Etiket anayasa mahkemesi

AKP 1 oyla “devam” dedi

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Siyasi kriz yaratan ve aylardır Türkiye gündeminden düşmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hakkındaki kapatma davası 6 ya karşı 5 oyla reddedildi. AKP’nin hazine yardımlarının yarısından mahrum bırakılması kararının da verildiği ve oturumların 3. gününde verilen kararı Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç açıkladı. Kılıç kendisinin red oyu verdiğini açıkladığı basın toplantısında 6 üyenin AKP’nin kapatılması yönünde oy kullandığını, 4 üyenin ise partinin laikliğin karşıtı eylemlerin odağı olduğunu ancak çok tehlikeli boyutta olmadığını belirttiğini söyledi. 71 AKP’li için istenen siyasi yasak kapatma kararı çıkmadığı için gündeme gelmedi. Kapatma kararının çıkması için en az 7 üyenin oyu gerekiyordu. Son 3 günde 30 saat mesai yapan Anayasa Mahkemesi, AKP’nin “kapatılmamasına” ancak son aldığı hazine yardımın kesilmesi suretiyle “ciddi bir ihtar” verilmesine karar verdi. 71 AKP’li için istenen siyasi yasak kapatma kararı çıkmadığı için gündeme gelmedi. AYM Başkanı Kılıç, konuyla ilgili yaptığı basın toplantısında kararın ilgili partiye ‘ciddi bir ihtar’ olduğunu belirterek “İlgili siyasi partinin gerekli mesajı alacağını temenni ediyorum” dedi. AKP hakkında açılan kapatma davasının final gününde (30 Temmuz) Ankara’da siyaset de mola verdi. AYM’nin 11 üyesi 3 gün boyunca Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP’nin kapatılmasıyla ilgili iddianamesini inceledi. Yalçınkaya’nın esas hakkındaki görüşü ve delilleriyle, AKP’nin savunmalarını Ceza Muhakemesi Kanunu ve Siyasi Partiler Yasası’ndaki kriterlere göre değerlendiren AYM üyeleri, zaman zaman yaşanan tartışmaların ardından kapatma istemine ilişkin sunulan bazı delilleri hukuki açısında yeterli saymayarak dosya dışı bıraktı. Geri kalan ve CMK ile Siyasi Partiler Yasası’na (SPY) göre delil niteliğinde olduğunda tereddüt edilmeyenler ise son değerlendirme için ayrıldı. Kılıç’tan sitemkar açıklama Mahkeme heyeti, bu sabahki oturumda delillerle ilgili görüşmeyi tamamladıktan sonra öğlenden sonraki oturumda delilerin partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olup olmadığının göstergesi olup olmadığını tartıştı. Anayasa’nın 69. maddesinde “parti kapatma” kriteri olan “odak olma” hakkındaki tartışmasının ardından da karar aşamasına geçildi. Dava dosyasını görüşen heyet, AKP hakkında “kapatılmasın” kararını belirledikten […]

Tarihi davada söz Anayasa Mahkemesi’nde

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Anayasa Mahkemesi, Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açılan kapatma davasını görüşmeye bugün (28 Temmuz) başladı. Heyet’in kararını verene kadar müzakerelerini aralıksız sürdüreceği AKP hakkındaki kapatma davasında süreç, 14 Mart’ta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, parti hakkında hazırladığı iddianameyi, Anayasa Mahkemesi’ne sunmasıyla başlamıştı. Başsavcı Yalçınkaya, partinin, “Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” iddiasıyla kapatılmasını ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 71 kişi hakkında da siyasi yasak talep etmişti. Aralıksız mahkeme Anayasa Mahkemesi üyeleri, bu sabah (28 Temmuz) 09.30’da davayı görüşmek üzere toplandı. Bugünden itibaren aralıksız her gün biraraya gelerek, partinin sözlü ve yazılı savunmaları ile başsavcılığın esas hakkındaki mütalasını değerlendirecek olan heyet, haklarında yasak istenen 71 parti yöneticisi hakkındaki iddiaları da, delilleri ile birlikte görüşecek. Davanın raportörü Osman Can da heyetin, raporla ilgili isteyeceği açıklamaları veya yöneltilebilecek soruları yanıtlamak için müzakereler katılıyor. Tarihi dava öncesinde polis, sabahın erken saatlerinden itibaren Anayasa Mahkemesi çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Anayasa Mahkemesi binası önünde çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubu da davayı izledi.Reddi hakim talebi Kapatma davası görüşülmeden önce Anayasa Mahkemesi, davayla ilgili 4 üyeye yönelik “reddi hakim” talebini görüştü ve reddetti. Ömer Özgür Kormaz isimli bir vatandaşın avukatı Mustafa Kemal Turan AKP hakkında açılan kapatma davasında, Anayasa Mahkemesi’nin 4 asıl üyesine ilişkin reddi hâkim talebinde bulundu. Avukat Turan, konuya ilişkin dilekçesini Anayasa Mahkemesi’ne verdikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı olmadığını belirterek, bu konuda şikayette bulunmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yaptıklarını söyledi. AKP’nin kapatılmaması yönünde de tedbir konulması istemiyle AİHM’e başvurduklarını belirten Turan, AİHM’in kapatılmama yönündeki taleplerini reddettiğini, diğer başvuruyu ise görüşülebilir bulduğunu ifade etti. Turan, “Strasburg, davamızı kabul edilebilir bulduğuna göre biz de buraya geldik” dedi. Talep reddedildi AKP hakkında açılan kapatma davasında başkan Haşim Kılıç, Başkanvekili Osman Paksüt ve üyeler Ferruh Kaleli ile Necmi Özler hakkında reddi hakim talebinde […]

