Ahmet Şık: “Bu talimatlar bana vahiyle mi geldi?”

Ahmet savunmasını tamamladı. Asıl gizli örgütün uydurma delillerle kendisini buraya getirenler olduğunu söyledi ve bunun ortaya çıkartılmasını istedi

Ahmet savunmasını tamamladı. Asıl gizli örgütün uydurma delillerle kendisini buraya getirenler olduğunu söyledi ve bunun ortaya çıkartılmasını istedi

Ahmet Şık'ın "000Kitap: Dokunan yanar" adıyla yayınlanan kitabına imza koyan yazarlar TÜYAP'ta basın toplantısı düzenledi

Ahmet Şık'ın "İmamın Ordusu" adıyla tanınan ve internette "Dokunan yanar" adıyla yayınlanan kitabı 125 imzayla kitapçılarda

Medya etiği yazarı Alper Görmüş, her fırsatta dönüp Ahmet Şık’a, kitabına, Ahmet ve Nedim’e destek olmak için sokağa dökülenlere çakıyor. Peki neden?
HaberVs Avukat Ergin Cinmen‘in de aralarında bulunduğu bir grup avukat bugün Kadıköy Adliyesi’nde Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’na destek için yapılan yürüyüş sonrasında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ‘na (HSYK) şikayet dilekçesi gönderdi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin Ahmet Şık’ın kitap taslağının toplatılması için 23 Mart tarihinde verdiği kararın ve Savcı Zekeriya Öz tarafından verilen talimatın “yargının tarafsızlığı ve hukuk kurallarına bağlılığı” ilkelerine açıkça aykırı olduğu, ayrıca “görevi kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu belirtilen dilekçede HSYK’nın sorumlular hakkında gerekli işlemleri yapması talep ediliyor. Kitap taslağına el konulması ve bilgisayarlardan silinmesi uygulamasının tam anlamıyla “sansür” olduğu belirtilen dilekçede kararın ve uygulamanın toplam beş ayrı suçu içerdiği ifade ediliyor. Sansürden sonra ikinci hukuksuzluğun avukat bürosunda yapılan aramalar olduğu ifade edilerek “avukat bürosunda müvekkil aleyhine delil aranamayacağına”vurgu yapılıyor. Üçüncü hukuksuzluğun savcılık talimatıyla ortaya çıktığı belirtilen dilekçede “Bu belgeyi bulundurup da savcılığa teslim etmeyen veya bilgisayarından silmeyen kişilerin ‘örgüte yardım’ suçunu işlediğini varsaymak yargısız infaz anlamına gelir”deniyor. Dilekçede dördüncü olarak uygulamaların, avukatların mesleki faaliyetini ve avukat-müvekkil arasındaki yazışmaların gizliliğini güvence altına alan Birleşmiş Milletler Havana Sözleşmesi‘nin 16’ncı ve 22’nci maddelerine aykırıolduğu dile getiriliyor. Beşinci olarak Avrupa Birliği Avukatlık Prensipleri‘nin de “Avukatlık mesleğinin icrasında özgürlüğün ayrım gözetmeden, hükümet veya kamudan gelebilecek her türlü uygunsuz müdahalelere yer vermeyecek şekilde korunması, teşvik edilmesi ve bağımsızlık prensibine saygı gösterilmesi için gereken tüm tedbirler alınmalıdır” kuralının da çiğnendiği belirtiliyor.

