Etiket belediye

Haydarpaşa yangınının sorumlusu: “Pazar günü”

Gökhan Tan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) I. Bölge Müdürü Hasan Gedikli, 28 Kasım 2010’da Haydarpaşa Garı’nda çıkan yangınla ilgili: “Yangının çıktığı gün çatıda tesisat patladı. Bunun tamiri yapılıyordu. Pazar günü ne Anıtlar Kurulu’nu ne de KUDEB’i (Koruma Uygulama Denetim Bürosu) bulabilirsiniz. Başımızdan aşağı su akıyor. O rezilliği biz yaşıyoruz. Tahkikat devam ettiği için fazla konuşmak istemiyorum” açıklamasını yaptı. İstanbul S.O.S. girişimi ve Atlasdergisinin dün Mimar Sinan Üniversitisi Fındıklı yerleşkesinde düzenlediği “Haydarpaşa’ya Sadakat” paneline konuşmacı olarak katılan Hasan Gedikli, Haydarpaşa dönüşüm projesi ve yangından sonraki süreç hakkında bilgi verdi. Gedikli, TCDD Bölge Müdürlüğü olarak kullanılan garın acil müdahaleye ihtiyaç duyduğunu söyledi ve bürokrasinin yavaş işlediğinden yakındı: “Bir yıl önce Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na müracat ettik. Çatı akıyor dedik. Biz bu iyileştirmeleri yapamadan yangın çıktı. Elektrik tesisatının projesi için 4 Nisan 2010’da ihaleye çıkıldı. Proje geldi, incelenmesi devam ederken yangına yakalandık.”Aşırı yağmurlar nedeniyle çatıda su biriktiğini, camlarda boşluk oluştuğunu söyleyen Gedikli, 28 Kasım Pazar günü gerçekleşen yangının ise çatıda patlayan su tesisatının tamiratı sırasında yaşandığını söyledi.“Su baskınları doğru, yangından haberim yok” Gedikli, HaberVs’nin gündeme getirdiği, yangından sonra binada su baskınları yaşandığı iddiasını da doğruladı. Ancak yangından haberdar olmadığını söyledi. “Haydarpaşa’ya Sadakat” paneline konuşmacıları arasında, Kadıköy Belediyesi Koruma Uygulama Denetim Bürosu uzmanlarından Mimar Burcu Arıkan da vardı. Sorumuz üzerine Arıkan, Haydarpaşa Garı’nın çatısının tamiratı için Koruma Kurulu’na başvurduklarını, kurulun onay verdiğini ancak onaydan sonra KUDEB’in devre dışı bırakıldığını söyledi. Garın çatısındaki tamirat için ruhsat alınmadığı, yangından sonra Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk tarafından da dile getirilmişti. Bina neden tahrip ediliyor? HaberVs’nin 14 Ocak tarihli haberinde gündeme getirdiği iddialardan bir diğeri de, Haydarpaşa Garı’nın yangın güvenlik sisteminin yangından sonra kurulmaya çalışıldığı ve bu çalışmalar sırasında yapının tahrip edildiğiydi. Burcu Arıkan’a “TCDD’nin, yangın söndürme sisteminin tesisi için KUBEB’e haber verip vermediğini” sorduk. Arıkan “Gar içinde çalışma olduğuna dair kendilerine haber verilmediğini, bu […]

Haydarpaşa’da yangın devam ediyor!

TCDD Teftiş Kurulu ve İtfaiye raporları, Haydarpaşa yangınının nedenini ortaya koymaktan uzak. Gardaki “güvenlik” yangından sonra sağlanmaya çalışılırken, binayı üç kez su bastığı ve bir de yangın çıktığı iddia ediliyor.

Maksat açılış olsun

İstanbul Belediyesi, aylardır kullandığımız metro istasyonlarını ve spor salonlarını Başbakan’ın katılımıyla “açıyor”! Tam sayfa açılış ilanlarının maliyetini de iki inşaat firması üstleniyor.

