Etiket ceza

Yaz 2025 kaza sezonu açıldı

İzmir’in gözde tatil beldesi Çeşme, özellikle hafta sonları ve tatil dönemlerinde yoğun ziyaretçi akınına uğruyor. Ancak son zamanlarda, özellikle gece saatlerinde artan alkollü araç kullanımı, hem yerel halkı hem de tatilcileri tedirgin ediyor.

Duman’lı hava

Konu “manevi mukaddesatımız” olduğunda, ne ifade özgürlüğünü ne de içeriği bile anlaşılamadan getirilen yasakları tartışabiliyoruz.

Turkish sigara yasağı!

Türk halkı 19 Mayıs 2008’den beri kamuya açık yerlerde sigara içme yasağına alışmaya çalışırken, toplu taşıma araçları ve taksiler yasağın en fazla ihlal edildiği yerlerin başında geliyor. Dışarıdan ithal edilen her yasal düzenleme gibi sigara yasağı da Türkiye toplumunun genel karakterine uyarlanıyor ve bunun sonucunda Türk usulü sigara yasağı uygulamaları ortaya çıkıyor. Örneğin İstanbul’un artık işkence haline dönüşen trafiğinde bütün gün direksiyon başında olan otobüs şoförleri yasakları ihlal etmeye artık çekinmiyor. Vapurların açık alanları ve taksilerde de yasak aynı şekilde deliniyor. Tabii yasağın bu şekilde delinmesi zaman zaman tartışmalara da neden oluyor. Her gün toplu taşıma araçlarını kullananlar kendilerini sık sık şoför-yolcu kavgalarının içinde buluyorlar. Otobüsleri özellikle akşam saatlerinde balık istifi gibi dolduran belediye ve halk otobüsü sürücüleri sigara içmeye kalkınca yolcuların tepkisiyle karşılaşıyorlar. Sürücülerin ısrarı zaman zaman bağırış çağırış, çekilen el freni hatta itişmelere kadar uzanan olaylara neden oluyor. Araçların içinde bulundurulması zorunlu olan uyarı levhalarına bakılırsa sigara içen şoföre her seferinde 62 YTL ceza uygulanması gerekiyor ki bu durumda şoförlerin kazandıkları parayla evlerini geçindirmesi pek mümkün görünmüyor. Kavgacı tiryaki şoförlere karşı ne yapmalı? Araçta sigara içmekte ısrar eden ve bunun için yolcularla tartışan hatta kavga eden şoförlere karşı ne yapmalı? Belediyeden verilen bilgiye göre böyle bir durumla karşılaştığımız zaman, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait 153’ü ya da İ.E.T.T ye ait 0212 245 07 20 no’lu telefonları arayıp otobüsün plakasını vermek yeterli oluyor. Bu şikayetle birlikte yasağı ihlal eden şoför hakkında hemen işlem başlatılıyor. Takside sigara pazarlığı Sigara yasağının yaygın olarak ihlal edildiği bir başka ulaşım aracı da taksiler. Üstelik taksiler için getirilen cezalar otobüslerden çok daha ağır; takside şoförün ikazına rağmen sigara içen yolcuya 5 bin YTL para cezası kesileceği belirtiliyor. Adını vermek istemeyen bir taksi şoförü “Bazen taksinin camında yazan 5 bin YTL’lik para cezasını 5 YTL olarak okuyup, ben 10 vereyim, o zaman 2 tane içeyim” diyen […]

Darbe Günlükleri Davası: Bundan sonra hangi ihtimaller var?