Anayasa Mahkemesi hızlı çıktı

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açılan kapatma davasında, parti adına yapılan sözlü savunmanın ardından Anayasa Mahkemesinden ayrılırken gazetecilere açıklamalarda bulundu. Paksüt, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile TBMM Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın Parti adına yaptığı sözlü savunmanın tutanak heline getirileceğini belirtti. Sözlü savunmanın yazılı bir metin olmadığı için ilaveleri bulunduğunu ve yazılı metnin çok uzun olduğunu söyleyen Paksüt, “Sayın Çiçek, aynen anlatmadı, bazı yerlere ilaveler yaptı. O nedenle tutanak haline getirilmesi biraz zaman alabilir. Kendileri basına da verecektir. Bu konuda bizim söyleyeceğimiz birşey yok” diye konuştu. Sözlü savunmanın davada görevlendirilen raportöre verilmediğini belirten Paksüt, “Raportör, bundan sonra çalışmaya başlayacak. Raportörümüz derhal çalışmaya başlayacak. En kısa zamanda raporunu sunacak. Bir gün vermek mümkün değil. Raportörümüz raporunu sunduktan sonra heyetçe incelemeye başlayacağız. Çok fazla ek ve delil var. Çok esaslı bir inceleme olacak, ama davayı mümkün olan kısa süre içinde sonuçlandırma konusunda bir niyet var” dedi. Gazetecilerin soruları üzerine sözlü savunmanın henüz tutanak haline getirilmediğini yineleyen Paksüt, şöyle konuştu:“Sebebi şu; Sayın Cemil Çiçek’in anlatımları bildiğiniz gibi uzun sürdü. Bu anlatımların içinde, kendisi elinde yazılı metin olduğu halde buradan aynen okumadı, eklemeler yaptı. Birçok değişiklikler var, ama hepsini birden mahkememize sundu. Dolayısıyla hepsi kayda girmiş olacak, dosyalarımıza girmiş olacak ve anlatımlarını destekleyen ekler de verdi. Bunlar da dosyaya girdi. Dolayısıyla raportörümüz bunların hepsini inceleyecek, ondan sonra da raporunu hazırlayacak. Çok kapsamlı bir iş. Fakat en kısa zamanda yapılacak. Gün söyleyemeyeceğim.”