Kadınlara özel metrobüs

İstanbul’da her gün yüz binlerce insana hizmet veren metrobüslerin, özellikle sabah ve akşam saatlerinde normal kapasitesinin çok üzerinde yolcu taşıması sorunları da beraberinde getiriyor. Yoğunluk çoğu kez, sefer sıklığının 36 saniye olduğu dile getirilen bu araçlarda yer bulunamamasına neden olurken, bir şekilde binmeyi başaranlar adeta balık istifi seyahat etmek durumda kalıyor. Sıranın, düzenin ve saygının söz konusu olmadığı bu saatlerin mağdurları ise çoğu kez kadınlar: Kendini içeriye atabilmek için omuz omuza mücadele vermek durumundalar. İçerideyse bir başka sıkıntıyla karşılaşabiliyorlar. Sorunun farkında olan erkekler de yok değil… Öyle ki, çeşitli forumlarda tacizden korunmaları için “kadınlara özel metrobüs” uygulamasını öneriyorlar. Konu, “Hanımlar için ayrı metrobüs düzenlenmesi” başlığıyla Ekşisözlük’tegündeme getiriliyor. “Nasılbirdemokrasiistiyoruz” takma adıyla başlığı açan kullanıcı “…bizim kadınlarımız metrobüste ahlaksızca rahatsız ediliyorlar” diyerek durumla ilgili şikâyetini dile getirirken, ayrı metrobüsler oluşturulmasını ve bunlardan sadece kadınların yararlanmasını öneriyor. “Mecburen çalışan hanımlar” Metrobüse binen kadınları “Çünkü herkesin hanımı evde oturma gibi bir şansa sahip olamıyor. Kimi ailelerde, gönlümüz hiç razı gelmese de, hanımların da mecburen çalıştıklarına şahit oluyoruz” şeklinde tanımlayan Nasılbirdemokrasiistiyoruz’u,“The last mimzy” eleştiriyor: “Şimdi, dincilerin, toplum içinde kadınların maruz kaldığı sorunları çözme şekli bellidir: “Mağdur edene dokunma, kadına yasak getir veya kadını soyutla.” “Rahatça mini etek giyilebilen” ülkeler“Women only bus” (kadınlara özel otobüs) diye adlandırılan uygulamayı, Malezya, Güney Kore, Nepal, Pakistan ve Japonya gibi ülkelerde görebiliyoruz. Özellikle yüksek nüfuslu yerleşim bölgelerinde ve yoğunluğun yaşandığı iş saatlerinde baş vuruluyor. Dubai’de talep eksikliğinden kaldırılan bu uygulama, gazeteci Andrew Gumbel’in otobüsleri “bakire binen hamile çıkabilir” şeklinde tanımladığı Meksika’da ise rağbet görüyor. The Independent gazetesine konuşan 29 yaşındaki Sandra Jimenez adlı bir kadın da, Meksico City’de 2008’de başlatılan bu uygulamayı “güzel sürpriz” olarak niteliyor. Uygulama sayesinde, taksi parası vermekten kurtulduğunu belirten Jimenez, özel otobüslerin, kadınlara istedikleri gibi davranma ve giyinme imkânı vereceğini söylüyor. Jimenez “Rahatça mini etek giyebilirim, kimse rahatsız etmez…” diyerek sevincini dile getiriyor. Uygulama Malezya’da da […]