HaberVs editörü, gazeteci ve fotoğrafçı Ahmet Şık’ın çektiği fotoğraflardan oluşan, ‘Ben Tanığım’ adlı sergi, 8 Nisan Cuma saat 19.00‘da, Şık’ın tutukluluğun 38. gününde Karşı Sanat’da açılıyor. 12 Nisan tarihine kadar açık kalacak sergi, Ahmet Şık’ın onyıllardır süren gazetecilik ve fotoğrafçılık dönemine ait 30 fotoğraftan oluşuyor. Ahmet’in fotoğrafçı arkadaşları tarafından hazırlanan sergide Ahmet Şık’ın ‘Başkasının Acısına Bakmak-Mayın’ konulu fotoğraf çalışmalarından örnekler de görülebilecek. 9 Nisan Cumartesi günü saat 12.30’da Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelecek fotoğrafçılar daha önce de yaptıkları gibi Galatasaray Postanesi’nden Ahmet Şık’a fotoğraf gönderdikten sonra sergi salonuna dönecekler. “Ben Tanığım” adlı fotoğraf sergisi, Nisan – Mayıs ayları boyunca, İstanbul’da sokaklarda yürüyen sergi ve Ahmet Şık’a fotoğraf gönderme eylemleriyle birlikte çeşitli mekanlarda sergilenecek. Sergi Takvimi: 8-12 Nisan Karşı Sanat Galerisi (Gazeteci Erol Dernek Sokak No:11 Beyoğlu)Açılış: 8 Nisan Cuma saat 19:00 16-22 Nisan Evrensel Sanat Galerisi (Kamerhatun Mahallesi, Alhatun Sokak, No:25 Tarlabaşı / Beyoğlu)Açılış: 16 Nisan Cumartesi saat 14:00 Yürüyen Sergi Etkinliği: 16 Nisan Cumartesi saat 13:00Galatasaray Meydanı – Evrensel Sanat Galerisi 23-29 Nisan Kazım Koyuncu Kültür Merkezi (Caferağa Mah. Mühürdar Cad. No 95 / A Caferağa / Kadıköy)Açılış: 23 Nisan Cumartesi saat 14:00 Yürüyen Sergi Etkinliği: 23 Nisan Cumartesi saat 13:00Kadıköy Beşiktaş Vapur İskelesi – Kadıköy Postanesi-Kazım Koyuncu K.M. 03-08 Mayıs Nazım Hikmet Kültür Merkezi (Ali Suavi Sokağı (Sanatçılar Sokağı), No: 7 Kadıköy)Açılış: 03 Mayıs Salı saat 19:00 Yürüyen Sergi Etkinliği: 03 Mayıs Salı saat 16:00Kadıköy Postanesi-Kazım Koyuncu K.M. – Nazım Hikmet K.M. 1 / 2

Ahmet Şık’ın kitabı Cemaati neden bu kadar kızdırdı? Ergenekon soruşturmasına yeni bir bakış açısı getirecek ayrıntılar neler? Gazeteci Cengiz Erdinç, “Dokunan Yanar” kitabındaki ayrıntıları yorumladı.

“…haber yapılamayan ülkede belki kitap yazmak değil ama okuyucuya ulaştırmak hayli zor olacakmış gibi görünüyor.” (Ahmet Şık) HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık‘ın sansürlenen kitabı İmamın Ordusubugün saat 15:00 civarında internet üzerindeki paylaşım sitelerinde yayınlandı. Google Dokümanı ve PDF olarak paylaşılan kitap taslağı 298 sayfa uzunluğunda ve gazeteci Aydın Engin paylaşılan kitabın kendine ulaşan son taslakla aynı olduğunu açıkladı. Kitap taslağının üzerinde sarıya boyanmış bölümler Ahmet Şık tarafından alınan son notları gösteriyor. Kitabın son bölümünde Şık’ın kitabın ilk baskısı için düştüğü ve kitabın henüz tamamlanmadan baskıya verildiğini belirten şu not bulunuyor: “Cezaevine konuldukları günden bu yana medyada çıkan haberlerle ilgili kendilerini savunmalarına olanak olmayan bu kişilerle ilgili iddiaların ne kadarının doğru olduğu eğer adil bir yagılama süreci yaşanırsa ortaya çıkacak. Bu süreçte hakkında en çok haber yapılan kişi elbette ki Hanefi Avcı’ydı. Avukatları ya da cezaevinden gönderdiği mektuplarla kendisine yönelik suçlamalara yanıt vermeye çalışan Avcı’nın sesi duyulmadı ya da duyuruymak istenmedi. Avcı’nın hem hakkındaki iddialara yanıt vermesi hem de kafalarımıza takılan soru işaretlerini