Etiket marketing

Bunun için doğdunuz, markamıza değer kattınız

Müge Doğrular sitesi. Bu kampanyada da Ülker’in “Aklımızda futbol, kalbimizde Türkiye” sloganından çok, reklam filminde kullanılan parçanın öne çıktığını görüyoruz. Daha önce ülkemizde de bir konser vermiş olan Helldorado grubuna ait “A Drinking Song” şarkısının Türkçeleştirilmiş melodisi akılda kalırken, çeşitli ana haber bültenlerinde parça uyarlama olduğu halde çalıntı olduğu epeyce tartışıldı. Son olarak, Milli Takım’ın 6 senedir resmi sponsoru olan Efes Pilsen ve rakıda pazar birincisi olan Yeni Rakı, her maç için özel, çok daha yumuşak bir tonda yayınladığı gazete ilanlarıyla iletişimini devam ettiriyor.

Daha az mağaza, daha çok online alışveriş

Medyakronik Uluslararası ödeme sistemleri şirketi Visa Europe’un hazırlattığı bir araştırmaya göre, 2012- 2015 döneminde internet kanalıyla gerçekleşen satışlar, toplam cironun yüzde 18,8’ini oluşturacak. Visa Europe’un İngiltere’deki Perakende Araştırma Merkezi’ne hazırlattığı “Geleceğin Mağazası 2012-2015” araştırması, online kanalların yakın bir zamanda geleneksel perakendeciliğe üstün geleceği iddialarının tersine, bu iki alanın pazarda birbirlerini tamamlayıcı rollere sahip olabileceğini ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre web sitelerinin daha çok, “işleme dayalı” hale geleceği, bunun sonucunda da perakende sektöründe teknolojinin uygulanmasının yaygınlaşacağı tahmin ediliyor. Ortalama perakende cirosunun yüzde 18’8’lik bölümü online kanaldan sağlanırken bu oran bazı ürünlerde yüzde 40’ın üzerine çıkıyor. Örneğin CD, DVD ve oyun satışlarının yüzde 42’si, cep telefonlarının yüzde 41,6’sı bilgisayarların yüzde 37,2’si, kitapların yüzde 34,7’si internetten satın alınacak. Buna karşılık bazı ürünlerin internet satışlarının toplam satışlar içindeki payı da düşük kalmaya devam edecek. Yüzde 10-12 arasında en düşük internet payına sahip ürünler ev eşyaları, mobilyalar, halılar ve süpermarket ürünleri olacak. İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç, İtalya ve İsveç’te 300 perakendeci ile yapılan araştırmaya göre, 7 yıl içinde, Avrupa’daki mağazaların sayısında bir düşüş bekleniyor. Araştırmaya katılan perakendecilerin yüzde 28.7’lik bir bölümü için, sokaktaki mağazalarının kaderi belirsiz görünürken; yüzde 70’i ise, bu süre zarfında yeni biçimlerin açığa çıkması ve daha fazla bilgi hizmeti sunulmasıyla birlikte, mağazaların bugünkü formatlarının dışında hizmet vereceğini düşünüyor. Araştırmaya göre, gelecek dönemde daha küçük mağazalar yüksek miktarda stok bulundurmak yerine hizmet ve bilgiye odaklanacak. Müşteriler için otomatik tarama Ön plana çıkan bir diğer gelişme de otomatik tarama – otomatik ödeme olacak. Müşterinin sepetindeki ürünleri kasiyer olmadan ödemesi anlamına gelen otomatik tarama veya otomatik ödeme sistemleri perakendecilerin yüzde 22’den fazlası tarafından önümüzdeki 5-7 yıl içinde kullanılmaya başlanacak. Yine perakendecilerin yaklaşık yüzde 50’sinin, nüfus ve müşteri kartı bilgilerini kullanarak e-posta ya da mektup yoluyla, müşteriyi hedefleyen promosyonlara yönelmesi de beklenen bir diğer gelişme olarak öne çıkıyor.