Alım Garantili Lale Soğanı

İstanbul yeni bir “lale sezonu”na hazırlanıyor. İçinde bulunduğumuz günlerde belli başlı meydan, cadde ve parklara dikilen milyonlarca lale soğanının mart ortalarından itibaren çiçeklenmesiyle baharı, -İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tanımlamasıyla- bir festival ile karşılayacağız. Gelgelelim kent halkının tümü bu “festivali” aynı sevinçle kutlamıyor. Metropolü şenlendiren laleler çoğu kez olumlu bir uygulama olarak nitelendirilirken, bu renkli örtünün kente faturası kaygılanmayanlar da yok değil. Lalelerin maliyeti konusunda yapılan tutarsız açıklamalar, bu endişenin çok da yersiz olmadığını gösteriyor. Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 2004’ten bugüne devam eden “Lale Evine Dönüyor” projesinin bir amacının da, lalelerin İstanbul çevresindeki köylerde yetiştirilmesi ve bu sayede yöre halkına da gelir sağlaması olduğunu söylüyor. Zaman gazetesinin 27 Aralık 2010 tarihli haberine göre bu yıl, 11 milyonu Büyükşehir Belediyesi ve 4 milyonu ilçe belediyeleri olmak üzere kente 15 milyon lale soğanı dikilecek. Aynı haberde Ağaç AŞ Genel Müdürü Eyüp Karahan’ın verdiği bilgiye göre soğanların yaklaşık altıda biri, kent çevresindeki köylerden sağlanacak. Karahan’a göre projenin hedefi bir süre sonra 15 milyon tüm soğanın da İstanbul’da üretilmesi. HaberVs muhabirleri, son birkaç yılda lale soğanı üretimiyle hareket kazanan, Silivri Belediyesi sınırları içindeki Seymen köyünü ziyaret etti ve çiftçilerle görüştü.Üretici sayısı beş katına çıktı Seymen Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Necmettin Eren, dört yıldır devam eden, İBB’nin Alım Garantili Lale Soğanı Yetiştiriciliği projesinin köylerine fayda sağladığı görüşünde. “Bu aslında Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü bir sosyal sorumluluk projesi, hem yetiştiricilerimiz hem de köylülerimiz bu proje sayesinde ekmek yiyor” diyor. İBB’ye bağlı Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’nin yetiştirilen lale soğanlarının alıcısı olduğunu belirten Eren, tohumların Ağaç A.Ş tarafından kendilerine ücretsiz verildiğini, yetiştirdikleri soğan başına ise 65 kuruş yetiştiricilik ücreti aldıklarını söylüyor. “Üretime belli bir limit konmadığı için kendi tohumlarımızı da üretip soğan haline geldiklerinde alım garantili olarak Ağaç A.Ş’ye teslim ediyoruz. Şirket için ne kadar fazla soğan olursa o kadar iyi.” Dört yıl önce sadece dört üreticiyle başladıklarını […]

İlk Kürtçe film festivali

Batman Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün düzenlediği, Yapım 13 Film Prodüksiyon işbirliği ile 12-13 Kasım 2010 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Yılmaz Güney 1. Kürt Kısa Film Festivali için başvurular sona erdi. 40 yönetmene ait 43 adet filmi, yönetmen ve yapımcı Fatih Akın, yönetmen Özcan Alper, yönetmen Kazım Öz, yönetmen ve sinema eleştirmeni Ahmet Soner, yapımcı Suncem Koçer ve yazar Yavuz Ekinci değerlendirecek. Dereceye giren ilk 3 filme 5 bin, 3 bin ve 2 bin lira ödül verilecek. Bir de halk jürisi özel ödülü olacak. Kürt film festivali fikri Batman Belediyesi Kültür Müdürü Ali Sarıpınar, 2009-2014 stratejik eylem planlarını hazırlarken Kürt kültür ve sanat çalışmalarını teşvik edici Kürt Tiyatro Günleri, Kürt Edebiyat Günleri ve Hasankeyf Kültür Sanat Festivali gibi etkinlikler yapıldığını belirtti. Sarıpınar, Kürt Kısa Film yarışması fikrinin de bu yaklaşımın bir sonucu olarak ortaya çıktığını söyledi. Batman’ın tutuklu bulunan belediye başkanı Nejdet Atalay da, “Bir coğrafyada yaşanılan bir hikayeyi, en iyi o coğrafyada konuşulan dil anlatır” diyerek genç Kürt sinamacıları cesaretlendirmeye yönelik bir festival olacağını vurguladı. Neden Yılmaz Güney? Yılmaz Güney’in Türk sineması ve Kürt halkı için büyük bir değer olduğunu belirten Ali Sarıpınar, “Alternatif sinema adına yola çıkan tüm genç sinemacılar birgün Yılmaz Güney gibi olmayı hayal ettikleri bilinen bir gerçektir” dedi. Sarıpınar, Batman Belediyesi’nin 2005 yılında açmış olduğu sinema salonunun adının Yılmaz Güney Sinema Salonu olduğunu söyleyerek, böylesi bir etkinliğin adının da Yılmaz Güney olması gerektiğini belirtti.Kürtçe diyalogların kullanımı zorunlu Festivale katılan filmlerin katılma şartları arasında “Kürtçe diyalogların kullanımı zorunludur. Kürtçe’nin yanında diğer bütün dillerin kullanımı da serbesttir” ibaresi yer alıyor. Türkçe, Kürtçe ve İngilizce altyazılı olacak filmlerin ödülleri 14 Kasım 2010 tarihinde verilecek. Kültür Müdürü Ali Sarıpınar, beklentilerinin üzerinde bir katılım olduğunu belirterek “Bu organizasyonun, Kürt sinemasının gelişmesine katkı sağlayarak önümüzdeki yıllarda uzun metrajlı filmlerin yer alacağı büyük bir organizasyona dönüşmesini diliyorum” dedi.

