Etiket nokta dergisi

Zor yazı

Nokta dergisi eski Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün, 3 Mart’ta Ahmet Şık ve Nedim Şener gözaltına alındıktan sonra konu hakkındaki ilk yorumunu 8 Mart’ta “Zor Yazı: Dört yıl sonra Darbe Günlükleri” başlığıyla, Taraf gazetesindeki köşesinde yaptı. Alper Görmüş / Taraf Noktadergisinden çalışma arkadaşım Ahmet Şık’ın gözaltına alındığı gün televizyonlarda; ertesi gün gazetelerin haber sayfalarında ve köşelerinde patlayan “Darbe Günlükleri’ni açığa çıkartan gazeteci Ahmet Şık” ve benzeri cümlelerle her karşılaşmamda –çaresizliğim her defasında biraz daha artmış olarak- şu soruyu sordum kendi kendime: Ben şimdi ne yapacağım? Dört yıl boyunca Darbe Günlükleri’ni gün yüzüne çıkartan, ardından da yargılanan bir gazeteci olarak bilindim. Bu yıllar boyunca sayısız söyleşi verdim, yazılar yazdım. Ve şimdi birdenbire, o haberin altında bir Noktamuhabirinin imzasının bulunduğuna, haberin ona ait olduğuna dair bir “bilgi” sağ-sol, liberal-muhafazakâr gazete ve gazetecilerin müşterek onayıyla izleyicilere, okurlara duyuruluyordu. Haber ve yorumlar o kadar yoğun, o kadar yaygın oldu ki, bunları izleyenlerin ve okuyanların “herhalde bir yanlış anlama olmuş” deme şansları tümüyle ortadan kalktı. Bu sürecin bir noktasında kendimi o izleyicilerin, okurların yerine koydum ve bana haklı olarak şu soruyu sorduklarını tahayyül ettim: “Dört yıl boyunca Darbe Günlükleri’yle ilgili olarak yazdığınız yazılarda, verdiğiniz söyleşilerde Ahmet Şık’ın adını bir kez bile andığınızı hatırlamıyoruz… Doğrusu, bugünlerde öğrendiklerimizle bu tavrınızı birleştirdiğimizde sizi ayıplamamak elimizden gelmiyor.” Kısacası, dört yıl boyunca başkasının emeği üzerinden itibar devşiren, üstelik de o emeği bir gün bile anmayan bir gazeteci durumuna düşmüştüm. Gerçeği anlatmazsam, bu algının derinleşip yerleşeceği apaçıktı (“Baksana, adam ağzını açıp tek laf edemedi”). Gazeteciliğimiz böyle işte… Öte yandan meselenin bir de gazetecilik yanı var. Buradaki soru da şu: Dört yıl boyunca gündemde olan ve bu süre boyunca adı haberle bir kez bile anılmayan bir gazeteci bir gün âniden bu haberin sahibi olarak gösteriliyor ve bütün bir basın bu yeni bilgiyi, sorgusuz sualsiz haberlerinde, yorumlarında tekrar ediyor. Bu, gerçekten de çok tuhaf, […]

Okur gözüyle Alper Görmüş’ün “Zor Yazısı”

Hale Akay Doğruya doğru, Ahmet Şık‘ın gözaltına haberi alındığı andan itibaren insanların en çok merak ettiği konulardan bir Alper Görmüş‘ün ne yorum yapacağıydı. Perşembe gününden Salı sabahına kadar herkes bir haber/açıklama bekledi, merak edip Görmüş’ü arayanlar ulaşamadıklarını söyledi, diğerleri kulaklarının delik olduğunu düşündükleri insanlara “bir tatsızlık mı var?” diye sordu. En sonunda zaten OdaTV meselesi ilk gündeme geldiği günden beri Ahmet Şık hakkında kalem oynatmamış Görmüş’ün olumsuz bir tavrı olduğu kanaati uyandı. Akabinde yayımlanan yazı da bu kanaati destekledi. Alper Görmüş’ün Taraf‘taki o “çok zor yazısı”nın temel meselesi görüldüğü kadarıyla Darbe Günlükleri‘ne ilişkin Görmüş’e göre çok önemli olduğu anlaşılan bir yanlışı düzeltmekti. Uzun uzun yazılmış bu düzeltmeye karşın, Ahmet Şık’ın tutukluluk durumu küçücük bir kutuda, epey de şüphe uyandırıcı bir ara başlıkla, nasıl yorumlanacağı belli olmayan ifadelerle ele alınmıştı. Görmüş’ün kendisinin de belirttiği gibi Darbe Günlükleri ile ilgili yanlış bilgide Ahmet Şık’ın bir suçu yoktu, böyle bir iddiası olmamıştı [1]. Ancak yine Görmüş’ün çok iyi bildiği gibi, bu yazı yayınlandığı andan itibaren zaten epey yol kat etmiş olan Ahmet Şık’ı itibarsızlaştırma çabaları için mükemmel bir malzeme olacak, Şık’ın yanlış bilginin dolaşımındaki suçsuzluğuna ilişkin bilgi de görmezden gelinecekti. Nitekim böyle de oldu.[2] Salı akşamı ise Nokta’nın eski çalışanlarından Nevzat Çiçek Twitter’dan Nokta‘nın aynı dönemdeki benzer haberlerinden (kendi ifadesiyle ‘Darbe günlüklerinin ön haberi’) “Asker’in Medya Notları”nın da aslında kendisi tarafından yazılacağını, babası kalp krizi geçirdiği için Ahmet Şık tarafından yazıldığını bize muştuladı. Yani Ahmet Şık ödül aldığı bu habere de bir anlamda “konmuştu”. Bir okur olarak bu bilgilerin yalan olmadığına eminim, ama zamanlamasına bakarak bunun masumane bir bilgi düzeltme gayreti olduğuna kanacak da değilim. Ahmet Şık’ın gazetecilik kariyerinin Nokta‘daki sızdırma belgelere dayanan haberlerle sınırlı olmadığı çok açık, ancak onu bir kere Nokta’nın haberlerinin üstüne konan, yalan söyleyen kişi konumuna düşürmenin verdiği zararı düzeltmek de artık çok zor. Bir sürü insanın alt tarafı […]

Görmüş’ün “Zor yazısı” eksik olunca!

