Etiket belediye

Kör olası çöpçüler kağıtları yürütmüşler

Mine Savaş Önemli notların alındığı ya da karalama yaptığımız, bazen boş yere çöpe attığımız kâğıtlar… Kâğıt bir insan hayatı için ne kadar önemli olabilir? Kimileri için vazgeçilmez olan kâğıdı “ekmek” olarak görenler var ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kâğıt uğruna bir savaş veriliyor. Türkiye’de bir yıl içerisinde ortalama kişi başı kâğıt tüketimi 42 kilogram. En fazla kâğıt tüketimi ise kişi başına yıllık 332 kilogramla Amerika Birleşik Devletleri (ABD). Peki, bu kâğıtların ne kadarı geri dönüşüme gidiyor? Türkiye’de atık kâğıdın geri kazanımı yüzde 42–43 civarında kalırken, AB ortalaması 56,3 düzeyinde bulunuyor. Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki Almanya, yüzde 72 ile geri kazanımda en yüksek orana sahip ülkelerden biri. Türkiye’de kâğıt toplayıcılarının sessiz mücadelesi ise çoğu insanın dikkatini bile çekmiyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, çöpten kâğıt toplayanlarla ilgili bir çalışma yaptı ve Alper Şen “Hakkâri’den Ankara’ya Kâğıtçılar” isimli bir belgesel çekti. Belgeselde, 1994’te Hakkâri’nin Ördekli köyünden Ankara’ya göç etmek zorunda bırakılan insanların hikâyesi anlatılıyor. İş bulma umuduyla köylerinden Ankara’ya gelen bu insanlar yapacak hiçbir iş bulamadıkları için çöpten kâğıt toplamaya başlıyor. Zorlu da olsa bu işe alışıyorlar, ama bu sefer de kendilerini “belediyelerarası savaş”ın ortasında buluyorlar. Kader onlar için yine değişmiyor… Ankara’nın Türközü ilçesindeki ardiyeleri yıkılıyor ve bir kez daha göç etmek zorunda bırakılıyorlar. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi’nin farklı iki çöp firmasıyla anlaşması sonucunda, kendi halinde ekmek paralarını kazanan ve aslında doğal kaynak tasarrufu açısından önemli bir iş gerçekleştiren kâğıt toplayıcıları, şimdilerde “kaçak çöp toplayıcıları” olarak anılıyor. Çünkü çöp toplayan firmalara göre, Ankara’daki çöp kendilerine ait ve başka kimse kâğıt toplayamaz. Oysa seçimlerden önce Ankara Büyükşehir Belediyesi kâğıt toplayıcılarına iş sözü veriyor. Fakat seçimlerden tam bir hafta sonra göçmen çöp toplayıcılarının Türközü’ndeki ardiyeleri yıkılıyor, kâğıt toplamaları da yasaklanıyor. Günde ortalama 10 – 15 YTL kazanan ve yaşları 13 – 60 arasında değişen Hakkârili kâğıt […]

