Zenne Segâh

"Kadın dansı yapabiliriz, etek giyebiliriz. Ama sakallar erkek olduğumuz gösteriyor." Karşınızda Zenne Segâh.

"Kadın dansı yapabiliriz, etek giyebiliriz. Ama sakallar erkek olduğumuz gösteriyor." Karşınızda Zenne Segâh.

Dans severler, "Haydarpaşa Garı’nın işlevsizleştirilmesine karşı tarihi sorumluluğunu” yine dans ederek yerine getirdi.

Sportif salon danslarının ünlü çifti Pavel Pasechnik ve Martha Arndt Bilgi'deydi

Dünya Dans Sporu Federasyonu himayesinde gerçekleşen 11. ODTÜ Uluslararası Cumhuriyet Kupası’nda İrem Türkkan ve Taha Batu Coşar çifti altın madalya kazandı.
Üniversitelerarası Dans Festivali 16 Nisan Cuma akşamı Boğaziçi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde başladı. On yıldır faaliyetine devam eden İstanbul Bilgi Üniversitesi Dans Grubu da festival katılımcıları arasındaydı. Her yıl düzenli olarak festivale hazırlanan Bilgi Dans Grubu’nun kuruluş amacını “Dans severleri aynı çatı altında buluşturmak” olarak tanımlayan ekip çalıştırıcılarından Samet Alyu, 1984 doğumlu ve sekiz yıldır dans ediyor. Bilgi Üniversitesi psikoloji bölümü son sınıf öğrencisi olan Alyu, bir yandan üniversiteyi ziyarete gelen lise öğrencilerine tanıtım toplantıları düzenlerken, bir yandan dans ekibini festivale hazırlıyor. Ekibin bir diğer çalıştırıcısı Zeynep Çiftçili, Bilgi Medya ve İletişim Sistemleri’nden mezun, 1984 doğumlu dans eğitmeni; “Üniversiteye başladığım yıl dans kulübü tanıtımlarını gördüm. Katılmaya karar verdim ve mezun olmama rağmen hâlâ kopamadım” diyor ekibe katılma hikâyesini anlatırken. Çiftçili ve Alyu burada tanışıyorlar. Dans etmenin büyüsünden olsa gerek etkileniyorlar birbirlerinden ve o gün bugündür beraberliklerini sürdürürken aynı zamanda eğitmenlik yapıyorlar. Bilgi ekibi on beş kişiden oluşuyor. Ancak hepsi her koreografide yer almıyor. Üstelik cuma akşamı gerçekleştirilen gösteriye katılan beş çiftin hepsi Bilgi öğrencisi de değil. Kimi arkadaş tavsiyesiyle gelmiş, kimi yüksek lisans yaparken dansa gönül vermiş. 5 aydır dans eden Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Onur Yılmaz (21) “Arkadaşımın partneri gruptan ayrılmış. Bana katılıp katılamayacağımı sordu. Yani tesadüfen katıldım. Beni o heveslendirdi Bilgi dans ekibine katılmam için” diyor. Ekibin gözde isimlerinden Bilgi Uluslararası İlişkiler ikinci.sınıf öğrencisi Tanabay Tokgöz (20) ise, “Annem balerin, babam balet yani benim dansa tutkum doğuştan geliyor. Okulda da böyle bir kulüp olunca girmeden yapamazdım” sözleriyle anlatıyor hikâyesini. Kültür Üniversitesi elektronik bölümü mezunu Levent Ünsal (28) beş yıldır dans ediyor ve burada aldığı eğitimden memnun olduğunu söylüyor. 1991 doğumlusu da var 1975 doğumlusu da ama hepsi aralarında bir uyum yakalamışlar. Sahneye çıktıklarında harikalar yaratıyorlar. Görülmeye değer gösterilerini sergiliyorlar. Sanata destek vermek ve dansı tanıtmak amacıyla yapılan üniversitelerarası dans festivali, aralarında Haliç Üniversitesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Kültür Üniversitesi gibi […]

