Etiket bizans

Elveda İstanbul

UNESCO’nun yedi yıldır yaptığı uyarıların göz ardı edilmesi, İstanbul’un büyük ihtimalle Dünya Kültür Mirası Listesi’nden çıkarılmasına neden olacak.

Sulukule’nin altı

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi, 13 Ocak’ta yayınladığı “Sulukule’de Yenileme Projesi ve Arkeolojik Kalıntılar” başlıklı duyuruda şunu söylüyor:“Yıkımların ardından çok büyük bir hafriyat yapıldığı ve bu hafriyat içinde çok miktarda -olasılıkla Bizans Dönemi’ne ait- kırık mimari kalıntı parçaları bulunduğu gözlenmiştir. Bu kalıntı parçaları, bu alanda kültür varlıklarının açıkça tahrip edildiğinin kanıtlarıdır.”Arkeologlar, bugüne kadar belediye görevlileri, inşaatçılar ve dozerlerden başkasının uğramadığı bu alanda yüzlerce yıllık kültürel eserlerin tahrip edildiğini söylüyor.Dikkat ederseniz söz konusu tahribat, mevcut yapıların yıkımı esnasında yapılıyor. Gözle görülür, somut yapılar yok ediliyor. Peki ya görünmeyenler?Söz konusu alan, İstanbul’un tarihi merkezinin son sınırlarını çizen -Theodosius- kent surlarının hemen dibinde. En düşük ihtimalle en az 1000 yıldır, kesintisiz yerleşim gören bir bölge.Dahası da var: Bizans dönemi uzmanlarına göre, antik kaynaklarda ismi geçen, o bölgede bulunduğu bilinen ama kesin yeri tespit edilemeyen yapılar da büyük ihtimalle Sulukule’nin altında yatıyor. Örneğin İmparator Iustinos’un Deuteron Sarayı.Sulukule’nin yasalarla da belirlenmiş bir statüsü var: Kentsel ve tarihi sit alanı. Kanunlara göre devlet, bu alanda saklı kültür varlıklarını tespit etmeden ve bunları koruyucu önlemleri almadan önce -klişe tabirle- buraya “bir çivi bile çakılamaz”. Tüm bunların özeti işe şu: “Sulukule’de arkelojik araştırma ve kazı yapılması gerekiyor.”Alanda şimdilik -sadece- toprak üstündekileri tahrip etmekle meşgul dozerler dolaşıyor. Toprak altına ne olacağını yakın zamanda göreceğiz. Çünkü inşaat hazırlıkları tamamlandı.

“Otel yapmayacaksak arkeolojiye neden para yatıralım”

Four Seasons Oteli’nin genişletilme çalışmaları sayesinde Sultanahmet’te bir sarayımız olduğunu fark ettik. Roma İmparatoru Konstantin’in İS 4yüzyılın ilk yarısında yapımına başladığı, 11. yüzyıla kadar Bizans imparatorları tarafından kullanılan Magnum Palatium (Büyük Saray), bu nedenle yeniden gazetelerin ön sayfasında haber oldu. Saray, 10 yıl önce arkeologların keşfiyle -bugün artık yayımlanmayan Yeni Yüzyıl gazetesine-manşet olmuştu. Magnum Palatium’un bulunuşu, dünyada son yılların en önemli keşifleri arasında gösterildi. Ama vatandaş olarak 10 yıl sonra hâlâ bu büyük keşfi göremedik; çalışmalar nedeniyle açılamadı. Göremediğimiz, merakımızı gideremediğimiz bu alanda şimdi otel yapılıyor. Burası tam 74 yıl önceki imar planında belirlendiği gibi arkeolojik park haline getirilirse ve bir aksilik olmazsa, Büyük Saray’ı kendisinden 1600 yıl sonra üzerine inşa edilen çelik otelle aynı anda görebileceğiz. Kurtarma kazısı Magnum Palatium’un kazısı, 1997’den beri İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından yürütülüyor. Ancak bu çalışmanın yöntem olarak olmasa da, isim olarak normal kazılardan bir farkı var. Müzenin yürüttüğü diğer kazılar gibi bu da bir “kurtarma kazısı.” Four Seasons Oteli’ne tahsis edilen eski Sultanahmet Cezaevi’nin 17 dönümlük bahçesi, Tarihi Yarımada’nın (sur içi) tümü gibi arkeolojik sit alanı. Müze bu kazıyı, bulunduğu il sınırları içersindeki sit alanlarından sorumlu olduğu için yapıyor. Çünkü herhangi bir inşaat faaliyetinden önce o alandaki buluntular değerlendirilmek ve bunun için de bilimsel kazı yapılmak durumunda. Anlaşılacağı üzere Büyük Saray’ın keşfinin ve 10 yıldır devam eden bilimsel kazısının nedeni de bu inşaat. Four Seasons Oteli, açıldığı 1996’dan bugüne genişleme talebini açıkça belirttiği ve kanuni gereklerini yerine getirdiği için tüm bunlar oluyor.Bugün onay verenlerin izi sürülürken devletin bu tür durumlarda çağdaş bir tarihi çevre politikası olup olmadığı sorusu akla geliyor. Bu tür kurtarma kazılarının, bilim insanlarının iki ayağını bir pabuca sokmak dışında bir özelliği daha var: Harcamalarının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, yani devletin kültür varlıklarından sorumlu kurumu tarafından karşılanmıyor olması. Bu nedenle “kurtarma kazısı” tamlaması devlette inanılmaz bir cazibe yaratıyor. Yüksek bütçe […]