Trafik levhası ağaca bağlanır mı?

Altından geçip gittiğimiz, belki hiç fark etmediğimiz bir görüntü… Yeri biraz ilginç. Beşiktaş’ın tam göbeğinde; Çırağan ve Beşiktaş caddeleri ile Barbaros Bulvarı’nın buluştuğu yerde… Bu üç caddenin bir araya geldiği noktadaki devasa yol bilgi levhası, hemen arkasındaki çınara tutturulmuş. Yaklaşık 6 metre yüksekliğindeki levha sürücüleri Çevreyolu, Yıldız ve Levent istikameti ya da Ortaköy, Bebek ve Rumeli Hisarı istikametine yönlendirebilmek amacıyla, yolun üzerine yerleştirilmiş. Levhaları taşıyan metal konstrüksiyon, arkasında bulunan çınardan destek alıyor. Ya da en azından destek alırmış gibi görünüyor… Yol bilgi levhası, bu kadar büyük olmasa bile, bir ağaca bağlanabilir mi? Beşiktaş meydanındaki bu “abes”liğin nedenin öğrenebilmek için Karayolları İstanbul Bölge Müdürlüğü’nü arıyorum. Sorumu cevaplayan nöbetçi memur Ömer Gencer endişemi yerinde buluyor. “Böyle bir uygulama olmaması gerekir” diyor, “bu bölgedeki tabelalar beş altı yıl önce belediyeye devredildi. Siz iyi dikkat etmişsiniz, ağaca bu şekilde desteklenmesi mantıklı değil. Bu bölgedeki ilk tabelaları biz yaptık fakat karayolları olarak bu şekilde tabela yapmayız. Belediyeye devrinden daha önce yaptıklarımız bu şekilde değildi. Düzeltilmesi gerekir.” Karayolları’nın yönlendirmesi üzerine, levhalardan sorumlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Trafik Kontrol Merkezi’ni arıyorum. Sorumu cevaplayan Mustafa Söğüt önce “Aferin, çok dikkatlisin” diyor. “Ama levhalar ağaca değil, ağaç levhaların olduğu metal konstrüksiyona bağlı.” Söğüt verdiği bilgiye göre kavşakta bulunan çınar koruma altında. Bu nedenle kaldırılamıyor. Ancak yaşlı bir ağaç olduğu için devrilme riski var. Çınarın devrilmesi, levhaların asılı olduğu metal iskeletten ve çınardan yere indirilen metal destekten yardım alınarak önleniyor.

