Etiket cep telefonu

Teknoloji gelişir eşya değişir

Gelişen teknoloji bir yandan hayatı kolaylaştırırken, sahip olduğumuz her ürün bir yenisini de beraberinde getiriyor. Cep telefonu alan bluetooth kulaklığını ya da kılıfını, bilgisayar alan görüntülü sohbeti sağlayan kamerayı, dijital fotoğraf makinesi alan yüksek kapasiteli hafıza kartları ya da taşınabilir bellekleri de satın alıyor. Evdeki tüplü televizyonları tahtından eden plazma ya da LCD televizyonlara sahip olmak ise ses ve sinema sistemleri ya da DVD oynatıcıları almayı da neredeyse “şart” kılıyor. Teknoloji gelişti “gereksinim” arttı Gelişen teknoloji ile beraber hayatımızda yeni gereksinimler oluştu. Daha önceleri cep telefonuna bile ihtiyaç duymayan bizler, bugün onsuz sokağa çıkamaz olduk. Şimdilerde bu ihtiyaçlar öyle bir noktaya geldi ki evdeki eşyaları dahi yeni aldığımız teknolojik aletimize göre değiştiriyoruz. Eski tüplü televizyonların yerini alan plazmalar salonun başköşesinde duran televizyon sehpalarının pabucunu dama attı. Artık ya duvara monte ediyoruz televizyonumuzu ya da alçak, modern televizyon sehpamızı kullanıyoruz. Öyle ki, plazma TV alınca yanında sinema sistemi alma ihtiyacı duymamız işten bile değil. Tabii sinema sistemi kurulunca da film alma ihtiyacımız doğuyor. Bir başka “temel” ihtiyacımız cep telefonlarının gerektirdiği başlıca şeyler arasında; kılıfları ve bluetooth kulaklığı saymak mümkün. Son günlerde cep telefonları da yetmez oldu. Cep bilgisayarları hem telefon hem bilgisayar olarak bütün ihtiyaçlara cevap verdiği için telefonların tahtına oynuyor. Bu bilgisayarlarla e-postalarımızı cevaplayabildiğimiz gibi internete 3G hızında erişmemiz de sağlanıyor. CD, DVD derken taşınabilir hafıza kartları Bilgisayarın hayatımızda yarattığı gereksinimler ise saymakla bitmiyor. Önceleri internetten indirdiğimiz filmleri, müzikleri saklamak için boş CD ya da DVD’ye ihtiyaçduyarken, şimdilerde boş CD sadece korsan filmcilerin ihtiyacı haline geldi. Artık indirilen filmler ve mp3 formatındaki müzikler harici hafıza kartları veya bilgisayarların hafızalarında saklanıyor. Kamera ihtiyacı ise internet üzerinden karşımızdakiyle daha samimi bir görüşme yapabilmek için bilgisayar ihtiyacımıza ilave oluyor. Harici disk ihtiyacı da bilgisayarımızın hafızasını biraz olsun rahatlatabilmek ve veri taşıyabilmek için günlük hayatımızdaki yerini alıyor. Küçük, büyük ebatlardaki bu harici disklerin fiyatlarıda […]

