Sporda sınır sizsiniz!

Sporda Sınır tanımayanlar" paneli 8-10 Aralık tarihleri arasında düzenlenen İnovasyon Haftası’nın son gününde gerçekleştirildi.

Sporda Sınır tanımayanlar" paneli 8-10 Aralık tarihleri arasında düzenlenen İnovasyon Haftası’nın son gününde gerçekleştirildi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen panelde Doğruluk Payı’nın son bir yılda siyasetçilerin açıklamaları üzerine sürdürdüğü analiz çalışmasının sonuçları açıklandı.

Savaş kaynaklı travmalar, çocuğun yaşam boyunca mücadele edeceği bir sorun olmasına rağmen çoğu kez gizli kalıyor. Çocukları anlamak için ne yapmalı, kimden yardım almalı?

"Ailenin Korunmasına Dair Kanun"un değerlendirildiği panele katılan Fatma Şahin, Kadın Bakanlığı'nın kaldırılmasının elini zayıflattığı görüşünde.

HaberVs*“Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkilerinin Geleceği” paneli için bugün İstanbul’a gelen Avrupa Birliği üyesi altı ülkenin gazetecileri HaberVs’ye konuştu. Bu gazeteciler, Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda bağlı bulundukları gazete ya da haber ajansı adına çalışan yada AB haberlerini yakından takip eden isimlerdi. İçlerinde sadece Die Zeit gazetesi muhabiri Michael Thumann daha önce Türkiye’de görev yapmıştı. Muhabirlerimiz gazetecilere, panelde değinmedikleri iki konuda soru yöneltti. Bu sorulardan ilki, kendi ülkelerinde Türkiye’nin AB’ye girmesi konusunda kamuoyu desteği olup olmadığıydı. İkinci soru ise, 2004’te referandum sonrasında Kıbrıs sorunu hakkında görüşlerinin ne olduğuydu.*Özge Erel-Erim Hüner-Berk Doğan-Mert Oynargül-Niso Esim-Berk Doğan

Mine Savaş Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci yıllardır, fakat belirli dönemlerde daha yoğun olarak karşımıza çıkıyor. Sorun gündemde değilken kimileri tarafından unutuluyor, ancak gündeme geldiği anda da ciddi tartışmalara sebep oluyor. Türkiye’nin son dönemde biraz da uykuya yatırdığı AB süreci, İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampusu’nda gerçekleşen 17’nci AB – Türkiye Gazeteciler Konferansı ile yine gündeme taşındı. 17 yıldır gerçekleşen bu konferans, aslında Türkiye’nin uzun zamandır, uzun bir yolda ilerlediğini de gösteriyor. Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin en erken 2013’te gerçekleşmesi bekleniyor. Fakat üye olmak isteyişimizin gerçek öyküsü, 12 Eylül 1963’te İsmet İnönü’nün başbakanlık döneminde gerçekleşen Ankara Anlaşması’yla başlıyor. Böylece, Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasındaki ilk bağ kurulmuş ya da kurulamamış oluyor. Anlaşma tam bir sene sonra yürürlüğe giriyor, fakat anlaşmanın tam da yıl dönümünde gerçekleşen 12 Eylül Darbesi ile işler değişiyor ve AET ile Türkiye arasındaki bu anlaşma donduruluyor. Anlaşmayla darbe arasında geçen 17 senede ne olup bittiği pek bilinmiyor, zira demokrasideki ciddi aksaklıklar sadece kâğıt üzerinde imzalanan süreci donduruyor. Türkiye 1983’te çok partili döneme geçiş yapıyor. Böylece, Türkiye’nin AB ile arasındaki buzlar az da olsa eriyor, ama buzların erimesi üyeliği beraberinde getirmiyor. 14 Nisan 1987’de Turgut Özal hükümeti, tam üyelik başvurusunda bulunuyor. Beklenen tam üyelik gerçekleşmiyor, fakat 1 Ocak 1996’da Türkiye, AB ile Gümrük Birliği’ne giriyor. Bu gelişme, üç yıl sonra Bülent Ecevit hükümetini heveslendiriyor ve 1999’da ikinci başvuru gerçekleşiyor. 17 Aralık 2004’te gerçekleştirilen toplantıda Avrupa Birliği ülkeleri Türkiye’nin AB’ye katılma müzakerelerinin, 3 Ekim 2005’te başlatılmasına karar veriyor. Halen katılma müzakereleri devam ediyor ve uzun bir süre de devam edeceğe benziyor. Mehmet Ali Birand, bugüne kadar düzenlenen hemen tüm AB – Türkiye Gazeteciler Konferanslarına katılan tek gazeteci. Birand bugünkü toplantıda da kürsüdeydi ve toplantı çıkışında HaberVs muhabirine şunları söyledi: “Türkiye 45 yıldır AB’nin kapısını aşındırıyor gibi gözüküyor, ama durum hiç de öyle değil. İlk başvuru 1987’de Özal döneminde, ikinci başvuru […]

