Etiket tvsaire

Milli gelir, suyla nasıl hesaplanır?

Ünlü Avustralyalı iktisatçı Phillips, 1949’da savaş uçaklarının parçalarıyla, suyla çalışan bir makine icat eder. Amaç milli geliri hesaplamak ve gelirin oluşumunu açıklamaktır. Bu aletten yaklaşık 15 tane daha üretilir ve aynı dönemde bir örneği de 10 bin Sterlin karşılığında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne getirtilir. Moniac (Monetary National Income Analogue Computer) adı verilen milli gelir makinesinin dünyada en iyi korunmuş olanı Türkiye’de. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Serdar Ongan makinenin böyle sağlam kalmasının sebebini kıymetinin anlaşılamamasına ve bir kenara bırakılmasına bağlıyor. Serdar Ongan milli gelir makinesinin nasıl çalıştığını HaberVs’ye anlattı.  

1 Mayıs şiddetinin yeni belgesi

Ahmet Şık Polis şiddetinin damga vurduğu İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamalarında yaşanan şiddet görüntüleriyle ilgili basında çıkan haberlerden sonra açılan soruşturmada iki polise fatura kesildi. İçişleri Bakanlığı müfettişleri, 28 polisin ifadesine başvurulmuş ancak iki polis hakkında adli ve idari soruşturma açılmasını talep etmişti. Müfettişler, polisin şiddet uyguladığını belgeleyen onlarca görüntü ve fotoğrafa rağmen, diğer polislere ulaşamamamıştı. Buna göre DİSK binası ile Şişli Etfal Hastanesi’ne gaz bombası atılması, yerde yatan savunmasız insanların tekme ve coplarla dövülmesi, ÖDP binasının basılıp parti üyelerinin dövülmesi, 530 kişinin dövülerek gözaltına alınması ve Cumhuriyetgazetesi muhabiri Ali Deniz Uslu’nun kolunun kırılmasını “iki süper polis” gerçekleştirmiş oluyordu. Sığ soruşturma Medyakronik’in ulaştığı, Prof. Nurettin Mazhar Öktel sokaktaki bir şirkete ait güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntüler, sorumlularının iki polisle sınırlı olmadığını bir kez daha gösteriyor. Polisin müdahalesi üzerine bu sokağa kaçan grubun bir bölümü Cumhuriyetgazetesinin bahçesine sığınıyor. Kaçmaya devam eden insanlardan, biri yaşlı iki kişi ayakları takılarak yere düşüyor. Üniformalı ve sivil bazı polislerin dövmeye çalıştıkları iki ikişiye, başlarındaki amir engel oluyor. Meslektaşlarını üç kez engelleyen amir sırtını döndüğü anda, polisler yerde yatan insanları tekme ve coplarla dövüyor. 1 Mayıs olaylarından sonra basında çıkan eleştiriler üzerine İçişleri Bakanlığı inceleme başlatmış ve görüntüleri inceleyen müfettişler de, Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli iki polis memuru hakkında “idari ve adli soruşturma açılmasına” karar vermişti. Valilik bünyesinde oluşturulan bir komisyon tarafından MOBESE ve televizyon kameraları ile gazetelerde yer alan fotoğraflar incelenmiş ve haklarında soruşturma açılanlar da dahil olmak üzere 28 polisin ifadesi alınmıştı. İnceleme komisyonu tarafından hazırlanan ön raporda Cumhuriyetgazetesi bahçesinde gazeteci Ali Deniz Uslu’un copla kolunun kırılması, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gaz bombası atılması DİSK binası önünde yerde yatan bir kadın göstericinin başına tekme atılması olayıyla ilgili soruşturma başlatılmasına karar verilmişti. Ön raporun ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen iki müfettiş, bir hafta boyunca incelemede bulunmuş ve “orantısız güç kullandığı” belirlenen iki polis […]

