Milenyumdan sonra, 1990’larda doğan müzik tarzları geniş kitlelere hitap etmeye başlarken, bir çok yeni müzik tarzı da doğdu ve yeni akımlar ortaya çıktı. Dub, deep house, broken house, bossa nova, progressive, space age, exotica, downbeat, ambient, chill out, trip-hop ve benzeri müzik türleri 2000’lerde gündeme geldi. Alternatif denilebilecek bu tür müzikleri çalan radyolar açıldı ve bu tarzlara ağırlık verilmeye başlandı. Bu yeni müzik türlerinin peşinden sürüklenen kitleler ise, tarza göre kategorilenen organizasyonlarda bir araya geldi. 2000’ler için yeni müzikal akımların doğuşu demek yanlış olmaz. Müzikal farklılıkları gözden geçirirken, 2000 sonrası akımları incelediğimizde göze çarpan en büyük farklılık, 90’lardaki enstrümantal ağırlığın, yerini elektronik tabanlı müziğe bırakması oldu. 2000’lerde hızla gelişen teknoloji elbette müziğin mutfağına da damgasını vurdu. Müziğin dijitalleşmesi olarak adlandırabileceğimiz bu değişimi büyük bir sahneden onlarca enstrümanın inip, yerine sadece bir tane bilgisayarın çıkması olarak görebiliriz. Gerek yeni müzik tarzlarının, gerek pop, jazz, rock gibi ana akım denilebilecek, yerini sağlamlaştırmış kalıcı tarzların uğradığı dijital değişim, 2000 sonrası müzik dünyasının en önemli konusu oldu. Artık aranjesi yapılan bir pop şarkısına, örneğin keman gerekiyorsa; aranjörler, bunu kemancı getirmeden, gerekli müzik programlarını kullanarak kendileri yapabiliyor. Tabii aynı durum tüm enstrümanlar için geçerli. Teknoloji ilerledikçe bilgisayar tabanlı kullanılan enstrümanlar, gerçeklerinden ayırt edilememeye başladı. Bu durum müzik yapımında kullanılan emek gücünü azaltırken, müzik üretimini de kolaylaştırdı. Böylece müzisyenlik artık eskisi kadar emek isteyen bir iş olmaktan çıkarak kolayca edinilebilecek bir sıfat haline geldi. Dijitalleşen müzik teknolojisinin getirisi -bir yandan da götürüsü- olan “kolay müzisyenlik” 2000’lerde akıl almaz bir biçimde çoğaldı. Oldukça düşük bütçelerle kurulabilen “home studio”lar , evinde müzik yapmak isteyen insanlara büyük olanaklar sundu. İnternet üzerinde geniş kitlelere sahip bireysel müzik paylaşımına imkan veren sosyal platformlar, “kolay müzisyenlerin” yaptığı eserleri duyurabilmeleri ve paylaşabilmeleri için büyük bir ortam sağladı. Bu durumun en büyük sonucu ise amatör-profesyonel veya iyi müzisyen-kötü müzisyen koşullarının dijital ortamda eşitlenerek ayrımının […]