Alper Görmüş, “Özden Örnek Günlüklerini gün yüzüne çıkartan, ardından da yargılanan gazeteci olduğunu yıllarca tekrarladığı halde” gazetecilerin bu gerçeği kavrayamayıp Şık’a mal etmelerine üzülmüş. Nedir bu Şık aşkı, Görmüş düşmanlığı? Nadire Mater/ Bianet Alper Görmüş, Ahmet Şık’ın “Özden Örnek Günlükleri”ni ilk yayımlayan gazeteci olarak anılmasının yanlışlığını “Zor bir yazı: Dört yıl sonra darbe günlükleri” başlığıyla bugün Taraf’ta açıkladı. Yazı, zor, eksik, dolayısıyla o kadar “doğru” değil. Görmüş, “Medya ironik” köşesinden anlıyoruz ki, “Özden Örnek Günlüklerini gün yüzüne çıkartan, ardından da yargılanan gazeteci olduğunu yıllarca tekrarladığı halde” gazetecilerin bu gerçeği kavrayamayıp Şık’a mal etmelerine üzülmüş. Nedir bu Ahmet Şık aşkı, Alper Görmüş düşmanlığı? “Darbe günlüklerini açığa çıkartan gazeteci Ahmet Şık” cümlesini her gördüğünde çaresizliği artmış olarak kendi kendine “ben şimdi ne yapacağım” diye soruyormuş. Görmüş, medyadaki bu “yanlış” tekrarını “tuhaf” karşılıyor; Ahmet Şık’ın “Ergenekon’la ilişkisi gerekçe” gösterilerek tutuklanmasını da tek kelimeyle tuhaf bulduğu gibi. Tutuklanması “tuhaf”, ve “anlaşılmaz bir gelişme”ymiş. O kadar! Kendi yazdığı Taraf gazetesi dahil “yandaş”ı, “yandaş” olmayanı topyekün medya nasıl bir araya geldi de böyle “yalan” üretti ve Görmüş’ün hakkını yedi? En iyisi Görmüş anlatılarına başvurmak. “Sözünü ettiğim haberler silsilesi” diyor Görmüş “Türkiye’deki gazetecileri “TSK karşıtı” ve “TSK yandaşı” diye tasnif eden bir “Genelkurmay andıcı”nın Nokta’nın 8 Mart 2007 sayısının kapak haberinin konusunu oluşturmasıyla başladı.” Görmüş, Tarafgazetesinde 11 Eylül 2009’da yayımlanan yazısında “Haberler silsilesi” derken 29 Mart 2007’de yayımlanan “Darbe Günlükleri”ne giden süreçten söz ediyor. Silsilenin ilk haberi 28 Şubat’tan 10 yıl sonra “Genelkurmay andıcı/ İki tür gazeteci vardır: TSK karşıtları, TSK yandaşları!” oluyor. İmzaya bakıyoruz: Ahmet Şık. Şık’ın ödüllü haberi Ahmet Şık, “Genelkurmay andıcı/ İki tür gazeteci vardır: TSK karşıtları, TSK yandaşları!” haberiyle 10 Nisan 2007’de de Metin Göktepe Gazetecilik Yarışması’nda Yazılı Haber ödülünü alıyor. Burada durumu netleştirelim; “darbe günlükleri” derken medya aynen Görmüş’ün de altını çizdiği üzere bir süreçten/silsileden söz ediyor, dolayısıyla Ahmet Şık’ın adı da […]

Ne olacak bu Darbe Günlükleri’nin hali?

Alper Görmüşagormus@kronikmedya.com Darbe Günlükleri’nin Ergenekon iddianamesinde yer almaması, soruşturmaya yaklaşımı ne olursa olsun bütün kesimlerde ortak bir “hayret” duygusuna yol açtı. “Hayret” duygusu bu kadar güçlü olmayabilirdi; meğer ki eski Genelkurmay Başkanı ile 1 Temmuz’da gözaltına alınan iki emekli orgeneralden biri olan Hurşit Tolon’un, iddianamenin hemen öncesine denk gelen, Günlükler’in sahihliğine şahadet anlamındaki sözleri olmasaydı…Bildiğiniz gibi, eski genelkurmay başkanı Hilmi Özkök, Milliyet’ten Fikret Bila’ya verdiği söyleşide aynen şöyle demişti (Milliyet, 9 Temmuz): “Anılarda geçtiği öne sürülerek gündeme getirilen bu olaylarla ilgili olarak, ne vardır, ne yoktur derim. Başka bir ifadeyle ne teyit ederim, ne tekzip ederim. Benim söyleyebileceğim budur.”Gene aynı günlerde, Hürriyet gazetesi de Hurşit Tolon’un, mahkeme sorgusunda “Günlükleri neden tekzip etmediniz?” sorusuna, “Çünkü benimle ilgili bölümleri doğruydu ve kişilik haklarım zedelenmemişti” cevabını verdiğini yazdı. İddianamede neden yok? Bu yeni ve güçlü tanıklıklara rağmen, Darbe Günlükleri’nin iddianamede neden yer almadığı sorusuna gelebiliriz şimdi.Her şeyden önce şunu söyleyeyim: Bu sonuca bakıp da sevinenlerin erken ve “yanlış” bir sevinç içine girdiklerini söylemeliyim. Darbe Günlükleri ile ilgili olarak kamuoyunda öylesine güçlü bir kanaat oluştu ki, bundan böyle bu kanaatin hükümsüzleştirilmesi ancak inandırıcı bir yargı sürecinin sonunda Günlükler’in “sahte” olduğunun ispatıyla mümkün olabilir. Yani, daha yargıda gidilecek çok yol var.Tahminlerimi sıralamaya başlayayım: Hukuk tartışması: Nerede yargılanmalılar? Darbe Günlükleri’nde adı geçen orgenerallerin hangi hukuki mevzuata tâbi oldukları konusunda bir tartışma var, Günlükler’e Ergenekon iddianamesinde yer verilmemiş olmasının bir nedeni bu olabilir.Şöyle ki: Bazı hukukçular, bugün emekli de olsalar, askerlerle ilgili suç isnatlarının askeri yargı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorlar. Yani bu hukukçulara göre, Darbe Günlükleri yargı konusu olacaksa, bu, askeri savcılar ve askeri hâkimlerin ele alacağı bir yargı olacaktır, olmalıdır.İkinci görüş ise şöyle: Asker kişilerin askeri mahkemelerde yargılanması için Askeri Ceza Kanunu’nda yer alan bir suç işlemeleri gerekir. Oysa Askeri Ceza Kanunu’nda “darbe girişiminde bulunmak” gibi bir suç tanımı yoktur, öyleyse bu kişiler sivil mahkemelerde yargılanmalıdırlar. […]