Hayatımız dijitalleşti

2000’lerin ilk on yılı dijital teknolojilerin tavan yaptığıı bir dönem olarak tarihe geçecek demek herhalde yanlış olmaz. Dijital müzik ve dijital görüntünün hayatımıza girdiği bu yıllarda ayrı ayrı amaçlara yönelik bir takım araçların bir araya getirilme tutkusu da çılgınlık boyutlarına vardı. Sonunda, o ona eklendi, bu bununla birleştirildi, hem müzik dinlenebilen, hem fotoğraf çekilebilen, hem mesajlaşılan, hem, internete erişilen, hem radyo dinlenen, saati gösteren, kronometre olarak kullanılabilen, sabah uyanmak için çalar saat görevi gören, randevularımızı ve önemli günleri kaydeden, ajanda olarak kullanabileceğimiz, ses kaydı yapılan, hesap makinesi olarak kullanılabilen, oyun oynanabilen, bütün bu özelliklerinin yanında istersek da telefon görüşmesi de yapabileceğimiz bir alet hayatımızın tam ortasına yerleşiverdi. İşte 2000’lerde hayatımızı değiştiren teknolojiler… Dijital kameralı cep telefonları İlk cep telefonu 1973 yılında Martin Cooper tarafından icat edildi ve sadece 2000 adet üretildi. 90’lı yılların sonunda yaygınlaşan cep telefonları, çıktığı yıllarda araba takozlarını anımsatırdı. 2002 yılında Nokia firmasının piyasaya sürdüğü 7650 modeli ilk dijital kameralı cep telefonu olarak tarihe geçti. İlk dönemlerde dijital fotoğraf makinelerinin pahalılığı ve görüntülerin kalitesizliği nedeniyle analog kameralar kullanılmaya devam edildi.Bu geçiş dönemi de telefon firmalarının yüksek çözünürlükte kameraları cep telefonlarına koymalarıyla son buldu. Artık yaşlısı genci kameralı cep telefonlarından edindi ve bütün fotoğraflarını bilgisayara aktarır oldu. Böylece baskı, film gibi masraflar ortadan kalktı. Bu teknoloji sayesinde herkes amatör fotoğrafçı ve gazeteci haline geldi. Aslında bir cep telefonu üreticisi olan Nokia’yı dünyanın en fazla fotoğraf makinesi üreten firması haline getiren bu gelişmeyle birlikte, nternette fotoğraf, film ve yazı paylaşımını sağlayan en önemli adımlardan biri de atılmış oldu. Mp3 çalar, Ipod Napster adlı şirketin internet üzerinden ücretsiz şarkı indirilmesine olanak veren yazılımı kullanıma açmasıyla halen en yaygın dijital müzik farmatı olan mp3’e olan ilgi, müzik sektörünü alt üst edecek şekilde arttı. Bu gelişmeyle birlikte 2000’lerin en yenilikçi firmaları arasında sayılan Apple, 2001 yılında ilk İpod’u piyasaya sundu. İlk taşınabilir […]

Sahte kampanyaya kanma, kontörünü kaptırma!

Kimileri için cep telefonu, hayatın olmazsa olmazlarından biri. Ne ekonomik kriz, ne de telefon şirketlerinin dudak uçuklatan tarifeleri cep telefonundan vazgeçmemize engel olamıyor. Durum böyle olunca da bir kaç dakika bedava konuşmak ya da ücrete tabi olmayan mesajlar çoğu insanın ilgisini çekiyor. Haliyle işi bilen ünlü markalar, promosyona gidiyor ve yapılan alışveriş karşılığında bedava konuşma veya kontör dağıtıyor. Aslında buraya kadar hiçbir problem yok. Ürünü alan da kontörü dağıtan da hayli memnun görünüyor. Ta ki iş dolandırıcılığa gelene kadar… Dolandırıcılık konusunda sınır tanımayan birileri, şirketlerin promosyon çalışmalarını paravan olarak kullanıyor. Bedava kontör kazanmak için uğraş veren aboneler de cep telefonuna gelen şüpheli aramalara ya da mesajlara inanarak istenenleri yaparsa işte o zaman işler değişiyor ve bu sefer dolandırıcı, bedava kontörün tadını çıkarmaya başlıyor. Zira dolandırıcı, vaat ettiği kontörü vermek için belirli miktarda kontör talebinde bulunuyor. Örneğin, bin kontör kazanmak isteyen kişilerin 250 ya da 500 kontör göndermesini istiyor. Ramazan ayında Pepsi’nin başlatmış olduğu “Pepsi Yaşatır Seni Kampanyası” ile kampanyalı ürünlerden çıkan şifreyi gönderen herkese (kampanya süresince) her gün on kontör veya iki buçuk dakika hediye ediliyor, çekilişe katılanlar arasından on kişiye bin TL., bir kişiye 10 bin TL. ve üç kişiye de 100 bin TL. hediye kartı veriliyordu. Kampanya 30 Eylül 2009 tarihi itibariyle sona erdi. Fakat dolandırıcılar için kampanyanın herhangi bir tarih sınırlaması bulunmuyor. Çünkü kampanyanın üzerinden yaklaşık bir ay geçmesine rağmen dolandırıcıların gönderdiği, “Değerli abonemiz, Seda Sayan’ın başlatmış olduğu Pepsi Yaşatır Seni Kampanyası’ndan Ramazan’a özel 100 bin ve 10 bin TL. ödül ikramiyesinden hattınız yarışmaya katılmış, yarışma sonucunda hattınız 10 bin TL. ödül ikramiyesi kazanmıştır. Bilgi ve işlem için 0539 661 25 42 Pepsi Danışma Hattı’nı arayınız” mesajı ile kampanyanın hâlâ devam ettiği izlenimi veriliyor. Telefonuna bu tarz mesaj gelenler veya mağdur durumda kalanlar da Pepsi Danışma Hattı’nı arıyor ve gerçeği öğreniyorlar. Pepsi ise durumu engellemek için mesaj […]