7 tepe, 7 tünel, sayısız çatlak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “7 tepe 7 tünel” projesi Mart 2006’da gündeme geldi. Konunun uzmanları tarafından “çıkmaz sokak” diye nitelenen bu proje, trafik için umulan rahatlamayı sağlamayacağı, yüksek maliyeti ve gerekli zemin araştırmalarının yapılmadığı gerekçeleriyle çok tartışıldı. Dolmabahçe-Bomonti ve Piyalepaşa-Kağıthane arasındaki ilk iki tünelin yapımına bu tartışmalar içinde başlandı. Proje gibi, tüneller için vurulan ilk kazma da tartışmalıydı. Çünkü Büyükşehir Belediyesi, bu iki tünelin yapımı için ihale açmamış ve yapımcı firmaları “ani ve beklenmeyen durumlarda” başvurulan “davet usulü”ne göre belirlemişti. Çatlayan binalar İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), tünellerin, güzergâh üzerindeki binalara hasar verebileceği konusunda uyarıda bulunanlardan biriydi. İMO İstanbul Şubesi Başkanı Cemal Gökçe, “Yasal çerçevede bir ihale yapılmadı. Dolayısıyla konu ciddi bir proje olarak ele alınıp, güzergâhında fizibilite çalışması yapılmadı. Bu anlayışla yürütülen bir inşaatın, sıkıntı yaratması kaçınılmazdı” diyor. Cemal Gökçe’nin dile getirdiği endişelerin haklılığı Okmeydanı semtinde ortaya çıktı. Bu semtteki dört binanın temelinde, Piyalepaşa-Kağıthane Tüneli’nin etkisiyle çökme görüldü ve binalar boşaltılarak mühürlendi. Aynı şekilde Talatpaşa mahallesi Savaş sokakta bulunan 10 binanın, kolon ve duvarlarında ciddi çatlaklar oluştuğu belirlendi. Talatpaşa Spor Kulübü Lokali de bulunduğu beş katlı bir bina ile Savaş sokaktaki beş ile iki katlı yapılarda oturan vatandaşlar Ağustos 2007’de tahliye edildi. Nisan 2008’de, diğer tüm tüneller gibi çift yönlü olması planlanan Bomonti Dolmabahçe Tüneli`nin tek yönde kazısı tamamlandı. Belediye, gelinen aşamayı tünelin içinde gerçekleşen bir etkinlikle kutladı. Aynı günlerde, bu tünelin geçtiği Kurtuluş ve Harbiye semtlerinden “çatlak sesler” yükselmeye başladı. Kurtuluş’taki Bilezik sokak ve Harbiye’deki Ölçek sokakta bulunan onlarca apartmanın duvar ve kolonlarında çatlaklar oluştu. Bina temelindeki oynama nedeniyle, kapı ve pencereler kapanamaz hale geldi. Medyakronik muhabirleri, Ölçek sokakta yaşayan ve binaları zarar gören İstanbulluları ziyaret etti. Evlerinin görüntüsü, bir deprem sonrasını çağrıştıran vatandaşlar, genel olarak Belediye’nin üzerine düşeni yapmadığını dile getiriyor. Evinin yıkılma tehlikesi nedeniyle can güvenliği sorunu yaşadığını dile getiren bir vatandaş, çatlakların sıvayla kapanmak istenmesini “Örtbas etme” […]

‘Bazı çevrelerin sırtınızı okşaması başarı değil’

