölgelerinde blunuyor. Aynı yaşam alanını paylaşan karakulak ve vaşaklar çoğu kez birbiriyle karıştırılıyor. Keklik, çobanaldatan ve üveyik gibi yer kuşlarının yanı sıra tavşan ve tarla faresi gibi kemirgenlerle beslenen iki tür, aynı alanda aynı canlılarla beslendikleri için birbiriyle mücadele ediyor. Avgan’ın çalışması, Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve Düzlerçamı Yaban Hayatı Geliştirme ekiplerinin desteğiyle gerçekleşiyor. Karakulak görüntülemek için ormanda kurduğu fotokapanların zaman zaman çalındığını belirten Avgan, “Tavşan ve dağ keçisi gibi canlıların kaçak avlanması karakulak habitatını zayıflatıyor. Özellikle Afrika’da yırtıcı memelilerin […]

DSİ Antalyalıya ‘suyun tapusunu’ sordu

Yusuf Yavuz Antalya’nın Finike ve Kumluca ilçelerinde yaşayan 100 bini aşkın nüfusun tek su kaynağı Alakır Nehri üzerinde projelendirilen sekiz hidroelektrik santral (HES) bölge halkını ayağa kaldırdı. Su kaynaklarının ellerinden alınmasına tepki gösteren sekiz köy, birleşerek dava açmaya hazırlanıyor. Köylüler, 3 Mart’ta Türkiye Su Meclisi ve çevre örgütü temsilcileriyle bir araya gelerek bölgenin merkezi konumundaki Karacaören köyünde bir toplantı düzenlendi. Grubun sözcüsü Mehmet Başar, Alakır Vadisi’ndeki su kaynaklarının bölge halkı için yaşamsal öneme sahip olduğunu belirterek hukuk mücadelesi başlatacaklarını açıkladı. Başar, Alakır’da yapılması istenen sekiz HES’in, Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) yönetmeliğinden muaf tutulduğu bilgisini verdi. Oysa 2003’te yayınlanan bu yönetmelik, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesini ve gereken önlemlerin alınmasını zorunlu tutuyor. 3 Mart’ta Alakır Vadisi’ne gelen “Antalya Isparta ve Burdur Dereler Gönlünce Aksın Platformu” üyeleri, bölgede inşaatı devam eden ve başlama aşamasındaki HES projelerini inceledi. Karacaören Köyü Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Mehmet Başar’ın ev sahipliği yaptığı inceleme gezisine, Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi ve TTKD (Türkiye Tabiatını Koruma Derneği) Antalya Şube Başkanı Hediye Gündüz’ün yanı sıra, Türkiye Ormancılar Derneği Antalya Şube Başkanı Gürel Şirin, Gömbe Belediye Başkanı Hasan Toker, Orman Kooperatifleri Birliği yöneticisi Hikmet Yılmaz ile Manavgat, Elmalı, Finike ve Kumluca’dan çok sayıda çevre gönüllüsü katıldı. Suyun belgesi İnceleme gezisinde HES inşaatları sırasında çok sayıda kızılçam ağacının kesildiğini, birçoğunun da iş makinelerinin çalışmaları sırasında yıkıldığı belirleyen çevreciler, bölgedeki ağaç kıyımını protesto ettiler. Ardından bölge halkıyla Karacaören köyünde bir araya gelen platform üyeleri, Alakır Nehri üzerine yapılacak HES’leri değerlendirdiler. Toplantıda söz alan Büyükalan köyü Muhtarı Zeki Kahraman, bölgedeki su kaynaklarının 1930’lu yıllardan bu yana kullandıklarını ancak HES projelerinin uygulanmaya başlanmasıyla kadim hakları olan su kaynaklarının kullanımına izin verilmeyeceğini söyledi. Suyla ilgili taleplerini DSİ yetkililerine ilettiklerini söyleyen Kahraman, “suyun kullanım hakkının size ait olduğunu gösteren belgeniz var mı?” yanıtını aldıklarını anlattı. Diğer köy muhtarları da […]

