Genel

Altyazıyı kim yazdı?

Yazan: Görkem Keser

Büyük ilgi gören Lost, Prison Break, Fringe, Dextergibi diziler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli sayıda takipçiye sahip. Yeri geliyor yeni bölüm için insanlar saatlerini kurup sabah erkenden uyanıyor, yeri geliyor planlarını erteleyip dizinin yeni bölümü için ekrana kitleniyor. İşte bu döngünün içinde bir grup insan var ki, çoğu kez hiç karşılık beklemeden bu dizileri izlememize yardımcı oluyor. Onlar ne bu dizileri üreten dev prodüksiyon şirketlerinin içinde, ne de bu dizileri yayınlayan televizyon kanallarında, ne de internette dizileri –aslında korsan olarak– yayınlayan internet sitelerinde… Ama yaptıkları iş özellikle internetten indirerek bu dizileri ve filmleri seyreden yüzbinlerce kişinin işine yarıyor, hatta seyir zevkinin vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Sanal âlemde adlarına sıkça rastladığımız altyazı çevirmenlerinden bahsediyoruz.

Yakın zamanda Lost‘un yeni sezonunun başlamasıyla birlikte sanal âlemde altyazı faaliyetleri yine hareket kazanmışa benziyor. Kimi siteler altyazı için kendi ekiplerini kurarken, kimi izleyiciler ise kendi beğendikleri çevirmen olmayınca yeni bölümü izlemiyorlar bile. Bazı izleyiciler hızlı bir şekilde altyazıya ulaşmak isterken, bir kısım izleyici ise hızdan çok kaliteli çevirilere önem veriyor.

Altyazı çevirmenleri, çoğu kez karşılık beklemeden yaptıkları bu iş sonucunda zaman zaman eleştiriye de uğruyor. En çok çeviri yanlışları ve altyazının düzensizliği konusunda tepki görüyorlar. Eleştirilere rağmen “Bu işi yapan birileri olmasa ne yapardık’’ sorusu akla geliyor.

Merak edilen bir başka konu ise dizi ve film keyfinin olmazsa olmazı altyazıları çeviren insanların bu işten maddi bir karşılık alıp almadıkları. Arkadaş sohbetlerinde ortaya çıkan bu soru bazen internet ortamındaki tartışmalara da taşıyor.

HaberVsmikrofonunu sanal alem çevirmenlerine yöneltti. Bu işi neden yaptıklarını, eleştirilere nasıl yaklaştıklarını, sanal âlemde gelen ün hakkında ne düşündüklerini ve maddi kazançlarının olup olmadığını sordu.

Ünlendikçe, hatamızı bulmak için daha çok çaba harcıyorlar”
eşekherif

Maddi bir karşılık almıyorum. Bir ego tatmini söz konusu oluyor. Genel olarak “sebebi şudur” diyemem, ama insanlar e-posta gönderip “Teşekkür ederiz, iyi ki varsınız” dedikleri zaman, yaptığınız işten gurur duyuyorsunuz. Eleştirilmek gayet doğal diye düşünüyorum. Geldiğim yere, çevirdiklerimi farklı kişilere zorla izletip, eleştiri almadan gelemezdim. Nitekim bazı saçma sapan eleştiriler de (mesela arada bir patlayan Ekşi Sözlük’teki divxplanetbaşlığı) sinirlerimizi bozmakla birlikte elden geldiğince ciddiye almamaya çalışıyoruz.

Ün hiçbir işe yaramıyor, aksine insanlar hata bulmak için kendilerini daha çok kasıyorlar. Ama ün arttıkça manevi tatmin de artıyor. Bizler de Divxplanet ile sınırlı değiliz, amacımız daha çok insana ulaşmak, bu sebeple diğer altyazı sitelerinde de çevririlerimizi paylaşıyoruz. Yani bize zorla kabul ettirilen bir şey yok, olmadı. Tamamen istek, heves meselesi.

“Hobi kültürü olmayan insanlar bu işi de anlayamıyor”
kastore

Herhangi bir maddi kazancım olmuyor bu işte. Aksine kaybım oluyor; rapidshare hesapları, siteyi ayakta tutmak için yaptığımız harcadığımız, vs. Açıkçası Türkiye’de insanların çoğunun bir hobi kültürü yok. Bu yüzden yaptığımız şeyi anlamakta güçlük çekiyorlar. Hobinin de insana kattığı şey, eğlenerek yaptığın bir şeyden övgü almaktı.” Yani bir nevi ego tatmini. Koleksiyoncu birisini düşünün. Koleksiyonunu geliştirdikçe daha çok insan görsün, kendisini takdir etsin ister. Biz de çeviri yapıp, takdir görmek istiyoruz. Yaptığımız iş bireysellikten öte İngilizce bilmeyen ve anlamayan insanlara yararlı oluyor. Doğal olarak geri dönüşü fazla oluyor ve iyi hissetmemizi sağlıyor. Bu işi yapma nedenimi iki kelime ise özetlersem: Hobi ve ego tatmini. Mimarlık öğrenimi gördüğüm için mesleki açıdan bir katkısı olacağını sanmıyorum. Ama tanıdığım mütercim-tercümanlık okuyan birkaç arkadaşım yaptıkları çevirileri CV’lerine ekliyorlarmış.