Bugün Kanal D’de yayınlanmaya başlayan “Yol Arkadaşım” adlı dizinin Senaryosu’nu da yazan ünlü yönetmen Çağan Irmak geçtiğimiz günlerde Colors of Bilgi Kulübü’nün davetlisi olarak santralistanbul’daydı. “Hayatımda taktik ve başarılı olma çabası yok. İşinize taktik ve başarı çabası girerse o zaman kurallara uygun filmler yaparsınız, belirli çevreler de sırtınızı okşar, ama o da gerçek başarı olmaz” diyen Çağan Irmak, televizyonda hiç yerli dizi seyretmiyor… Çağan Irmak’la özel söyleşimizi izlemek için videoya tıklayın…Bilgi’deki söyleşiden notlar… “Ulak’taki karakterlerin yeterince kötü olmadığını söyleyenler var, Kızını satan kadın, ot satan adam yeterince kötü değil mi? Dünya bu noktaya geldiyse korkmamız lazım” Çağan Irmak kendi deyimiyle, “yüzlerle senaryo yazan” biri… Kendisini en iyi anlatan filmin “Ulak” olduğunu söylüyor. Bu çok sevdiği filminin bir diğer farkı da “Ulak” karakterinin senaryoyu yazarken yüzü olmamasıymış. Yüzüne bir anda kavuşmuş film; dublörlerden birini görür görmez “Ulak sensin” demiş Çağan Irmak. Ömer’in elinde ekmek taşıyarak beyaz sisin arasından gelmesi ise bu filmde en sevdiği sahne. Ulak filmindeki kötü karakterler için yeterince kötü değil diyenlere ise şaşırıyor: “Kızını satan kadın ve ot satan bir adam yeterince kötü değil mi?.. Dünya bu noktaya geldiyse korkmamız lazım” Irmak’ın mesleğiyle ilgili tek “keşke”si ilk filmi. Yayınlanmasını istemediği tek filmi, “Bana Şans Dile”. “O acemilik, ergenlik öfkesi, dünyaya ders vermekti belki de” diyor. Filmini DVD’lerin arasında gördüğünde kafasını çevirmiş. Çağan Irmak’a göre o filmin tek faydası İsmail Hacıoğlu gibi, sinemaya başarılı oyuncular kazandırması olmuş. Türkiye’yi ağlatan filmi “Babam ve Oğlum” için “Televizyon dizisine yakın bir filmdi. Ağlatması da bilinçli bir tercihti” diyor. Aslında dizileri ve filmleri birbirinin devamı gibi. Televizyon dizisi olan ‘Çemberimde Gül Oya’ 80 darbesinde bitiyor. ‘Babam ve Oğlum’ 80 darbesinde başlıyor. Çocuğun da hayalleri bu filmde başlıyor. Ulak’ta ise hayallerin devamı geliyor. Çağan Irmak, Türkiye’de pek kimsenin görmediği fark etmediği şeyleri, kişileri fark edip göstermeyi seviyor. Ulak’taki ayakkabıların Troya, Harry Potter gibi Hollywood […]

Bilgi’de dans festivali

İstanbul Bilgi Üniversitesi Dans Festivali’ne bu yıl Latin dansları damgasını vuracak. Bir çok üniversitenin dans gruplarıyla katılacağı festivale çeşitli dereceler almış profesyonel dansçılar da performanslarıyla konuk olacak.Ceyla Büyükuzun Deniz Yurtkuran

Umuda müzikle yolculuk

Batman’da ölen babasından kırık curası yadigâr kalmış. Önder Karabulut’un müziğe ilgisi işte böyle başlamış. Batman’da hayat çok zormuş. 9 yaşında kalabalık ailesiyle geldiği İstanbul’da çöp toplamaya kadar yapmadığı iş kalmamış. Şimdi Maslak’ta bir restoranda part-time garsonluk yapıyor. Ama müzik hayattaki tek amacı. Önder Karabulut gitar çalıyor, besteler yapıyor. Hatta İngilizce bestelerini geliştirmek için kursa gidiyor. Ve umutla günlerden bir gün keşfedilmeyi bekliyor.Erdem Özüer eozuer@medyakronik.com Kameraman: İşvecan Nur Özen

Mezardaki cerrahlar

Bir ameliyatta kullanacağı aletleri hazırlarken, ertesi gün ameliyat olacak hasta geliyor yanına. Aletleri göstererek; “Bunlarla mı ameliyat olacağım ben” diye soruyor. O dönmede henüz uzmanlık eğitimi görmekte olan, Prof. Dr. Erdoğan Yalav “Beğenmedin mi” karşılığını veriyor. Hasta, “Ben bu aletlerin aynısını mezarlardan çıkartıyorum da, ondan şaşırdım” karşılığını veriyor. Bugün 78 yaşındaki Erdoğan Yalav’ın, antik cerrahi aletleriyle tanışması 1955 yılındaki bu olayla gerçekleşiyor. “Köylü farkındaydı, nerden öğrenmişti bilmiyorum ama bizde, arkeoloji müzeleri çevresinde bile bu aletlerin ne olduğunu bilen yoktu” diyor deneyimli cerrah. Yalav’ın bu aletleri tanımasına, bir başka cerrah, 1907 yılında bu konudaki tek kaynağı kaleme alan John Stewart Milne, Surgıcal Instruments In Greek And Roman Tımes (Yunan ve Roma Devirlerinde Cerrahi Aletler) eseriyle yardımcı oluyor. Prof. Dr. Erdoğan Yalav, o tarihten bugüne antik dünyanın kullandığı tıp aletlerini topluyor. Türkiye’nin bu konuda belki de en büyük ve özgün koleksiyonuna sahip. Kulak sondalarından, ilaç ölçeklerine, cerrahi aletlerden bakım setlerine yüzlerce buluntu var bu koleksiyonda. Yalav, Kültür Bakanlığı’na tarafından verilen koleksiyoner belgesine sahip. Eserlerin hepsi müze uzmanlarınca kayda alınıyor. İşte bu özgün koleksiyon, ilk kez, Yalav’ın mensubu olduğu Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi’nin sanat galerisinde görücüye çıktı. “Tanrısal Gücün Elçileri: Antik Çağ’da Tıp Aletleri Sergisi”, Tunç Devri ve Roma Dönemi’ne ait 200’ün üzerinde eseri kapsıyor. Sergi, İstanbul Nişantaşı’ndaki hastanenin sergi salonunda, pazar günü hariç 11:00-19:00 saatleri arasında, 30 Mayıs’a kadar görülebilir. Sebu Akman-Haldun Ülkü