Darbe soruşturulacak. Soruştur!

Medyakronikinfo@medyakronik.com Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklerde anlatılan ve kapatılan Nokta Dergisi’nin haberleştirdiği “Darbe Günlükleri”ne ilişkin Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturma başlattı. Askeri Savcılık, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz’den, soruşturma kapsamında halen tutuklu bulunan zanlılardan emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’a ait bilgi ve belgeleri istedi. Askeri savcılık nihayet harekete geçti Ergenekon soruşturmasının başlamasının üzerinden 13 ay sonra konuyla ilgili ilk iddianamenin bittiğinin basına duyurulduğu gün, Genelkurmay Askeri Savcılığı da, darbe girişimlerine ilişkin soruşturma başlattığı ortaya çıktı. Genelkurmay Askeri Başsavcısı, Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Öz’ü telefonla arayarak Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’la ilgili bilgi ve belgeleri istedi. Örnek’e ait olduğu kanıtlanan günlüklerde, Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz günü yapılan operasyonlarda gözaltına alınarak tutuklanan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon hakkında, görevde bulundukları süre içinde “Sarıkız” ve “Ayışığı” adlı 2 ayrı üç darbe planı hazırladıkları öne sürülüyordu. Son yapılan operasyonlarda gözaltına alınmalarından sonra paşaların ev ve işyeri olarak kullandıkları yerlerde yapılan aramalarda “Eldiven” adlı bir darbe planı daha ortaya çıkmıştı. Askeri savcılığın başlattığı soruşturma kapsamında bu darbe planları ile aynı konuyla ilgili ele geçirilen tüm bilgi ve belgeler talep edildi. Talep üzerine istenilen belge ve bilgilerin kopyaları da askeri savcılığa gönderildi. Sivil mahkeme soruşturamıyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in bugün (14 Temmuz), yaptığı basın toplantıda, mahkemeye sunulan Ergenekon iddianamesinde emekli orgeneraller ile “Darbe Günlüğü”nün bulunmadığını, bu konudaki soruşturma tamamlanınca ek iddianame düzenleneceğini açıklamıştı. Sürdürülen soruşturma çerçevesinde görevde bulundukları süre içinde üç ayrı darbe planı hazırladıkları ileri sürülen paşalar hakkında Askeri Ceza Kanunu uyarınca sivil savcılar işlem yapamıyor. Askeri personelin görevde bulundukları süre içinde işledikleri suçlarla ilgili olarak işlem yapma yetkisi askeri savcılığa ait. Askeri savcılığın soruşturma başlatması ile Nokta dergisinin kapanmasına neden olan darbe planları da askeri savcılık tarafından araştırılmaya başlanmış oldu. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Özden Örnek’in kaleme aldığı […]

Oramiral Örnek ısrarcı

Anadolu Ajansı Kapatılan Nokta Dergisi’nde yayımlanan “Darbe Günlükleri”nin sahibi emekli Oramiral Özden Örnek, avukatı aracılığıyla bir açıklama yaparak sözkonusu günlüklerin kendisine ait olmadığını söyledi. Örnek, avukatı Dicle Aras Örnek aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada 2007 Martında Nokta dergisinde yayımlanan haberi hatırlatara, “Günlüklerin bana ait olduğunu sadece Nokta Dergisi ve yazı dosyasını hazırlayan Alper Görmüş iddia etmektedir ve bugün birtakım medya da sadece bu iddialara dayanarak gerçek dışı yorumlar yapmakta ve kamuoyunu yanlış bilgilendirmektedir” dediSözkonusu haberi kaleme alan derginin eski Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş ise, günlüğün Özden Örnek’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bilgisayarından çıktığının tespit edildiğini belirterek, “Hakkımda beraatla sonuçlanan davayı temyize götürdük. Çünkü ben, ‘Bu günlükler gerçektir. Bana da bunu da mahkemede ispat hakkı verilmelidir’ diyorum. O nedenle davayı bir üst aşamaya taşıyoruz” dedi. Avukatından yazılı açıklama Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, bugün (7 Temmuz 2008), avukatı Dicle Aras Örnek aracılığıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, son günlerde görsel ve yazılı basında şahsıyla ilgili doğru olmayan birtakım haber ve yorumların yapıldığını belirten Örnek, “2007 Mart ayında Nokta Dergisinde tarafıma ait olduğu ileri sürülen sözde günlüklere atfen bir yazı dosyası yayımlanmıştır. Söz konusu yazı dosyasının gerçeğe aykırı olduğu için kendisi tarafından derhal tekzip edildiğini, ayrıca yayındaki şahsına hakaret ve iftira içeren unsurlar şikayet sebebi yapılarak, kendisi tarafından Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına ilgililer aleyhinde suç duyurusunda bulunulup, dava açılmıştır” dedi. “Günlükler bana ait değil” Davada, son günlerde iddia edilenin aksine, CD olarak da sunulan günlüklerin kendisine ait olduğunun kanıtlanmadığını öne süren Örnek, “Önemle vurgulamak isterim ki, yargılama devam ederken şüphelilerin talebi ile Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığına dahi sözde günlükler ile ilgili arşivlerinde kayıt bulunup bulunmadığı yazı ile sorulmuş ve ilgili kurumlarca sözde günlükler ile ilgili kayıtlarında hiçbir bilgi bulunmadığı cevaben mahkemeye bildirilmiştir. Yani günlüklerin bana ait olduğunu sadece Nokta dergisi ve yazı dosyasını hazırlayan Alper Görmüş iddia etmektedir ve bugün birtakım medya […]