Serenlere koruma müjdesi

Antalya- Elmalı’ya 11 kilometre uzaklıktaki Büyüksöğle köyünde bulunan tarihi arı kovanları “serenler” koruma altına alınıyor. Likya lahitlerine benzerliğiyle dikkat çeken ve yalnızca Antalya bölgesinde bulunan bu ilginç yapılar, gazeteci Yusuf Yavuz’un haberi ve halk kültürü araştırmacısı Öznur Tanal’ın başvurusu üzerine kültür mirası envanterine kazandırılıyor. İki yıl önce bölgede yaptığı çalışmayla serenlerin tarihi, mimari ve kültürel özelliklerini belgeleyen Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Halk Kültürü Araştırmacısı Öznur Tanal, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na bir dilekçeyle başvurarak serenlerle ilgili yaptığı çalışmayı iletti. Dilekçesinde serenlerin koruma altına alınmasını talep eden Tanal’ın başvurusunu dikkate alan Koruma Kurulu eserleri yerinde inceledi. Konu, kurulun 28-29 Eylül 2009 tarihli toplantısında gündeme alındı ve serenlerin, kültür varlığı olarak tescillenip koruma altına alınmasına karar verildi. Kurul üyeleri aynı toplantıda, yine Büyüksöğle’de bulunan Sogla antik kentinin de tescillenerek koruma altına alınmasını kararlaştırdı. Şimdilik iki seren İlk aşamada Büyüksöğle köyündeki Avdancık mevkiinde bulunan iki adet serenin koruma altına alındığı bildirilirken, Korkuteli İmecik Susuzu ve Kumluca Dereköy’de bulunan serenlerin de kısa zaman içinde tescilleneceği öğrenildi. Koruma altına alınan Serenlerin çevresinde 27 ila 30 metrelik koruma alanı oluşturuluyor. Likya lahitlerine benzerliğiyle dikkat çeken ve sivil mimarinin şaşırtıcı örneklerinden biri olan Serenlerin tarihi 17. yüzyıla kadar uzanıyor. Elmalı’nın Büyüksöğle köyü dışında, Korkuteli İmecik Susuzu, Saklıkent Yazır Güzlesi, Kumluca Çakmak Yaylası ile Göldağı eteklerinde ve Beydağları’ndaki Ziyaret Tepesi eteklerinde son örnekleri bulunan serenler, arılar için bir çeşit sığınak işlevi görüyor.

Kedi tuzağına düşenler

Gökhan Tan “İlk” ve “son” ibaresi taşıyan başlıklar gazeteciler için cazip olduğu kadar tehlikelidir de. Çünkü bir şeyin ilk ya da son kez gerçekleştiğini duyurmak haber değeri taşıdığı gibi, bir iddia da barındırır. Yakın zamanda bu iddiadan nasibini alan bir habere tanık olduk. Haber konusu Türkiye’nin nadir ve hemen hiç görülemeyen kedisi karakulak, bilimsel ismiyle Caracal caracal’dı. Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü yüksek lisans ve doktora öğrencileri Anıl Soyutürk ve Alper Ertürk’ün Marmaris’te bir karakulağı “fotokapan” kullanarak görüntülemesi 12 Ağustos’ta Anadolu Ajansı (AA) tarafından duyuruldu. (kısaca “fotokapan” ya da “fotoğraf makinesi tuzağı” olarak çevrilebilecek camera trap, bir fotoğraf makinesi ve ona bağlı sensör yardımıyla insana gerek duyulmadan, canlının makine ile sensör arasına girmesiyle otomatik olarak çalışıyor.) İki araştırmacı, hakkında çok az veri bulunan bu nadir türün mevcut durumunun anlaşılması, korunması ve gereken faaliyetlerin planlanması için Muğla çevresinde bir proje yürütüyordu. Haber hemen tüm gazetelerde yer aldı ve AA’nın metninde karakulağın “bugüne dek görüntülenemediği” ifadesi nedeniyle “Karakulak ilk kez görüntülendi” başlıklarıyla yayınlandı. Nadir bir türün ilk kez görüntülenmesi, gazetecilik açısından elbette haber değeri taşıyordu. Ama gerçekten de ilk miydi? Atlas2002’de yayınladı Ajans haberlerinin, sorgulanmadan ve doğrudan gazeteler tarafından kullanılması neredeyse doğal bir durum. Ancak haber doğa gibi, hemen hiçbir gazetede bu alanda özelleşmiş editörü bulunmayan bir konuda olunca, bu oran daha da yükseliyor. Atlasmuhabirleri Batur Avgan ve Ali Murat Atay 2002 yılında Antalya’daki Güllük Dağı Milli Parkı’nda türü aynı yöntemle görüntülemiş ve ilgili haber ve fotoğraf Atlas’ın Eylül 2002 tarihli 144. sayısında yayınlanmıştı. Objektife gece yakalanan karakulağın sırtı fotoğraf karesi dışında kalmıştı. Bu yayını sadece Hürriyetgazetesi hatırladı ve tarihini yanlış belirtmekle birlikte haberinde Atlas’a referans verdi. Diğer taraftan Kanal 7 televizyonunun portalı Haber 7, AA’nın haberini kullanırken karakulağı ilk kez kendi muhabirlerinin görüntülediğini iddia ediyordu. Çünkü 14 Mayıs 2008 tarihinde Marmaris Datça yolu üzerinde bir aracın çarpması nedeniyle öldüğü sanılan bir karakulağın […]

