Etiket kemal kılıçdaroğlu

Anadolu Ajansı'nın gömleği

Bülent Arınç'a göre, Anadolu Ajansı'na yapılan sansür eleştirisi, "ideolojinin deli gömleğini giymiş gözlerle bakmak". Peki yaptıklarına ve yapmadıklarına baktığımızda AA'nın giydiği gömlek hangisi?*

CHP hakkında ser verdi sır vermedi

HaberVs CHP’den adaylığının açıklanmasından saatler önce HaberVs’ye konuşan İlhan Cihaner ısrarlı sorulara rağmen ser verdi sır vermedi. Eski başsavcıya CHP hakkında sorduğumuz sorular şöyleydi: Soru-1:CHP’de aday adaylığı döneminizde sizin tutuklanma görüntüleriniz basına servis edildi ve hakkınızda bir kampanya yapıldı. Parti yönetimi sizce bu kampanyanın etkisiyle mi adaylığınızı gündeme almadı? Soru-2:Şu anda CHP’ye bir kırgınlığınız var mı?

Liderliğin normalleşmesi; Kılıçdaroğlu vakası

Yarın Cumhuriyet Halk Partisi‘nin 33’üncü Olağan Kurultayı başlayacak ve eğer bir aksilik olmazsa, bu kurultaydan Kemal Kılıçdaroğlu partinin yeni genel başkanı olarak çıkacak. Bu, yalnız CHP için değil, Türkiye için de önemli bir değişim. Deniz Baykal’a kurulan komplonun faili kim olursa olsun, sonuçta ülke için bir dizi değişimin fitili ateşlendi ve bu ateşleme mekanizmasının durdurulması veya geri döndürülmesi artık çok zor. Önemli olan bu değişimin Türkiye için olumlu sonuçlara yol açması… Kemal Kılıçdaroğlu kamuoyunun yabancı olduğu bir isim değil. Milletvekilliği görevi sırasındaki çıkışları, takipçiliği, ince eleyip sık dokuyan tavrı ve daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı sırasında CHP İl Başkanı Gürsel Tekin‘le birlikte sergilediği performans, CHP’nin gelecekteki lideri olacağı işaretlerini zaten veriyordu. Benzer şekilde Gürsel Tekin’i de kısa süre içinde partinin merkez yönetiminde göreceğimize ve kurulacak yeni ekibin önemli parçası olacağına kuşku yok. Kılıçdaroğlu hakkındaki tartışmaların çoğu, dönüp dolaşıp liderlik vasıfları taşıyıp taşımadığına, partiyi toparlayacak karizmaya sahip olup olmadığına geliyor. Sessiz sakin, bağırıp çağırmayı sevmeyen, masaları yumruklamayan, bir söz vermeden önce iki kez düşünen, boş konuşmayı sevmeyen, çevresinde çıkarcı bir kalabalık oluşturmak istemeyen birinin insanları harekete geçiremeyeceği, kitleleri arkasından sürükleyemeyeceği, daha da önemlisi ülke kaderine yön veremeyeceği söyleniyor. Ünlü İtalyan siyaset bilimci Giovanni Sartori, demokratik kurumlar için de liderin önemli olduğuna vurgu yaparak; “Herhangi bir siyasal ve sosyal örgütün kabul görme derecesi, liderlerinin değerli ve yönetmeye yeterli sayılma derecesi ile aynıdır” der. Evet demokrasi içinde de liderlik önemlidir, ancak burada “liderlik” veya “önderlik” kavramıyla “otorite” kavramını birbirinden ayırmak gerekir. Fransız siyaset bilimci Maurice Duverger, “lider”i, “kişisel bakımdan sahip olduğu saygınlık, üstünlük ve çekicilik nedeniyle itaat edilen kişi” olarak tarif eder. “Otorite” ise bundan farklı olarak “kendisine itaat edilmesi gerektiği toplulukça resmen tanınmış, içselleştirilmiş kişiler”dir. Duverger bu anlamda her otoritenin aslında “kurumsal” olduğunu söyler. Yine Duverger’ye göre bunun tek istisnası, topluluğun varlığının otoritenin varlığına bağlı olması durumudur. Yani çete, klik […]

Parvus Efendi ne demişti?

) Geçmişe dönük hüküm yazmayı marifet sayan kimi gazetecilerin ve gazetelerin, “ajan” ve “silah tüccarı” olarak nitelendirdiği Parvus Efendi’nin Türkiye için önemi, 1910-1914 arasında Önce Taninve Jöntürkgazeteleri, sonra da Türk Yurdu dergisi için kaleme aldığı makalelerden ve risalelerden kaynaklanıyor. Parvus Efendi’nin makalelerinin ilk kez Türkçe’ye çevrildiği ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da “okudum” dediği ve ilk basımı 1977 yılında yapılan Türkiye’nin Mali Tutsaklığı adlı kitabı kaleme alan Muammer Sencer, Pavrus’un önemini şu sözlerle anlatıyor: “Yazılanlar önce Duyun-ı Umumiye’nin (Osmanlı Borçlar İdaresi) ve Reji’nin (Tekel şirketi) devleti nasıl düpedüz aldatarak borçtan kurtulamaz duruma getirdiğini açığa koyması açısından önemli. Türk Yurdu dergisinin Parvus’un yazılarına başlarken yayınlamış olduğu sunum yazısında da üzerinde durduğu gibi Türk ekonomicileri, Türkiye’nin sorunlarına o güne değin değil çare aramak, bir açıklık kazandırma savaşı bile vermemişler. Parvus çıkana değin uzun yıllar devletin nasıl soyulduğu ve politikacıların beceriksizliği, bilgisizliğinden yararlanılarak borçtan sıyrılamaz bir ortama sürüklendiği kamuoyundan gizli kalmış.” Osmanlı’nın mali tutsaklığının ilk kez Kırım Savaşı’yla başladığını düşünen Parvus Efendi, Tanin, Jöntürk ve ardından da Türk Yurdu dergilerindeki makaleleleriyle elbette Türkiye’ye ülkenin o günkü yapısıyla sosyalist bir ufuk çizmiyordu. Ancak Türkiye’de bir milli burjjuvazi geliştirilebilmesi için tarım ve tarıma dayalı sanayilerin önemine dikkat çekiyor, bunu başarabilmek için devletin emperyalist güdümden kurtarılması gerektiğini söylüyordu. Madem ki bir gecede bu kadar meşhur oldu, hakkında türlü iddialar ortaya atıldı, biz de gazetecilik görevimizi yapıp mikrofonu Pavrus Efendi’ye bir uzatalım dedik. Tabii uzun gelir gider hesaplarını, borç dökümlerini vergi geliri tablolarını buraya hiç almıyoruz. İşte Pavrus’un Osmanlı Devleti’nin Batı’ya olan mali tutsaklığıyla ilgili görüşlerinden ve uyarılarından satırbaşları: Köylüler ve devlet “(…) Bugün ulus biri siyasal biri ekonomik iki tür tutsaklığın baskısı altında kıvranmaktadır.Osmanlı devletini eli kolu kapütilasyonlarla, mali denetime yol açan anlaşmalarla ve başka sözleşmelerle bağlıdır. Bu sözleşmeler uyarınca kimi vilayetlerin gelirleri bile rehnedilmiş hükümet istediği gibi davranamaz duruma gelmiştir.(…)Bu bakımdan Türkiye kendisini siyasal tutsaklıktan kurtarabilmek için […]