giderebilmek için tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’ne gönderdiğim bir mektupla kendisine bazı sorular yöneltmiştim. Kendisini görme olanağı buluna aracılar vasıtasıyla sorularımı yanıtlayacağını söylemişti. Elinizde tuttuğunuz bu kitap Avcı’nın sorularıma verdiği yanıtarla sona erecekti. Ancak kitap henüz bitmeden Soner Yalçın ve iş arkadaşlarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında kamuoyu bu çalışmadan haberdar edildi. Arama yapılan odatv’nin bilgisayarlarında henüz tamamlanmamış bu kitabında bulunduğu ortaya çıktı. Ergenekon’un yazdırdığı ima edilerek bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütülen bu kitap anlaşılan birilerini ürkütmüştü. Başlangıçta da söylediğim gibi üzerime atılan şaibeleri gidermek adına kitap tamamlanmadan baskıya verildi. Haliyle Hanefi Avcı’ya yönelttiğim soruların yanıtı da kitabın içinde yer alamadı. Bu satırlar yazılırken yanıtlar halen de gelmemişti. Eğer ki beklediğim yanıtlar gelirse sonraki baskılarda bu yanıtlara da yer vererek kitap tamamlanmış olacak.” HaberVs’yi Facebook ve Twitter sayfalarından takip edebilirsiniz Ahmet Şık, kitabın Sonsözbölümünü de neredeyse başına gelecekleri öngören bir paragrafla […]
Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu adlı kitap taslağı Dokunan Yanar başlığıyla internette yayınlandı. Kitap Google dokümanı ve PDF formatında buradan>> indirilebiliyor.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göre “ifade özgürlüğünün de bir sınırı var. Kitap taslağında değişik kişilerin notları bulunduğu için terör örgütünün amacına hizmet ediyor.” HaberVs editörü Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adlı kitap taslağına el konulmasıyla ilgili itiraz reddedildi. Mahkemenin kararında, “İmamın Ordusu isimli taslak metnin ve nüshalarının iddia konusu ‘Ergenekon silahlı terör örgütünün’ amaçları ve talimatları doğrultusunda kamuoyunu yönlendirmek ve bu amaçla açılmış davaları etkilemek amacıyla bir ekip tarafından hazırlanmış proje çalışması niteliğinde olduğu konusunda somut olgular bulunduğunun anlaşıldığı” belirtildi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesinde ”ifade özgürlüğü”, anayasanın 25. maddesinde ”düşünce ve kanaat hürriyeti”, anayasanın 26. maddesinde “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” ve anayasanın 28. maddesinde “basın hürriyeti” düzenlemelerine yer verildiğini kaydederek, anayasanın 26/2. maddesinde ise bu hürriyetlerin kullanılmasının “milli güvenlik, kamu düzeni, cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amacıyla sınırlandırılabileceğini” ifade etti. Basın Kanunu’nun 2 ve 3/1. maddelerinde, tanımlamalar ile basın özgürlüğüne, aynı kanunun 3/2. maddesinde ise anayasanın 26/2. maddesindeki düzenlemeye paralel olarak basın özgürlüğünün sınırlandırılabileceği hallere yer verildiğini bildiren heyet, 1. maddesinde ”terör” kavramının tanımının yapıldığı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2. maddesinde de “terör örgütü propagandası yapma” suçunun cezalandırılmasıyla ilgili düzenleme olduğunu kaydetti. Söz konusu bütün maddelerle birlikte değerlendirildiğinde basın özgürlüğünün anayasa, AİHS ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının belirlediği ilke ve kurallara uygun olarak açıklanan