Kadınların sesiyle “Kadından Kentler”

İlknur Aydoğan Yazar Murathan Mungan’ın son kitabı “Kadından Kentler”, önceki gün Santralistanbul’da gerçekleşen özel gecede okuyucuya farklı bir şekilde tanıtıldı. Sinemanın, müziğin, tiyatronun önemli kadın isimleri Mungan’ın hikâyelerindeki kadınlar oldular ve hikayelerden parçalar okudular. Türkiye’nin 16 şehrinde geçen kadın hikayelerinden oluşan kitabın özel gecesinde Macide Tanır, Nedret Güvenç, Ayla Algan, Arsen Gürzap, Bennu Yıldırımlar, Türkan Şoray, Müjde Ar, Sezen Aksu, Derya Alabora, Jülide Kural, Başak Köklükaya ve Suzan Avcı vardı. Kenan Işık’ın sunduğu gecede mekan Santralistanbul’daki Enerji Müzesi’ydi. Davetlilerin ve basının toplandığı alandan yüksekte bir balkonda, her zaman bir araya gelmesi mümkün olmayacak kadınlar yanyanaydı. Tam olarak bir tiyatro sahnesi dekoru olmasa da kitaba fon oluşturacak bazı şeyler vardı hikâye kadınlarının yanında; gelinlik, dansöz kıyafeti giyen cansız mankenler, bavul ve komodin. Ayrıca salonun girişinde otogar sahneleriyle dolu bir film oynuyordu ve önünde türlü kadın ayakkabıları vardı. Bu ufak prodüksiyon bir kitap için, “Kadından Kentler” için hiçbir şeydi, zira yukarıda prodüksiyonun alâsı yapılıyordu. Kültür ürünlerinin birbiriyle iç içe geçmesine alışkınız ama bunun kanlı canlı insanlarla, kanı canı bize, Murathan Mungan’a mal olmuş kadınlarla gerçekleştirilmesi geceyi bambaşka bir hale getiriyordu. İlk hikâyeyi oyuncu Arsen Gürzap okudu, ardından Jülide Kural. Türkan Şoray farkı Sırası gelen o tanıdık sesler, sevdikleri yazar Murathan Mungan’ın kelimelerini okuyorlardı. O akşam “Okuma Akşamı’” olarak geçiyordu, okunan bir şeyi izlenebilir hale getirmek için isimler de mükemmeldi ama dinleyicilerin yekten izleyici olduğu an Türkan Şoray okumaya, oynamaya, yaratmaya başladığı andı. “Geceye damgasını vuran” yakıştırması belki oradaki bütün kadınlar için geçerli olabilir ama o akşam herkesi büyüleyen isim Türkan Şoray’dı. Aşağıdan ona bakan gözlerin hayranlığı bir yana, yanındaki kadınlar da onun oyunculuğuna tanık olmanın keyfini yaşadılar. Sezen Aksu, Müjde Ar, Ayla Algan, Bennu Yıldırımlar.., oradaki 12 kadının hepsi de hakkını vererek okudular öyküleri. Murathan Mungan’ın teşekkür konuşmasıyla sona eren okuma akşamının sonunda, Mungan’ın sihirli kelimeleri 12 kadının sesiyle Enerji Müzesi’nin atmosferine […]

Kendi alyansını kendin tasarla

Evlilik öncesi en önemli ve en heyecan verici şeydir alyans seçimi. Günlerce kuyumcular gezilir, tasarımı beğenirsiniz parmağınıza uymaz, parmağınıza uysa içinize sinmez; iki seçeneğiniz vardır ya direkt satın alırsınız ya da yaptırırsınız. Ama her zaman bir şeyler eksik kalır ömür boyu taşımak için yemin edeceğiniz ve aşkınızın sembolü olan bu yüzüklerde. Belki de “duygu” dur eksik olan bu duygular karmaşası içinde. New York’ta alyanslara duygu katmak isteyen bir kuyumcu yeni evlenecek çiftlere üçüncü bir seçenek sunarak kendi alyanslarını tasarlama ve yapma imkânı veriyor. Bir gün boyunca çifte özel verilen dersler ve yardımlarla, çiftlere unutamayacakları bir anının yanı sıra yüzüklerine emeklerini ve duygularını katmalarının sevinci yaşatılıyor. Bir günlük bir eğitim süreci ile oluşturulacak normal bir çift alyans 1,075 dolar olarak fiyatlandırılırken, daha fazla eğitim gerektiren tasarımlar için ek olarak çalışılan her güne 850 dolar alınıyor. Henüz New York ve San Francisco’da ulaşabileceğiniz bu hizmet kısa bir süre içerisinde Türkiye’de ki kuyumcular arasında yaygınlaşıp bir trend olacağa benziyor. Bizden duyurması… Daha fazla bilgi için http://www.newyorkweddingring.com/

