Etiket gösteri

İşte polisin “orantılı” gazı

YSK’nin Hatip Dicle kararı ile Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun tutuklu diğer beş milletvekilinin tahliye taleplerinin reddini protesto için dün Şişli’den Taksim’e yürümek isteyenlere polis biber gazı ve suyla müdahale etmişti. Aralarında Blok milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü, Levent Tüzel, Sabahat Tuncel ve Sırrı Süreyya Önder’in bulunduğu grubun Taksim’e yürümek istemesi üzerine çıkan olayda polis orantısız güç kullanmakla eleştirildi. Gösteriye katılan işadamı Osman Kavala’nın Milliyet’e “ölüm riski yaratacak bir müdahale” olarak tanımladığı olayın gelişimini Milletvekili Sabahat Tuncel şöyle anlattı: “”Şişli Camii önünde basın açıklaması yapıp Taksim’e yürüyecektik. Polis yürümemize izin vermeyince Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü ve Levent Tüzel ile birlikte otobüsün üzerinde basın açıklaması yapıp, sonrasında dağılmaya karar verdik. O sırada polis otobüsün içine gaz bombası attı. Şoför içerde olmadığı için kapılar kapalıydı ve boğulma tehlikesi yaşadık. Otobüsten çıktık ve dışarıda tekrar gaz bombası attılar. Yere düştüm ve ezilme tehlikesi geçirdim.” İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Altınok ise yaptığı açıklamada gösterici gruba dağılmaları için uyarıda bulunduklarını, ancak polise taş ve molotof kokteyllerle saldırılması üzerine polisin de kendini savunma amacıyla “orantılı şekilde su ve gaz kullandığını” söyledi. Dünkü gösteriler sırasında Şişli Camii’ne bakan bir apartmandan çekilen görüntüler, polisin müdahale konusunda “orantı”ya pek dikkat etmediğini, gaz kullanımında da pek cimri davranmadığını gösteriyor.

‘Halk nükleer santral istemiyor’

Japonya’da meydana gelen deprem sonrası hasar gören Fukuşima Nükleer Santrali’nin radyasyon yaymasının ardından, hükümetin Mersin-Akkuyu’da ve Sinop’ta yapmayı planladığı nükleer santralleri istemeyen nükleer karşıtları bugün İstanbul’da Galatasaray Lisesi’nin önündeydi. Eylem yalnız İstanbul’da değil, aynı anda Mersin ve İzmir’de de başladı. Küresel Eylem Grubu, Yeşiller Partisi ve Greenpeace Akdeniz’in öncülüğünde yapılan eyleme yaklaşık iki bin kişi katıldı. İstiklal Caddesi’ni boydan boya kaplayan radyoaktivistler, el ele tutuşup zincir oluşturarak slogan attı. Yaşlısından gencine eyleme katılanlar arasında bebeklerini protestoya getirenler de vardı. Ara ara durup Japonya’da tsunamiden ölen binlerce insan için çömelip “Güneş, rüzgâr bize yeter” diyen grup “Akkuyu, Fukuşima olmayacak” sloganları attı. Çömelmenin ve sonrasında hızlıca koşmanın da bir anlamı vardı: “Nükleer santral sızıntısı hızla yayılacak”. “Nükleer felaket, santrali cinayettir”Eyleme bebeğiyle gelen Sinem Akkül, “Çocuğuma iyi bir dünya bırakmak için bu eyleme katılmak istedim. Hükümetin sesimizi duymasını ve nükleer santral kurma inadından vazgeçmesini istiyoruz” diyordu. Saat 16.00’da başlayan eylemden bir saat sonra basın açıklaması yapıldı. “Nükleerin felaket, nükleer santrallerin ise cinayet olduğunu düşünenler” imzalı basın açıklamasını Yeşiller Partisi sözcüsü Ümit Şahin yaptı. Japon halkının önce deprem ve tsunamiyle, ardından Fukuşima Nükleer Santrali’ndeki radyasyon kirlenmesiyle ağır bir darbe aldığını dile getiren Şahin, “Yakınlarını kaybeden, evinden yurdundan olan ve radyoaktif kirlenme tehlikesiyle iç içe yaşamak zorunda kalan Japon halkının acısını ve endişesini paylaşıyoruz” dedi. “Çernobil felaketinin 25’inci yılında Fukuşima, nükleer enerjinin ne kadar tehlikeli ve öngörülemez risklerle dolu olduğunu gösteriyor” diyen Şahin, nükleer enerji tarihinin yüzlerce kazayla dolu olduğuna dikkat çekti. Rusya bile gözden geçiriyor Fukuşima patlamasının ardından Almanya, Fransa, ABD, İsviçre, Çin, Venezüella ve hatta Türkiye’ye nükleer reaktör kurmak isteyen Rusya’nın nükleer enerji programlarını gözden geçirdiğini dile getiren Şahin, hükümetin inatla Akkuyu’ya nükleer santral kurmak istediğini ifade ederek “Hükümet ne yazık ki nükleer yangına körükle gidiyor” dedi. Eylem sözcüsü Şenol Karakaş, başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın nükleer patlama ile tüp gaz patlamasını karıştırdığını ifade […]

