Etiket robot

İstanbul’da insan kılığında robotlar

Chris Corner eğer bir grubun elinden tuttuysa ya o gruba güveniyordur ya da o gruptan birisi sevgilisidir ya da ikisi birden! Trip-hop tarihinin Massive Attack, Portishead ve Tricky gibi öncüleriyle beraber anılan Sneaker Pimps’in beyni Chris Corner aynı zamanda solo projesi IAMX ile de kendinden sözettiriyor. Elbette haberin konusu Corner değil, müzik kariyeri bu kadar başarılı olan birisinin önemsediği bir grubun neden önemsenilmesi gerektiği… Dee Plume (vokal, gitar) ve Sue Denim’den (vokal, bas) oluşan Robots In Disguise ikilisi, 2000’lerin başında popüler olan electro clash akımını günümüze kadar devam ettirebilen ender gruplardan. Electro-clash size bir şey ifade etmiyorsa en önemli temsilcileri Felix da Housecat, Freezepop, Miss Kittin, The Hacker, Tiga, Peaches, Le Tigre, Chicks on Speed, Fischerspooner ve Ladytron’u gösterip fikir sahibi olmanızı sağlıyabiliriz. Robots In Disguise’ın duruş olarak Chicks on Speed’i örnek alıyor. Çılgın ve renkli kıyafetler, bol bağrışmalı vokaller, snyth’ler grubun karakteristiği olarak özetlenebilir. Plume ve Denim Liverpool Üniversitesi’nde okurken tanışıp grubu kurdular, Mix Up Words And Sounds isimli demolarını yayınladılar. Sonrasında ise grupla aynı adı taşıyan ilk stüdyo albümleri 2001’de yayınlandı. Bu albümde daha electro ve synth pop elementlere yer verilirken, 2004’te yayınlanan ikinci albüm Get RID!’de daha punk bir hava esiyordu. Bu iki albümden öne çıkan parçalar Boys, Turn It Upve The DJ’s Got a Gun. Grubun albümleriyle beraber (bir tanesi Transformers çizgi romanından ilham alan) çılgın klipleri de müzik basınının dikkatini çekti. Bu arada başta belirttiğim gibi Sue Denim’in sevgili olan Chris Corner bu albümlerin yapımcılığını üstlendi, ayrıca bazı parçalar için de remix çalışması yaptı. Grup son olarak, yapımcılığını yine Corner’ın üstlendiği We’re In The Music Business albümünü yayınladı. Albümden The Sex Has Made Me Stupid ve The Tears isimli parçalar öne çıkıyor. Ve bu akşam Robots in Disguise Taksim Studio Live’da canlı performans sergileyecek, ikiliye canlı performanslarında başka müzisyenler de eşlik edecek. Performans öncesi de […]

Uzay robotlarının atası uzaya gönderildi!