Kuzguncuk’ta dünya limanı

Haber: Senih Onur, daha altı yaşındayken Kuzguncuk’taki yalılarından gemileri izlermiş ve evlerinin duvarlarına resimlerini çizmeye çalışırmış. 1940’lı yıllarda çok az ailenin sahip olduğu fotoğraf makinesi ile gemilerin fotoğraflarını çekmeye başlamış. Onur, küçük yaşlarda kaptan olmak istemiş ama gemi alım satımlarında görev alan babası ve hayli disiplinli, ev hanımı annesi onun okumasını istemiş. Ailesinin sözünü dinlemiş; Fransız okullarında öğrenim görmüş ama yine de gemilerden vazgeçememiş. Zamanla İstanbul Boğazı’ndan geçen gemiler Onur’a yetmemiş. Dünya gemilerine ait birçok fotoğrafı sahaflardan bulamayacağını anlayınca da daha fazla gemi fotoğrafı elde edebilmek için yurt dışındaki birçok limanla irtibata geçmiş. İstanbul’da kendisi gibi gemi meraklısı pek bulamamış ama yurt dışında onun bu merakına karşılık veren çok kişiyle karşılaşmış. Öyle ki Fransa’nın Marsilya şehrinde kendisi gibi gemilere meraklı bir fotoğrafçı bulmuş ve kendisine düzenli olarak gemi fotoğrafı göndermesini sağlamış. Daha da ileri giderek ciddi şirketlerin fotoğrafçılarıyla gizli anlaşmalar yapmış ve özel gemi fotoğraflarının kendisi için çekilmesini istemiş. Birçok ülkeden gemi fotoğrafı akışı sağlayan Onur, zamanla bu konuda dünyanın sayılı koleksiyoncularından biri olmuş.Fakat Senih Onur’un koleksiyonu sadece gemi fotoğraflarıyla sınırlı kalmamış. “Ben güzel olan her şeye aşığım” diyen Onur’un bir de 19. yüzyıldan kalma nü fotoğraf koleksiyonu bulunuyor. Ama gemiler onda çok daha farklı bir heyecan barındırıyor. Gemilerden bahsederken küçük bir çocuk gibi gözlerinin içi gülüyor. Türkiye’de gençlerin gemi fotoğraflarına ilgi göstermemesine ise üzüntü duyuyor. Onur’un Kuzguncuk’taki yalısının her köşesinde gemi fotoğrafı var. Hangi dolabı, sandığı açsa içinden sayısını bilemediği gemi fotoğrafları çıkıyor. 1930’lardan günümüz gemilerine kadar geniş fotoğraf arşivine sahip olan Onur, gemi severlerin ilgi odağı olabilecek bir isim.

Polis terörünün faturası esnafa çıktı

1 Mayıs’ta dükkanını açmaya cesaret edemeyen esnafla birlikte dükkanını açanlar da günü zararla kapattı. Yaşanan olayların insanları korkuttuğunu ve hiç müşteri olmadığını aktaran Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneği (OTİAD) Başkanı Gaffar Koca, Şişli bölgesindeki esnafın bir günlük kaybının 22 milyon dolara ulaştığını tahmin ettiklerini açıkladı. Osmanbey ve geniş çevresinde yaklaşık 4 bin esnafın bulunduğunu belirten Koca, bu bölgenin yıllık 5 milyar dolar ciro gerçekleştirdiğini ve 200 bin kişiye iş olanağı sağladığını söyledi. Biz de 1 Mayıs’ta polis ablukasının en yoğun olduğu bölgede, DİSK Genel Merkezi’nin bulunduğu Abide-i Hürriyet Caddesi üzerindeki esnafa, olaylardan nasıl etkilendiklerini sorduk.Engin Çalık