Eleştirilere gelince… Her kıraathaneden bir teknik direktör çıkaran bir milletiz biz. Bu Türk halkının bir tavrı. Yine de haklarını vermek lazım. Bazen çok ama çok ağır cümlelerin altından kalkıp, çok basit bir kelimeyi yanlış çeviriyoruz. Çat pat İngilizce bilen o insanlar bunu yakalıyor ve tüm çeviriyi çöpe atıyorlar. Başlarda haksız eleştiriler zoruma gidiyordu, “Lanet olsun bu insanlara yardımcı olmaya çalışana” diyordum, fakat zamanla bunları aştım. Çünkü bu insanların çeviri kültüründen bihaber ve kendilerince forum/site karizması yapmaya çalışan kişiler olduğunu fark ettim. Diğer taraftan, en ağır ve önyargılı eleştirilerden dahi pay çıkarmayı öğrendim.

Aktif çeviri yaptığım siteler, InDivX.Net ve yedincigemi.com maalesef pek bir reklâm geliri olmayan siteler. Olsa da önce giderlerini karşılıyorlar. Kâr ederlerse herkesin adil olarak bundan pay alacağına eminim. Sonuçta tüccar değiliz. Bana arkadaş kazandırmaktan başka hiçbir şeyime yaramadı açıkçası. Sanal ortamda da çok iyi dostluklar oluşabiliyor, yaygın düşüncenin aksine.

“Ün dediğiniz şey yalan”
Cönk

Herhangi bir maddi karşılık almıyoruz yaptığımız çevirilerden. Tamamen gönül işi anlayacağınız. Açıkçası altyazıyı çeviren insanlar başka insanları pek düşünmüyor. Yani elbette bu hizmet başka insanlar dizi/film izlesin diye yapılıyor, ama çevirmen arkadaşlar kendileri zevk alıyor diye çeviriyorlar. Sıkılmaya başladıklarında diğer insanları düşünmeden bu işi bırakabilirler.

Yasal geçerliliği olmayan, hatta korsan sayılabilecek bir iş bu. Sonuçta insanların korsan eserleri izlemesi için altyazı sağlıyoruz. Bunun ileride herhangi bir işimize referans olabileceğini söylemek güç. Size ne katıyor derseniz, İngilizce’nizi ve en öncesinde Türkçe’nizi geliştiriyorsunuz. Adamakıllı eleştiri olunca elbette biz de adamakıllı karşılıyoruz. Ama bazı insanlar 700 satırın birinde yapılan hataya bakarak bütün altyazının kötü olduğu sonucunu da çıkartabiliyor ve acımasızca eleştirebiliyor. Haliyle biz de acımasızca karşılık vermek durumunda kalıyoruz. Bir de kendini patronumuz zannedip “Nerede kaldı bu altyazı, sizin işiniz ne, çıkartın hemen” gibi bir üslupla yazanlar var, onlara hiç girmiyorum.

Ün yalan bir şey. Bana bakalım örneğin. Ben bu sitenin (InDivX) en bilinen iki çevirmeninden biriyim. Kim tanıyor beni? Bizim sitedeki üyeler ve de diğer rakip sitelerin yöneticileri. Buna ün denmez. Ama popüler bir sitedeyseniz (örn: Divxplanet) bir iki hafta boyunca meşhur dizilere veya filmlere hızlı çeviriler yaparak çok kolay ünlü olabilirsiniz. Çevirinizin iyi olmasına da gerek yok üstelik, hızlı olun, çok çevirin yeter.I

InDivX’i ziyaret eden bir amatör bile, bu işin para kazandırmayan bir iş olduğunu kolaylıkla anlayabilir. Google reklâmları var, tıklama başına 1 cent kazandırıyor. 100 tıklama 1 dolar eder ve haliyle onun 100 dolar olması kaç ay sürüyor siz anlayın. Para kazanan bir site olduğunu düşünsem hakkımı isterdim. Ama sitenin sahibi bile o durumda değil. Gönül işi bu. İnsan beş saat bilgisayar başında oturup çeviri yapmaktan nasıl zevk alır, o da ayrı bir konu. Düz metin çevirmeye kalkın sıkılırsınız, sıkıcı bir dizi çevirmeye kalkın gene sıkılırsınız. Ama orada sevdiğiniz bir şey varsa çok zevkli gelir işte.

“Ücretsiz çeviri yapmak tarzım değil
Trados

Foxkanalları bünyesinde altyazı ve dublaj çevirisi yapıyorum. İnternetteki sitelerin çevirmenlere para kazandırdığını sanmıyorum. Belki samimiyet ve önem derecelerine göre sitenin reklâm gelirlerinden yararlanma olabilir ama bunu küçük bir ihtimal olarak görüyorum. Ben daha önce ücretsiz iş yaptım. Bunlar genelde pek bilinmeyen fakat çok kaliteli, ses getiren filmlerin İngilizce’lerini çevirmek tarzında oldu. Beğendiğim filmler olursa yine yaparım fakat herhangi biri için ücretsiz çeviri yapmak tarzım değil. Genelde kulüplerdeki bir sinema oturumu yaptım bu tür çeviriler. Fakat kurumsal anlamda referans babında, bu işlerin yapılmış olması sadece kâğıt üzerinde bir bilgiden ibaret olur. Çünkü o çevirilerin bir denetim, değerlendirme mekanizması yoktur. Profesyonel anlamda yapıldığında imlâ, yazım, altyazı standartları gibi ciddi ve önemli kriterler mevcut. Çeviri kalitesinden hiç söz etmiyorum bile.

Yorum yazın