Dikkat! Kundu Ormanı da yanabilir

HaberVs Antalya Kundu’da, Mardan Palace Oteli’nin arkasında yapılması planlanan ancak Danıştay 6. Dairesi tarafından durdurulan golf sahası projesinin geçmişinde, son yıllarda, ormanlık alanlarda turizm tesisi inşa etme girişimleriyle dikkat çeken MNG Holding var. Holdingin, Kundu ve Bodrum’da farklı tarihlerde talep ettiği iki alan da, taleplerin Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından reddedilmesi üzerine yangın geçirmiş. Ve her iki alan da yangından sonra MNG’ye tahsis edilmiş. Sabahgazetesinin 26 Ağustos 2008 tarihli haberine göre MNG Holding, 1998 yılında Antalya’da Topkapı Palace Oteli’nin arkasındaki orman alanının tahsisi için Çevre ve Orman Bakanlığı’na başvurdu ama reddedildi. Alanda bir yıl sonra yangın çıktı ve orman vasfını kaybeden arazi 1999’da MNG’ye tahsis edildi. Habere göre benzer bir durum Bodrum’da da yaşandı. Holdingin iki şirketine 2006’da, Bodrum Pina Yarımadası’daki orman alanında otel izni verildi. Güvercinlik köyü çevresindeki bu alan 2007’de yandı. 238 hektarlık ormanlık alanın telef olduğu yangının üç ayrı noktadan başlaması nedeniyle sabotaj iddiaları ortaya atıldı. Ancak yapılan soruşturmada herhangi bir bulguya rastlanmadı. Bakanlık yetkilileri yanan bölge için o yıl “Kesinlikle orman kalacak” açıklaması yaptı. Ama MNG yanan bölgedeki koyu izin almadan doldurdu. MNG’nin şantiye şefi Sinan Karaağaçlı ihlalin ortaya çıkması üzerine “İzin almayı bekleseydik zaman kaybederdik. Denizi doldurduk, cezası neyse öderiz” cevabını verdi. Şirkete 46 bin 500 TL ceza kesildi. MNG “orman kıyım” hakkını devretti Vatan’ın 27 Ağustos 2008 tarihli haberine göre Kundu’da MNG’ye “18 delikli golf sahası ve tatil köyü” yapılmak üzere tahsis edilen arazi imar planlarında “Kundu Kent Parkı” olarak işlenmişti. Holding bu nedenle, tesis inşa etme iznini ilk başvurusunda alamamıştı. Yangın, şirketin tahsis mücadelesini sürdürdüğü dönemde çıktı ve köylüler, yangının holdingin yönlendirmesiyle çıktığını iddia etti. Soruşturmadan bir sonuç çıkmadı. Ve 1 milyon 40 bin 955 metrekarelik alanın büyük bir bölümü 1999’da MNG’ye verildi. Antalya Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Av. Tuncay Koç’a göre MNG, alanın yüzde 51’lik kısmını Golf Antalya Enternasyonal Turizm adlı şirkete […]

Antalya’da hâlâ orman var!

Yusuf Yavuz / ANTALYA Antalya’da Kundu Ormanı’na yapılması planlanan golf sahası ve tatil köyüne Danıştay’dan yürütmeyi durdurma kararı çıkarken, alanın tahsis edildiği şirketin Azeri işadamı Telman İsmailov’a ait Mardan Otel’in yan kuruluşu olduğu iddia edildi. Antalyalı meslek örgütleriyle birlikte Antalya Barosu’nun açtığı davayı gören Danıştay 6. Dairesi, “Daha önce aynı konuda verilmiş uyulması gereken yargı kararı bulunduğu” gerekçesiyle, 701 bin 475 metrekare alanda yapılması planlanan 18 delikli golf sahası ve tatil köyünün yürütmesini durdurdu. Antalya’nın batısında, Lara ve Belek arasında kalan Kundu son yıllarda en çok sayıda beş yıldızlı otelin açıldığı bölge olarak dikkat çekiyor. Kundu’da, 2005 yılında Bayındırlık Bakanlığı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilen söz konusu bölge daha sonra imar planı değişikliği yapılarak özel bir şirkete tahsis edildi. Ardından Antalya Enternasyonal Otelcilik ve Turizm A.Ş adlı şirkete devredilen Kundu Ormanı’na, bu şirket tarafından 18 delikli golf sahası ve bin 316 yataklı tatil köyü yapımı için düğmeye basıldı. Bu gelişme üzerine Antalya Barosu, Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası, Kundu’da 25 bin ölçekli çevre düzeni planı ve 5 bin ölçekli Nazım İmar Planı ve bin ölçekli uygulama imar planı ile belediyenin verdiği yapı ruhsatının iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı. Başvuruyu değerlendiren Danıştay 6 Dairesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ormanlık alanda golf sahası yapılmasının önünü açacak imar değişikliklerini sordu ve bakanlıktan yanıt gelene kadar yürütmeyi durdurma kararı verdi. Suça ortak üç bakanlık Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararını değerlendiren Antalya Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Av. Tuncay Koç, böylesine büyük bir ormanlık alanın turizme tahsis edilmesinin tam bir cinayet olduğunu söyledi. Bu alanla ilgili mahkeme kararları olduğunu anımsatan Koç, “Kültür ve Turizm Bakanlığı anayasanın 138. maddesini yok sayarak planlama yapmıştır. Bu nedenle hem Kültür ve Turizm Bakanlığı, hem Bayındırlık ve İskân Bakanlığı hem de Çevre ve Orman Bakanlığı açıkça bu suça ortak olmuşlardır” dedi. Mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma […]