Amiral gemisi karaya oturdu

Mustafa Alp Dağıstanlı Hmmm! Yine birileri, “nesebi gayrısahih” Tarafgazetesine bir gizli belge/bilgi uçurmuş, di mi? Bilmeyenler için söyleyelim: Yeni bir darbe planı daha ortaya çıktı: “Kod adı Eldiven: Ergenekon’un üçüncü darbe planı.” Peki, acaba öbür gazetelere neden haber uçurmuyorlar? Memlekette birileri darbe planlıyor ve siz oralı olmuyorsanız, size neden göndersinler. İlgilenene gönderirler ve Taraf’ın yaptığı da bu: İlgilenmek. Bugünkü gazetelere bakınca durum gayet açık anlaşılıyor. Türk medyasının “amiral gemisi”, en iyi haber kaynağına sahip gazetesi Hürriyet mesela, Cumhuriyet’in Ankara temsilcisi Mustafa Balbay’ın Avrasya TV’de Emin Çölaşan’a anlattığı şeylere (bayat “haber”) mal bulmuş mağribi gibi sarılıp dalga geçmeyi tercih etmiş: “Ne sorgu ama.” Bence Hürriyet, bu Ergenekon soruşturmasından dişe dokunur bir şey çıkmayacak olmasını kambura yatmış bekliyor. Sonra da “Yaa işte böyle, boşuna dalga geçmiyorduk biz. Ya sizin o atmasyonlarınız, gizli belgeleriniz ne oldu!” demeyi umuyor. Halbuki, bunu diyecek bir şansa sahip olması, zaten cehennemî kötülükte bir durumla karşı karşıya bırakır bu toplumu. Ama bu idrak noktasında değiller. Aynı grubun gazetelerinden Vatanda, bal tutan parmağını yalar misali, yine Balbay’ın laflarını kullanıp dalga geçiyor. Milliyetde Balbay’ın anlattıklarına manşetten takılmış. Fakat yine de, Milliyet(gayet küçük göstererek) ve Vatan(sürmanşete taşıyarak) iki orgeneralin Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’un “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ortadan kaldırmak”la suçlandıklarını verdi. Aynı grubun gazetesi Radikalise bu bilgiyi sekiz sütuna manşet yapmış. Hükümete yakın gazeteler de zaten vermiş haberi. Sadece hükümete yakın gazeteler vermiş olsa bu haberi, diyeceğiz ki, sızdırmışlar! Ama öyle değil. Peki, o zaman medyanın amiral gemisi Hürriyet’te neden yok bu haber? Aslında, bu görmeme durumu hiç yeni değil ve sadece darbe haberleriyle de sınırlı değil. Medya, 2002 Kasımından beri, kimi korkularla veya avanta kapma arsızlığıyla AKP hükumetine yamanmayıp bir mesafe koysaydı arasına ve gazetecilik yapmayı tercih etseydi, şimdi Taraf’a aktığı gibi bir sürü bilgi onlara da akardı bu hükümetin yolsuzluklarıyla, soysuzluklarıyla ilgili. Aslında, durum bundan da kötü bence. Medyaya […]

Nokta Günlükler’i boşuna yayımlamış! Gazeteciler zaten her şeyi biliyormuş!

Alper görmüşagormus@kronikmedya.com Dün (1 Temmuz) CNN Türk’teki “Tarafsız Bölge”de, Ergenekon gözaltılarının Şener Eruygur ve onun dönemindeki bazı yüksek rütbeli subaylara kadar ulaşması üzerinde duruldu. Hürriyet, Sabah ve Milliyet’in Ankara temsilcileri Enis Berberoğlu, Muharrem Sarıkaya ve Fikret Bila, bence de doğru bir yorumla, Ergenekon’un artık ve esas olarak 2004’teki darbe girişimlerini sorgulayan bir yöne evrildiğini tespit ettiler.Garip bir havası vardı tartışmanın… Temsilciler, net olarak değilse de imalı cümlelerle, aslında o zamanlar bu girişimlerden kendilerinin de haberdar olduklarını hissettirdiler izleyicilere. Tartışmanın “Ankaralı” olmayan tek gazetecisi Mehmet Altan da “ah siz Ankara gazetecileri, bilirsiniz, söylemezsiniz” iğnelemelerini hiç eksik etmedi program boyunca. Mehmet Altan bir başka televizyon kanalı için stüdyoyu terk ettikten sonra, üç gazeteci epeyce rahatlamış gibi geldi bana; yanılıyor da olabilirim. Berkan ve “birkaç gazeteci” daha Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, bugünkü yazısında daha da açığını yazdı:“Daha sonra ortaya çıkacak olan dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in günlükleri, ‘Sarıkız’ kod adıyla bir darbe planının hazırlandığını, Genelkurmay Başkanı’na rağmen bu planın uygulanması için düğmeye basıp basmamanın konuşulduğunu ortaya koyacaktı.“Hoş, bu günlüklerin doğrulamasına da gerek yok. O dönem hükümetin bu plandan kod adı dahil her bakımdan haberdar olduğuna dair bilgi sahibi birkaç gazeteciden biriyim. Ama hükümetin önde gelenleri o zamandan beri, ‘Bu eylemli darbe girişimine karşı adli mekanizmayı neden çalıştırmadınız?’ sorusunu cevapsız bırakıyorlar.”Ben, İsmet Berkan’ın “Ergenekon” ve “Çeteler” konusunda son aylarda yazdıklarını önemsiyorum, bilhassa 6 gün süren dizisini çok değerli buluyorum; nitekim bu dizi sayesinde basında konu yeniden canlandı, yeni bir tartışma başladı. Fakat bu böyle diye, zamanında yapılmayanları sorgulamayacak değiliz.Berkan, her şeyi bildiği halde “adli mekanizmayı çalıştırmayan” hükümeti eleştirirken yerden göğe haklı. Fakat ben de ona sormak isterim: “O dönem hükümetin bu plandan kod adı dahil her bakımdan haberdar olduğuna dair bilgi sahibi birkaç gazeteciden biri olarak” bu bilgiyi kamuoyuyla paylaştınız mı? Bu yolla hükümet üzerinde bir baskı oluşturdunuz mu?Benim bildiğim, […]