Likör Fabrikası’nda ilan savaşları

Güventürk Görgülü İstanbul Mecidiyeköy’deki, eski Likör Fabrikası ve arazisinin Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ve Emlak Konut tarafından satışı, CHP Şişli İl Başkanlığı tarafından “ilan yoluyla” engellenmeye çalışılıyor. “Şişli Halkı; 24 dönümlük Likör Fabrikası Arsası 25.04.2008 tarihinde satılıyor, FARKINDA MISIN???” başlığıyla CHP Şişli İlçe Başkanı Dursun Çaltı imzasıyla yayınlanan ilanlarda alt başlık olarak da “Sahibinden habersiz satılık arsa” ifadesi kullanılıyor. 24 dönümlük arazide pek çok ağacın bulunduğunu, AKP’nin arsayı TOKİ marifetiyle ranta açtığını vurgulayan ilan şöyle devam ediyor: “Tapuda yalnızca ‘kültür ve turizm amaçlı kullanılabilir’ şerhi kaldırılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde plan değişikliğiyle ‘özel koşullu ticaret alanı’ kapsamına alındı (CHP’nin muhalefetine karşın) bu değişikliğin anlamı ise residence, çarşı, otel, iş merkezleri, lokanta ofis vs. demektir. CHP Şişli İlçe Başkanlığı olarak yürütmenin durdurulması için iki defa bölge idare mahkemesinde dava açtık” Bölge halkını ve duyarlı herkesi, yasalara aykırı biçimde gerçekleştirilmeye çalışılan bu satışa karşı çıkmaya davet eden ilanda, satış bedelinin “ülke borcunun yarım saatlik faizini ödeyebileceği” vurgulanarak protesto etmek isteyenler için Emlak Konut GYO A.Ş.’nin telefon ve internet adresi veriliyor. Fabrika arazisiyle ilgili olarak CHP’nin talepleri de ilanın sonunda şöyle sıralanıyor:“Bu arsada sınırsız katlı gökdelenler değil, alt katları otopark olan yürüme parkurları, koşu ve bisiklet yolları, süs havuzları, kültür ve kongre merkezleri yapılmasını istiyoruz.” Emlak Konut’tan vade değişikliği Bu arada Emlak Konut tarafından gazetelere verilen ihale ilanlarında da değişiklik yapıldı. Önce 275 milyon +KDV muhammen bedelle satışa çıkartılan ve peşin satılacağı söylenen arsanın, 14 Nisan’dan itibaren verilen ilanlarda 295 milyon 700 bin YTL+KDV vadeli satış fiyatıyla ihaleye çıktığı duyuruldu. Satış bedelinin yüzde 35’inin peşin, geri kalanının 24 ay vadeli ödenebileceği belirtilen ilanlarda vade farkının TÜFE’ye göre hesaplanacağı ifade edildi. Peşin satış şartının kaldırılarak arsanın 24 ay vadeli satılabileceği yönündeki karar değişikliğinin nedeni konusunda Emlak Konut yetkilileri “Yönetim Kurulu’nun takdiridir bu konuda açıklama yapamayız” cevabını veriyorlar. Yönetim kurulunun bir hafta gibi kısa bir zaman […]

İstanbul’un rengi: Erguvan

“İstanbul’da ilk ağaç ne zaman yetiştiyse, erguvan ağacı da o zamandan beri bu topraklarda yaşıyor. Kentin yerli ağacıdır erguvan” diyor Erguvan İstanbul Derneği Başkanı Hüseyin Emiroğlu. Emiroğlu, 10 yıl önce Marmara Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Haluk Dursun’un düzenlediği bir gezide tanımış bu ağacı. Ve o gün bugündür, kentin sokaklarından cami avlularına, şiirlere, romanlara uzanan yolculuklarında erguvanların izini sürüyor. Tek tek kaydediyor bulduğui ağaçları. Kimi zaman inşaat çalışmalarından kurtarıyor onları, kimi zaman uygun bir yere taşınmasını sağlıyor. Çevresindeki insanlara tanıtıyor, bununla da yetinmeyip erguvan dikmelerin öğütlüyor. Hüseyin Emiroğlu yalnız değil bu çabada. İlgisini tutkuya dönüştüren bir gurup insanla birlikte kurmuşlar Erguvan İstanbul Derneği’ni. En güzel dönemi Baharın müjdecisi olarak bilinen bu ağacın sunduğu şölen, nisan ayının ortalarında doruğa ulaşıyor. Çiçeklerinin, yaklaşık bir ay süren ömrü, hava koşullarına bağlı. Örneğin bu yıl, nisanın ilk günlerinde donattılar her yeri. Normalde mayıs ortasına kadar sürmesi beklenen çiçeklenme, bu nedenle daha kısa sürebilir. Erguvan renginin Bizans’ın simgesi olduğundan bahsedilir. Doğal yollarla üretilen en zor renk olduğu için gücün ve zenginliğin belirtisiymiş o dönemde. İmparator dışında kimse bu renkte pelerin giyemezmiş. Emiroğlu bu katılmıyor: “Bizans’ta erguvan ağacı ile ilgili bir kayıt, belge veya doküman göremedim. Bu konuda yazan bir Bizans şairine rastlamadım araştırmalarımda.’’ Yine de İstanbul’un her dönemine rengini katmış erguvan. Hıristiyan mitolojisinde İsa’nın ihanet eden havarisi Yahuda kendini erguvan ağacına asmış. Bu efsaneye göre önceleri beyaz olan erguvan çiçeği rengini utançtan değiştirmiş. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi şairleri de ilham almış ondan. Sultan Yıldırım Bayezit’ın damadının, her erguvan mevsiminde Bursa’da müritleriyle buluşması nedeniyle düzenlenmeye başlanan erguvan şenlikleri uzun süre devam etmiş. “Daha çok dikilmeli” Yedi yıldır erguvan etkinlikleri yapan Erguvan İstanbul Derneği, bu yıl da faaliyetlerine devam ediyor. Her sene gerçekleştirilen ağaç dikme töreni bugün, Kuzguncuk’ta yapılacak. Daha sonra boğaz gezisi, fotoğraf ve geleneksel sanat sergileri gerçekleştirilecek. Erguvan’ın İstanbul ağacı olarak binlerce dikilmesi gerektiğini söyleyen […]

