Etiket galeri

Taksim şantiyesi meydanı

HaberVs'nin inşasını görüntülediği üst geçidin açılmasına rağmen, Taksim Yayalaştırma Projesi henüz "yaşanılabilir bir meydan yaratma" iddiasını doğrulayan görüntüler vermiyor.

Direniş Caddesi’nden kareler

Tekel İşçilerinin direnişinde iki ay geride kalırken çözüm hâlâ ortada yok. Başbakan'ın verdiği süre kısalıyor ama işçilerin kararlılığında da bir azalma görünmüyor. HaberVs "Direniş Caddesi"ni görüntüledi.

IMF varsa gösteri de var

HaberVs IMF ve Dünya Bankası toplantılarına yönelik protestolar bugün de sürdü. Dün (6 ekim) Taksim ve civarında yaşanan olaylardan sonra İstanbul polisi Taksim ve Tarlabaşı ile Osmanbey’de yoğun güvenlik önlemleri almıştı. Beklenenin aksine Taksim’de herhangi bir olay çıkmazken, göstericilerin toplanma adresi Osmanbey’di. Sabahın erken saatlerinden itibaren bu eksende toplanmaya çalışan göstericiler gözaltına alındı. Eylem ve polise mukavemet Pangaltı Ergenekon Caddesi’nde başladı ve daha sonra E-5’e taşındı. Uzun süre müdahale edilmeyen göstericiler, görüntülerini çeken bir polis helikopterine roketatar gibi kullanılan havai fişekle saldırdı. Ergenekon Caddesi’nde toplanan ve sloganlar atarak yürüyüş yapan yaklaşık 200 kişilik bir grubun önü polis tarafından kesildi. Polisin dağılın uyarısına uymayan göstericilere önce tazyikli su ardından da gaz bombalarıyla müdahele edildi. Polise taş ve molotof kokteylleri atarak karşılık veren göstericiler ara sokaklara kaçtı. Bomonti üzerinden Çağlayan kavşağına kadar herhangi bir müdahaleyle karşılaşmadan yürüyen grup bazı banka şubelerini tahrip etti. Daha sonra E-5’e çıkan göstericiler karşılarına çıkan bir polis aracına da saldırdı. Zor anlar yaşayan polisler ise araç içinden havaya ateş açarak kaçtı. Kendilerini havadan izleyerek görüntülerini kaydeden polis helikopterine göstericiler, roketatar gibi kullanılan bir boruyla havai fişek atarak vurmaya çalıştı. 103 kişi gözaltında İstanbul Valisi Muammer Güler , CEBIT Bilişim Eurasia Fuarı’nın açılışı öncesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü karşılamak için beklediği sırada gazetecilerin IMF toplantılarındaki gözaltılarla ilgili sorularını yanıtladı. Vali Güler, “Basın açıklamalarından sonra polise saldırıldı. Polisin müdahalesi tamamen suçun önlenmesine yönelikti. 7 polis aracı 6 konsolosluk binası ve 11 bankanın camı kırıldı. 5 işyeri tahrip edildi. Bunu eleştiri konusu yapıyorsak, bu özgürlüklerin artık üzerinde iyi düşünülmesi lazım. Şiddet kullanmayla fikir hürriyeti düşünce açıklama hürriyetini mutlaka ayırmak lazım” dedi. Vali Güler 25’i bugün olmak üzere 47’si kadın 22’si 18 yaşindan küçük olmak üzere toplam 103 kişinin gözaltına alındığını söyledi.

Yanıbaşımızdaki uzak komşu: İran

Utku Güven İran’a gideceğimi aileme ve arkadaşlarıma söylediğimde verdikleri tepki çok da şaşırtıcı değildi. Annem bir süre düşündü ve ağlamaya başladı. Sonuçta anne. Çevremdekilerin tepkileri genellikle şöyleydi: “Sakın ölme!”, “Ne yapacaksın orada? Gidecek başka yer bulamadın mı?” “Seni orda ajan diye tutuklayıp asarlar?” Bazıları şakayla karışık, bazıları ciddi de olsa tepkileri yadırgamadım. Çünkü onlar da, herkes gibi kitle iletişim araçlarının bize yansıttıklarıyla karar veriyorlardı. Çoğunluğun gözünde sanki İran’da normal insan yaşamıyordu. Onlar İran’ı işinde gücünde, çoğunlukla geçim derdinde, kibar, güzel yardımsever insanların, Ömer Hayyam’ın, Hafız’ın, İslam rönesansının ülkesi olarak değil, köktendinci sapkın bir rejimin ve tüm dünyayı bombalamaya hazır bir grup teröristin ülkesi olarak biliyorlardı. Bu yaratılan algının yanlışlığını, kadim medeniyetlerin ve dinlerin doğduğu bu ülkeyi ziyaret eden herkes kısa sürede anlayabilir. 1979’daki Hümeyni’nin İslam devriminden bu yana inişli çıkışlı otoriter teokratik yönetime rağmen toplumu “islamlaştırma” projesi pek de gerçekleştirilebilmiş değil. Burada da yanlış bir algı var aslında. Her türlü muhalefetin ve özgürlüğün engellenmesine rağmen, dini alanda bir serbestlikten söz etmek mümkün. Musevi, Zerdüşt ve Hıristiyan -çoğunluk Asuri (Süryani) ve Ermeni- cemaat azınlık statüsünde ve mecliste birer delegeyle temsil ediliyorlar. Kendi ibadethaneleri, hatta Ermenilerin okulları bile var. Ama elbette Müslümanlar için bir özgürlük alanından söz etmek zor. Örneğin bir Müslümanın din değiştirmesinin cezası ölüm! Türkiye sınırındaki Urumiye şehrinde, İlk Hıristiyan kavimlerden Asurilere ait tarihi kilisenin kapısında tesbih çeken orta yaşlı bir kadının bu yasayı çiğneyenlerden biri olduğunu öğreniyoruz. İlk önce bilgi vermeye hevesli olmasa da, daha sonra kilisenin ölümcül hastalığını iyileştirdiğini ve bu “mucize” sonucu Hıristiyan olduğunu söylüyor. Ama elbette durumunun öğrenilmesinden korkuyor. Dediğim gibi, İran devletinin halkı “islamlaştırma” projesinin halk nezdinde, özellikle dış dünyayla internet ve uydu aracılığıyla etkileşim halinde olan gençler arasında tam anlamıyla kabul gördüğünü söylemek biraz zor. İdeolojik eğitime ve baskılara rağmen gençler her alanda özgürlük arayışı içinde. Ulemanın müziğin her türünü şeytan icadı ilan etmesine […]