AKP anayasa Mahkemesi’nde “sözlü”deydi

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın sözlü mütalaasının ardından Adalet ve Kalkınma Partisi de, bugün (3 Temmuz 2008) Anayasa Mahkemesi’ne sözlü savunmasını verdi. Savunmayı yapan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, AKP’nin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmadığını, Başbakan Tayyip Erdoğan ve parti yöneticilerinin beyan ve açıklamalarının ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini” savundu. Anayasa Mahkemesi’nin HAKPAR kapatma davasındaki gerekçeli kararının örnek gösterildiği ve “Parti kapatma davalarında yeni bir dönemi başlatan içtihat” olarak nitelendiği savunmada, “Anayasa Mahkemesi’nin kararı davayı hukuki yönden çökertmektedir” denildi. Eylem kategorisi dışında kalan düşünce açıklaması, öneri, tüzük, program ve benzeri verilerin hiçbir şekilde kapatmanın nedeni sayılamayacağı vurgulanan savunmasında AKP, davanın açıldığı tarihten sonra yapılan beyan ve açıklamaların da delil olarak sunulamayacağının altını çizdi. Yalçınkaya’nın iddiaları kabul edilmedi AKP’nin kapatılması istemesiyle Anayasa Mahkemesi’nde açılan davada parti sözcüleri dün mahkemeye sözlü savunmalarını sundu. AKP adına sözlü savunmayı Çiçek, Bozdağ’ın dosya desteğiyle yaptı. Öğle arası verilen savunmada, AKP kurmayları bu arada Başbakan Erdoğan ile bir araya gelerek bilgi verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın iddianamesi, yazılı ve sözlü mütalaasındaki suçlamaların kabul edilmediği savunmada, partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmadığı vurgulandı. Başbakan Erdoğan ve parti yöneticilerinin, iddianamede laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna delil olarak gösterilen beyan ve açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi. HAKPAR örneği Savunmada, Anayasa Mahkemesi’nin 3 gün önce Resmi Gazete’de yayımlanan HAKPAR kapatma davasıyla ilgili gerekçeli kararı örnek gösterildi. Savunmada, Anayasa Mahkemesi’nin HAKPAR kararı ile “parti kapatma davalarında yeni bir içtihat başlattığı, eylem kategorisi dışında kalan düşünce açıklamaları, öneriler, tüzükler, programlar, projeler ve benzeri verilerin hiçbir şekilde kapatmanın sebebi kılınamayacağı” belirtildi. Savunmada, “Esasen Anayasa Mahkemenizin HAKPAR kararı ile kurduğu içtihat davayı hukuki temelden çökertmektedir” denildi. Savunmada, gerekçeli karardaki “Tüzük ve programında ifade edildiği biçimde partinin, Kürt sorunu olarak ele alıp değerlendirdiği soruna, kendine göre çözüm önerileri getirmesi, vatandaşlık temelinde ulus kavramının reddi olarak […]

Gazeteci kefil olmaz!

Alper Görmüş Geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan haberi, Taraf’ın ortaya çıkardığı bir buluşma haberi oldu. 13 Haziran tarihli gazetenin manşetinden duyurulan habere göre, Kara Kuvvetleri Komutanı org. İlker Başbuğ ile Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt Mart ayında, Kara Kuvvetleri karargâhında 1 saat 15 dakikalık bir görüşme gerçekleştirmişti. Görüşmenin içeriği bilinmiyordu (sonradan, TSK’yı tebrik amaçlı olduğu söylenecekti) fakat herkesin aklına gelen soru aynıydı: Türk Silahlı Kuvvetleri, Anayasa Mahkemesi’ne bazı politik telkinlerde mi bulunmuştu? Mesela Oral Çalışlar, Radikal’deki ilk yazısında şöyle dedi: “AKP hakkında kapatma davası konusunda karar verecek etkili bir yargıcın sınır ötesi operasyon için gizli bir kutlama yaptığını söylemesi size inandırıcı geliyor mu? Bu sorular gerçekten haksız sorular ve insanların endişeleri yersiz endişeler mi? Yakın tarihimizde üç buçuk askeri darbe olması, onlarca parti kapatılmamış olsa belki…” Haberin yayımlandığı gün, gerek Başbuğ gerekse de Paksüt buluşmayı doğruladı. Her iki taraf da, yukarıda belirttiğim gibi, buluşmanın “tebrik amaçlı” olduğunu açıkladı. İzleyen yorumlar Açıklamalardan bir gün sonra, Hürriyetgazetesi Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu gazetedeki köşesinde, buluşmayı kendilerinin de duyduğunu, Taraf’taki haberden iki gün önce Osman Paksüt’ü arayıp sorduklarını fakat Paksüt’ün iddiayı kesinlikle yalanladığı için haberleştirmediklerini yazdı. Görüşmeye ilişkin kuşkuları daha da artıran bu tanıklığa rağmen basında, bilhassa Ankaralı gazeteciler arasında Başbuğ’un görüşmede siyasi konulara girmesinin mümkün olmadığı, Anayasa Mahkemesi’ne telkinlerde bulunmasının da keza imkânsız olduğu ağırlıklı görüş olarak öne sürüldü. Gazetecilerin güç sahibi kişiler ya da kendi kaynaklarıyla ilgili olarak bu türden “destek”lerinin neden problemli olduğunu uzun uzun anlatmaya sanırım gerek yok. Her şeyden önce okurlar nezdinde kuşku yaratır böyle destekler ve “acaba neden?” sorusunu ne kadar kuvvetli bir şekilde sordurtursa, gazetecinin güvenilirliğini o kadar zedeler. Bu türden destekler ideolojik-fikirsel pozisyonlarla ilgili olabildiği gibi, dostluk (haber kaynaklarıyla ya da güç odaklarıyla mesafeyi ayarlayamama sorunu), maddi çıkarlar vb. nedenlerle de ortaya çıkabilir. Kefaletin zirveleri… Yeri gelmişken, Türk basınındaki “gazeteci kefaletleri”nin zirveleri sayılabilecek iki örneği de […]