“Darbe Günlükleri”nden Şener Eruygur

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturmasının son ayağında gözaltına alınan emekli Orgeneral Şener Eruygur’un adı, Nokta dergisinin yayın hayatını noktalamasına neden olan “Darbe Günlükleri” haberinde sıkça yer alıyordu. 26 Ağustos 2003-26 Ağustos 2005 tarihlerinde Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklere dayanan yapılan, “2004’te iki darbe atlatmışız” başlıklı kapak haberde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘irtica yanlısı AKP hükümetine’ karşı hazırladığı ‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ diye kodlanan darbe ve eylem planı hazırlıkları aktarılmıştı. Örnek yalanladı ama… Günlük ilk ortaya çıktığında Örnek, NTV ekranlarında yalanlamıştı: “Benim hiçbir zaman günlüğüm olmadı. Komutanlığım döneminde, şifreli şekilde günlük faaliyet planları tutuldu. Ayrılırken de bilgisayardan sildirdim. Burada yer alan bilgilerin pek çoğu o dönemlerde bazı internet sitelerinde ya da dergilerde dedikodu şeklinde çıkmış haberler. Bunlar bir araya getirilerek bana yakıştırılmış.”Örnek, günlükle ilgili ‘yayın durdurma kararı aldırmak’ için mahkemeye başvurduğunu da açıklamıştı. Haber nedeniyle derginin yayın yönetmeni Alper Görmüş, “yalan haber yapmak” suçlamasıyla yargılanmış, ama günlüklerin Örnek’e ait olduğunun kesinleşmesinin ardından beraat etmişti. Ama günlüklerde anlatılan darbe girişimlerinde adları geçen emekli askerlerle ilgili bir soruşturma başlatılmamıştı. Genelkurmay’ın 4 atlısı Günlükte anlatılanlardan yola çıkılarak hazırlanan haberde, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek arasında AKP’ye karşı ittifak oluştuğu; dörtlünün, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün politika ve yöntemlerine karşı oldukları da gösterilmişti. Bu durum, Özden Örnek’in 25 Ekim 2004’te kaleme aldığı Özkök’le ilgili değerlendirmesinde şöyle anlatıldı:“Hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı ile işlerin yürüyemeyeceğine, kendisinin başka menfaatler peşinde olduğuna, korkak ve hükümet yanlısı olduğuna, dıştan cumhuriyetçi gözükmekle beraber içeriden dinci bir görüşü desteklediğine karar verdik.” “Devlet elden gidiyor” Dört kuvvet komutanının Genelkurmay Başkanı Özkök’ün karşı olmasına rağmen AKP hükümetine müdahaleyi savundukları, 1 Aralık 2003 tarihli notta şu cümlelerle ifade ediliyordu:“Son olarak hepimize söz verdi. Kara Kuvvetleri Komutanı ‘Ben çok rahatsızım ve devlet elden gidiyor. Bir an önce […]

Dün “komünist”, bugün “Fethullahçı”

Alper Görmüşagormus@medyakronik.com Tarafgazetesinin yayımladığı “Genelkurmay Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı” manşetinin haber olarak önemi meydanda; 20 Haziran tarihli yazım bunun üzerineydi.Ben, bu haberin Türk basınındaki geniş yansımasına baktığımda (üstelik Genelkurmay Başkanı gazetecilere “habere değil, haberi veren gazetenin finansörüne bakın” demişti), varlığı ve önemi nihayet kabul edilmiş bir gazete görüyorum. Taraf, cesur tavrıyla “vasatlık kırıcı” bir rol oynuyor Türk basınında.İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden komünist sistemlerin çöktüğü 1980’lerin sonuna kadar geçen süreyi ya da onun bir bölümünü yaşayanlar gayet iyi bilir: Eskiden birinin çanına ot tıkamak istediğinizde, onun “komünist” olduğunu söylemeniz yeterdi. 1989’dan sonra oradan ekmek yenilemeyeceğinin anlaşılmasından sonra “şeriatçılık” suçlaması girdi devreye. Bunun, insanda mizah duygusu yaratan tipik örneklerinden biri de eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e ilişkindi. Hatırlayın, Özkök, 2004’te girişilen Sarıkız darbesini engellemeye çalıştığı için Sarıkız’cılar tarafından böyle suçlanmıştı. Keza, seçildiği günleri izleyen günlerde eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den bile kuşkulanılmıştı. Emin Çölaşan’ın o günlerde kaleme aldığı anti-Sezer yazılarını görseniz, çok şaşırırdınız. Ahmet Altan’ın cevabı Günümüzün en etkili suçlaması ise “Fethullahçılık…” Nokta’nın yayınları nedeniyle o damgayı yemişlerdenim; fakat 1994’te de “Refahçı” olduğum için şerbetliyim ben (o zamanki suçum da genel yayın yönetmeni olduğum Aktüel’de Refah Partisi eki vermekti). Şimdi de Tarafyazarı olarak ucundan da olsa aynı suçlamayla karşı karşıyayım. Geçtiğimiz günlerde derginin genel yayın yönetmeni Ahmet Altan, “Gazetenin finansörüne bakın” diyen Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’a hepimiz adına güzel bir cevap verdi. Şöyle yazdı: “Türkiye’nin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yanına çağırdığı bazı gazetecilere bizim gazeteyle ilgili söylediği sözleri okudum dün sabah. ‘O gazetenin finansörüne bakın’ demiş. Gazeteciler baksınlar. Ama gazetecilerin bakması yetmez, bir genelkurmay başkanı bir gazetenin ‘finansöründen’ kuşkulanıyorsa emrindeki bütün istihbarat örgütleri de bakmalı. Orgeneral Büyükanıt da, bu gazete de toplumun önünde duruyor. Eğer herhangi biri, bu gazetenin o söyledikleri örgütlerle ‘gizli’ bir ilişkisini, ‘gizli’ bir para kaynağını ortaya çıkarırsa, belgesini değil sadece bunu düşündürecek bir ilişkisini göz önüne sererse, […]