Güneş’e özlem

Ankara Haber Ajansı CHP eski milletvekillerinden Avukat Rahmi Kumaş düzenlediği basın toplantısında, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in 1995 yılında değiştirdiği ambleme ilişkin verdiği hukuk mücadelesini anlattı. Kumaş, 1995 yılında 20 yıllık “Hitit Güneşi” simgesini değiştiren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in yeni simgesine karşı aynı yıl dava açtığını hatırlattı. Davanın 2001 yılında iptalle sonuçlandığını söyleyen Kumaş, “Buna göre 1995 yılında Ankara’nın geçmişine, Cumhuriyet’in kazanımlarına aykırı bir simge oluşturma çalışması haksız çıkmış ve simge iptal olmuştu. Ancak AKP iktidarı çıkarttığı bir yasayla belediyelere simge belirleme yetkisi tanıdı. 2005’te Ankara Büyükşehir Belediyesi, iptal edilen simgeyi ‘yetkim var’ diye yeniden yürürlüğe koydu” dedi. Kumaş, simgenin tekrar yürürlüğe girmesi üzerine 20 Şubat 2005’te olayı yeniden yargıya taşıdığını hatırlattı ve bu yargı sürecinin tamamlandığını söyledi. Kumaş, Gökçek’in cami ve minare figürlü Ankara ambleminin Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiğini açıkladı. Kumaş, İçişleri Bakanlığı’ndan Ankara’da amblem sorununa olaya el koymasını istedi. Bundan sonra esastan iptal olmuş simgeyi kullananlar hakkında da suç duyurusunda bulunacağını bildiren Kumaş, “13 yıllık yargısal savaşımım, yasadışı simge sökülünceye ve sorumlular cezalandırılıncaya dek sürecektir” dedi.

Arazimiz çok değerli, kârı da çok tatlı!