Erdoğan: Yanlış milletten döner

Medyakronik/Anadolu Ajansı Başbakan Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde türban serbestisi öngören anayasa değişikliğini iptal kararını, bugün ilk kez partisinin Meclis Grubu’nda değerlendirdi. Kararın Anayasa Mahkemesi adına “talihsiz” olduğunu belirterek gerekçesinin açıklanmamasına dikkat çeken Erdoğan, “Bunun altında ne var? Nedir acele? Hangi gerekçeyle anayasa değişikliğinin esastan görüşülerek karara bağlandığı hususu mutlaka açıklanmalı” dedi. Erdoğan’ın TBMM’de yaptığı konuşmadan satırbaşları şöyle: Bir tek CHP farklı konuşuyor Burası TBMM. Millet iradesinin tecelli ettiği çatı. İstiklalimizin sembolü olan bu Meclis hiç bir vesayeti, hiç bir gölgeyi kabul etmedi. Bundan böyle de kabul etmeyecek. Burası milletin evidir. Bu evin 70 milyon sahibi vardır. Bu evde hiç bir ayrıma tabi tutulmaksızın herkesin hukuku savunulur. Milletimizin hukukunu ilelebet koruyacağız. Esen rüzgarlara göre yönümüzü belirlemiyoruz.Ümitleri taze tutmak zorundayız. Milletin sağduyusuna güveniyoruz. Siyasetin alanını daraltmaktan, erkler arası çatışmadan medet umanlar var. Herkes Meclis’in yasama yetkileri daraltılıyor derken, bir tek CHP farklı konuşuluyor. Geçen yıl da 367 kararı öncesinde Yüksek Mahkeme’yi tehdit ediyorlardı. Bugün de hedeflerinde Meclis var. Yasama ve yargı erklerini karşı karşıya getirmek istiyorlar.Korku siyaseti zarar veriyor Bütün demokratik açılımları, korku siyasetiyle durdurma çabası Türkiye’ye ciddi zararlar veriyor. Bu gölge oyunları, bu korku siyaseti, halkımızın ekmeğini, aşını büyütmez, büyütmüyor, ülkemizin itibarını yükseltmez, yükseltmiyor. Böyle korku ve vehimlerden beslenen hiçbir siyaset özgürlüğü, adaleti getirmez, getirmiyor.İdeolojik hukuk yorumlarıyla, TBMM’nin iradesini bloke etmeyi ‘muhalefet’ zannetmek, doğrudan doğruya halkın taleplerine, milli iradeye açıkça tavır almaktır, objektif hukuk kurallarını sabote etmektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel hukuk kaynağı Anayasadır. Her kurum, kişi veya kurul, Anayasa zemininde ve anayasadan aldığı meşruiyet çerçevesinde faaliyette bulunabilir. Anayasaya dayanmayan hiç bir karar anlam taşımayacağı gibi, anayasanın vermediği yetki de kullanılamaz. 148. maddeye göre mahkeme sadece yetki bakımından inceler ve denetler. Türkiye’nin erkler arası çatışmaya tahammülü yoktur.Yanlış milletten döner Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Hukukun üstünlüğünü, anayasanın mutlak bağlayıcılığını, anayasal kurumlarımızı tartışmaya açacak işlerden herkes kaçınmalıdır. Kimse bundan fayda ummasın. Türkiye’yi derhal, […]