ölçütler çerçevesinde sınırlandırılabileceğini belirten heyet, “Basın hürriyetinin koşulsuz ve sınırsız olamayacağı açıktır” ifadesini kullandı. Mahkeme heyeti, İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce hakkında “el koyma” kararı verilen taslak metinlerin Basın Kanunu’nun 2. maddesinde tanımı yapılan “basılmış eser”, “yayım” ve “süresiz yayın” özelliğini henüz kazanmadığınıve metin niteliğinde olan taslağın bu nedenle Basın Kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceğinibelirterek, söz konusu “İmamın Ordusu” isimli taslak metinlerinin nüshalarının farklı içeriklerde olduğunu […]

HaberVs / Bianet Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davaya İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor. Davayı, Paris Barosu’ndan bir hukukçu delegasyonu da izliyor. Hrant Dink’in arkadaşları saat 10.00’da Dolmabahçe’de biraraya gelerek Beşiktaş Adliyesi’ne yürüdü. “Hrant İçin Adalet İçin” internet sitesinde yayınladıkları açıklamada “Hrant’ın gerçek katilleri onları saklayan ve koruyan resmi örtünün altından çıkarılıp teşhir edilene kadar ayaktayız, sokaktayız. Sizi de Dink ailesi ve Hrant’ın arkadaşlarının yanında, adalet mücadelesine katılmaya çağırıyoruz.” diyen grubun ellerinde tutuklu gazeteci Ahmet Şık‘ın sansürlenen kitabı “İmam’ın Ordusu”nun temsili kopyaları da vardı. Dink Ailesi avukatlarının bu duruşmada, 19 Ocak 2007’de işlenen cinayetle ilgili Akbank kamera görüntülerinin silinip silinmediğini veya geri kazandırılıp kazandırılamayacağını ortaya koyamayan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) raporuyla ilgili taleplerini dile getirmeleri bekleniyor. Avukat Fethiye Çetin, son aylarda Ankara’da dinlenen kimi tanıkların beyanlarıyla ilgili mahkemeden bazı isteklerinin olacağını ifade etti. Ayrıca, bugünkü duruşmada da bazı tanıkların dinlenmesi bekleniyor. Avukat Bahri Bayram Belen ise bianet’e, “TÜBİTAK raporuna itiraz edeceğiz. Özellikle Emsale Çakmak gibi görgü tanıkların gelmesini çok önemsiyoruz. Polis, herkesi iğne deliğinden çıkarıyor da bu tanıkları bulamıyor” dedi. Paris Barosu’ndan Marie-Alix Canu-Bernard, Elise Erfi ve Paris Barosu Ermeni Avukat ve Hukukcular Dernegi (AFAJA) Eşbaskanı Alexandre Aslanian, Temmuz 2009’da da yargılamayı izleyen Brüksel Barosu eski başkanı Yves Oschinsky de duruşma için İstanbul’a geldiler. Davayı izlemek için beşinci kez İstanbul’a geldiğini söyleyen Aslanian, Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci Ahmet Şık ile birlikte tutuklanan Nedim Şener’in dava açısından önemine vurgu yaptı: “Nedim Şener bu dava için önemli olan bilgileri elde etmiştir. O yüzden bu dava çerçevesinde kendisinden bilgi alınacağına, sadece işini yaptığı için hapishaneye gönderildi. Bu neden yapılır, anlayamıyorum. Davayı büyük ilgiyle izliyoruz ancak çok da üzülüyoruz.” Paris Barosu yönetiminden Marie-Alix Canu Bernard da “Burada olmak zorundayız çünkü bunu hissettirmek istiyoruz. Adaletin nasıl işlediğini görmek önemli. Hakimler ellerinden geleni yapıyorlar ama ne kadar bağımsızlar şüpheliyim. ” diyerek […]

Çeşitli internet sitelerinde ve paylaşım ortamlarında bulunduğu veya bulunacağı söylenen İmam’ın Ordusu adlı kitabın Ahmet Şık tarafından kaleme alınan orijinal versiyonu hiç bir internet sitesinde mevcut değil.