Kürt açılımının linç hali

Ülkenin doğusunda da batısında da sokaklar kaynıyor. Hükümetin ilan ettiği Kürt açılımı sürecinde, dağdan inerek Türkiye’ye gelen PKK militanlarının karşılama görüntüleriyle başlayan gerginlik sonucu nükseden Kürtlere yönelik linç girişimleri ülke geneline yayıldı. 30 yıldır savaştırılan iki toplum ve kardeş kavgasının öyle oldubittiyle çözülecek bir sorun olmadığı anlaşıldı. Ortaya atılan milliyetçi, şoven kıvılcımlar sokakta karşılık bulmaya başladığı bir sırada da Tokat’ın Reşadiye ilçesinde 7 askerin PKK saldırısyal öldürülmesi bu olayları çığırından çıkarakacak bir hale getirdi. İnternetteki sosyal paylaşım sitelerinde dahi önü alınamaz bir ırkçılık hakim oldu, oluyor. Sürece yaptıkları açıklamalarla adeta destek veren MHP ve CHP liderleri ise kışkırttığı kitleyi kontrol edemiyor ya da etmek istemiyor. Bir yandan batıda saldırıya uğrayan Kürtler, ülkenin doğusunda da sokakları savaş alanına çevirmiş durumda. Hemen her gün bir kentten polisle çatışma ya da gösteri haberleri geliyor. Batıdaki kimi kentlerde de zaman zaman yaşanan sokak gösterilerinde acı sonuçlar da ortaya çıkıyor. İstanbul Küçükçekmece’de 8 Kasım günü İETT otobüsüne atılan molotof kokteyli sonucu lise öğrencisi Serap Eser’in yaklaşık 1 ay komada kaldıktan sonra ölmesi bunun en yakın örneği. Açılım saldırıları kapsamıyor Aralarında PKK militanlarının da bulunduğu 34 kişinin Türkiye’ye dönüş yapmasından sonra başlayan sözel saldırılar, İzmir’de DTP konvoyuna yapılan saldırıyla filli hale geldi. Saldırılar toplumsal bir hestiriyle ülke genelinde Kürtlere yönelik linç girişimlerine dönüştü. İşin ilginci bu saldırıların hiç birinde şu ana dek tutuklanan olmamasıydı. Anlaşılan o ki, hükümetin demokratik açılımı, Kürtlere ve partileri DTP’ye yönelik linç girişimlerini engellemeyi içermiyordu. Polise attıkları taşlar nedeniyle yıllarca hapis cezasına çarptırılan Kürt çocuklar hapishaneleri doldururken, DTP binalarına kurşun sıkmak, taşlamak ve Kürt mahallerini basmak serbest. İç savaşa doğru mu gidiyoruz, yoksa iç savaş çoktan başladı mı derken sokaklarda çatışmalar başladı bile. İzmir’de tehlikeli prova 22 Kasım’da İzmir’e gelen Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Başkanı Ahmet Türk’ü karşılamak için oluşturulan araç konvoyuna, ülkücülerin başını çektiği kalabalık bir grup taş ve sopalarla […]