Dış basında türban kararı

Medyakronikinfo@medyakronik.comFinancial Times:“Türkiye’nin laik sistem dün sosyal olarak muhafazakar hükümete karşı önemli bir muharebe kazandı” diye yazdı. Kararın “Felç edici siyasi krizi uzatacağını savunan gazete, “Karar, geniş ve belirsiz etkileri nedeniyle finansal piyasalarda daha çok karmaşa yaratabilir” değerlendirmesini yaptı.New York Times: Kararla, Anayasa Mahkemesinin AKP’ye “incitici bir tokat” attığı belirtildi. Türkiye’nin siyasi sisteminin kuşaklardır darbelerle ve yargı kararlarıyla seçilmiş hükümetlerin işine karışan laik bir elit tarafından kontrol edildiğini kaydedilen haberde AKP’nin Türkiye tarihinde bu gücü kırmak için en ileriye gidebilen bir siyasi parti olduğu belirtildi. Washington Post: Haberde, “Türk mahkemesi üniversitelerde başörtüsünün laikliği çiğnediğine hükmetti. Karar, ülkenin İslami hükümeti ile laik kurumları arasındaki ayrılığı derinleştirdi” denildi.Die Zeit:Haberi, “Türk Anayasa Mahkemesi türban yasağını yeniden yürürlüğe soktu. Böylece iktidar partisi AKP’nin de kaderini tayin etti” şeklinde okurlarına duyurdu. The Guardian: Anayasa Mahkemesinin “siyasi olarak tartışmalı bir yasayı iptal ettiğine, AKP konusunda korkuların olduğuna dikkat çekerek, “Karar Türkiye’nin geleceği için önemli etkileri var” dedi. Gazete, kararın AKP için “terslik” oluşturduğunu da yazdı. BBC: “Bazılarınca, türban yasağı İslam’ı devlet etkinliklerinin haricinde tutmanın bir sembolü olarak laik devletin en temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Ordu, mahkemeler ve üniversitelerden oluşan laik kuruluşlar yasağın reforma uğramasına muhalefet ediyorlar” dedi. El Cezire:Kararın AKP hükümeti için “yenilgi” olduğu belirtilerek, “Bireysel haklarda sıkı bir düzenlemeye yol açan 1980 askeri darbesinden bu yana çoğunluğu Müslüman olan ama laik bir yapıya sahip Türkiye’de türban yasağını kaldırmak dini konularda yapılan en önemli hamlelerden biri” yorumu yapıldı. The Times: Mahkemenin kararını AKP için “tehdit” olarak yorumlarken, “AK Parti Türkiye’nin saygın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk laik prensiplerine bağlı kaldığı konusundaki protestolara rağmen, gizli bir İslami gündeme sahip olduğu konusunda yönetici elit ve dine ihtiyatlı yaklaşan kentli halkın korkularını yatıştıramadı” dedi. Le Monde:Anayasa Mahkemesi’nin kararı için “Adalet ve Kalkınma Partisi için ciddi bir tersliktir” dedi. Gazete, “Anayasa Mahkemesi kararı, AKP için en kötü senaryo” ifadesini de kullandı. […]

“Meclis’in yasa değiştirme yetkisi ortadan kalktı”

Medyakronikinfo@medyakronik.com Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde başörtüsü serbestisi getirecek anayasa değişikliğini iptal etmesi, siyasi ve hukuki açıdan tartışma yarattı. Bu karar uyarınca, TBMM’nin anayasa değişikliği yapma yetkisinin kalktığı yorumu yapıldı. Profesör Ergün Özbudun: “Anayasal ilkeler aşıldı” Çok tartışılacak bu iptal kararı Anayasa Mahkemesi üzerindeki tartışmalara yeni boyutlar katacaktır. Anayasa Mahkemesi, yasama organının değil kurucu organın yerine geçen bir karar aldı ve anayasal ilkelerini aştı. Onun kapsamadığı bir inceleme yaptı ve esas incelemesi yaptı. Şekil incelemesi değil apaçık bir esas incelemesidir. Anayasa Mahkemesi, anayasanın kendisine yasakladığı bir yetkiyi kullanmıştır, ancak yetki gaspı olarak ifade edebilirim. Anayasa Mahkemesi iptal kararıyla yasama organının yerine geçmiştir. Bundan sonra Anayasa Mahkemesi onayı olmadan hiçbir anayasa değişikliği yapılamaz. 2. maddede sayılan cumhuriyetin nitelikleri yoruma açık ve o kadar geniş ki bunlarla ilişkisi kurulamayacak bir anayasa değişikliği tasavvur etmek güç. Her değişikliği bunlardan biriyle ilişki kurabilirsiniz. Bundan sonra TBMM’nin anayasayı değiştirme iktidarı yoktur, bu iktidar anayasa mahkemesine tevdi edilmiştir. Batı da bunun örneği var mı bilmiyorum, bilen varsa bize de göstersin memnun oluruz. Bugün bu kararı alanlar AKP hakkındaki kapatma davasında da karar verecek kişilerdir. Böylece nasıl bir fikri yapıya sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bu karardan sonra parti kapatma yönünde karar çıkarsa bu beni şaşırtmaz. Doçent Doktor Serap Yazıcı: “Yetki aşıldı” Anayasa Mahkemesi yetkisi olmayan bir alanda karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi ya iptal karar verebilir ya da iptalin reddi kararını verebilir. Ancak bugün kendi yetkisini aşarak başka bir karar vermiştir. Profesör Ersin Kalaycıoğlu: “Mahkeme siyasetin içinde” Anayasa Mahkemesi siyasetin içindedir. Anayasa Mahkemesi türbanı laiklikle kolay kolay ayrışmayacak bir hale getirmiştir. Siyasette çok derinlere inecek bir süreç başlamıştır. AİHM konuyla ilgili karar vermiştir. Ancak bu olay hukuken sona gelinmiş midir, bu konuda bir şey diyemem. Türbanın çözümü hukuki değildir. Bulunabilirse siyasi bir çözümdür. Ancak bugün gelinen noktada nasıl çözüm bulunacaktır bilinmez. Hukuki anlamdaki gelinen durum siyasi anlamda nasıl cereyan edecektir […]