Son serenler

/ KAŞ Antalya’nın dağlık kesimlerinde Lykia (Likya) lahitlerinden esinlenerek inşa edilen ve geleneksel mimariyi temsil eden arı kovanları yok oluyor. Seren adı verilen bu dev kovanların Elmalı, Korkuteli ve Kumluca ilçelerindeki son örnekleri de yitirilmek üzere. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Halk Kültürü Araştırmacısı Öznur Tanal’a göre kimi örneklerinin geçmişi 17. yüzyıla kadar inen serenler, yöre insanının karakterini ve özgün mimariyi temsil eden çok önemli bir değer. “Dirim evi” Günümüze ulaşabilen az sayıdaki serenin, Elmalı’ya 11 kilometre mesafedeki Söğle köyleri ve Serkiz yaylasında bulunduğunu dile getiren Öznur Tanal, bu yapıların antik Lykia lahitlerinden (kayadan oyulan kapaklı mezar) esinlenerek inşa edildiğine dikkat çekiyor. Ancak mimarisiyle lahitleri çağrıştıran serenler, kullanım olarak tam tersi bir özellik taşıyor. “Lahitler antik dönemin ‘ölü evleri” sayılırken serenler, doğanın mucizesi sayılan arı hücrelerini harmanlayarak yaşamın hizmetine sunuyor” diyor Tanal. “Bu nedenle serenleri ‘dirim evi’ olarak isimlendirebiliriz.” Ardıç ağacından kalasların (dilme) destek olarak kullanıldığı serenler, taşla örülüyor. Ardıç ve taştan oluşan üç ile dört metrelik bu kaidenin üzerinde, ahşap bir oda bulunuyor. Bu odanın içinde, içi oyularak boru şekli verilmiş ardıç kütükler birer kovan vazifesi görüyor. Bir piramit gibi üst üste dizilen bu kovanlar bu görünümüyle, antik lahitlerin kapağını andırıyor. Toplam yüksekliği altı metreyi bulabilen serenler arıları ve balı, başta ayı olmak üzere vahşi hayvanlardan ve kötü hava koşullarından koruyor. Kovanların bulunduğu üst bölüme, kaidede kullanılan kalasların uçları basamak yapılarak çıkılıyor. İsmi de antik Mimarisi gibi seren isminin de Lykia kökenli olabileceği düşünülüyor. Antik Lykia başkenti Xantos’ta (Ksantos) bulunan Harpyler Anıtı’nın üst kısmında betimlenen mitolojik denizkızları “sirenler”, seren isminin ortaya çıkmasını sağlamış olabilir. Öznur Tanal bu bilgiyi, Arkeolog Ünsal Özçakır’dan aldığını belirtiyor. Sadece Antalya bölgesinde bulunan bu özgün yapıların geleceğe taşınması gereken bir değer olduğunu söyleyen Öznur Tanal son serenlerin, Elmalı’nın Söğle köyleri dışında Korkuteli İmecik Susuzu, Saklıkent Yazır Güzlesi, Kumluca Çakmak Yaylasıyla Göldağı eteklerinde ve Beydağları’ndaki […]

Burası Antalya, “damsız” girilmez!

Aliye Aral)Oteller bu uygulamalarından vazgeçmeyeceğini vurgularken, acenteler, zarara uğradıklarını dile getiriyor. Turizm İl Müdürlüğü ve dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ise konudan tamamen habersiz. Bakalım Antalya’da “Damsız girilmez” uygulaması nereye ve ne zamana kadar devam edecek…