“Şampiyon olmasını isterim, ama…”

Ligin başında hiç şans verilmeyen, hatta “küme düşmeye aday” görülen Sivassspor, son iki haftaya şampiyonluk iddiasıyla giriyor. Üstelik bu iddianın gerçeğe dönüşmesi o imkansız değil. Çünkü ligin tepesinde ve kendisinin üç puan üzerindeki Galatasaray’ı bu pazar günü, kendi sahasında ağırlıyor. Sivas bu maçı kazanır ve Fenerbahçe de kendi sahasında Gençlerbirliği’ni yenerse, üç takım, son haftaya aynı puanla girecek. Taraflı tarafsız herkes ligin, Anadolu’dan yeni bir şampiyon çıkarmasını arzu ediyor. Galatasaray ve takipçisi Fenerbahçe’nin taraftarları bile bu temenniye katılıyor. Fakat “Sivasspor’un şampiyonluk şansı nedir” sorusunu cevaplamaya gelince –tıpkı spor basınında olduğu gibi- işin rengi değişiyor.“Sokağın Dili” mikrofonunu bu soruyla yöneltti.Ersan Bayram-Asım Can Yılmaz

Biber tadında bayram

İstanbul’da 1 Mayıs’ın görüntüsü sıkıyönetim günlerini aratmadı. Binlerce polis, Mecidiyeköy, Şişli ve Dolapdere’de toplanıp Taksim Meydanı’na çıkmayı isteyen grupları güç kullanarak engelledi. Kentin bu bölgelerinde bulunanlar gün boyunca biber gazı soludu, 500’den fazla kişi gözaltına alındı. İstanbul belki de, bugünün bayram olarak kutlanmamasının gerekçesi olarak gösterilen kaybın daha büyüğünü yaşadı.Mustafa Kuleli-Berivan Yurtsevener

“Hanemize tecavüz edildi”

Sabahın erken saatlerinden itibaren Şişli’deki Genel Merkez binası polis tarafından abluka altına alınan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve bazı sivil toplumu örgütü yöneticileri öğle saatlerinde can güvenlikleri bulunmadığı gerekçesiyle Taksim’e yürüyüş kararlarından vazgeçtiler. Polisin sabah saatlerinden başlayarak su ve biber gazıyla sendikacılara uyguladığı fiziksel şiddet ve baskı sonucunda DİSK Genel Merkezi önünde öğle saatlerinde çok sınırlı sayıda bir kalabalık toplanabildi. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, Taksim’e yürüme kararından vazgeçtiklerini açıkladıktan sonra Genel Merkez önünde yaptığı basın açıklamasında AKP hükümetini yalnız kendine demokrat olmakla suçlayarak şunları söyledi: “1 Mayıs’ı kutlayanları engellemek için akla gelen her türlü şiddet uygulanmıştır. Sendikamızın İşçimizin hanesine tecavüz edilmiştir, saldırılmıştır. Bunu kınıyorum. Gaz bombalarıyla, sularla işçi sınıfının birlik dayanışma gününde acımasızca, insanlık dışı her türlü uygulamayı yaptılar. İşte AKP iktidarının kendisine demokrat, yalnız türbana özgürlük isteyen ikiyüzlülüğü ortaya çıkmıştır. “Güventürk Görgülü Gökhan Tan 

“Taksim’de kutlama herkesin hakkıdır”

Avrupa Birliği de dahil olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde tatil ilan edilen ve resmi bayram olarak kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı Türkiye’de gerginliklere konu olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da sendikalar İstanbul’da 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama taleplerini İstanbul Valiliği’ne ilettiler. Her yıl olduğu gibi bu yıl da hükümet ve mülki idare yetkilileri güvenlik ve provokasyon ihtimali gibi gerekçelerle bu talebi reddettiler… Ancak geçen yıllardan farklı olarak emek örgütleri bu yıl Taksim konusundaki ısrarlarını sürdürüyorlar. Biz de vatandaşa mikrofonu uzattık ve 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasıyla ilgili görüşlerini sorduk. Konuştuğumuz vatandaşların çoğunluğu 1 Mayıs’ın taksim’de kutlanmasının doğal bir hak olduğunu düşünüyor. Esnaf ise önceki yıllarda meydana gelen olaylardan özellikle de dükkanlarının içine kadar biber gazı sıkılmasından oldukça kaygılı.Muhabir: Akman Yengin Kameraman: Uğur Orakçı