HaberVs Farklı altyapı ve birikimlere sahip performans sanatçılarını ve izleyicileri, doğaçlama pratiği içinde özel mekânlarda bir araya getirmeyi amaçlayan Transit Festival kapılarını bu akşam açıyor. Tophane’deki Tütün Deposu’nda, geçtiğimiz üç yılın festivallerinden derlenen Retrospektif Fotoğraf Sergisi ile başlayacak etkinlikler 8 Temmuz’a kadar bu mekânda, 10-17 Temmuz tarihlerinde ise Kapadokya’da devam edecek. Koordinatör Defne Erdur Bekdik’in sözleriyle “ses ve hareket yaratımını birbiriyle ilişkilendiren” festivalin ilk ve performansı 3 Temmuz’da. Dünyaca ünlü caz ve doğaçlama basçısı Barre Phillips ve yine doğaçlama dansın en önemli isimlerinden Julyen Hamilton “Mention Obligatoire” isimli duette bir araya geliyor. 1968 yılında caz tarihinin ilk solo doğaçlama kontrbas albümünü kaydeden Phillips, sinema, tiyatro ve bale sanatçılarıyla yüzlerce ortak proje gerçekleştirdi. Avrupa’nın en önemli doğaçlama dans eğitmenlerinden biri kabul edilen Hamilton dansı, doğaçlama metin ve ışıkla birleştirmesiyle tanınıyor. İki usta, İstanbul’da bulundukları süre içerisinde 35 kadar dansçı ve müzisyenin katıldığı “anlık kompozisyon” atölyesini gerçekleştirecek. Atölyenin 8 Temmuz Çarşamba günü bir gösteriyle izleyici karşısına çıkacak. Phillips ve Hamilton ayrıca, 6 Temmuz’da vizyon ve deneyimlerini paylaşmak için düzenlenen panelin konuşmacıları. “Müzisyenlerin dansçıların dilini, dansçıların müzisyenlerin dilini öğrendiği ve birlikte yeni bir dil oluşturdukları” festivalde Türk, Fransız, Norveçli, Bulgar, Yeni Zelandalı, Kolombiyalı, Portekiz, Hollandalı, İspanyol ve Nijeryalı sanatçılar ortak performanslarını sergiliyor. 5 Temmuz akşamı dansçılar Renata Arnedo, Stéphanie Parents ve Defne Erdur Bekdik, müzisyenler Cyprien Bussolini, Youen Cadıou ve Burçin Elmas’la aynı sahnede. 7 Temmuz’da Marjolaine Charbin ile Theodossia Stathi ve Fréderic Blondy ile Yanaël Plumet düetler gerçekleştirecek. Gösteriler saat 20:30’da. Festival 10 Temmuz’da kendini Kapadokya’nın küçük bir beldesi Uçhisar’a “aktarıyor”. Doğal ve kültürel çevrelerin, sanatsal önermelerin kilit unsurları olarak kullanılacağı bir atölye çalışması da köy ve çevresinde, Yanaël Plumet ve Defne Erdur Bekdik tarafından yönetiliyor. Geçen yıl yerli ve yabancı izleyiciler tarafından büyük ilgi gören festival gösterileri bu yıl da yine köy meydanları, vadiler, mağara kiliselerde gerçekleştirilecek. Oldukça mütevazı ücretlerle izlenebilen […]
İlk kez geçtiğimiz yıl MTV ekranında, “Heart Breaker” isimli ilk klibiyle gördük onu. Takım elbiseli, sakallı ve dazlak adam göğüsüne kadar açtığı beyaz gömleğinin yakalarını düzeltiyor, İngilizce söylüyor ve imajıyla ilişkilendirilemeyecek bir müzikte dans ediyordu. Bu imajın ve müziğinin, Türkiye’den çıktığına dair pek bir işaret vermiyordu. İsmi hariç. Zamanla öğrendik Bedük’ü. Festivallerdeki canlı performanslarına tanık olduk ve sahnedeki enerjisine hayran kaldık. 70’lerin ve 80’lerin popüler müzik anlayışını “kendi imkanlarıyla” günümüze uyarlayan bir müzisyen Serhat Bedük. Ankaralı, 30 yaşında. Dünyada DIY (“Do It Yourself”, kendi işini kendin yap) diye isimlendirilen bir anlaşıyla üretiyor. Kendi yapıp seslendirdiği müziği, evindeki stüdyosunda kaydedip, kendi plak şirketinde yayınlıyor. Bununla da yetinmiyor. Albüm tanıtımlarını ve görsel sunumları da hazırlıyor. Yaptığı işi “çok kişilikli gösteri” sloganıyla vurguluyor. Bedük şu günlerde ikinci albümü “Dance Revolution” için bu kez 1990’ların bir düğün salonunda dans ediyor. Funk’tan house’a, diskodan elektronica’ya farklı stillere kayan dokuz parça ve iki adet remix’in bulunduğu bu albüm için çektiği ilk klip Automatik, internette yoğun ilgi görüyor. SantralHaber muhabiri Serhat Bedük’e müzik anlayışını, projelerini ve “düğün salonu”nu konuştu. “Justin Timberlake gibi seksi görünmeye çalışmak hata olur”Automatik parçasına çektiğin klip gerçekten başarılı. Son dönemde MTV Türkiye’nin de açılışıyla Türk müzisyenlerin yurtdışında görünürlüğü arttı. Emre Aydın MTV European Music Awards’ta ödül aldı. Bu klibin Türkiye’yi yurtdışında yanlış yansıtabileceğini düşünüyor musun?Bir işi yaparken “Türkiye’yi nasıl temsil edeceğim” diye düşünürsem işin içinden çıkamam. Türkiye’nin bayrağını taşıma, Türkiye’yi tanıtma gibi bir amacım yok. Amacım kendi duruşumu ve şarkımı tanıtmak. Zaten şimdiye kadar temsilcilik misyonunu üstlenen insanların da yaptığı işleri gördük, Türkiye’nin şu anda Avrupa ve Amerika’da Arabistan gibi tanındığını biliyoruz. Demek ki burda geçmişten gelen bir hata var. Derdim yaptığım işin özünü yansıtmak. Bu şarkı ve klibin de birebir yansıttığını düşünüyorum. alt metni benim bu topraklarda ne yaptığımın ve ne kadar eklektik bir iş yaptığımın göstergesi. Ben ayrıca klibin ülkeyi olumlu […]