Şafak Eser Olmasını isterdim, evimin basılacağını, bilgisayarımın kurcalanacağını hatta alınıp götürüleceğini bilsem de o kitabın bende de olmasını isterdim. Çünkü okumayı isterdim o kitabı… Olsaydı o kitabın dijital hali bende, saatime, telefonuma, fotoğraf makinemin hafızasına oğlumun oyun aletine, mail adreslerime, bir yerlere saklar vermezdim. Gizli gizli okurdum, elimde olsaydı.12 Mart döneminde küçük bir çocuktum. Deniz Gezmiş’i, denizleri gezmiş biri olarak düşünüyordum. Sonra evde büyük üzüntü yaşandı bir gün. Adını daha az duymaya başladık sonra. Ama kitaplarımız duruyordu. 12 Eylül’de, ben de solcuydum ama yaşım henüz 15 civarında olduğu için işkencehaneleri görmedim. Diyarbakır’da arkadaşlarımı aldılar, anlatılanları duydum… Ama kitaplarımız saklanmış da olsa yine bir şekilde evdeydi. Artık yetmez ama ‘ileri demokrasideyiz’. Evimizde binlerce kitap var. Öyle korkular yaşayacağımızı da sanmıyorum. 6 yaşındaki oğlumun da kütüphanesi var. Henüz okuma yazma bilmiyor ama resimlerine bakıyor kitaplarının, bize okutuyor. Ertesi gün bir daha okutuyor. Hayvanları çok seviyor. Kılıç balığının avlanmasına karşı çıkıyor. Küçük balıkları tezgâhta gördüğünde balıkçı amcalarına kızıyor. Balığı çok sevmesine rağmen sadece hamsi ve somon yiyor. Filleri, zürafaları, maymunları çok seviyor. İnsanların maymuna benzediğini ama kuyruğunun olmadığını söylüyor ve farkı “Çünkü bizim kuyruğa ihtiyacımız yok” diye açıklıyor. Ahmet’in kitabını bana okutmayanlar, oğlum okula gittiğinde ona insanın maymundan gelmediğini, yaratıldığını anlatacaklar. Ben inanıyorum ki oğlum onlarla başa çıkabilir. Çünkü zeki, sorgulamayı biliyor. Ama onlar “yaratıldığına inanmaya” zorlayacak oğlumu. Çünkü onlar karşıt düşünceyi bilmiyorlar, tahammül edemiyorlar. Çıkmayan kitaptan bile korkuyorlar. Kitabın yayımlanmasıyla eleştirilebileceğini bilmiyorlar. Eleştiri yok onların hayatında. İmamın dediği doğru, çünkü… Sorgulama, muhakeme yok onlarda. İtaat var, körü körüne. İtaat etmeyeni dışlama, yok etmeye çalışma, yok etme var. Cumhuriyet’te, Radikal’de birlikte çalıştık Ahmet’le. Birbirimizin haberlerini okuduk, yardım ettik hazırlarken, redakte ettik yazarken. Pişmanım, Oda TV baskınından sonra telefonla aradığım Ahmet’ten okumak üzere almadığıma o kitabı… Ahmet’in kitabı bende yok. Olsaydı…
Ahmet Şık’ın tutuklanmasından sonra, arkadaşları tarafından oluşturulan ahmetbiziz.wordpress.com sitesi tarafından organize edilen mektup kampanyası yarın (26 Mart cumartesi) saat 12:00’de gerçekleştiriliyor. Mektup kampanyasını organize etmek için açılan sitede, “Biz Ahmet’in temizliğine, Ahmet’in özgür, adil, eşit bir dünya düşüne inananlar olarak 26 Mart Cumartesi günü, Saat 12.00’de, Galatasaray Postanesi önünde buluşuyor ve Ahmet’e yalnız olmadığını söyleyen mektuplarımızı gönderiyoruz. Bizim gibi düşünen herkesi de yanımızda olmaya davet ediyoruz.” diyerek çağrıda bulunuluyor. Eylemin organizasyonu için açılan bir de Facebook Etkinlik sayfası bulunuyor. Hem sitede hem de Facebook etkinliğinde “Mektuplarımızı zarfa koyup aşağıdaki adresi yazarak gelelim. İstanbul’da olmayan arkadaşlar, kendi şehirlerinden göndererek destek olabilirler.” deniyor. Ahmet Şık’ın mektup adresi ise şöyle: Ahmet ŞıkSilivrii 2 No.lu Hapishanesi B-9 Koğuşu Silivri – İstanbul
İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Erman’a göre, Ahmet Şık’ın kitabına yönelik yayın durdurma kararı aynı anda hem anayasaya, hem Ceza Muhakemesi Yasası’na hem de adil yargılama hakkına aykırı. HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Erman, Ahmet Şık’ın kitabına yönelik toplatma ve yayın durdurma kararlarının aynı anda hem anayasaya, hem ceza muhakemesi yasasınaı hem de adil yargılama hakkına aykırılık oluşturduğu değerlendirmesini yapıyor.HaberVs‘nin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin henüz yayınlanmamış bir kitaba yönelik el koyma ve toplatma kararıyla ilgili görüşüne başvurduğu Erman, şu değerlendirmeyi yaptı: 1. Arama kararında, kitap taslağının henüz yayımlanmadığı için kitap vasfında olmadığı ileri sürülmüştür.Bilindiği gibi, basın özgürlüğü, haberin araştırılması anından halkın bilgisine sunulduğu ana kadar korunur. Dolayısıyla kitap taslağının basın özgürlüğünün alanı dışında kalması mümkün değildir. Bu durumda da, söz konusu kararın Anayasa’nın 28. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.28’inci maddeye göre basın hürdür, sansür edilemez. Sansür, bir basılı eserin basımından önce kamu otoritesinin denetiminden geçmesi anlamına gelir. Bu otorite idare, yargı veya yasama olabilir. Olayda arama ve el koyma kararı açıkça sansür anlamına gelmektedir ve arama kararının içeriği de tam olarak bunu ortaya koymaktadır. “kitabın bastırılarak sansasyon ve dezenformasyon yapılmasının planlandığı, yargılanan örgüt üyelerine de bu suretle moral ve motivasyon verilmeye çalışıldığı,” gibi gerekçelere dayanılması, alınan önlemin kitabın yayımının durdurulmasına yönelik olduğunu göstermektedir. 2. Arama kararında, kitap taslağının örgütsel doküman niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.Kitabın içinde örgütün propagandasına yönelik olduğu iddia edilen sözlerin ne olduğu arama kararından belli değildir. Ancak örgütsel doküman ve propaganda olarak kabul edilebilmesi için bir metnin bu şekliyle yayımının sağlanması amacı güdülmelidir. Kaldı ki örgüt propagandası da olsa, bir metnin yayımından önce durdurulmasını sağlayabilecek herhangi bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.3. Arama sırasında “bütün nüsahalara el konulacağı” şeklinde bir ifade kullanılmaktadır.Arama ve el koyma tedbirinin amacı, işlenecek suçların önlenmesi değil, ancak işlenmiş bulunan suçlar hakkında delil elde edilmesidir. Bu durumda, […]
HaberVs / Bianet /Ajanslar Dün gece İthaki yayınevi ve yayınevinin çalıştığı matbaaya yapılan polis baskınıyla başlayan süreç, bugün Ahmet Şık’ın yayınlanmamış kitabına mahkeme kararıyla uygulanan sansürle devam etti. Dün gece yapılan baskından sonra bugün öğlen saatlerinde tekrar İthaki Yayınevi’ne gelen polis yayınevindeki tüm hard disklere el koydu. Bu olaydan kısa süre sonra bu kez Ahmet Şık’ın evine gelen polis, Ahmet Şık’ın eşi Yonca Şık’a Ahmet Şık’ın henüz yayınlanmamış kitabıyla ilgili toplatma ve el koyma kararını tebliğ etti. Ardından kitabın kopyalarının bulunduğunu düşünülen Ahmet Şık’ın Avukatı Fikret İlkiz’in NTV’deki ofisinde ve Ertuğrul Mavioğlu’nun Radikal Gazetesi”ndeki ofisinde polis tarafından arama yapıltı. Arama yapılan mekanlarda dijital ortamda bulunan kitap taslaklarının kopyalarını alan polis bilgisiyarların tümünden kitabın kopyalarını sildirdi. Yaşanan sürecin adil bir yarfılamadan çok sansür olduğunu belirten pek çok kurum ve kişi polis tarafından gerçekleytirilen oprasyonlara tepki gösterdi. Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Enver Ercan, Pen Türkiye Merkezi 2. Başkanı Halil İbrahim Özcan ve Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal imzasıyla yayımlanan açıklamada, gazetecilerin tutuklanarak cezaevlerine koyulmasının yaygınlaşmasından endişe duyduklarına vurgu yapıldı. “Gerçek demokrasinin karşıt fikirlerin serbestçe ifade edildiği, insanların beğenmeseler dahi bu görüşleri hoşgörü ile karşıladıkları bir rejim olduğu” ifadelerine yer verilen açıklamada yazma ve yayınlama özgürlüğünün yaşamak ile eş değer olduğu vurgusu yapıldı. Açıklamada; düşünce özgürlüğü ve yayınlama ile iligli anayasanın 26. Ve 29. maddelerine yer verilirken Yargıtay’ın “düşünce özgürlüğü” ile ilgili bazı kararları örnek göstererek kararın sonucunun “temel hak ve özgürlüklerin gerekliliği ve çağımızın tartışılmazı” olduğunun altı çizildi. Türkiye Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Ragıp Zarakolu da askeri cunta dönemleri dışında ilk defa bir yayınevinin böylesine bir uygulamayla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Yaşananların yayınlama özgürlüğü bakımından asla kabul edilemeyeceğini söyleyen Zarakolu, “Bu yaşananlar ne yazık ki, pek çok yayınevini otosansür uygulamaya yöneltecektir. Bu durumda olay yargıya bile varmadan herkes kendi sansürcüsü olacak. Yayınlama Özgürlüğü Komitesi olarak bunu protesto ediyoruz” […]
HaberVs editörü Ahmet Şık’ın kitabını yayınlamayı planlayan İthaki Yayınevi polis tarafından basıldı. Polis kitabın bir kopyasını aldı yayınevindeki elektronik dokümanı imha etti. HaberVs Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan HaberVseditörü Ahmet Şık‘ın kitabını yayınlamayı planlayan İthaki Yayınevi polis tarafından basıldı. Yayınevinin İstanbul Kadıköy’deki merkezinde dün gece polis ekiplerince yeni saat süren bir arama yapıldı. Savcı Zekeriya Öz’ün talimatıyla yapılan aramada polis ekiplerinin Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adıyla yayınlanması planlanan kitabını aradıkları belirtildi. Aramadan sonra gazetecilere açıklama yapan yayınevi sahibi Ünal Koçan, polislerin genel olarak Ahmet Şık’ın kitaplarını sorduklarını söyledi. Arama sırasında yayınevinde bulunan Editör Ahmet Öz ise polislerin, Ahmet Şık’ın daha önce yayıneviyle çalışırken bir kopyasını kendisine gönderdiği kitabı aldıklarını söyledi. Polislerin o kopyayı aldığını, bilgisayardaki elektronik dokümanı da imha ettiğini kaydeden Ahmet Öz, gün içinde konuyla ilgili ayrıntılı bir açıklama yapacaklarını ifade etti. Gazetecilerin, ”Kitabın basımıyla ilgili bir hazırlığınız var mıydı?” şeklindeki soruları üzerine de Ahmet Öz, herhangi bir hazırlıkları olmadığını, buraya henüz iki gün önce taşındıklarını ve halen taşınma işleriyle uğraştıklarını belirterek baskınla ilgili şunları anlattı: “‘Galiba telefonları dinlediler. Kitabın ilk 20 sayfasını bile okumadım. Baskıyla ilgili bir hazırlığımız yoktu. İçeriden sadece kitabı aldılar. Aramanın uzun sürmesi, teknik sorunlardan kaynaklandı. Savcı Zekeriya Öz’ün kitapla ilgili bir kanısı var, ona istinaden gelmişler. Ahmet Şık tutuklanmadan önce kitabın yayımlanmasına vaktimiz olmadı, o da başka yayınevleriyle görüşüyordu.”