“Velev ki”nin altı ayı

NTV Başbakan Tayyip Erdoğan, Ocak ayında gittiği İspanya’da, yabancı işadamı ve basın mensuplarının sorusu üzerine “Türban velev ki siyasi simge olsun, dünyanın hangi yerinde siyasi simge yasaklanmıştır” dedi. Türkiye’de geniş yankı uyandıran bu sözlere, MHP’nin anında “Yeni anayasa ile çözümü destekleriz” cevabı vermesiyle dönüşü olmayan bir yola girildi. MHP’nin sürpriz desteğini İspanya’da öğrenen Başbakan, Türkiye’ye dönerken şaşkınlığını “damdan düşerek bu alana geldikleri” ifadesiyle açık etti; ama “Yeni anayasayı beklemeye de gerek yok. Bir cümleyle çözeriz” iddiasıyla karşılık verdi. AKP ve MHP kurmayları, müzakereler sonunda “Konu, yükseköğretimde kanayan bir yaradır. İki parti tarafından da hak ve özgürlükler açısından değerlendirilmektedir” açıklamasıyla anlaşmayı kamuoyuna duyurdular.Başsavcıdan bildiriyle ‘kapatma’ uyarısı AKP ve MHP’li 348 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunulan teklif, Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 ve “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddelerinde değişiklik öngörüyordu. Ayrıca YÖK Kanunu’nun Ek 17. maddesine “Hiç kimse başının örtülü olması sebebiyle yükseköğrenim hakkından yoksun bırakılamaz ve bu yönde uygulama ve düzenleme yapılamaz. Ancak başın örtülmesi, kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkan verecek ve çene altından bağlanacak şekilde olması gerekir” ifadesi eklenecekti.İki partinin anlaşmasına ilk tepki Yargıtay Başsavcısı’ndan geldi. Bir bildiri yayınlayan Başsavcı, türban düzenlemesi Meclis’ten geçerse, AKP’ye kapatma davası açacağının da işaretini verdi. Ardından Danıştay Başkanlığı bir bildiri yayınlayarak “Simgeleri yasaklamak üniversitelerin hakkı” diyerek, rektörlere yol gösterdi.Çene altı bağlama: Fiyonk mu, iğne mi? Anayasa’daki türban serbestisinin, üniversitelerle sınırlı kalmayacağı, kamu görevlilerine de türban hakkı doğacağı tartışmalarıyla birlikte, “çene altı bağlama” modelleri tartışılma açıldı. Çene altında fiyonk mu yapılacak, yoksa iğneyle mi tutturulacak, önden mi yoksa arkadan mı bağlanacak soruları, modacılardan yasal tarife uygun model gösterileri başladı. Türban serbestisi konusunda bölünen hukukçular ve rektörler, çene aldı bağlama formülüne karşı ise “Üniversitelerin kapısında bir görevli duracak ve örtülerin nasıl bağlandığını mı kontrol edecek” diyerek birleştiler. Erdoğan’dan Meydan Larousse’a göre savunma AKP formülü “Anneanne modeli” olarak tanımlıyordu; muhalifler […]

“Cüppeli darbe”