Genelkurmay’dan daha Genelkurmay’cı gazeteler

Alper Görmüş “TSK’NIN ACİL EYLEM PLANI / Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, siyasete ve sivil hayata müdahale etmek için geniş kapsamlı bir ‘eylem planı’ hazırladığı ortaya çıktı. Planın amacı, ‘Kamuoyunu TSK’nın hassasiyet gösterdiği konularda’ yönlendirmek ve harekete geçirmek / Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlıkları tamamlanan ve Eylül 2007’de yürürlüğe konan ‘Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı’ uyarınca, kamuoyunu, ‘irticacı haraketlerin sorumlusu’ olarak görülen hükümete; ‘milli devlete karşı’ olarak nitelenen yeni anayasa paketine; ‘terörist’ olarak adlandırılan DTP’ye karşı TSK’nın görüşleri doğrultusunda yönlendirmek ve ‘topluma öncü olma’ rolünü sürdürmek için bir dizi karar alındı.” Taraf’ın birinci sayfanın tamamını, içerde de iki tam sayfayı kaplayan haberi işte bu başlık ve sunuşla duyuruldu okurlara… Birinci sayfada, 11 sayfalık eylem planının en önemli unsurları da şöyle formüle edilmişti:“1. Yargıçlar ordu çizgisine çekilecek… Genelkurmay Başkanlığı’nın eylem planı, ‘üst yargı organı başkanlarının TSK ile aynı paralelde hareket etmelerini sağlamayı’ amaçlıyor. “2. Gazeteciler kullanılacak… Taraf’ın elindeki Genelkurmay belgesine göre, basın mensupları ve medya kanalları düzenli temasla yönlendirilecek ve yandaş kılınacak. “3. TSK muhalifleri yıpratılacak… Genelkurmay Bilgi Destek Planı, ‘Bazı sanatçı ve yazarların desteklenmesi ve ön plana çıkarılması, TSK karşıtı fikir ve eylemleri ile bilinenlerin yıpratılması hedef alınacaktır’ diyor. “4. Kanaat önderleri yönlendirilecek… Çizelgenin 12. maddesinde TSK’yı yıpratma kampanyasının etkisiz kılınması için kanaat önderlerinin yönlendirilerek kullanılması öngörülüyor. Belge, bu ‘kanaat önderlerinin masraflarının doğrudan veya dolaylı olarak karşılanması gerektiğini’ belirtiyor. “5. DTP’nin terörist olarak görüldüğü vurgulanacak… Eylem planında DTP’nin kendi ifadeleri ve davranışları nedeniyle TSK tarafından terörist olarak görüldüğünün ve muhatap kabul edilmediğinin kamuoyuna ilan edileceğini kayda geçiriyor. “6. Kürt bölgesi silahla rahatsız edilecek… Çizelgede, ‘teröre sağlanan desteğin bedelsiz kalmayacağını bölge halkına hissettirmek için sıklıkla arama, operasyon düzenleneceği, Irak’ın Türkiye sınırında yaşayan sivillerin ağır silahlarla vurulacağı yazıyor.”Genelkurmay ne dedi? Haberin bugünkü (20 Haziran) Taraf’ta yayımlanmasından sonra, öğle saatlerinde Genelkurmay’dan şu açıklama yapıldı (tam metin): “Bir günlük gazetenin 20 Haziran 2008 tarihli baskısında, Genelkurmay Başkanlığına […]

“Savcının temyizi benimkinden önemli”