Euro 2008’den fanatik manzaralar…

Medyakronik Futbol deyince hep sahada oraya buraya koşuşturup duran yirmi küsur adam gelir. Ama aslında bu yirmi küsur adamın orada koşuşturmasına neden olan elbette onları izleyen onbinlerce kişidir çoğu zaman. İşte “taraftar” denilen bu insanlar sevgiyi, hırsı, gururu, keyfi, eğlenceyi ve tabii ki parayı yeşil sahalara taşır. Çünkü dedikleri gibi “futbol asla sadece futbol değildir” ve bu nedenle taraftarlar çoğu kez yeşil sahadaki yirmi küsur adamdan daha önemlidir. Biz de Euro2008’in en hızlı günlerinde Avrupa’nın ortasına akan taraftarların çekip, internetteki paylaşım sitelerine yüklediği yüzlerce fotoğrafı taradık, seçtik, Medyakronik okuyucuları için küçük bir “fanatik manzaralar” albümü hazırladık.

‘Ayak takımı’ ayaklar altında

İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı, hükümet, içişleri bakanlığı ve İstanbul Valiliği’nin gayretleriyle beklendiği gibi olaylı geçti. İstanbul Valisi Muamer Güler’in iddia ettiğinin aksine polisler “orantılı” değil, neredeyse “intikam” amaçlı “şiddet” kullandı. Biber gazi ve tazyikli suyla grupları dağıtan polisler plastik mermi atan silah kullanmaktan da çekinmedi. Özellikle kullanılan biber gazları nedeniyle çok sayıda kişi fenalık geçirdi. Şişli Etfal Hastanesi’nde de polisler, kendilerine taş atarak kaçan bir grubu kovalarken girdikleri hastane bahçesinde uyarılara rağmen çok sayıda gaz bombası kullandı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ile Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) binalarının içine de gaz bombaları atıldı. Bu nasıl “orantı” Üç büyük emek örgütü DİSK, KESK ve TÜRK-İŞ’in 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama talepleri, başbakan ve kimi bakanlar tarafından “devlete baş kaldırmak” diye nitelenince, İstanbul Valisi Muaamer Güler’in dile getirdiği “orantılı şiddet” yerini bilindik görüntülere bıraktı. İstanbul’da ilan edilen “sıkıyönetim” uyarınca Taksim ve çevresindeki birçok cadde ve yol, bir gün öncesinden trafiğe kapatılmıştı. İstanbul polisinin yanı sıra Rize, Erzincan, Diyarbakır ve Şanlıurfa da dahil 12 ayrı ilden takviye polis getirilirken askeri birlikler de Taksim çevresinde güvenlik önlemi aldı. Bariyerlerle çevrilen ve kimsenin girmesine izin verilmeyen Taksim Meydanı’nda adeta kuş uçurtulmadı. Taksim Meydanı’na çıkmayı hiçbir grup başaramazken, Şişli, Kurtuluş, Nişantaşı, Beyoğlu, Cihangir, Osmanbey, İstiklal Caddesi ve Firuzağa’dan meydana gitmek isteyen gruplara tazyikli su ve gaz bombası kullanarak müdahale edildi. Yer yer uzun süreli çatışmalar çıktı. DİSK’lilere üç kez polis saldırısı Polislerin ilk müdahalesi Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi Nakiye Ergül Sokak’ta bulunan DİSK Genel Merkezi’nde yaşandı. Bir gece öncesinden sendika önünde toplanan işçilere polis, sabah 06.30 sıralarında biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti. Genel merkez binasının içine de su sıkılıp gaz bombaları atılınca fenalaşan 2 kişi ambulansla hastaneye götürüldü. Bazı işçilerin de gözaltına alındığı ilk müdahale sonrasında yüzlerce işçi sendika binası içinde beklemeye devam etti. Yarım saatlik bir bekleyişin ardından yeniden sendika binasının önüne […]