Nur Niyaz Bildik Şehir yorgun ve sıkıntılı. Sıcaklardan bunalmak üzereyiz. Oysa daha haziran bile değil. Yine de “yaz geldi” diye düşünmek uzayan günlerin sorumluluklardan arınmış saatlerinin, sıcak akşamların, festivallerin ve müziğin enerjisini taşıyor ruhumuza. “Bir şeyler yapmalı” diyorum, bu enerjiyi yüksek tutmalı. Şehir hareketli. Bu harekete dahil olmalı. Uzun zamandır dans ‘etmekten’ dans ‘seyretmeye’ vaktim olmamış… O zaman yapılacak şey belli. Şehir ajandasını karıştırıyorum, bu aralar dansla ilgili pek çok şey var ama ben neyi izleyeceğimi belirledim çoktan: “Aşklama.” Korhan Başaran’ın ocak ayında da sahnelenen ama bir türlü fırsatını bulup da göremediğim son çalışması. Malum konu aşk üzerine… Hava da aşka müsait… Üstelik Korhan çok beğendiğim bir dansçı ve koreograf. İlk kez ‘Hürrem Sultan’ı izlerken upuzun boyuyla nasıl güzel dans edebildiğine vurulmuştum. Akılda kalan bir vücut dili vardı. Bu yüzden onu ikinci görüşümde hemen tanıyıp çocuksu bir hayranlıkla “aa bu o” deyivermiştim. Korhan Başaran’ın önceden tiyatroya faydalı olsun diye başladığı dansçılık hayatı Ankara Devlet Balesi Koreografı Binnaz Dorkip’le tanıştıktan sonra daha farklı bir yol çizmiş. Dorkip’in yönlendirmesiyle Modern Dans Topluluğu’na girip Beyhan Murphy yönetiminde dansetmiş. Ve devamında da kendi alanında oldukça başarılı isimlerle bir arada bulunma fırsatını yakalamış: Zeynep Tanbay, Timur Ratlas, Yıldız Cankaya, Paul Clayden, Uğur Seyrek… “Yüreğim böyle söyledi” Bu devasa adamı biraz daha yakından tanıyınca yumuşacık bir yürek taşıdığına da şahit oldum. İnsanın içi dansına yansıyor. Korhan’ı anlamak için onu izlemek yeterli belki de. Zaten o da “yüreğim böyle söyledi” diyerek başlamış koreografi yapmaya. Sadece bakmayıp ‘gördüklerini’ anlatmaya karar verince kendine uygun bir dil yaratıvermiş. Anlattığı hikayelerin dürüst olması ve samimiyet taşıması sanırım onu daha farklı kılıyor. Kendisi de diyor zaten: “Seyirci samimiyetsizliği hemen fark eder.” Pek çok sanatçı gibi o da yaşamdan etkilenmiş. İstanbul’da yaşayıp da malzeme bulamamak tuhaf olurdu zaten. Bu şehrin karmaşası, içinde bulunduğumuz zaman, kurduğu ve kuramadığı ilişkiler onun malzemesi olmuş. Ve akımlar […]