Hükümet deprem için vergi topluyor, başka yere harcıyor

Erhan ÜstündağBianet.org Dokuz yıl önce geçici “deprem vergisi” olarak konulan ve hükümetin 2003’te kalıcı hale getirdiği Özel İletişim Vergisi sayesinde bu yıl tahminen 4 milyar 635 milyon YTL toplanacak. Ancak uzmanlar deprem için toplanan paraların başka alanlara harcandığını, harcamaların Sayıştay denetimi dışında bırakıldığını söylüyor. 17 Ağustos’taki Marmara Depremi’nin ardından Bülent Ecevit’in başında olduğu koalisyon hükümeti bir dizi vergi içeren bir yasal düzenleme oluşturmuştu. Tasarı 25 Ağustos’ta Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü ve bazı maddeleri değiştirilerek kabul edildi. Fakat gelen tepkiler ve o tarihte insanların yaptığı bağışları engellememesi için tasarı askıya alındı. Uluslararası Para Fonu (IMF) heyetiyle yapılan görüşmelerin ardından kasımda tasarı Meclis gündemine tekrar getirildi ve yasalaştı. Bu sırada 12 Kasım Düzce Depremi de göz önüne alınarak yasanın kapsamı genişletildi. 26 Kasım 1999’da yürürlüğe giren yasada Özel İşlem Vergisi ve Faiz Vergisi adıyla iki vergi daha eklenmişti. Gerekçesinde, yeni vergilerin depremin yol açtığı zararın sürdürülen “ekonomik istikrar programını” aksatmamasını amaçladığı söyleniyordu:“Bölgede meydana gelen ciddi boyutlardaki tahribatın ve zararın giderilerek hayatın mümkün olan en kısa sürede normale dönüştürülmesi, hükümetin temel amacıdır.” Bütçe açığını kapamak için Yasa, o yıla mahsus olmak üzere gelir, kurumlar, motorlu taşıtlar ve emlak vergilerinin iki kez ödenmesini öngörüyordu. Depremden etkilenenler bunun dışında tutulmuştu. Özel İletişim ve Özel İşlem vergilerinin süresi ise Aralık 2000 olarak belirlenmişti. 1999-2001 arasında deprem için halktan 4 katrilyon 113 trilyon liralık vergi toplandı ve bunun 3 katrilyon 171 trilyon lirası belirtilen amaca uygun harcandı. Daha sonra bu vergilerin süresi her yıl yeniden uzatıldı. Anayasa Mahkemesi aldığı kararla bu durumu ortadan kaldırınca Aralık 2003’te Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti bir kanun değişikliğiyle Özel İşlem Vergisi’ni kaldırdı fakat Özel İletişim Vergisi’ni kalıcı hale getirdi. Maliye Bakanlığı verilerine göre 2007’de 4 milyar 211 milyon YTL Özel İletişim Vergisi toplandı. Bu rakamın 2008’de 4 milyar 635 milyon YTL’ye çıkması hedefleniyor. Bütçenin yaklaşık yüzde 2,2’si buradan […]

GSM operatöründen rahatsız olan kimdi?

Güventürk Görgülü Üç ayda bir gerçekleştirilen İnterpromedya Tüketici Trend Araştırması’nın Haziran ayı sonuçlarına göre numara taşınabilirliği operatörler arasında beklendiği gibi çok büyük bir geçişe neden olmayacak. Numara taşınabilirliği konusunda kullanıcıların yüzde 68,7’si bilgi sahibi olmadığını, yüzde 31,3’ü ise konuyu bildiğini söylüyor. Numara taşınabilirliğinin başlaması durumunda tüketicilerin yüzde 80,4’ü operatör değiştirmeyi düşünmüyor. Yüzde 20’ye yakın bir oran mevcut operatöründen başka bir operatöre geçebileceğini söylüyor ancak bu geçiş operatörler arasında şu andaki abone dağılımında ciddi bir değişikliğe neden olmayacak gibi görünüyor. Araştırmaya verilen cevaplara göre Turkcell’e geçmeyi düşünenlerin oranı yüzde 7, buna karşılık Vodafone’a ve Avea’ya geçmeyi düşünenler yüzde 6,3’le eşit oranda çıkıyor. Bu dağılım, numara taşınabilirliğinden sonra her operatörden yüzde 7’ye yakın oranda bir abonenin yer değiştireceğini, ancak her operatörün kaybettiği aboneyi diğerinden gelen miktarla kazanabileceğini gösteriyor. Araştırmaya verilen cevaplar hem Türkcell, hem Vodafone, hem de Avea’nın numara taşınabilirliği sonrasında abonelerin büyük ölçüde kendilerine kayacağı yönündeki iddialarının da pek gerçekçi olmadığını gösteriyor. Ancak tüketicilerin operatör değiştirme nedenleri, numara taşınabilirliği başladıktan sonra operatörler arası rekabetin fiyatları ciddi olarak düşürebileceği konusunda ipuçları veriyor. Zira tüketicilere operatör değiştirme nedenleri sorulduğunda, yüzde 53,7 ile “fiyat” en önemli neden olarak sayılıyor. Ardından gelen değiştirme nedenleri; yüzde 34,1’le “yaygın ve kullanıcısı çok”, yüzde 27,4’le “paket hizmet çeşitliliği”, yüzde 22,6’yla “markaya güven” yüzde 19,6’yla “hizmet kalitesi” yüzde 16,6’yla “teknolojik alt yapısı güçlü” yüzde 7,1’le “müşteri odaklılık”, yüzde 5,7’yle “arkasındaki grup” olarak sıralanıyor. İnterpromedya tarafından 3 ayda bir periyodik olarak gerçekleştirilen ve her sektörden firmanın soruları ile yer alabileceği Tüketici Trend Araştırması, Türkiye’de kentsel alanda yaşayan tüketicilerle yapılıyor. Kantitatif araştırma, toplam 16 ilde (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Gaziantep, Konya, Kayseri, Manisa, Samsun, Trabzon) 15 yaş ve üzerinde 1.512 kişiyle görüşülerek gerçekleştirildi. Örneklemin yüzde 33,5’i üniversite, yüzde 40,3’ü lise ve yüzde 26,1’i ilköğretim mezunu. Ayrıca görüşülen kişilerin yüzde 43,5’i Turkcell, yüzde 19’u Vodafone, yüzde […]