Okul bitti pasolar gelmedi

Okulların kapanmasına yaklaşık bir ay kalmasına rağmen 2009-2010 yılı pasoları bir türlü dağıtılamadı. Her yıl olduğu gibi 2010 yılı pasolarının harçları kasım ayında toplanıp ilgili kurumlar tarafından İ.E.T.T Genel Müdürlüğü’ne yatırıldı. Öğrenciler pasolarını beklerken mayıs ayı gelmesine rağmen ne pasolar geldi, ne yetkililerden bir açıklama… Ocak ayında verilmesi gereken pasoların gelmemesinin sebebi ise yeni “İstanbul Kart” olarak adlandırılan çipli kart sistemiyle çalışan cihazların henüz otobüslere takılamaması.. İ.E.T.T İşletmeleri Genel Müdürlüğü Basın Danışmanı Ömer Faruk Birpınar; entegrasyon ve kişiselleştirme çalışmaları içinde olduklarını ve yeni pasoların mayıs ayında dağıtılacağını söylüyor. Bu gecikme süreci içinde eski pasoların kullanılabildiğini vurgulayan Birpınar ilk defa pasoya başvuranlara ise 2009 yılına ait pasoları dağıttıklarını söylüyor. Yoğun bir çalışma içinde olduklarını belirten Birpınar, “Pasolarda problem var ama mağduriyet söz konusu değil” diyor. İndirimli karta, bindirimli harç İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğrenci Danışmanı Beyhan Sunal ise 2010 yılı için kurumsal paso başvurusunda bulunan öğrencilere herhangi bir paso gönderilmediğini belirtiyor “Geçen seneden pasosu olanlar kullanabiliyorlar fakat ilk defa paso için başvuran hazırlık öğrencileri maalesef beş aydır pasosuzlar” diyen Sunal, bir çok öğrencinin bireysel başvuruda bulunmak için öğrenci belgesi almaya geldiğini anlatıyor. Bunun nedeni ise Birpınar’ın sözünü ettiği yeni paso alacakların mağduriyetini önlemek amacıyla dağıtıkları geçmiş yılın pasolarının yalnızca bireysel başvurulara verilmesi. Sunal’ın açıklamasına göre, öğrenciler yeni paso çıkarma bedeli olan 5 lirayı kurumsal başvuruda ödediler, fakat pasolarının gelmemesi nedeniyle 5 lira daha ödeyerek bireysel başvuruda bulundular. Bir çok kişi bireysel başvurudan habersiz Ancak çift başvuru harcı yatıran öğrencilerin tek zararı 5 TL ile sınırlı değil. İ.E.T.T Genel Müdürlüğü’nün resmi sitesinde yapılan açıklamada, 2010 yılına ait bireysel başvuruların; iş yoğunluğu nedeniyle, ancak 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmişti. Bu tarih, kurumsal başvuru tarihinin bitiminden sonra başlıyor. Sonuç olarak bu sene yeni paso çıkarmak isteyenlerin bir çoğu bireysel başvurudan habersiz halen pasolarını beklerken bir bölümü ise çift harç yatırmasına rağmen dört ay […]

Sulukule için suç duyurusu

” haberinin görselleri de kanıt olarak sunuldu. Şöyle denildi: “06.05.2010 tarihinde Fatih Belediye Başkanlığı ve Toplu Konut İdaresi tarafından gerçekleştirilen “Temel Atma Töreni” sırasında gerek bölgede bulunanlar gerekse de basın mensupları tarafından kültürel mirasımızın önemli bir parçası olan İstanbul İli, Fatih ilçesi 2484 ada, 2489 ada, 2490 ada, 2492 ada, 2493 ada, 2492 ada, 2495 ada, 2497 ada, 2498 ada, 2499 ada, 2525 ada, 2524 adada bulunan arkelojik değeri bulunan materyallerin zarar gördüğüne tanık olmuşlar ve bu durum ekte sunulan fotoğraflarla belgelenmiştir.” Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, kameraların açık olmadığı bir anda, devam eden arkeolojik kazıyı “zulüm” olarak nitelemiş ve kazının yapıldığı alanda arkeolojik buluntuya ulaşılma ihtimalinin “sıfır” olduğunu söylemişti. HaberVs, Mustafa Demir’in alandan ayrılmasından sonra, inşaat demirleriyle gizlenmeye çalışılan buluntuları belgelemiş ve eserlerin, 18. yüzyılın ortasına tarihlenen Osmanlı su ishale hattı olduğunu öğrenmişti.