IMF varsa gösteri de var

HaberVs IMF ve Dünya Bankası toplantılarına yönelik protestolar bugün de sürdü. Dün (6 ekim) Taksim ve civarında yaşanan olaylardan sonra İstanbul polisi Taksim ve Tarlabaşı ile Osmanbey’de yoğun güvenlik önlemleri almıştı. Beklenenin aksine Taksim’de herhangi bir olay çıkmazken, göstericilerin toplanma adresi Osmanbey’di. Sabahın erken saatlerinden itibaren bu eksende toplanmaya çalışan göstericiler gözaltına alındı. Eylem ve polise mukavemet Pangaltı Ergenekon Caddesi’nde başladı ve daha sonra E-5’e taşındı. Uzun süre müdahale edilmeyen göstericiler, görüntülerini çeken bir polis helikopterine roketatar gibi kullanılan havai fişekle saldırdı. Ergenekon Caddesi’nde toplanan ve sloganlar atarak yürüyüş yapan yaklaşık 200 kişilik bir grubun önü polis tarafından kesildi. Polisin dağılın uyarısına uymayan göstericilere önce tazyikli su ardından da gaz bombalarıyla müdahele edildi. Polise taş ve molotof kokteylleri atarak karşılık veren göstericiler ara sokaklara kaçtı. Bomonti üzerinden Çağlayan kavşağına kadar herhangi bir müdahaleyle karşılaşmadan yürüyen grup bazı banka şubelerini tahrip etti. Daha sonra E-5’e çıkan göstericiler karşılarına çıkan bir polis aracına da saldırdı. Zor anlar yaşayan polisler ise araç içinden havaya ateş açarak kaçtı. Kendilerini havadan izleyerek görüntülerini kaydeden polis helikopterine göstericiler, roketatar gibi kullanılan bir boruyla havai fişek atarak vurmaya çalıştı. 103 kişi gözaltında İstanbul Valisi Muammer Güler , CEBIT Bilişim Eurasia Fuarı’nın açılışı öncesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü karşılamak için beklediği sırada gazetecilerin IMF toplantılarındaki gözaltılarla ilgili sorularını yanıtladı. Vali Güler, “Basın açıklamalarından sonra polise saldırıldı. Polisin müdahalesi tamamen suçun önlenmesine yönelikti. 7 polis aracı 6 konsolosluk binası ve 11 bankanın camı kırıldı. 5 işyeri tahrip edildi. Bunu eleştiri konusu yapıyorsak, bu özgürlüklerin artık üzerinde iyi düşünülmesi lazım. Şiddet kullanmayla fikir hürriyeti düşünce açıklama hürriyetini mutlaka ayırmak lazım” dedi. Vali Güler 25’i bugün olmak üzere 47’si kadın 22’si 18 yaşindan küçük olmak üzere toplam 103 kişinin gözaltına alındığını söyledi.

IMF varsa gösteri de var

HaberVs IMF toplantılarına yönelik protestolar bugün de sürdü. Ancak bugünkü gösteriler dün yaşananların aksine hayli sönüktü. Sabahın erken saatlerinden itibaren Şişli ve çevresinde toplanmaya çalışan göstericiler gözaltına alındı. Pangaltı Ergenekon Caddesinde başlayan eylem, daha sonra E-5’e taşındı. Uzun süre müdahale edilmeyen göstericiler, görüntülerini çeken bir polis helikopterine roketatar gibi kullanılan havai fişekle saldırdı. Dün (6 ekim) yapılan sert müdahale üzerine yaşanan olaylardan sonra İstanbul polisi Taksim ve Tarlabaşı ile Osmanbey’de yoğun güvenlik önlemleri aldı. Beklenenin aksine Taksim’de herhangi bir olay çıkmazken, göstericilerin toplanma adresi ise Osmanbey’di. IMF ve Dünya Bankası toplantılarını protesto etmek için bir araya gelmeye çalışan gruplar sabahın erken saatlerinden itibaren gözaltına alındı. Pangaltı Ergenekon Caddesi’nde toplanan ve sloganlar atarak yürüyüş yapan yaklaşık 200 kişilik bir grubun önü polis tarafından kesildi. Polisin dağılın uyarısına uymayan göstericilere önce tazyikli su ardından da gaz bombalarıyla müdahele edildi. Polise taş ve molotof kokteylleri atarak karşılık veren göstericiler ara sokaklara kaçtı. Bomonti üzerinden Çağlayan kavşağına kadar herhangi bir müdahaleyle karşılaşmadan yürüyen grup bazı banka şubelerini tahrip etti. Daha sonra E-5’e çıkan göstericiler karşılarına çıkan bir polis aracına da saldırdı. Zor anlar yaşayan polisler ise araç içinden havaya ateş açarak kaçtı. Kendilerini havadan izleyerek görüntülerini kaydeden polis helikopterine göstericiler, roketatar gibi kullanılan bir boruyla havai fişek atarak vurmaya çalıştı. 103 kişi gözaltında İstanbul Valisi Muammer Güler , CEBIT Bilişim Eurasia fuarının açılışı öncesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü karşılamak için beklediği sırada gazetecilerin IMF toplantılarındaki gözaltılarla ilgili sorularını yanıtladı. Vali Güler, “Basın açıklamalarından sonra polise saldırıldı. Polisin müdahalesi tamamen suçun önlenmesine yönelikti. 7 polis aracı 6 konsolosluk binası ve 11 bankanın camı kırıldı. 5 işyeri tahrip edildi. Bunu eleştiri konusu yapıyorsak, bu özgürlüklerin artık üzerinde iyi düşünülmesi lazım. Şiddet kullanmayla fikir hürriyeti düşünce açıklama hürriyetini mutlaka ayırmak lazım” dedi. Vali Güler 25’i bugün olmak üzere 47’si kadın 22’si 18 yaşindan küçük olmak üzere toplam 103 […]