Güneş enerjisiyle çalışan cep telefonları ve Ugandalı kadınlar…

Hakan Cönbezconbez@medyakronik.com Günümüzde cep telefonları insanları daha önce olmadığı kadar hızlı birbirine bağlıyor. Ama bu iletişimin sürekli olması için tek bir şart var; o da elektrik enerjisi. Motorola, bu şartı ortadan kaldırdı ve güneş enerjisiyle şarj edilebilen cep telefonlarını piyasaya sürdü. Geçen yıl Motorola’nın Motopower projesi kapsamında Uganda’nın 55 değişik bölgesinde cep telefonlarını güneş enerjisiyle şarj edebilmek için kulübeler kuruldu. Her kulübe 55 watt güneş enerjisiyle aynı anda 20’den fazla telefonu şarj edebiliyor. Bu kulübelerde SİM kart ve kulaklık satışının yanı sıra ücretsiz tamir servisi de veriliyor. Telefonu olmayan Ugandalılar ise bu kulübelerden telefon edebiliyor. Motorola’nın Uganda’da başlattığı bu proje, işsizlere ve özellikle varlıklarının bile unutulduğu kadınlara istihdam sağlamak için yapıldı. Motorola Afrika Bölgesi Satış Direktörü Nikesh Patel, kulübelerde çalışan girişimcilerin öncelikle iki haftalık bir kursa katıldığını satacakları ürünler hakkında bilgi sahibi olduklarını anlatıyor. Bu girişim sayesinde Afrika’da yaşayan kadınların ilk defa kendi işlerine sahip olma fırsatını yakaladığını söyleyen Patel; projeye katılan kadınların becerilerini geliştirerek ülkelerine maddi gelir sağladığını da belirtiyor.