Başkan Farsakoğlu’ndan Kınalıada cevapları

İstanbul Kınalıada’da üç plaj tesisi ve bir restoran 19 Nisan sabahı Kıyı Kanunu’nu ihlal ettiği gerekçesiyle, bir önceki hafta ise birçok gecekondu tapusuz olduğu için Adalar Belediyesitarafından yıkıldı. HaberVskamerasına konuşan tesis yetkilileri, evraklarına bakılmadan, tebligat gönderilmeden işyerlerinin yıkıldığını iddia etmişlerdi. Yıkım sonrasında Adalar Belediyesi Başkanı’nın orada olduğunu ama hiç kimsenin görüşemediğini söyleyen işletme sahipleri, kendi seçtikleri bir kişinin kendilerine başkanlık yapmadığından yakınmışlardı. 22 Nisan günü, öğlen saatlerinde Kınalıada’dan gelen yaklaşık 25 gecekondu sahibi, Büyükada’daki Belediye binasında Başkan’la görüşmek istedi. Bunun üzerine meclis salonunda bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Kanunu açıkça ihlal eden gecekondu sahiplerinin çoğu hatasının farkındaydı, çünkü hiçbirinin ruhsatı yoktu. Kınalıada sakinleri, kendi deyimleriyle “70 yıldır burada yaşamalarına rağmen”, evlerinin neden şimdi yıkıldığına anlam veremiyordu. Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu, herkese tebliğ gönderildiğini belirterek, gecekondu sahiplerine yıkım haberinin önceden verildiğini dile getiriyor. Buna rağmen yıkım esnasında gecekondularda yaşayan insanların evlerinin yıkılmadığını belirtiyor. Farsakoğlu, bazı yurttaşların üçer tane gecekondularının olduğuna, bunlardan birinde yaşayıp, ikisini kiraya verdiklerine dikkat çekerek böyle bir duruma müsade etmeyeceklerini vurguluyor. Farsakoğlu, gecekondudan başka barınacak yerleri olmayan insanların evlerinin yıkılmayacağını da özellikle belirtiyor. Mustafa Farsakoğlu, toplantıdan sonra HaberVs’nin, kaçak iskele, yıkılan tesisler ve gecekondular hakkındaki sorularını cevapladı. Başkan, adalardaki iskelelerin üzerinde sorumluluklarının olmadığını, tek yetkilinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi olduğunu belirtti. Farsakoğlu, Büyükşehir Belediyesi’nin 1 Nisan tarihli “Kaçak iskeleye Adalar Belediyesi izin verdi” açıklamasına da tepkili: “Biz sadece Kooperatif İskelesi’nin üzerine geçici tente yapılmasına izin verdik ama onlar iskele yapımına müsaade ettiğimizi söylüyorlar!” Kıyıda tesisleri yıkılan işletmecilerin evraklarının olmasına rağmen, ne yazılı ne de sözlü tebliğ yapılmadan işyerlerinin yıkıldığına yönelik iddialarına ise Başkan Farsakoğlu, bu ruhsatları önceki yetkililerin gayri resmi yollarla verdiğini ve bu belgeleri düzenleyenler hakkında da hukuk mücadelesi başlatıcaklarını belirtirtiyor. Farsakoğlu, tesis sahipleri ve Kınalıada Muhtarı Hüseyin Şahin’in aksine, yazılı ve sözlü tebliğ yaptıklarını, hatta muhtara bile haber verdiklerini ifade ediyor. Farsakoğlu ayrıca bu yapıların gecekondu konumunda olması […]