Dikkat çocuk var!!!

İnsan Hakları Derneği (İHD), Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında tutuklanan çocuklarla ilgili “2008 Kanunla İhtilafa Düşen Çocuklar” adlı bir rapor hazırladı. Rapora göre 2006 ve 2007 yıllarında, TMK kapsamında 737, TCK’nın 220. ve 314. maddesi kapsamında ise toplam 835 çocuk yargılandı. 2008 yılında gelindiğindeyse, sadece Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemeleri’nde toplam 279 çocuk yargılandı. Raporda Diyarbakır’da 28 Mart 2006’da meydana gelen olayların bir anda Batman, Mardin, Şırnak, Hakkari ve ilçelerine sıçradığına dikkat çekilerek, sadece Diyarbakır’da resmi rakamlara göre 400, gayrı resmi rakamlara göre 700 çocuğun gözaltına alınıp insanlık dışı uygulamalara maruz kaldığı belirtildi. Yine raporda Adana’da 67 çocuğun ceza aldığı, Van’da da 38 çocuğun yargılandığı belirtildi. Adana’da yargılanan çocukların 18 ve 15 yaş altında, Van’da yarılananların da yaşlarının 12-18 arasında değiştiği belirtildi. Gösteriye katılana yıllarca hapis Uzman görüşlerine de yer verilen İHD raporunda diğer illerde de işkence ve kötü muamele iddialarının dile getirildiğine işaret edilerek, “Bu çocuklardan birçoğu tutuklanmış, haklarında çeyrek yüzyıla yakın cezalar istenmiştir. Bu arada TMK’da değişiklik meydana gelmiş, yerel mahkemelerin çocuklar aleyhinde verdiği cezalar temyiz amacıyla Yargıtay’a gönderilmiş, Yargıtay’dan da Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gitmiş, orada karar çocuklar aleyhine onanıp yürürlüğe girmiş, böylece taş atan veya zafer işareti yapan bir çocuğa 25 yıl hapis cezası uygulaması başlamıştır. Polise taş atmanın 25 yılla cezalandırılmasının adalet duygusunu zedelediğine dair toplumsal tepki önce Diyarbakır’da sonra da Türkiye’nin birçok ilinde ortaya çıkmıştır” denildi. Adana’da da ceza alan çocuk sayısının 67 olduğu belirtilen raporda, “18 ve 15 yaş altındaki bu 67 çocuğa, yapılan yargılamalar sonunda yaş sınırı dolayısıyla yapılan indirimlerden sonra örgüt üyeliğinden ve örgüt propagandası suçlamalarıyla toplam 290 yıl 3 ay ceza verilmiştir. Yani bu 290 yıla aldıkları cezada yapılan indirimler dahil değildir” denildi. Tepki çeken cezalandırma Çocuklara verilen cezalara toplumun birçok kesimi tarafından tepki gösterildiğine de dikkat çeken raporda, “Çocuklara reva görülen bu uygulamalar ve verilen cezalar başta ailelerin, çocukları savunan […]

