Etiket miting

Türkiye’de kadın mitinginin 102. yılı

Kastamonu'da 10 Aralık 1919'da gerçekleyen ve milli mücadele uyanışında bir kilometre taşı olan ilk Türk kadın mitinginin 102. yılı İstanbul'da anıldı. Katılımcılar, her gün bir kadın cinayeti işlenen Türkiye'de kadın mücadelesinin hatırlanmasının önemini vurguladı.

Mikrofon taksicide

Mert Oynargül – Görkem Keser İstanbul’daki taksi şoförleri, 11 Ekim Pazar günü Çağlayan meydanında “korsan taksiye” karşı toplanarak seslerini Ankara’ya duyurmaya çalıştı. Sloganlarda ve kürsüden yapılan konuşmalarda hedef, kayıtlı taksilerin aksine vergi vermeden çalışan ve onların “ekmeğini çalan” kaçak taksilerdi. Meydandaki yaklaşık 2 bin şoför bir arada olmaktan ve sorunlarını haykırabilmekten mutlu görünse de, tek tek dinlendiğinde dertlerinin biteceğine dair çok da umut taşımadıkları anlaşılıyordu. Kürsüden meslektaşlarının hakkını savunan, korsan taksilerin hak ve emeklerini gasp ettiğini söyleyen hatta onlar için “namert, şerefsiz” gibi ifadeler kullanan Taksiciler Odası Başkanvekili Mustafa Silahyürekli’nin ağabeyinin bile kaçak taksi işlettiğinin ortaya çıkması bu umutsuzluğun nedenini ortaya koyuyordu. HaberVs, Çağlayan mitinginden sonra mikrofonunu İstanbul’daki taksi şoförlerine uzattı; korsan taksi ve diğer sorunların neden çözülemediğine dair görüşlerini aldı. “Emekli polisler kaçak çalışıyor” Mehmet Tekin (45): “Korsan taksi kullananların önemli bir bölümü polis emeklisi. Devlet, korsan taksiyle uğraşmıyor çünkü uğraşırsa karşısında yine kendini görecek. Polis, toplumun güvenliğinden sorumlu. Ama emekli olunca karnını doyuramıyor ve kanun dışı bu yola sapıyor. Ve görevdeki polislerden destek görüyorlar. Dahası uyardığımız korsan taksiler tarafından tehdit ediliyoruz. Yani hem canımız hem de malımız bu işten zarar görüyor.” Muammer Genç(52- Valideçeşme Taksi): “Oda bize sahip çıkmıyor. Kaçak durakların nerelerde olduğu belli. Ama ne oda ne polis ne de belediye bunların üzerine gitmiyor. Bizim oda hükümet ve belediyenin aldığı kararları imzalamak dışında başka hiçbir şey yapmıyor, tek işleri hükümet ne derse kabul etmek. Korsan taksi olsun, akaryakıt fiyatları olsun, yeni ücret tarifesi olsun. Taksiciler Odası’dan bir tane açıklama gördünüz mü? “Plakamdan iki tane var” Ali Bakırer: “Benim aracımın plakası çoğaltılmış. Devlet üç yıldır benim aracımla aynı plakayı taşıyan aracı bulamıyor. Evime sürekli ceza geliyor. Cezalara bakıyorum benimle alakası yok. Hakkımda şikayetler oluyor, karakolda şikayetçi olan insanlarla yüzleştiriliyorum, ‘Araç ve şahıs bu değildi’ diyorlar. Aracın ön farı ve ön çamurluğu kırılmış denilerek zabıt tutuluyor ama benim aracım […]

Alevilerin isteği: Madımak Utanç Müzesi

Fatma ŞişliYelda Ülker Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nin çağrısıyla, Sivas katliamının yıldönümü olan dün (2 Temmuz) Kadıköy meydanında toplanan yaklaşık 10 bin kişi olaylarda ölenleri andı. 37 kişiye mezar olan Madımak Oteli’nin müze olması talebini, “Madımak Oteli müze olacak” sloganıyla bir kez daha dillendirdi. Madımak Oteli’nin müze olmasının olayın unutulmamasını ve bir daha yaşanmamasını sağlayacağını düşünen ancak taleplerinin yerine getirilmemesine “parasızlığın” neden olarak gösterilmesine ise inanmayan Aleviler, “Gerekirse parayı bizler toplarız” dedi. Mitinge katılanlara Sivas’ın ne anlama geldiğini, otelin müze olması hakkındaki düşüncelerini sorduk:Alevi gençler gayet net, “Madımak katliamı faşist zihniyetin bir sonucudur. Zihniyet değişmedikçe de bu sorunlar devam eder” diyor. Özgür Demokrat Alevi Hareketi üyesi gençler, sorunları çözmenin ilk adımı olarak da Madımak Oteli’nin müze yapılmasının olduğunda hemfikir. Madımak otelinin müze yapılmamasının utanç verici olduğunu belirten Özgür Demokrat Alevi Hareketi üyesi Lütfi Durmuş ise, “Otelin altında kebap salonunun bulunmasını ve orada et yiyen zihniyeti anlamıyorum” diyor. Mitinge katılanlardan biri, “Müze olsun istiyorum ama yaşananlardan dolayı duymamamız gereken utancın, insanlık adına duyduğumuz utancın müzesi olsun. Yoksa sırf kitleleri memnun etmek için olacaksa kalsın o kebapçı orada. Utanmayacaksak o binaya baktığımızda o kebapçıda insanlar yesinler kebaplarını” diye konuşuyor. Ellerinde, “AKP ve CHP Alevi halkın düşmanıdır.” yazılı pankartlarla yürüyenlerin ortak fikri de hiçbir siyasi partinin yanlarında olmadığı. Seçim zamanı tüm siyasi partilerin, göstermelik ilgilerine kızan Aleviler yalnız olduklarını düşünüyor. Bir kadın Alevilerle ilgili sorunların tüm partiler için siyasi malzeme olarak kullanıldığını anlatıyor: “CHP, AKP ve MHP hepsi de aynı. Hem o dönemde hem de bugüne kadarki hükümetler Sivas katliamının aydınlatılması konusunda samimiyetsiz. Çözüm değil geçiştirme derdindeler. Madımak otelini yakanlar Ebru Süfya’nın torunlarıydı. Benim 12 Eylül’de işkence gören kardeşim vize alıp yurtdışına gidemezken Hizbullahçı başörtülü gidebiliyor”.