Nur Niyaz Bildiknbildik@medyakronik.com Bilimadamlarının yüksek hayal gücü yine hepimizi şaşırtmaya devam ediyor. Uluslararası bir ekip tarafından yürütülen istasyon geliştirme çalışması buna en iyi örnek. 7 kişiden oluşan ekip, Uluslararası Uzay İstasyonu’na 16 gün içinde bir “Japon” laboratuarı ve bir “Kanadalı” robot yerleştirmeyi hedefledi. Japonca’da umut anlamına gelen Kibo, uzaya yerleştirilmesi planlanan ve Japon başbakanı Yasuo Fukuda tarafından “uzaydaki Japon evi” olarak tanımlanan laboratuarın ismi. Kibo sayesinde, uzayda pek çok deney yapılması öngörülüyor. Peki ya Kibo’da aksamalar olursa ne olacak? Bilimadamları bunu da önceden düşünmüşler. Kibo’da, ya da uzay istasyonunda herhangi bir arıza çıktığı zaman devreye “Special Purpose Dextreous Manipulator” yani kısaca “Dextre” girecek. Marifetli eller Geçen Perşembe istasyona yerleştirilen Dextre, oldukça marifetli ellere sahip. Yapımına 200 milyon dolar harcanan robot temel olarak iki koldan oluşuyor. Bu kollar tıpkı bir insanınki gibi dirsek ve bilek hareketleriyle birçok işi yapmaya müsait. Ana gövdesi de çeşitli rotasyonlar yapabildiği için, Dextre istasyonun dışına küçük parçalar yerleştirebilecek.Dextre aynı zamanda alet kutusu, ışık, ve video ekipmanlarıyla donatılmış. Kanadalı robot yapım şirketi MacDonald, Dettwiler and Associates çalışanlarından Richard Rembala “Dextre’ın en önemli özelliği güç momenti sensörü” diyor. “sensör, bileklere yerleştirildi. Bu şekilde robota bir dokunma hissi kazandırıldı. Böylelikle Dextre, itmek veya çevirmek gibi hareketlerin zor mu kolay mı olduğunu anlayabilecek.” Hassas hareket etme özelliğiyle ince ayarlar yapabilecek robot aslında daha önce istasyona yerleştirilen kolların son parçası. Bundan önce 2001’de Canadarm2 uydu platformuna yerleştirilmişti. Dextre’nin bağlı olduğu bu kol, biraz daha büyükçe ve aslında bir beyin görevi görüyor. BBC’ye açıklama yapan Dr. Rey’e göre, bu robot Kızıl Gezegen Mars’ta yapılacak altı aylık araştırma sürecinde kullanılması planlanan robot sistemine ön ayak olacak.Dextre gibi robotlar dışarıdan arızaları kontrol ederken, astronotlar istasyon içinden çalışmalarını kesintiye uğramadan gerçekleştirecek. Bilimadamları ise bu işbirliğinden oldukça memnun görünüyor. Geriye iki yürüyüş kaldı Dextre’ın yerleştirilmesinden sonra son iki yürüyüşte planlananlar şöyle: Öncelikle bir güç kontrol modülü […]

Robotlara özgürlük

Özlem Özbaşoozbas@medyakronik.com Oy kullanan, bankada sıra bekleyen robotlar düşünün… Tüm bunlar bir bilimkurgu filminden fırlamış sahneler değil! Çok mu uzak geliyor? Öyleyse işin ciddiyetini şöyle anlatalım; Güney Kore ve İngiltere hükümetleri, 2006 yılından bu yana, robot haklarıyla ilgili kanun tasarıları üzerinde çalışıyor.Şimdilik imkânsız gibi gelse de, robotların yakın zamanda “süper zekâlı” olacakları öngörülüyor. Buradan yola çıkan hükümetler ve bilim insanları, robotlara tanınması gereken haklarla ilgili çalışmalar yürütüyor. Güney Kore’de “Robot Ahlak Sözleşmesi” adı verilecek kanunun amacı, robotların ve insanların birbirilerini suistimal etmelerini önlemek. İngiliz Hükümeti’ne bağlı Bilim ve Buluşlar Dairesi ise robotların asker, bakıcı ya da seks kölesi olarak kullanılmasını önlemek için harekete geçti. “Robot Hakları: Makinelerin Yükselişi ile İlgili Ütopik Hayal” başlıklı raporda, robotların devletin vatandaşlarına sağladığı tüm sosyal haklardan yararlanması, işsizlik ödeneği ve sağlık yardımları almasından söz ediliyor. Hayatımız bilimkurgu 15 Ocak’ta Londra’da düzenlenen bir konferansta konuşan Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Nick Bostrom da, robotların insansı zekâya ulaştıklarında insanlarla eşit haklara sahip olmaları gerektiğinin altını çiziyor: “İnsanlarla aynı yeteneklere, aynı deneyimlere sahip olduklarında silikondan yapılmış olmaları, bazı haklara sahip olmalarına engel olmamalıdır. Robotlara tanınacak haklar arasında mülk alımı ve en önemlisi bir düğmelerine basılıp ‘öldürülmemeleri’ de olmalı.” Aklımızın hayalimizin alamayacağı ne kadar çok şeyin gerçekleştiğini bir düşünün. Konu teknoloji olunca hiçbir şey imkânsız değil. Şimdiden, yolda yanımızda yürüyen, ofiste birlikte çalıştığımız ve bizlerle aynı haklara sahip robotlara hazırlansak iyi olacak galiba! *James Randerson’un 16 Ocak 2008’de The Guardian’da çıkan haberinden yola çıkılarak derlendi.