İnternette içeriğe bağlı yeni bir reklam modeli…

Güventürk Görgülü Yeni yılla birlikte Türkiye’deki internet dünyası yeni bir reklam mecrası ile tanıştı. Linkz Medya şirketinin www.Linkz.net adresinde faaliyete geçirdiği yeni içeriksel reklam mecrası, önümüzdeki günlerde Adwords reklamları kadar popüler olmaya aday görünüyor. LinkZ’in reklam sistemi, dünyada da geçmişi çok geriye gitmeyen “akıllı metin” programlamasına dayanıyor. “IntelliTXT” denilen ve Vibrant Media tarafından geliştirilen bu sistem, bir internet sayfasında okunan metinlerde geçen bazı kelimelere yapılan tıklamalar için reklamveren tarafından ödeme yapılması prensibiyle çalışıyor. Yazılımı 2 yıllık bir çalışmayla tamamen Türkiye’de geliştirilen LinkZ, reklamverenler için tıklama başına maliyete dayalı ekonomik bir reklam çözümü sunarken, site sahipleri ve blogcular için de sitelerini banner reklamlarla meşgul etmeden ve ağırlaştırmadan alternatif bir gelir yöntemi oluşturuyor. LinkZ, Adwords ve Adclick gibi reklam yöntemlerinden iki yönüyle ayrılıyor. Bunlardan bir tanesi gösterilmek istenen reklamın, internet kullanıcısının asıl ilgilendiği alanın dışında; yani sağında altında üstünde değil, içinde olması. Diğeri ise yalnızca kısa bir başlık ve altında 4-5 kelimelik bir metinle yetinmeyip metin ve video reklamı alternatifi sunması. Sisteme dahil olmak isteyen internet yayıncılarının sitelerinde bir kez kurulum yapılıyor ve sistem çalışmaya başlıyor. Reklam vermek isteyen firma ise LinkZ’te tıklama almak istediği anahtar kelimeleri ve görünmek istediği site kategorilerini seçerek sisteme giriyor. Diyelim ki bir otomobil firması haber sitelerinde görünmek istiyor. Bunun için de hedef kitlesini gözeterek çok sayıda anahtar kelime seçerek sisteme dahil oldu. LinkZ reklamlarını gösteren haber sitesinin açılan her sayfasında kullanıcıyı rahatsız etmemek için en fazla üç anahtar kelime seçiliyor ve bu kelimeler metinden farklılaştırılıyor. (LinkZ’in deyimiyle parlatılıyor) Kullanıcı faresiyle bu kelimelerin üzerine geldiğinde, farenin üzerinde beliren kutuda, reklamverenin tercihine göre metin+resim’den oluşan metin reklam veya video reklam ortaya çıkıyor. Fare kelimenin üzerinden ayrıldığında kutu da kendiliğinden kayboluyor. Eğer kullanıcı reklamda tanıtılan ürünle ilgilendiyse kelimenin üzerine tıklayarak reklamverenin sitesine gidiyor ve bu aşamada reklam maliyeti reklamverenin hesabına yazılmış oluyor. Sistemin reklamverenler ve yayınlayanlar açısından verimli olabilmesi […]

Tasarımcıların yeni gözdesi pisuvarlar

“İnsan işediği bir yer için niye kafa yorar ki?” Soruya verilecek cevap, sorana göre değişir. Duruma erkekler açışından bakıldığında, pisuvarın asıl işlevinden çok daha fazla şey ifade ettiğini söylemek mümkün. Bazıları için başka insanlarla tanışılıp sohbet edilen bir sosyalleşme alanı iken, kimileri için zorda kalınmadıkça uğranmayacak, insana kendini korunmasız hissettiren bir yerdir pisuvar önü. Nitekim yazar Gül Abus bu konuyu “Pisuvar Tedirginliği” adlı romanında uzun uzadıya anlatır… Ama biz konuyu çok uzatmadan tekrar erkeklerin pisuvar maceralarını renklendirmek için çalışan tasarımcılara dönelim isterseniz. Kadın bedeni, dudak, rahibe, saksofon ve son olarak da çiçek şekillerinde pisuvarların yer aldığı erkek tuvaletleri post modern bir sanat galerisini andırıyor. Çiçek şeklindeki pisuvarların yaratıcısı Clark Sorensen, daha önce ayakkabı, ağız, kupa şeklindeki pisuvarları denediğini ve çiçek şeklindeki pisuvarın, pisuvar kullandığı sırada aklına geldiğini söylüyor. Sorensen bu tasarıma banyolarda şık durması bakımından kadınlarca da ilgi gösterileceğine inanıyor. Pisuvarda oyun… Erkeklerin pisuvar keyfinin oradaki sohbetler ve post modern pisuvar şekilleri ile son bulduğunu zannetmeyin sakın… Birçok erkeğin vazgeçilmezi olan futbol, nokta atışı gibi oyunlar artık pisuvarlarda, üstelik tam da tahmin ettiğiniz gibi oynanıyor. Bir tanesinin içinde bir futbol sahası, bir kale ve kaleye asılı duran bir top var. Amaç belli! Topu vurup kale direklerinin içinden geçirmek. Deliğe yakın sinek resmi ya da delik hizasında çizilmiş atış tahtası olanlar da var. Seçiminizi iyi yapın, unutmayın ki bir seferde bütün oyunları denemek gibi bir şansınız maalesef yok. Bu kadarı da pes doğrusu demeden önce erkeklerin bu küçük oyuncaklarının yeni tasarımlarının insanoğluna yararlarına bir bakalım. Pisuvardaki deliğe yakın sinek resmi fikrinin bir Hollandalı profesöre ait olduğunu biliyor muydunuz? Pisuvar kullanıcıları sineğin üzerine işemek suretiyle pisuvarı ıskalamıyor ve bu da temizlik malzemesi kullanımında yüzde 30 ila yüzde 40 arasında bir tasarruf sağlıyor. Futbol sahası ve atış poligonu fikrine de aynı amaç yön veriyor. Vitra da erkeklerin pisuvar başındaki sorunlarını iyi tespit etmiş […]