Alper Görmüş “Bakırköy savcısı, Nokta davasını temyize götürdü / DARBETEŞEBBÜSÜAYDINLATILMALI…” Darbe Günlükleri davasının, duruşmanın savcısı Süleyman Aydın tarafından temyiz edildiği, Zamangazetesinin özel haberinde işte bu yorumlu başlıkla sunuldu. “Yorumlu” derken, “Darbe teşebbüsü aydınlatılmalı” cümlesinin, savcının temyiz başvurusunda doğrudan kullanılmadığını, bunun gazetenin kendi değerlendirmesi olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Peki bu değerlendirme doğru mu? Evet, bence kesinlikle doğru. İsterseniz, beraat kararının verildiği 11 Nisan duruşmasına geri dönelim, çünkü savcı o duruşmada dile getirdiği görüşlerle, kararı temyiz edebileceğinin ilk işaretlerini vermişti. Hatırlayın, son duruşmanın en önemli unsuru, gazete haberlerinde zikredilen, Günlükler’in Özden Örnek’in bilgisayarından çıktığına dair Emniyet belgesinin Mahkemeye getirilmesi yönündeki talepti. Savcı Süleyman Aydın, bunun “davanın en önemli delili” olduğu gerekçesiyle Savcılık’tan istenmesi gerektiği yönünde görüş beyan etmişti. Ayrıca, davanın “kamusal önemi”ne işaretle, “sanığa ispat hakkı” tanınması gerektiğini savunmuştu. Yani savcı duruşmanın genişletilmesini istiyordu. Beraat ama nasıl beraat?Fakat duruşmanın hâkimi o gün (11 Nisan) sürpriz bir kararla davayı bitirdi. Karar “beraat”tı; ne var ki gerekçe basitçe “hakaret ve iftira suçunun unsurları oluşmamıştır”a dayandırılmıştı. Duruşma hâkimi o gün gazeteciler için yaptığı sözlü açıklamada (daha sonra yazılı gerekçede de benzer görüşleri tekrar etti), 1. Bu davasının konusu itibarıyla günlüklerin Özden Örnek tarafından yazılıp yazılmadığının bir öneminin bulunmadığını, 2. Keza 2004’te iddia edildiği gibi darbe girişimlerinin yapılıp yapılmadığının da davayı ilgilendirmediğini söyledi. Ben, duruşma çıkışında yaptığım açıklamada, bu gerekçeyle beraat etmekten memnun olmadığımı belirtmiştim. Talebim, bana hukuk önünde ispat hakkınız tanınması ve neticede şu gerekçeyle beraatımdı: “Günlükler gerçektir, dolayısıyla hakaret ve iftira yoktur.” Oysa, dediğim gibi, mahkemeye göre, Nokta’nın yayımladığı belgenin gerçek olup olmadığı mahkemeyi ilgilendirmezdi. Aynen, bugünkü (4 Haziran) Tarafgazetesinin mahkemenin beraat kararının gerekçesi için uygun gördüğü başlıktaki gibi: “Darbe günlüğünün sahibinden bize ne?” Savcı: Bizi asıl bu ilgilendirirSavcının temyiz başvurusunda bir kez daha dile getirdiği görüşler, mahkemenin yaklaşımıyla taban tabana zıttı. Özetin özeti, “Bizi ilgilendirmez denilen her şey bizi ilgilendirmektedir” diyordu savcı. Sırayla gidelim… […]

Görmüş beraat etti, ama darbe girişimleri soruşturulmayacak

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek’in günlüklerinden yola çıkarak hazırlanan ‘Darbe Günlükleri’ haberi nedeniyle “yalan haber yazmak ve iftira atmak” suçlamasıyla yargılanan eski Nokta dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş beraat etti. Örnek’in, Nokta’nın kapatılmasına neden olan ve Örnek’in “Bana ait değil” dediği günlüklerin, Örnek’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bilgisayarından elde edildiği emniyetin raporuyla kanıtlanmıştı. Görmüş’ün beraat etmesiyle “darbe planlamak ve darbe girişiminde bulunmak” suçlamasıyla yargı önüne çıkmalarının yolu açılan dönemin kuvvet komutanlarıyla ilgili olarak da mahkeme soruşturmaya gerek olmadığına karar verdi. “Rapor istenmesin” talebi Davanın Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmasına Alper Görmüş, avukatları ve duruşmaya gelmeyen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek’in avukatı Dinçer Eskiyerli katıldı. Kapatılan Nokta dergisi çalışanları, Genç Siviller üyesi bir grup, gazeteci Yıldırım Türker, oyuncu Deniz Türkali ve Lale Mansur, gazeteci yazar Kürşat Bumin ve yazar Leyla İpekçi de duruşma öncesinde Alper Görmüş’e destek vermek amacıyla Bakırköy Adliyesi’ne gelenler arasındaydı. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya Öz’ün talebiyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından incelenen günlüklerin Örnek’e ait olduğu resmi raporla kesinleşmiş ve Görmüş’ün avukatları geçen günlerde bu raporun ilgili savcılıktan istenmesini talep etmişti. Davanın bugün (11 Nisan) görülen 3. duruşmasında ilk sözü alan Örnek’in avukatı, ‘Darbe Günlükleri’nin Özden Örnek’e ait olmadığını yineleyerek, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün hazırladığı bilirkişi raporunun istenmesi talebinin mahkemece reddedilmesini istedi ve yeniden bir bilirkişi tayin edilerek tekrar incelenmesi yönünde alınacak bir kararı da reddedeceklerini söyledi. Örnek’in avukatı, “Bu günlükler, sanığın da ifade ettiği gibi, Örnek’in bilgisayarından kanun dışı yollarla elde edilmiştir ve mahkemede delil olamaz” dedi. İddialar kamusal önem taşıyor Bunun üzerine mahkeme başkanının mütalaasını sorduğu savcı, sözkonusu iddiaların kamusal nitelikli ve kamusal öneme sahip olduğunu belirterek, “Bu belgeler davaya ilişkin en somut delildir ve ilgili savcılığın yaptırdığı inceleme raporunun sonuçlarının mahkeme kanalıyla talep edilmesi gerekir” dedi. Savcılık mütalaasının ardından hâkim raporun istenmesi talebini hiçbir gerekçe göstermeden reddederek Görmüş’ten son sözlerini […]

