Yaşam

İstediğini al, gönlünden kopanı öde

Yazan: derturk@medyakronik.com

Çeviri ve derleme:
Duygu Ertürk

İnternetin yaygınlaşması sonucu albümler satmaz, dergi ve gazeteler okunmaz oldu. Bu nedenle yapımcılar ve pazarlamacılar tüketiciyi cezbedecek yeni yollar keşfetmek için uğraş veriyor, yaratıcılıklarını konuşturuyorlar ki ürünleri piyasada fark yaratıp, müşteriyi tavlasın. Bu amaçla ortaya çıkan en son trend ise “gönlünden ne koparsa” konsepti. Bu konseptte aldığınız cd’nin, derginin fiyatı, yediğiniz yemeğin ne kadarlık bir ödemeyi hak ettiği sadece sizin tasarrufunuzda. Konsept şu ana kadar ülkemizde uğramadı ama yurtdışında pek çok sektörde hızla yayılıyor ve talep görüyor.

Müzik sektörü öncü oldu

Dünyada bu konsepti uygulamaya geçirenlerin başında, dünyaca ünlü müzik grubu Radiohead geliyor. Grup, “In Rainbows” adlı son albümlerinin fiyatını klasik uygulamalardan farklı olarak müşterinin belirlemesini istedi. Albümü edinen herkes albüme, uygun bulduğu fiyatı ödüyor.
Ancak müzik endüstrisi uzmanlarınca yakından izlenen proje hüsrana uğramış gibi görünüyor. İnternet izleme kuruluşu Comscore’a dayandırılan verilere göre, Radiohead’in 10 MP3 dosyasından oluşan son albümünü grubun internet sitesinden indirenlerin yalnızca yüzde 38’i bunun için para ödemiş. Albüme para verenler ortalama 6 dolar öderken, ortalama 8 dolarla Amerikalı hayranlar en çok para ödeyenler olmuş.
Radiohead’in ardından, indie pop kültürü dergisi Paste de akıma uydu ve dergi aboneliğinde “ne kadar istersen o kadar öde” uygulamasını başlattı. Dergi, 2 haftalık süre içinde 1 yıllık abone olan okurdan sabit bir fiyat yerine, minimum 1 USD olmak üzere, ödemek istediği parayı aldı.
Derginin yayın yönetmeni Tim Regan Porter, okurun dergiye ne kadar değer biçtiğini merak ettiklerini ve bu yolla, bunu öğrenebileceklerini söylüyor. Porter: “Bu, alışılmışın dışında bir uygulama ama böylelikle ömür boyu Paste fanatiği olan okurlar kazanacağımızı ümit ediyoruz. Ayrıca bu yol, okurun bize verdiği değeri ölçmek için çok daha gerçekçi bir yol.”

Yemek sektöründe yayılıyor…

Müzik ve medya sektöründe yenilikler olur da yemek sektörü onlardan aşağı kalır mı? Kalmaz. Nitekim, dünyanın çeşitli yerlerinde “dilediğini öde” restoranları ve kafeleri açılmaya başladı bile.
Avustralya’da sadece Melbourne’de 3 tane restoran var: Lentil As Anything, One World Cafe, Same Cafe… Bu restoranlarda müşteri, yiyeceği porsiyonun miktarını ve yemeğe ödeyeceği tutarı kendi belirliyor. Ayrıca mekânlarda ressamlar ve yazarlar için ayrılmış özel bölümler mevcut.
Japonya’da ünlü bir sanatçının oğlunun açtığı Thousand Buddha House ise sadece vejetaryen yemekleri satıyor. Bu restoranın bir başka özelliği de rezervasyonsuz müşteri kabul etmemesi.
Ayrıca Malezya’da Kuala Lumpur’da bulunan Annalakshmi restoran da aynı akıma hizmet eden meşhur restoranlardan… Restoranda bol baharatlı Hint yemekleri satılıyor.
Böylesine istismara açık bir sistemin yürüyemeyeceğini düşünen okurlarımız için belirtelim; iş sahipleri şu anda hallerinden gayet memnun. Restoran sahiplerine göre, çok az sayıda müşteri restoranların bu özverili uygulamasını istismar ediyor. Çoğu, yemeğin değerinden fazla para ödeyerek, ödemeyenlerin zararını telafi ediyor.
Bu akımın ne kadar yayılacağını ve akıma uyanların batıp batmayacağını ilerleyen zamanlarda göreceğiz…

Yorum yazın