Sigara yasağı yaklaşıyor…

Kapalı ortamlarda sigara içilmesini tamamen yasaklayan yasa çıktı ama henüz yürürlüğe girmedi. İstanbul Bilgi Üniversitesi yasa yürürlüğe girmese de Şubat ayından beri yasakları tam olarak uyguluyor. Bilgi öğrencilerinin kimi bu yasaktan memnun kimi ise sigara içenler için ayrı bölmeler oluşturulmamasından şikayetçi. Bilgi üniversitesi öğrencileri ve yönetimine sigara yasağıyla ilgili düşüncelerini ve bu konuda yapılacakları sorduk….Beril Tekin Hande Çıkıkçı

Cumhurbaşkanı Ahmet Gül

Sokağın Dili vatandaşa bu kez Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın adlarını sordu. Bu sorulara verilen cevapların bazıları oldukça yaratıcıydı.Ceyla Büyükuzun Deniz Yurtkuran

Amerika’yı Türkler keşfetmiş olmasın?

Sokağın Dili, “Amerika’yı Türkler keşfetmiş, ne diyorsunuz” sorusuyla absürd gündemine dönüş yaptı. Ve yine, sadece bizim ülkemizde bulunabilecek yaratıcılıkta cevaplarla karşılaştı. Bu cevaplar, halka mikrofon tutan muhabirlerin bile kafasını karıştırdı. (Sahiden, biz mi keşfetmiştik yaa?)Ceyla Büyükuzun Deniz Yurtkuran  

İstanbul için kafayı kaldırma vakti

Belgesellerde görebileceğimizi sandığımız akbaba, kartal, şahin, delice gibi türler kafamızın üstünden geçiyor. Çünkü açık deniz üzerinde uzun süreli uçamayan, belki de milyonlarca kuş, bahar göçünü İstanbul Boğazı üzerinden gerçekleştiriyor. Küçük orman kartalı ve kara leylek, içinde bulunduğumuz günlerde yoğun geçiş yapan türler. Bir dürbün, bir rehber kitap ve biraz dikkât… Boğaz’ın, Karadeniz çıkışına yakın yüksek bir noktasında dünyanın kuşunu görmeniz mümkün.

Ah şimdi bu gemide okumak vardı!

Bir üniversite düşünün. Temelleri toprağa saplanmış bir binası yok. Binası, okyanusları aşmakta olan bir gemi. Yüzen üniversite The Scholar Ship, 2008 Ocak ayında 35 farklı ülkeden 200’ü aşkın öğrencisiyle Hong Kong’tan yola çıktı. 16 hafta boyunca 8 ülkeyi dolaşacak geminin Barcelona’dan sonraki durağı İstanbul oldu. İstanbul’da bir hafta demirleyen gemideki öğrencilerle denizaşırı eğitimi ve İstanbul’u konuştuk.Meltem Ürüt

Moda, filmleriyle konuşuyor

Festivalde, moda dünyasıyla ilgili filmlerin yanı sıra ilginç etkinlikler de yer alıyor. Dünyaca ünlü modacılar Alexander McQueen ve Jean Paul Gaultier’in film arşivlerinden kesitlerin bu etkinliklerden biri. Ece Sükan film arşiviyle, Zeynep Tunuslu da kendi çekeceği bir filmle katkıda bulunacak. 12 Nisan 2008 Cumartesi günü başlayacak olan etkinlikte moda ile ilgili filmler, atölye çalışmaları, saç ve makyaj tasarımı kursları, sempozyumlar ve daha birçok farklı etkinlik olacak. Ayrıca eski kıyafetlerini getirenlere gün içinde genç tasarımcılar farklı dikim stilleriyle yeni elbiseler tasarlayacak. Etkinlik cumartesi gecesi daha da renkleniyor. Bir saat süreli prömiyerin ardından, genç tasarımcıların ürünlerinin görücüye çıktığı yarım saatlik bir moda gösterisi yapılacak.Bu gösterinin müzikleri yine modacı DJ’ler tarafından yapılacak.