İstediğini al, gönlünden kopanı öde

Çeviri ve derleme:Duygu Ertürk İnternetin yaygınlaşması sonucu albümler satmaz, dergi ve gazeteler okunmaz oldu. Bu nedenle yapımcılar ve pazarlamacılar tüketiciyi cezbedecek yeni yollar keşfetmek için uğraş veriyor, yaratıcılıklarını konuşturuyorlar ki ürünleri piyasada fark yaratıp, müşteriyi tavlasın. Bu amaçla ortaya çıkan en son trend ise “gönlünden ne koparsa” konsepti. Bu konseptte aldığınız cd’nin, derginin fiyatı, yediğiniz yemeğin ne kadarlık bir ödemeyi hak ettiği sadece sizin tasarrufunuzda. Konsept şu ana kadar ülkemizde uğramadı ama yurtdışında pek çok sektörde hızla yayılıyor ve talep görüyor. Müzik sektörü öncü oldu Dünyada bu konsepti uygulamaya geçirenlerin başında, dünyaca ünlü müzik grubu Radiohead geliyor. Grup, “In Rainbows” adlı son albümlerinin fiyatını klasik uygulamalardan farklı olarak müşterinin belirlemesini istedi. Albümü edinen herkes albüme, uygun bulduğu fiyatı ödüyor.Ancak müzik endüstrisi uzmanlarınca yakından izlenen proje hüsrana uğramış gibi görünüyor. İnternet izleme kuruluşu Comscore’a dayandırılan verilere göre, Radiohead’in 10 MP3 dosyasından oluşan son albümünü grubun internet sitesinden indirenlerin yalnızca yüzde 38’i bunun için para ödemiş. Albüme para verenler ortalama 6 dolar öderken, ortalama 8 dolarla Amerikalı hayranlar en çok para ödeyenler olmuş.Radiohead’in ardından, indie pop kültürü dergisi Paste de akıma uydu ve dergi aboneliğinde “ne kadar istersen o kadar öde” uygulamasını başlattı. Dergi, 2 haftalık süre içinde 1 yıllık abone olan okurdan sabit bir fiyat yerine, minimum 1 USD olmak üzere, ödemek istediği parayı aldı.Derginin yayın yönetmeni Tim Regan Porter, okurun dergiye ne kadar değer biçtiğini merak ettiklerini ve bu yolla, bunu öğrenebileceklerini söylüyor. Porter: “Bu, alışılmışın dışında bir uygulama ama böylelikle ömür boyu Paste fanatiği olan okurlar kazanacağımızı ümit ediyoruz. Ayrıca bu yol, okurun bize verdiği değeri ölçmek için çok daha gerçekçi bir yol.” Yemek sektöründe yayılıyor… Müzik ve medya sektöründe yenilikler olur da yemek sektörü onlardan aşağı kalır mı? Kalmaz. Nitekim, dünyanın çeşitli yerlerinde “dilediğini öde” restoranları ve kafeleri açılmaya başladı bile.Avustralya’da sadece Melbourne’de 3 tane restoran var: Lentil […]