Güventürk Görgülü İstanbul Mecidiyeköy’de üzerinde ağaç bulunan tek arazi parçası olan Tekel’in eski likör fabrikası arazisi Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ve Emlak Konut tarafından satışa çıkartıldı. Ali Sami Yen Stadyumu’nun yanında yer alan 24 bin metrekarelik arsanın içinde bulunan 8 bin metrekarelik kapalı alana sahip fabrika binası halen Büyük Mükellefler Vergi Dairesi olarak kullanılıyor. Levent ve Mecidiyeköy bölgelerinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve diğer kamu kurumları tarafından önemli bir rant alanı olarak görülmesi ve bu bölgedeki inşaat emsallerinin arttırılması, geçen günlerde Zincirlikuyu Karayolları binası ve Levent İETT garajı arazilerinin de çok yüksek fiyatlardan el değiştirmesine neden olmuştu. 96 bin metrekarelik karayolları arazisi, içinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan tescilli Karayolları Binası ile birlikte metrekaresi 8 bin 300 dolardan; 46 bin metrekarelik Levent Garajı ise inşaat alanının daha fazla olması sebebiyle metrekaresi yaklaşık 15-16 bin dolardan el değiştirmişti. Ve gözler Likör Fabrikası’nın üzerine çevrilmişti… Likör Fabrikası arsasının imar izni 3 emsal ve 36 metre yükseklikle sınırlıydı. Fakat geçen şubatta, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanan plan tadilatıyla bodrumlar dahil toplam inşaat alanı 142 bin metrekareye çıkartılmış, bina yüksekliğindeki sınır da kaldırılmıştı. Böylece 24 bin metrekarelik arsanın emsal oranı 3’ten 6’ya yükseltilmişti. Bununla birlikte, 142 bin metrekarelik brüt inşaat alanından bodrum ve otoparklar düşüldüğünde, arazide inşa edilecek yapının net emsal alanı 4-4,5 olarak hesaplanıyor. Geçen şubat ayında Emlak Konut GYO Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Demiröz’ün açıklamalarına göre, arazi satışından 300 milyon YTL’nin üzerinde gelir bekleniyordu. Oysa ekonomik koşulların olumsuza dönmesi ve gayrimenkul fiyatlarındaki düşüş nedeniyle dün 275 milyon YTL muhammen bedelle satışa çıkan araziden yine Demiröz’ün açıklamalarına göre şu anda “en fazla 300 milyon YTL artı KDV” gelir bekleniyor. Plan değişikliğinin hikmeti Yaklaşık 300 milyon YTL’ye, yani yaklaşık 240 milyon dolara satılması beklenen arazi üzerine toplam 142 bin metrekare inşaat yapılabiliyor. Bu durumda, mevcut düzenlemelere göre, tahminen 40 bin metrekarenin otopark ve […]

Levent Çarşı’da İSPARK sıkıntısı

Haber:Deniz Yurtkuran Kameraman: Ceyla Büyükuzun Levent çarşıya İSPARK’ın gelmesiyle esnaf ve apartman sakinleri için sıkıntılı bir dönem başladı. Durumdan yakınan dükkan sahipleri ve çalışanlar işlerinin azalmasından şikayetçi olurken, çevre sakinleri adına konuştuğumuz Levent muhtarı da İSPARK’ın gelmemesi için imza toplanmasına rağmen başarılı olamadıklarını belirtti.