Polis şiddeti devletin korkusu

Tam da “Bu sene 1 Mayıs nispeten güzel geçti, en azından ‘makul sayıda’ da olsa bir grup Taksim’de dilediği kutlamayı ve anma törenini yapabildi” derken basına yansıdı ara sokaktaki vahşet. Vicdanı rahat etmeyen bir mahalle sakini, evinde perdenin arkasına gizlenerek kaydetti 5-6 polisin tüm günün acısını bir bedenden çıkarışlarını. Öztürk Alataş’ın adını böyle duyduk: “1 Mayıs’ta ara sokakta, yere yatırılıp dakikalarca tekmelenen genç.” Tıpkı Seyfi Tursun’u da, 23 Nisan’da Hakkari’de “Kafası dipçikle ezilen çocuk” olarak duyduğumuz gibi. İnsan Hakları Derneği’nin 2008 Türkiye İnsan Hakları İhlalleri Raporu’nda “Toplumsal Gösterilerde Güvenlik Güçlerinin Müdahalesi Sonucu Dövülen ve Yaralananlar” başlıklarının altındaki liste bir hayli kabarıktı. 2009 yılı ise daha şimdiden fazlasıyla şiddete tanıklık etmiş bulunuyor. Devletin toplumsal gösterileri bastırma ihtiyacı duyan yapısını ve çoğu zaman birkaç kişinin bir araya gelip dile getirdiği en ufak bir hak talebine bile tahammül gösteremeyen polisin neden bu kadar kolaylıkla şiddete başvurduğunu Ferhat Kentel, Murat Belge ve Mesut Bedri Eryılmaz ile konuştuk.Toplumsal hareketten korkan devlet Ferhat Kentel (İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi):Bir toplumun harekete ihtiyacı vardır. Toplumsal hareketler sayesinde, insanlar nefes alıp, rahatlar. Toplumsal hareketi bastırma ihtiyacı ise, düzenin ne kadar kutsal bir şey haline geldiğini, aslında o kutsallığın altında o düzenin ne kadar çok güç ilişkisi sakladığını anlatır bize. Siz ona kutsallık atfettiğiniz zaman altındaki güç ilişkilerini görünmez kılmış olursunuz. Toplumsal gösterileri bastırma eğilimli devleti hareketten korkan devlet olarak tanımlamak mümkün. Bu tür devlet yapısı ikna ederek, onay alarak kazanmayı beceremediği meşruiyeti şiddetle sağlar. Mesele asla sadece vatanseverlik, memleketi savunmak değil, içiçe geçmiş çıkar ilişkilerinin olduğu bir dünyayı saklamaktır. Çıkar ilişkilerini saklayan düzen o kadar önemli bir hale gelmiş ki, nefes almamızı sağlayacak toplumsal hareketlerin önüne, her türlü yol mübah görülüp engel koyuluyor. Toplumsal hareket engelleniyor, karşısında düzen kendisini sürekli olarak performe ediyor. Askeri düzende kutlanan cumhuriyet bayramları, her sabah okullarda yapılan törenler gibi ritüellerle, aslında bu düzenin […]

Kartondan Ajda Pekkan sahnede!

İtalyan sanatçı Ennio Marchetto kartondan yaptığı kostümleriyle birçok ünlü ismi canlandırdığı gösterisiyle İtalya’dan sonra ününü bütün dünyaya duyurdu. Güney Afrika’daki gösterilerinden sonra Türkiye’ye gelen sanatçı 8–15 Nisan tarihleri arasında Beşiktaş Kültür Merkezi’nde sahne alıyor. Venedik’te doğan ve sanat okulunda eğitim alan sanatçı gösterisinde, bir saniye içinde başka birine dönüşüyor. Marilyn Monroe, Gloria Gaynor, Kyle Minogue, Madonna, Celine Dion, Elvis Presley karakterlerinden sadece bir kaçı. Türkiye’ye özel repertuarına Ajda Pekkan ve Müslüm Gürses’i de katan Marchetto’nun bu dünyada benzeri olmayan gösterisini izlemek istiyorsanız, haberimizi kaçırmayın!Haber: İşvecan Nur Özen iozen@medyakronik.com Kameraman: Erdem Özüer