Özgecan Okay adresinden bilgi edinebilirsiniz.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Dans Festivali’ne bu yıl Latin dansları damgasını vuracak. Bir çok üniversitenin dans gruplarıyla katılacağı festivale çeşitli dereceler almış profesyonel dansçılar da performanslarıyla konuk olacak.Ceyla Büyükuzun Deniz Yurtkuran
Yasemin Sinopluysinoplu@medyakronik.com Giyindiniz, hazırlandınız partiye gitmek için her şey tamam. Kapıdan çıkarken bir şeyin eksik olduğunu hissettiniz, son anda kulaklıklarınızı ve mp3 çalarınızı almayı unuttuğunuz aklınıza geldi. Kulaklık ve mp3 çalar ne işinize mi yarayacak? Son zamanların gözde parti tekniği “Silent Rave” Türkiye gençliği tarafından yeni keşfedilmeye başlandı. Katılımcılara kendi diledikleri müzik tarzıyla eğlenme olanağı sağlayan partilerin en önemli özelliklerinden biri de herhangi bir bedel ödemeden sınırsız eğlence sunuyor olması. Bu partileri yapmak için gece ya da gündüz fark etmiyor olması katılımcılar için ayrıca bir avantaj sağlıyor. Silent Rave, gece kulüplerinde düzenlenen partilerin pabucunu dama atacağa benziyor… MP3 çalar şart Teknolojinin ilerlemesiyle beraber eğlence sektörü de her gün ortaya çıkan yeni “icatlarıyla” eğlence anlayışını giderek değiştirmeye başlıyor. Avrupa’da doğup giderek gelişen “Silent Rave” partileri bunun en son örneği. Günümüze kadar insanlar toplu halde eğlence mekânlarına ya da partilere gidip aynı müziklerle aynı dansları ederken artık mp3 çalarlarıyla gittikleri her Silent Rave partisinde gönüllerinden geçeni dinleyip aklına esen dansı yapabiliyor. Kimsenin kimseyle konuşmasına gerek kalmadan kendi kulaklıklarıyla ve kendi dünyalarında eğlenmeye dalan insanlar komik ve ilginç görüntülere de sahne olabiliyorlar. Kimi en yakın arkadaşıyla kulaklığını paylaşarak eğlenirken bir diğeri klasik müzik dinleyip kendini orkestra şefi zannedebiliyor. Etraftan geçen insanların tepkileri de bir o kadar ilginç. Grup halinde eğlenmekten sıkılanlara Sessiz çıldırış ya da sessiz çılgınlık, adına ne derseniz deyin, bu yeni parti tekniği alışılmış dans partilerini çok çabuk unutturacağa benziyor. Pop, rock, arabesk ne tarz müzik dinlemek isterseniz serbestsiniz, yeter ki kulaklıklarınız ve mp3 çalarınız yanınızda olsun. Yeni gündeme gelen bu parti şekli İngiltere öncü olmak üzere pek çok ülkede düzenleniyor. Türkiye’de de ilk kez 31 Mayıs’ta Taksim Tünel’de gerçekleşecek partinin davetiyeleri henüz Facebook aracılığıyla gönderiliyor. Yirmi bine yakın insanın davet edildiği partiye katılım sayısı beş bine ulaşmış durumda ve hızla artmakta. On bine yakın kişinin henüz cevap vermediği düşünülürse, Silent […]