İskele yerinde, Kınalıada yerle bir

İstanbul Kınalıada’da üç plaj tesisi ve bir restoran, 19 Nisan sabahı kıyı kanununu ihlal ettiği gerekçesiyle yıkıldı. Belediye’nin yıkımları haber vermeden yaptığını iddia eden bu işletmeciler, uzun yıllardır hizmet veren tesislerinin ruhsatlı yapılar olduğunu savunuyor. Kınalıada’da Büyükşehir Belediyesi ve Adalar Belediyesi’ni karşı karşıya getiren “kaçak iskele” sorunu henüz çözülmemişken, adalılar dün sabah güne iş makinelerinin sesiyle uyandı. Yıkımda kullanılan iş makineleri adaya Heybeliada çıkartma gemisiyle getirildi. Ayazma mevkiindeki Kamo’s Beach, Kumluk mevkiindeki Kumluk Beach ve Ülker Plajı ve merkezdeki Teos Restoran, ilçe belediye ekiplerinin nezaretinde yıkıldı. Yıkım öncesinde ve sonrasında belediye yetkilerinin ilgisizliğinden yakınan işletmeciler, tesislerinin her türlü belgeye sahip olduğunu iddia ediyordu. HaberVskamerasına tapu senedini, işletme izini gösteren Ülker Plajı tesislerinin sahibi Ayla Aldemir tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Başkan yıkımdan sonra buraya geldi. Kendisine elimdeki belgeleri göstermeye çalıştım. Görevliler, beni başkanımın yanına yanaştırmadı. Benim seçtiğim başkanın yanına neden gidemiyorum”. 30 yıllık tesisinin bir tebligat bile göndermeden yerle bir edildiğini söyleyen Kumluk Beach’ın sahibi Fatih Bozbıyık “Madem kaçaktı, neden bu kadar yıl beklendi, neden ruhsat verildi” derken, binaları boşaltma şansı bile bulamadıklarını ve toplam zararının 3 milyon TL olduğunu söylüyordu. Kınalıada’da kaçak olduğu gerekçesiyle yıkılanlar sadece turizm amaçlı işletmeler değil. 16 Nisan’da gerçekleşen ilk yıkımlarda, gecekondu niteliğinde olduğu var sayılan 10’dan fazla evin de yıkılmış olduğu göze çarpıyor. Seslerini duyacak bir muhatab bulamamaktan yakınan Muhtar Hüseyin Şahin, mağdurların biraraya gelerek bir heyet oluşturduğunu ve haklarını yargı yoluyla arayacakları bilgisini veriyor. Adalar Belediyesi Başkanlığı, iddialarla ilgili görüşmek isteyen HaberVs muhabirlerine, haberin yayına girdiği saate kadar cevap vermedi. Belediye, geçtiğimiz ay gündeme gelen “kaçak iskele” inşasıyla ilgili olarak Büyükşehir Belediyesi’yle karşı karşıya gelmiş, her iki taraf, iznin diğeri tarafından verildiğini savunmuştu. Büyükşehir Belediyesi 1 Nisan’da yayınladığı basın açıklamasında, tartışma konusu iskelenin 15 Mart’ta tespit edildiğini ve yasal işlemlerin 15 gün içinde yapılması için Adalar Belediyesi’ne tebliğde bulunduğunu belirtmişti. Büyükşehir Belediyesi’nin tebligatta […]

Engelli kariyer

Galatasaray Rotaract Kulübü‘nünün öncülüğünde, 2 Nisan 2010’da gerçekleştirilen Engelliler Kariyer Günü, işverenle engellileri biraraya getirdi. Beşiktaş Belediyesi, Türkiye Omurilik Felçliler Derneği ve yenibiriş.com’un desteklediği etkinliğe 85 engelli ve 22 firma katıldı.Beşiktaş Evlendirme Dairesi’nde HaberVsmikrofonuna konuşan Galatasaray Rotaract Kulübü Başkanı Fatih Taşkın, amaçlarının kariyer günü gibi organizasyonları çoğaltmak ve engellileri kariyer konusunda bilinçlendirmek olduğunun altını çiziyor. Engelliler ise, gerçek engelin insanların zihinlerinde olduğunu ve kendilerine şans tanındığı takdirde her işi başarabileceklerini belirterek, kendilerine olanak verilmesini istiyorlar. Kariyer Günü, işverenle doğrudan görüşme imkanı bulan engellilerin büyük bölümü için iş olanağı yaratmış görünüyor. Beşiktaş Belediyesi’nden gelen ilk bilgilere göre 15 engelli iş sahibi oldu. Ancak görüşmeler sürüyor ve sayı artıyor.