“Darbe Günlükleri” Deniz Kuvvetleri’nin bilgisayarından…

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Noktadergisinin kapatılmasına, Eski Deniz Kuvvetler Komutanı Özden Örnek’in “Bana ait değil” diyerek şikâyetçi olmasıyla eski Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün de “yalan haber yapmak” iddiasıyla yargılanmasına neden olan “Darbe Günlükleri”nin, Örnek’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bilgisayarından elde edildiği kanıtlandı. Tarafgazetesinin 26 Mart günü yayımlanan manşet haberinde, Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün, yürütülen soruşturma kapsamında tanık olarak bilgisine başvurduğu Görmüş’ten aldığı günlüklerin kopyasının emniyet birimlerine yaptırılan incelemesinde günlüklerin Örnek’in bilgisayarından çıktığı belirlenerek bir rapor haline getirildi.Günlüklerde anlatılan Sarıkız ve Ayışığı adlarıyla 2004’te yapılmak istenen darbe girişimlerini haber haline getirdiği için “Yalan haber yapmak ve iftira atmak” suçlamasıyla Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Görmüş’ün avukatı Ümit Kardaş, 11 Nisan’da görülecek 4. duruşmada mahkemeden emniyetin konuyla ilgili raporunun istenmesini talep edeceklerini söyledi. Kardaş raporun gelmesinden sonra müvekkili Görmüş’ün beraat etmesi gerektiğini belirterek, “Yani yalan haber yapılmadığı gibi tam aksine bir anayasal suçla ilgili yapılan hazırlıklar kanıtlanmış olacak. Bu durumda günlüklerde adı geçen dönemin kuvvet komutanlarının da anayasal bir suç olan darbe girişimi nedeniyle yargılanmalarının önü açılmış olacak” dedi. Darbe Günlükleri’nin kaynağı Tarafgazetesinde Mehmet Baransu imzasıyla yayımlanan habere göre, Ergenekon soruşturması savcısı Öz Nokta Dergisi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün de bilgisine başvurdu. Savcı Öz, 7 Mart 2008 günü tanık olarak 2.5 saat süreyle ifadesi aldığı Görmüş’ten Ergenekon operasyonuyla ilgisi olup olmadığını araştırmak amacıyla “Darbe Günlükleri”nin bir kopyasını da aldı. Savcı Öz, bilgisayar ortamında yazılı olan günlüklerin incelenmesi için emniyetin ilgili birimlerine gönderdi. Geçen hafta sona eren teknik inceleme sonunda ise günlüklerin, Özden Örnek’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda kullandığı bilgisayarından çıktığı belirlendi. Tarafgazetesine bilgi veren bir emniyet yetkilisi metinlerin orijinal halinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki hangi bilgisayardan çıktığının resmi bir yazıyla belgelenerek rapor haline getirildiğini söyledi. “Emekli paşalara yargı yolu açılacak”Hakkında açılan davada, “Basın yoluyla alenen hakaret ve iftira” suçlarını işlediği iddiasıyla 6 yıl 8 aya kadar hapis cezası istenen Görmüş’ün avukatlarından […]

“Sarıkız” sonrası belirlenen konsept bugün de yürürlükte…

Alper Görmüş Geçen yıl bu zamanlarda, Noktadergisinde, bir hafta sonra (29 Mart 2007) yayımlanacak “Darbe günlükleri… 2004’te iki darbe atlatmışız: Sarıkız ve Ayışığı” kapağı ile ertesi hafta yayımlanacak olan “Genelkurmay’ın sivil toplum örgütleriyle işbirliği planı” kapağı üzerinde çalışıyorduk. Biz çalışmalarımızı yürütürken, çok sayıda sivil toplum örgütü de, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin öncülüğünde, ilki 17 Nisan’da Ankara’da yapılacak olan “Cumhuriyet mitingleri”nin hazırlıklarını sürdürüyorlardı. Gerek darbe günlüklerindeki kimi tespitleri, gerekse de Genelkurmay belgesindeki yaklaşımları bilen biri olarak, söz konusu mitingler benim gözümde bambaşka bir anlam kazanmıştı. Günlüklerde, aylar süren darbe planlarının işleyemeyeceği tespiti yapıldıktan sonra, “sivillerin öne çıkarılacağı” yeni tipte bir müdahale konsepti belirleniyordu. O zamanlar Nokta’da şöyle yazmıştım: “Şöyle diyebiliriz: Siyasete müdahale ‘sivil’ güçler kullanılarak ve böylece görünürde meşruiyet alanı içinde kalınarak gerçekleştirilecektir önümüzdeki dönemde. Tam bu noktada, bu ‘güç’lerin en ön sırasında eski Jandarma Genel Komutanı, şimdiki Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Şener Eruygur’un bulunduğunu hatırlatmak yerinde olacaktır.” Yalnız dikkat: 2004’te söz konusu olan, klasik bir darbenin imkânsızlığı üzerinde bir fikir birliğine varılmış olmasıydı. Yoksa, siyasete müdahaleden vazgeçilmiş değildi, değişen yol-yordamdı yalnızca. Nokta’da, bu yeni durumu şöyle izah etmiştim: “O yöntem ne mi? Bunu, 3 Mart 2004’te Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) salonunda yapılan ve ‘ulusalcı-siyasi’ bir gösteriye dönüşen ‘Hilafetin kaldırılmasının yıldönümü’ toplantısına ilişkin olarak Özden Örnek’in notlarında neler yazıldığına bakarak açıklamaya çalışalım: ‘ATO’da yapılan panele tüm kuvvet komutanları eşli olarak katıldık. Genelkurmay Başkanı İsveç’te olduğu için,Hava Kuvvetleri Komutanı ise dün şehit olan pilotların cenaze törenine Konya’ya gittiği için bu panele katılamadılar. Bu paneli el altından biz teşvik ettik. Çoşkulu ve tatmin edici bir toplantı oldu. Salona girdiğimiz zaman katılanlar bizleri alkışladılar ve ‘Cumhuriyetin Koruyucuları’ diye slogan atmaya başladılar.’” Darbe günlükleri kapağını izleyen hafta yayımlanan “STK’nın işbirliği yapabileceği sivil toplum örgütleri” çalışması da günlüklerde tespit edilen yeni “sivil darbe” konseptiyle mükemmel bir uyum içinde görünüyordu. Gerek günlükler, gerekse Genelkurmay çalışması 2004 tarihini taşıyordu. […]