Cepte durduğu gibi durmuyor

Umut Duranuduran@medyakronik.com Alexander Graham Bell’in aşık olduğu duyma engelli kadınla iletişim kurmanın yollarını ararken tesadüfen telefonu keşfetmesinin üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. Haliyle ilk telefon görüşmesi de buluşu gerçekleştiren Alexander Graham Bell ile yardımcısı Thomas Watson arasında yapıldı. Bell, yan odadaki Watson’a, ”Watson, buraya gel! Seni görmek istiyorum” demişti. İcadından neredeyse 40 yıl sonra 1915’te şehirlerarası ilk telefon görüşmesi de yine Bell ve Watson arasında yapıldı. Bell, New York’tan o anda San Francisco’da bulunan Watson’a yine onu görmek istediğini söylediğinde aldığı yanıt, “Bu bir hafta sürer” olmuştu. O yıllarda Amerikalı bir belediye başkanının, “Bundan bir gün her kentte bir tane olacak” demesi de hayli komik karşılanmıştı. O zamanlar gülünse de, zamanla telefon neredeyse her eve girdi. Yetmedi. İsteyen ve elbet parası olan herkesin sahip olabildiği, olağanüstü marifetleri olan küçücük bir kutuya dönüşerek cepte taşınır hale geldi. Telefon ilk icat edildiğinde bu kadar hızla yaygınlaşmamıştı, ama ceplerde taşınabilir hale gelmesinin üzerinden çok da zaman geçmeden kısa sürede milyonlarca kişinin kullandığı bir alet oldu. 1990’lara kadar kimsenin ihtiyaç olarak bile görmediği cep telefonları giderek herkesin bir parçası haline geldi. Son verilere göre dünyadaki cep telefonu kullanıcı sayısı 3,3 milyar civarında. Türkiye’de ise bu sayı 60 milyona yaklaşıyor.İnsan sağlığına etkileri araştırılıyor Şimdilik kimi bilim insanları ve cep telefonu kullanmayı reddedenler dışında kimse böyle bir teknolojinin gelecekte nelere malolabileceğini ne biliyor, ne de dikkate alıyor. Cep telefonları üzerinden kullanıcıya ulaşan zararlı ışınların oranı ve etkileri, baz istasyonlarının konumları, bunların çevreye ve halk sağlığına olan etkisi gibi konularla ilgili kimi bilimsel araştırmalar zaman zaman basında yer almakta. Bilimsel olarak kesin şekilde kanıtlanmamış olmakla birlikte, cep telefonu kullanımının beyin tümörleri oluşumu, hafıza kaybı, depresyon, uyku bozuklukları gibi pek çok hastalığa yol açabileceği ileri sürülüyor. Hepsi bir yana, cep telefonlarının çoğu kullanıcıda alışkanlık yaptığı kesin. İnsanlar üzerinde psikolojik bir bağımlılık yapıp yapmadığı ise incelenmesi gereken bir […]

O kavgalar boşunaymış!

Özgecan Okay Belediye otobüslerinde yolculuk yaparken genellikle aynı tartışmaya şahit oluyoruz. Cep telefonuyla konuşan bir yolcu diğerleri tarafından uyarılıyor, uyarılan yolcu telefonunu kapatmazsa bu bir tartışmaya dönüşüyor. Şoförler ise genelde sükûnetlerini koruyor, hatta bazen onların bile telefonla konuştuklarına şahit oluyoruz. Peki cep telefonları gerçekten otobüslerin fren sistemini etkiliyor mu? Cep telefonlarının yasak olduğu İETT (İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri) otobüslerinin üreticisi Mercedes-Benz Türk’ün Medyakronik’e yaptığı açıklamaya göre, firmanın tüm araçlarında, elektronik aksamın manyetik dalgalardan etkilenmemesi için gerekli önlemler alınıyor. Şirketin basın ve halkla ilişkiler direktörü İdil Peker, araçların orijinal hallerinde cep telefonlarından etkilenmesinin söz konusu olmadığını belirtiyor. Öte yandan, araç içinde birkaç yolcunun aynı anda cep telefonu kullanması sonucunda oluşacak elektromanyetik alan, yolcuların kullandıkları tıbbi cihazları olumsuz etkileme olasılığını taşıyor. Mercedes-Benz Türk, insan sağlığı ile ilgili küçük bir riskin dahi oluşmaması için otobüslerde cep telefonu kullanılmamasını öneriyor. “Otobüsün bakımsızlığı daha büyük risk” İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Melih Pazarcı, aracın elektronik aksamının cep telefonlarından etkilenmesinin çok düşük bir olasılık olduğunu belirtiyor: “Telefonun bir aracı etkilemesi, araç içindeki konumuna ve telefonun o anki durumuna (görüşmede veya beklemede olmasına) bağlı”. Pazarcı’ya göre, aramanın yapıldığı anda cep telefonu otobüsün manyetik dalgalara hassas aksamına çok yakın bir yerdeyse ve o anda fren yapılması gerekirse sorun yaşanabilir. Ancak bir aracın manyetik alandan etkilenebilir olması, her cep telefonu konuşmasından etkileneceği anlamına gelmiyor. Pazarcı, cep telefonundan kaynaklanan bir fren probleminin ihmal, bakımsızlık ve arıza gibi nedenlerle fren tutmama ihtimalinden çok daha düşük olduğunu belirtiyor. İnsan sağlığını etkiliyor Cep telefonlarının, otobüslerin elektronik sistemlerini etkilememesi için üretici firmanın önlem almış olması gerektiğini söyleyen Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Selim Şeker ise, daha çok insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor: “Cep telefonu otobüs gibi kapalı ortamlarda sinyal yollarken zorlanacağı için gücünü arttırır ve insanların sağlığı üzerinde daha zararlı olabilir.” Cep telefonları otobüslerdeki güvenliği etkilemiyorsa […]