Paralı yol, rahat trafik

Simge Sunguroğlussunguroglu@medyakronik.com LONDRA – Büyükşehir Belediyesi geçen hafta, İstanbul’da trafik sorununu çözmeye yönelik yeni bir projenin hazırlığında olduğunu duyurdu. Başkan Kadir Topbaş İstanbul’u bazı bölgelere ayıracaklarını, trafiğin en yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde, bu bölgelere girerken bir bedel ödeneceğini söyledi. Ayrıntıları yakın zamanda belli olacak bu projenin yasal altyapısı tamamlanınca hayata geçirilmesi planlanıyor. Türkiye’de yeni telaffuz edilmekle birlikte, ilk uygulayıcıları tarafından “congestion charge” diye isimlendirilen bu sisteme dünya yabancı değil. “Trafik yoğunluğu ücreti” olarak çevrilebileceğimiz sistemi yürürlüğe koyan ilk kent Londra’daydı; 17 Şubat 2003’ten itibaren kent merkezindeki tüm yollar ücretli hale getirildi. Londralılar, sadece hafta içi ve 07:00-18:00 saatleri arasında geçerli bu uygulamada, günlük beş sterlin (12 TL) kullanım ücreti ödedi. İlk yılında, Londra kent merkezini kullanan araç sayısında yüzde 18 ve trafiğin neden olduğu gecikmelerde yüzde 30 azalma gözlendi. Gün başına ortalama 50 bin araç “ücretli bölge”den uzak durdu. Otobüs kullananların sayısı yüzde 37 arttı. Ulaşımı rahatlatan ve bu nedenle zaman tasarrufu sağlayan uygulama, Londra ekonomisine 50 milyon sterline eşdeğer fayda sağladı. Tüm bunlara ek olarak hava kirliliği azaldı. Ken Livingstone fenomeniAraçlar için ücretli bölge yaratma, Londra’nın doğrudan seçilen ilk belediye başkanı Ken Livingston’un projesi. Kentin gelmiş geçmiş belki de en renkli yöneticisi Livingston, 2000 yılı seçim kampanyasında Londralılara trafik sorununu azaltma sözü verdi. Bunu“congestion charge” uygulaması getirerek ve toplu taşıma araçlarını arttırarak yapacağını söyledi. Sonuçlar “Kızıl Ken”i utandırmadı; dünyanın büyük kentleri içinde trafik yoğunluğunu gözle görülür bir oranda azaltan ilk şehir Londra oldu. Sivri dilli bir yönetici olan Livingston, bu başarının getirdiği güvenle de olsa gerek, 23 Mayıs 2004’te “Çocuklarını ciple okula getirenler aptaldır. Araba için harcadıkları parayı güzel bir tatile kullanmaları daha yararlı” diyerek bir kez daha dünya gündemine girdi. Bu sert açıklama kendi kentinde tepkiyle karşılansa da, ülke dışından destek gördü. Örneğin Fransız Yeşiller Partisi, “havayı daha çok kirleten ve fazladan yer işgal eden” bu […]

Mimar Sinan için bir umut

İstanbul I. İdare Mahkemesi, imar planına karşı açılan davayı onaylayarak bitirilme aşamasındaki Kemer Park Evleri’nin inşaatını durdurdu.

O kavgalar boşunaymış!

Özgecan Okay Belediye otobüslerinde yolculuk yaparken genellikle aynı tartışmaya şahit oluyoruz. Cep telefonuyla konuşan bir yolcu diğerleri tarafından uyarılıyor, uyarılan yolcu telefonunu kapatmazsa bu bir tartışmaya dönüşüyor. Şoförler ise genelde sükûnetlerini koruyor, hatta bazen onların bile telefonla konuştuklarına şahit oluyoruz. Peki cep telefonları gerçekten otobüslerin fren sistemini etkiliyor mu? Cep telefonlarının yasak olduğu İETT (İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri) otobüslerinin üreticisi Mercedes-Benz Türk’ün Medyakronik’e yaptığı açıklamaya göre, firmanın tüm araçlarında, elektronik aksamın manyetik dalgalardan etkilenmemesi için gerekli önlemler alınıyor. Şirketin basın ve halkla ilişkiler direktörü İdil Peker, araçların orijinal hallerinde cep telefonlarından etkilenmesinin söz konusu olmadığını belirtiyor. Öte yandan, araç içinde birkaç yolcunun aynı anda cep telefonu kullanması sonucunda oluşacak elektromanyetik alan, yolcuların kullandıkları tıbbi cihazları olumsuz etkileme olasılığını taşıyor. Mercedes-Benz Türk, insan sağlığı ile ilgili küçük bir riskin dahi oluşmaması için otobüslerde cep telefonu kullanılmamasını öneriyor. “Otobüsün bakımsızlığı daha büyük risk” İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Melih Pazarcı, aracın elektronik aksamının cep telefonlarından etkilenmesinin çok düşük bir olasılık olduğunu belirtiyor: “Telefonun bir aracı etkilemesi, araç içindeki konumuna ve telefonun o anki durumuna (görüşmede veya beklemede olmasına) bağlı”. Pazarcı’ya göre, aramanın yapıldığı anda cep telefonu otobüsün manyetik dalgalara hassas aksamına çok yakın bir yerdeyse ve o anda fren yapılması gerekirse sorun yaşanabilir. Ancak bir aracın manyetik alandan etkilenebilir olması, her cep telefonu konuşmasından etkileneceği anlamına gelmiyor. Pazarcı, cep telefonundan kaynaklanan bir fren probleminin ihmal, bakımsızlık ve arıza gibi nedenlerle fren tutmama ihtimalinden çok daha düşük olduğunu belirtiyor. İnsan sağlığını etkiliyor Cep telefonlarının, otobüslerin elektronik sistemlerini etkilememesi için üretici firmanın önlem almış olması gerektiğini söyleyen Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Selim Şeker ise, daha çok insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor: “Cep telefonu otobüs gibi kapalı ortamlarda sinyal yollarken zorlanacağı için gücünü arttırır ve insanların sağlığı üzerinde daha zararlı olabilir.” Cep telefonları otobüslerdeki güvenliği etkilemiyorsa […]