Avrupalı ve Türk gazeteciler bugün, Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye ilişkilerini değerlendirmek üzere İstanbul’daydı. Gazeteciler bu işi, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’nun organizasyonuyla 17 yapıyor; “AB – Türkiye Gazeteciler Konferansı”nda bir araya geliyor. İşte 17 yıldır süren bu geleneğin bu seneki ev sahibi İstanbul Bilgi Üniversitesi, Santralİstanbulyerleşkesiydi. “Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkilerinin Geleceği” başlığıyla gerçekleşen panelde Avrupa’dan yedi, Türkiye’den dört gazeteci kürsüdeydi. İzleyicler arasında en ön sırada, Devlet Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış ve Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Marc Pierini vardı. Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil Güven, yarısı dışarda bırakılmış bir Kıbrıs ve verdiği sözleri tutmayan bir AB nedeniyle Türkiye’de Avrupa Birliği’ni savunmanın çok zor olduğunu söyledi . Ayrıca Bilgi Üniversitesinin AB çalışmalarına hız verdiğini ve bu kapsamda lisans ve yüksek lisans programları açtığına değindi. Rektör Güven’den sonra kürsüye çıkan Devlet Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış “Avrupa gerçekten küresel olmak istiyorsa Türkiye’ye ihtiyacı var. İstanbul’suz bir Avrupa’yı düşünemiyorum. Türkiye çok önemli bir ülke çünkü AB hariç Avrupa’nın bütün kurumlarına tam üyedir. Ayrıca G20 ve NATO üyesi olan Türkiye çok güçlü bir ekonomiye sahip, dünyada 15., Avrupa’da alıncı en güçlü ekonomi. Türkiye doğunun en batısında, batının da en doğusunda yer alıyor. Bu nedenle önemli bir köprü, İsrail ve Suriye, Afganistan ve Pakistan, Rusya ve Gürcistan, İran ve Amerika arasında global sorunların çözülmesine etkili bir ülkeyiz. Kilise, sinegog ve cami yüzyıllardır bu topraklarda birlikte yer alıyor. Ermeni , Müslüman, Alevi, Hıristiyan, Yahudi inanan, inanmayan hepsi birlikte yaşıyor. Bu bizim AB’ye katacağımız en önemli şey. Türkiye medeniyetler çatışmasının çözümüdür” sözleriyle mikrofonu panelist gazetecilere bıraktı . Gazeteciler, panel yöneteticisi, Bilgi Üniversitesi AB Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ayhan Kaya’nın sorularını cevapladılar. Şunları söylediler: “AB’ye süpheyle bakmayı biz başlattık” John Peet (The Economist, Britanya)Bana sorarsanız ben Türkiye’yi, Almanya ve Rusya ile aynı gruba koyarım çünkü konum olarak […]
Simge Sunguroğlussunguroglu@medyakronik.com Emekli Büyükelçi Volkan Vural, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda son 3 yıldır gelişme kaydedemediğini belirterek, Adalet ve Kalkınma Partisi aleyhine açılan davanın da üyelik sürecini 2020’ye dek uzatacağını söyledi. Bilgi Üniversitesi öğretim görevlilerinden Solu Özel de kapatma kararı çıkması halinde AB’nin tepkisinin Türkiye ile ilişkisini bitireceğini söyledi. 9 Mayıs Avrupa Günü nedeniyle İstanbul Bilgi Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü ve Türkiye Avrupa Vakfı işbirliği düzenlenen, “İnişli çıkışlı AB: Türkiye-AB ilişkilerinde gelinen nokta” başlıklı panel Santralistanbul’da yapıldı. Türkiye’nin AB sürecinin tartışıldığı panele Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Bertil Emrah Oder, İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim görevlisi Soli Özel, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Eski AİHM Yargıcı ve Büyükelçi Dr. Rıza Türmen ve Emekli Büyükelçi Volkan Vural konuşmacı olarak katıldı. Yapılan değerlendirmelerde AKP’ye yönelik kapatma davası, düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlanması ve kadının insan hakları alanındaki geri kalmışlığın halen devam ettiği belirtilerek Türkiye’nin AB hedefinden uzaklaştığı vurgulandı. AB takvimi 2020’ye uzar “Türkiye AB konusunda 2005’ten bu yana patinaj yapıyor” diyen emekli büyükelçi Volkan Vural, “Çünkü son 3 yıldır çalışmalar gevşedi ya da ciddi çalışmalar ertelendi. Şimdi yeniden hızlanma dönemine girsek de AKP’ye yönelik kapatma davası ve bu davadan çıkacak bir kapatma kararı AB girişinde yeni bir engel olacak. Dolayısıyla Türkiye’nin AB takvimi 2020’ye kadar uzayabilir. Önümüzdeki döneme karamsar bakıyorum, ama sonunda Türkiye AB’ye üye olacak. Sanılanın aksine Türkiye AB’ye kaldırılamayacak bir yük değil, katkı sağlayacak” dedi. Soli Özel ise, kapatılma kararı verilmesi durumunda AB’nin vereceği tepkinin müzakereleri askıya almakla sınırlı kalmayacağın belirterek, “Bu durum Türkiye ve AB arasındaki ilişkiyi bitirir” dedi. İfade özgürlüğü ve kadın hakları hala sorun Kadın hakkının öncelikli sorunlardan birisi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Bertil Emrah Oder ise, “AB kadın-erkek eşitliği konusu karar alma sürecinde mutlaka eşitlik komisyonu filtresinden geçmekte. Türkiye bu konuyu göz ardı edemez. 2007 ilerleme […]