Medyakronik/AA Anayasa Mahkemesi’nin, türban özgürlüğünü bir kez daha sona erdiren kararı Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi cephesinde sert tepkiye yol açarken, düzenlemenin iptali için başvuru yapan Cumhuriyet Halk Partisi ve Demekratik Sol Parti de ise memnuniyet gizlenmedi. Hükümet milletvekilleri “cüppeli darbe” yorumunu yaparken, MHP lideri Devlet Bahçeli “Milli vicdanı yaralayan siyasi bir karar” yorumunu yaptı. CHP ve DSP ise “gereksiz yere kutuplaşma yaratıldı” değerlendirmelerin de bulundu. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını Japonya’da öğrenen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Bu hukuki bir süreçtir, buna bir şey ilave etmek istemiyorum” dedi. AKP’liler hem temkinli hem öfkeli Anayasa Mahkemesi’nin kararını TBMM Kulisinde gazetecilerden öğrenen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, “Değerlendirme yapmak için gerekçeli kararı görmemiz lazım” dedi. Gerekçeyi görmeden bir değerlendirme yapmak hukuken doğru olmayacağını belirten Çiçek, “Bu önemli bir karar. Hangi gerekçeyle bu sonuca varıldığını görmek lazım. Hukuken ve siyaseten değerlendirme yapmak için bu gereklidir” dedi.AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ise karara sert tepki göstererek, “Bu kadar siyasidir, Anayasa Mahkemesi, Anayasaya aykırı bir karar vermiştir. Milli iradeye, milli egemenlik ilkelerine de aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı takdir hakkına ve yasama yetkisine müdahaledir” dedi. TBMM İdare Amiri ve AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu ise “Hakim oligarşisi” diye değerlendirdiği iptal kararıyla ilgili, “Yok hükmünde bir karar. Anayasa Mahkemesi kararları bundan sonra halkoyuna sunulmalıdır” dedi. AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt da kararı. “Cübbeli darbe” diye niteledi. MHP: “Karar siyasi” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararı “Milli vicdanı yaralayan siyasi bir karardır” diye nitelendirerek inanç temelinde bölünmeyi hızlandıracağını söyledi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal ise karara herkesin saygı duymak zorunda olduğunu belirterek, “Anayasa’nın 2’nci maddesi, Cumhuriyetin temel nitelikleri ile ilgili bir madde. Oysa değiştirilen anayasanın 10’ncu maddesi vatandaşların devlet hizmetlerinden yararlanmasıyla ilgili eşitliğe ve ayrımcılık yapılmamasına vurgu yapan bir düzenleme. Bu düzenlemenin cumhuriyetin temel nitelikleri ile ilgisi yok. 42’nci madde de […]

Türban değişikliğine Anayasa Mahkemesi’nden iptal

Medyakronik/AA Anayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu. 11 üyeli Anayasa Mahkemesi’nin türbana ilişkin iptal kararında Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç ve üye Sacit Adalı dışındaki 9 üye iptal yönünde oy kullandı. Üniversitelerde türbanı serbest bırakan anayasa değişikliğinden sonra CHP ve DSP, 5735 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un birinci ve ikinci maddelerinin iptali veya yok hükmünde olduklarına karar verilmesi ve dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması” istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açmıştı. İptal edilen düzenleme Anayasa Mahkemesi, yaklaşık 6 aydır tartışılan konuyu bugün (5 Haziran) karara bağladı. Anayasa Mahkemesi, yaklaşık 6 saat süren toplantı sonrasında yazılı olarak duyurduğu kararında üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğini iptal edip, uygulamanın yürürlüğünü durdurdu. Mahkemeden yapılan yazılı açıklamada, “5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanunun birinci ve ikinci maddeleri, Anayasa’nın 2, 4, ve 148’inci maddeleri gözetilerek iptal edilmiştir ayrıca yürürlüğü de durdurulmuştur” denildi.Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği değişiklikle Anayasa’nın, “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesinin son fıkrasına, “… ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmişti. Bu değişiklikle madde, “Devlet organları ve idari makamları, bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır” haline gelmişti. Anayasa’nın, “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesine ise “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir” şeklinde yeni bir fıkra eklenmişti. Türbanın yolu yine kapandı Anayasa Mahkemesi’nin yazılı açıklamasında iptal kararının kaç üyenin oyuyla alındığına yer verilmese de kararın Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç ve üye Sacit Adalı dışındaki 9 üyenin iptal yönünde oy kullanmasıyla alındığı öğrenildi. Anayasa’nın 149. maddesinin birinci fıkrası anayasa değişikliklerinin iptaline karar verilebilmesi için beşte üç oy çokluğu aranacağını öngörüyor. Bu da en az 7 üyenin iptal yönünde oy kullanmasını […]