İskele cenneti Kınalıada

İstanbul Kınalıada’da inşaat izni alınmadan yapılan motor iskelesi, ada halkının karşı mücadelesine ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun durdurma kararına rağmen tamamlanma aşamasına geldi. Halk ve esnaf, yasal gereklilikler yerine getirilmeden inşa edilen bu iskeleye, yanlış yer seçildiği ve ada sahilini çirkinleştirdiği gerekçesiyle karşı çıkıyor. Adalar Belediyesi dün yaptığı yazılı açıklamada, iskelenin yapıldığı alanın mülkiyetini elinde bulunduran İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB), inşaattan da sorumlu olduğunu iddia etti. İBB ise iznin, 2 Kasım 2009’da Adalar Belediyesi tarafından verildiği görüşünde. Kınalıada’ya yeni bir iskele yapılması geçtiğimiz kış, İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş.’nin (İDO), Adalar’a yapılan vapur seferlerini azaltmasıyla gündeme geldi. İDO, ekonomik olmadığı gerekçesiyle, İstanbul’un Adalar’a en yakın iskelesi Bostancı’dan yapılan seferleri kaldırarak ulaşımı motorlar vasıtasıyla sağlamaya başladı. Acil deniz, acil iskele! Vapur seferlerlerinin iptal edilmesinden sonra, Bostancı ve Adalar arasındaki ulaşım Mavi Marmara Motorlu Taşıt Kooperatifi’nin tekneleri tarafından yürütülmeye başlandı. Mavi Marmara, geçtiğimiz kış Büyükada, Heybeliada ve Burgazada’da kendi motorları için birer iskele inşa etti. Son olarak, Mart ayı başında Kınalıada iskelesinin yapımına başladı. Ancak sahil şeridi diğer üç adaya kıyasla çok daha dar ve bu daracık sahilde hali hazırda üç iskeleye sahip olan Kınalıada’da, inşaat tepkiyle karşılandı. (Diğer üç iskele: Vapur iskelesi, deniz otobüslerinin kullandığı İDO iskelesi ve balıkçılık kooperatifinin kullandığı yük iskelesi.)Muhtar Şahin: “Gücümüz yetmedi” İskele inşaatını durdurmak için yasal her türlü mücadeleyi yaptıklarını belirten Kınalıada Muhtarı Hüseyin Şahin, resmi kurumların ilgisizliğinden şikayetçi: “Son olarak 250 imzalı dilekçe verdik. Üç iskelenin bulunduğu bir yerde, bir dördüncüsünün yapılması istemedik. Ama gücümüz yetmedi. Kaldı ki diğer üç iskelenin de hâlâ ruhsatı yok.” Adalar Belediyesi’ne göre Mavi Marmara bu iskeleleri, İstanbul Valiliği’nin Kasım 2002 tarihli genelgesine dayanarak inşa ediyor. “Kent içi ulaşım hizmetlerinde denizin payının acilen artırılması” hakkındaki bu genelge, “mevcut deniz coğrafyasından, bu alanda hizmet veren ve vermek isteyen girişimcilerin daha fazla ve etkin şekilde yararlanmasını sağlamak üzere” bir dizi uygulamayı […]

“Dönüşüm” sırası Balat’ta!

İstanbul’daki kentsel dönüşüm projeleri, proje kapsamına alınan bölgelerin sakinlerini ayağa kaldırıyor. Şimdi de Fener-Balat-Ayvansaray kentsel dönüşüm projesini protesto eden Balat halkı, FEBAYDER (Fener Balat Yardımlaşma Derneği) öncülüğünde biraraya geldi. Daha önce UNESCO ve Avrupa Birliği projeleriyle koruma altına alınan semtte Sulukule’ye benzer bir yıkım hazırlığı bölge halkını endileşendiriyor. FEBAYDER Başkanı Hasan Acar, Balat’ta gerçekleştirmesi planlanan kentsel dönüşüm projesi konusunda bazı gerçeklerin üstünün örtüldüğünü ı öne sürüyor. Eski bir Balatlı olan Beyhan Gürsoy ise kendisine ait iki binanın daha önce restore edildiğini, ancak Fatih Belediyesi’nin bu binaları da projeye dahil ettiğini söylüyor. Fener-Balat halkı, Çalık Grubu tarafından hayata geçirilecek projeyle ilgili tüm yasal haklarını arayıp projeyi durdurucaklarından ya da kendi istekleri doğrultusunda değiştiriceklerinden emin gözüküyor.