Genel

Ne olacak bu Darbe Günlükleri’nin hali?

Yazan: HaberVs

Alper Görmüş
agormus@kronikmedya.com

Darbe Günlükleri’nin Ergenekon iddianamesinde yer almaması, soruşturmaya yaklaşımı ne olursa olsun bütün kesimlerde ortak bir “hayret” duygusuna yol açtı. “Hayret” duygusu bu kadar güçlü olmayabilirdi; meğer ki eski Genelkurmay Başkanı ile 1 Temmuz’da gözaltına alınan iki emekli orgeneralden biri olan Hurşit Tolon’un, iddianamenin hemen öncesine denk gelen, Günlükler’in sahihliğine şahadet anlamındaki sözleri olmasaydı…
Bildiğiniz gibi, eski genelkurmay başkanı Hilmi Özkök, Milliyet’ten Fikret Bila’ya verdiği söyleşide aynen şöyle demişti (Milliyet, 9 Temmuz): “Anılarda geçtiği öne sürülerek gündeme getirilen bu olaylarla ilgili olarak, ne vardır, ne yoktur derim. Başka bir ifadeyle ne teyit ederim, ne tekzip ederim. Benim söyleyebileceğim budur.”
Gene aynı günlerde, Hürriyet gazetesi de Hurşit Tolon’un, mahkeme sorgusunda “Günlükleri neden tekzip etmediniz?” sorusuna, “Çünkü benimle ilgili bölümleri doğruydu ve kişilik haklarım zedelenmemişti” cevabını verdiğini yazdı.

İddianamede neden yok?

Bu yeni ve güçlü tanıklıklara rağmen, Darbe Günlükleri’nin iddianamede neden yer almadığı sorusuna gelebiliriz şimdi.
Her şeyden önce şunu söyleyeyim: Bu sonuca bakıp da sevinenlerin erken ve “yanlış” bir sevinç içine girdiklerini söylemeliyim. Darbe Günlükleri ile ilgili olarak kamuoyunda öylesine güçlü bir kanaat oluştu ki, bundan böyle bu kanaatin hükümsüzleştirilmesi ancak inandırıcı bir yargı sürecinin sonunda Günlükler’in “sahte” olduğunun ispatıyla mümkün olabilir. Yani, daha yargıda gidilecek çok yol var.
Tahminlerimi sıralamaya başlayayım:

Hukuk tartışması: Nerede yargılanmalılar?

Darbe Günlükleri’nde adı geçen orgenerallerin hangi hukuki mevzuata tâbi oldukları konusunda bir tartışma var, Günlükler’e Ergenekon iddianamesinde yer verilmemiş olmasının bir nedeni bu olabilir.
Şöyle ki: Bazı hukukçular, bugün emekli de olsalar, askerlerle ilgili suç isnatlarının askeri yargı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorlar. Yani bu hukukçulara göre, Darbe Günlükleri yargı konusu olacaksa, bu, askeri savcılar ve askeri hâkimlerin ele alacağı bir yargı olacaktır, olmalıdır.
İkinci görüş ise şöyle: Asker kişilerin askeri mahkemelerde yargılanması için Askeri Ceza Kanunu’nda yer alan bir suç işlemeleri gerekir. Oysa Askeri Ceza Kanunu’nda “darbe girişiminde bulunmak” gibi bir suç tanımı yoktur, öyleyse bu kişiler sivil mahkemelerde yargılanmalıdırlar. En son, emekli askeri yargıtay başkanı Nursafa Paldar’ın da bu yönde görüş beyan ettiğini unutmayalım.
Görevdeki sivil savcıların birinci yorumu benimsedikleri anlaşılıyor. Çünkü bugüne kadar kendilerine Darbe Günlükleri konusunda yapılmış bütün suç duyurularını “görevsizlik” kararı vererek Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderdiler.

Ergenekon savcısı da mı?

Ergenekon savcısı Zekeriya Öz de “askeri yargı” yorumunu benimsiyor ve kendisini askerlerin muvazzaflık dönemlerinde işledikleri suçlarla ilgili olarak “sorumsuz” görüyorsa, Günlükler’i iddianameye almaması normal bir sonuç. Bu noktada, “Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’u gözaltına alıp da, Günlükler’in yazarına soru bile sorulmamasını” yadırgayan kişilere de şunu söylemek lazım: Yadırgayacak bir şey yok, o iki emekli orgeneraller emeklilik dönemlerindeki eylemleri nedeniyle gözaltına alındılar.

Bundan sonraki ihtimaller?

Yargı faslında bundan sonra şunlar olabilir:
Birincisi: Zekeriya Öz, yukarıda tahmin ettiğimiz gibi düşünmüyordur, “darbe girişimi”nde bulunan asker kişileri mahkeme karşısına çıkarma ehliyetine sahip olduğunu düşünüyordur: Bu durumda, Eruygur ve Tolon’u kapsayacak ek iddianamede Darbe Günlükleri de yer alacaktır. Ki, bu yorum doğruysa, ek iddianameden önce yeni bir gözaltı dalgasına şahit olacağız demektir.
İkincisi: Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın, bugünkü (16 Temmuz) gazetelerde yer alan açıklaması, Darbe Günlükleri’nin askeri bir mahkemede dava konusu olabileceğinin ipuçlarını verir nitelikteydi.
Askeri Savcılık, son günlerde ortaya atılan “Askeri Savcılık Günlükler’i sivil savcılardan istedi, soruşturmaya başladı” haberlerini tekzip ettikten, sivil savcılıktan hiçbir bilgi ve belge istemediğini vurguladıktan sonra şöyle diyordu:
“(…) Ancak, adli ve askeri yargı arasında yasal mevzuat çerçevesinde sürdürülen işbirliği kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan aramalarda el konulan ve 09.07.2008 tarihli yazı ile resen Genelkurmay Askeri Savcılığına gönderilen belgelerin niteliklerinin ve askeri yargıyla ilgisinin olup olmadığının belirlenmesi maksadıyla incelenmesine devam edilmektedir.”
Benim bundan anladığım şu: Savcı Zekeriya Öz, aramalarda ele geçirilen ve fakat bazı askerlerin muvazzaflık dönemlerini ilgilendiren bazı bilgi ve belgeleri “gereğinin yapılması” için askeri savcılığa göndermiştir. Bu belgeler arasında “Darbe Günlükleri” var mıdır? Büyük bir ihtimalle evet.
Peki, neden daha önce göndermedi de şimdi gönderiyor? Benim tahminim şöyle: Zekeriya Öz, yürüttüğü soruşturma çerçevesinde bir örneğini benden aldığı Günlükler’in “adli delil” olarak kulanılıp kullanılmaması hususunda müteredditti. Ne zaman ki Ergenekon aramalarında Günlükler’in bir kopyası ele geçirildi, işte ondan sonra askeri savcılığa müracaat etmeye karar verdi.
Bir daha söyleyeyim: Son bölümde yazdıklarımın tümü tahmin. Fakat yakın bir zamanda Darbe Günlükleri’nin “hali”nin ne olacağını göreceğiz sanırım.

Yorum yazın