Türban kutuplaşması karar haberlerine de yansıdı

Anayasa Mahkemesi’nin Üniversitelere türban veya başörtüsü serbestliği getiren düzenlemesini iptal etti. İptal kararıyla birlikte kendini “türban yanlısı” ve “türban karşıtı” olarak konumlandıran gazetelerin internet sitelerine de başlık, haber ve yorumlar büyük bir hızla geldi. Türban tartışmalarında bir kutup oluşturan Hürriyet, Radikal, Vatan ve Milliyet gelişmeyi soğukkanlı ve yorumsuz olarak duyurmakla yetindiler. Bu gazeteler izleyen haberlerinde de dış basının yorumlarını “AKP’ye büyük darbe” türü başlıklarla duyurdular. Karşıt kutupta yer alan Zaman, Yeni Şafak, Vakit, Star ve Sabah gazeteleri içinde ise yalnızca Sabah olayı yorumsuz olarak okuyucularına duyurdu. “Türban muhalifi” gruba yakın bir tavırla olayı aktaran Sabah Gazetesi’ne karşılık bu gruptaki en radikal başlık Yeni Şafak Gazetesi’nin eski yayın yönetmeni Mustafa Karaalioğlu’nun başında bulunduğu Star Gazetesi’nden geldi. “Anayasa Mahkemesi harakiri yaptı” başlığını atan Star’ın yanında Yeni Şafak ve Vakit de attıkları “Meclis iradesi yok sayıldı” başlıklarıyla dikkat çektiler. Türban konusunda basında şu ana kadar yaşanan kutuplaşmanın Anayasa Mahkemesi kararıyla sona ermediğini, bundan sonra da derinleşerek süreceğini tahmin etmek de pek zor değil. Tabii gerekçeli karar üzerine fırtına kopacağını tahmin etmek de… HürriyetTürban iptalAnayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu. Karar 9 üyenin iptal 2 üyenin ise iptal edilmesin yönünde görüş bildirmesiyle alındı. RadikalAnayasa Mahkemesi: Türban düzenlemesi laikliğe aykırıAnayasa Mahkemesi, türban düzenlemesini esastan inceleyerek kararı açıkladı: Anayasa değişikliği yok hükmünde MilliyetAnayasa Mahkemesi türban düzenlemesini iptal ettiAnayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu. VatanTürbana iptalAnayasa Mahkemesi üniversitede türbanı düzenlemesini iptal ettiAnayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu. VakitHukukçular ŞoktaMeclis iradesi yok sayılmıştırKarar hukukçuları şok ettiAnayasa Mahkemesi’nin yasaktan yana kararı ve TBMM iradesini yok sayması hukuk çevrelerinde de şok etkisine neden oldu. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan hukukçular, “TBMM iradesi yok sayılmıştır” hükmüne vardı. ZamanCHP istedi, Mahkeme ‘Meclis iradesini’ iptal ettiAnayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde […]

Kapatma davası: ‘Toplumsal yöntem’den ‘hukuksal yöntem’e mi geçildi?

Alper Görmüş Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dava açtığı AKP ve DTP’nin kapatılması halinde TBMM’de Kürtleri temsil eden bir parti kalmamış olacak. 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra TBMM’de Doğu ve Güneydoğu’yu sadece bu iki parti temsil ediyordu. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı önce “PKK’nın temsilcisi olmakla” suçlanan DTP, ardından da “laiklik karşıtı” denilen iktidar partisi AKP’ye kapatma davası açtı. Kapatma davası tam da sınır ötesi harekât sonrası Kürt sorununun çözümü için sivil planların dillendirildiği, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan yardımcısının DTP’lilerle görüştüğü sırada geldi. Eğer bu iki parti de kapatılırsa, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki 21 il TBMM’de temsil edilmemiş olacak. Başka bir deyişle Meclis çatısı altında Kürtlerin temsilcisi herhangi bir parti olmayacak. Kürtleri temsilen TBMM’de bulunan tek kişi ise seçimlerde Hakkâri’den bağımsız aday olarak Meclis’e girmeyi başarabilen Hamit Geylani olacak. 22 Temmuz seçimlerine göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan Adıyaman, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Hakkâri, Kars, Malatya, Mardin, Muş, Siirt, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Batman, Şırnak ve Ardahan illerinden toplam 107 milletvekili Meclis’e girmeyi başarabildi. Bu milletvekillerinden 77’si AKP, 21’i de seçimlere bağımsız olarak giren DTP’lilerdi. Doğu Anadolu Bölgesindeki Adıyaman, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Kars, Malatya ve Ardahan’dan TBMM’ye girebilmeyi başarabilen geri kalan 9 milletvekilinden 6’sı CHP ve 3’ü de MHP’den seçilmişlerdi. Seçimlerde bu 21 ilde kullanılan geçerli 4 milyon 590 bin 506 oyun, 2 milyon 488 bin 838’ini AKP, 997 bin 960’ını bağımsızlar adı altında seçime katılan DTP almıştı. Toplam 3 milyon 486 bin 798 oy alan AKP ve DTP dışında kalan 11 partinin aldığı toplam oy sayısı ise 1 milyon 103 bin 708 olmuştu. Bu 21 ilin seçim sonuçları ise şöyle olmuştu: Adıyaman’da 244 bin 571 geçerli oyun 159 bin 735’ini alan AKP 4 milletvekilliği kazanırken; oyların 39 bin 871’ini alan bağımsızlar ise milletvekili çıkaramadı. Ağrı’da 163 bin 672 geçerli oyun 103 bin 138’ini alan AKP 5 milletvekilliği […]