Alper Görmüş Haberin öznesi bizzat haberi yazan kişiyse eğer, o haber nasıl yazılmalı? Birinci sayfanın başlığında, alt başlığında ve spotunda (gördünüz) kendimi dışarıda tutarak yazmayı becerebildim. Fakat bunun sonuna kadar böyle devam etmesinin pek suni kaçacağını hissediyorum. O nedenle izninizle bundan sonrasında “ben” diye gideceğim… Biliyorsunuz, Darbe Günlükleri’yle ilgili olarak emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in şikâyetiyle hakkımda açılan “hakaret ve iftira” içerikli kamu davası, 11 Nisan’daki üçüncü duruşmada beraatla sonuçlandı. Duruşmadan sonra yaptığım açıklamada, “buruk bir sevinç” içinde olduğumu söyledim. Sevinçliydim, çünkü böylece kamuoyu kanaati bakımından oluşmasını istediğim atmosfer, beraat kararıyla birlikte oluşmuştu. “Demek gerçekten de 2004’te iki darbe atlatmışız, Günlükler gerçekmiş” kanaati kamuoyunda yerleşmişti böylece. Bunun en iyi göstergesi de, bir yıl boyunca günlüklerle ilgili bolca tezvirat yayan basındaki kimi köşe yazarlarının tam siper vaziyet almaları ve konuyla ilgilerini kesmeleriydi. Öte yandan buruktum, çünkü hâkimin açıkladığı beraatın sözlü gerekçesi (yazılı gerekçe henüz yazılmadı) beni hiç tatmin etmemişti. Hâkim, “Ben bu davaya hakaret ve iftira suçlaması açısından baktım ve kararımı bu yönden verdim. Darbe girişimlerinin olup olmadığı bu davanın konusu değildir.” Oysa ben ve avukatlarım başından beri bu davanın basit bir “hakaret ve iftira” davası olarak görülemeyeceğini, kamusal niteliğinin olduğu ve bu nedenle davanın mutlaka genişletilmesi gerektiğini savunduk. Bu yönde, Günlükler’in sahihliğine yorumlanacak demeçler veren eski Dışişleri Bakanı yeni Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile zamanın Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün tanıklığına başvurulmasını istedik. Keza, verdikleri haberler ve yazdıkları yorumlar Günlükler’in gerçek olduğu yönünde delil sayılabilecek kimi gazetecilerin de tanık olarak dinlenmesini talep ettik. Mahkeme, bunların tümünü reddetti. Son duruşmada ise basında haberlere konu olan, Emniyet’in Günlükler’in CD’leriyle ilgili olarak yaptığı anlaşılan teknik inceleme raporunun ilgili savcılıktan istenmesi yönündeki talebimiz de reddedildi. Yani, “iftira” suçlamasını açığa düşürecek en somut delil dahi dosyaya giremedi. Oysa davanın cumhuriyet savcısı, bu talebin kabulü yönünde mütalaa vermişti. Savcı ayrıca “görünür gerçek”in “gerçek”le uyuştuğunu da söylemişti. Savcı […]

Kadınlar neden öldürür?

Sanem Kardıçalıskardicali@medyakronik.com Kadınlar neden katil oluyor?Psikolog Dr. Nazan Öğünç’ü kadın katillerin dünyasına dahil olmaya kışkırtan ilk soru bu olmuş. Bir yıl boyunca haftada iki gün zamanının büyük bölümünü Bakırköy Kadın ve Çocuk Ceza ve Tutukevi’nde geçiren Öğünç cinayet işleyen 45 kadının sorunlarını dinlemiş, onları cinayete iten sebepleri araştırmış. Öğünç’ün araştırması Türkiye’de cinayet işleyen kadınlarla yapılan ilk ve tek çalışma… Araştırmacı, “kadınlar neden katil oluyor” sorusuna yanıt ararken, kimi zaman çarpıcı, kimi zaman da görmeye alışık olduğumuz suçlu–kurban profiliyle karşılaşmış. Öğünç’ün araştırması, kadın cinayetlerinde cinayet sebebinin çoğunlukla aile içi şiddet ve tartışmalar olduğunu ortaya koyuyor. Çıkar çatışması, namus, kıskançlık, hırsızlık, gasp ve çok az sayıda tasarlanmış öç alma, öne çıkan başka cinayet nedenleri… “Suç hedeflerine bakıldığında eşini ya da partnerini öldürenlerin çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Rastgele insan öldüren kadınlar, birinci derecede yakınını öldürenlere göre çok daha küçük bir grup” diye diyor Dr. Öğünç. Şiddet şiddeti doğuruyor Dr. Öğünç’ün yaptığı araştırmada sadece bir tane tasarlanmış cinayet var. O da yıllardır süregelen bir ensest vakası sonucu işlenmiş. 18 yaşına kadar babasının tacizine katlanan genç bir kızın hikâyesi var cinayetin ardında. Annesinin onu koruyamaması, babasının alkollüyken taciz etmesi ve ayık olduğunda sanki böyle bir şey yokmuş gibi davranması çileden çıkarmış genç kızı. Yıllardır biriken öfke, en sonunda babasını uykusunda öldürmesiyle son bulmuş. Öğünç, çocukluktaki bu türden deneyimlerin vakaların çoğunda bir etken olduğunu anlatıyor:“Bu kadınların hepsinin günlük hayatlarında şiddet var. Yapılan araştırmalarda kötüye kullanım ve ihmal, aile içi şiddet, çocukluğunda fiziksel kötüye kullanım söz konusu. Bu da şiddetin şiddeti doğurması gibi bir varsayıma götürüyor bizi.” Kadınların cinayet işledikleri aletleri de inceleyen Öğünç, şöyle bir tabloyla karşılaşmış: “Yarısından fazlası kesici ya da delici alet kullanmış. Ateşli silahlar ikinci sırada yer alıyor. Cinayet işleyen erkeklere baktığınızda ise ateşli silah kullanımı ilk sırada. Kadınlar tasarlanmış cinayet işlemedikleri için aniden görülen şiddete tepki olarak o an ellerine geçen ilk aletle […]