Gürsel Tekin 2007’de HaberVs’ye söylemişti

HaberVs, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde CHP’nin yıldızını parlatan isim olarak anılan Gürsel Tekin’le il Başkanı olur olmaz görüşmüştü. Tekin’in, CHP İstanbul’da yapmak istedikleri ve yerel seçimlereki hedefleri, planları neydi? İşte Aralık 2007’de gerçekleştirilen o söyleşi… “Belediyecilikten geliyor… Yıllarca Kadıköy Belediyesi’nde başkan yardımcısı olarak çalıştı… Müthiş örgütçü… Çevresi geniş… Medyada dostları var… Seçkinci değil, halkın diliyle konuşuyor. Mesela hacı amcalarla iletişimi gayet iyi… Fakir fukaraya yakın… Varoşlardan çıkmıyor… Sıkı takipçi… Muhalefet dilini biliyor. AKP’ye nereden çakılması gerektiğinin farkında… Laiklik geriliminden çok yolsuzluk meselesine kafayı takmış durumda… Elinde sıkı dosyalar var. Daha da önemlisi CHP’lilerde pek alışık olmadığımız türden bir ‘iddia’ sahibi… İstanbul’da AKP’yi yıkacağını öne sürüyor ve ekliyor: Yıkamazsam bırakırım. Dikkat! Dikkat! CHP’nin yeni İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, dikkat edilmesi gereken bir isim… AKP’yi İstanbul’da yıkacak denli başarılı olabilir mi bilmiyorum ama AKP’nin yeni belalısı olacağına bahse girebilirim.” HürriyetYazarı Ahmet Hakan’ın CHP’nin yeni İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’i tanıtmak için kaleme aldığı bu satırların izini sürüp Gürsel Tekin’in kapısını çalmadan önce hakkında biraz bilgi topladık. Kendisiyle yaptığımız söyleşiyi okumadan önce o bilgileri iletelim size. 1964 yılında Ardahan’da doğdu. Ardahan o dönem CHP’nin kalesi olan Kars’a bağlıydı. Gürsel Tekin genç yaşta CHP’de siyasi hayatına başladı. 1981 yılında İstanbul’a yerleştikten sonra Sosyal Demokrasi Partisi’nde (SODEP) faaliyet gösterdi. SODEP’in kapanmasından sonra siyasete Sosyal Demokrat Halkçı Parti’de (SHP) devam etti. 1989 yerel seçimlerinde bu partinin Kadıköy Belediye Meclisi üyeliğine seçildi ve böylece belediyecilik kariyeri başlamış oldu. 1995’te SHP’nin CHP’ye katılmasından sonra bu görevine CHP bünyesinde devam etti. Kadıköy Belediyesi Başkan Vekilliği dahil birçok önemli görevde bulunan Tekin, Ağustos 2007’de CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine getirildi. Gürsel Tekin, Kadıköy Belediyesi’nin kariyerindeki önemini asla yadsımıyor ve orada çok şey öğrendiğini söylüyor. Kısacası, belediyeyi bir okul olarak görüyor; zaten insanın hayatta sürekli olarak bir öğrenme süreci içinde olduğunu düşünüyor. 13 yıllık yerel yöneticilik tecrübesine dayanarak sağlam […]