Etiket stadyum

‘TOKİ Başkanı, Başbakan’ın talimatı nedeniyle Galatasaray’dan özür dileyemedi’

HaberVs Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın TT Arena’nın açılışında yaptığı konuşmadan dolayı kulüpten ve camiadan özür dileyememe nedeninin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bürokratlarına getirdiği konuşma yasağı olduğunu savundu. Polat bu açıklamayı, kulübün mali kongresinde üçüncü kez kürsüye çıktığı sırada yaptı. Futbol şubesinde yaşanan başarısızlık ve olaylı TT Arena açılışı nedeniyle mali kongreye istifa baskısıyla giren Adnan Polat, stadyumun açılışı sırasında Galatasaray Kulübü’nün ve camianın küçük düşürülmesine yeterli tepkiyi vermediği yönündeki eleştirileri de cevapladı. Başbakan Erdoğan’ın ve bu işte en yetkili bürokrat olan TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın, stadyumun zamanında yetişmesi için çok çaba sarf ettiğini söyleyerek “Bu insanlar stadyumun açılışında bizim misafirimizdi ve bu mutlu günümüzü birlikte yaşamak istedik” dedi. Tepkiler sonrasında stadyumu terk eden Başbakan ve bakanları geçirmek için dışarı çıktığını belirten Polat, daha sonra içeri dönerek maçı seyretmek istediğini ancak yaşananların etkisiyle bu gücü kendinde bulamadığını ve stadyumu terk ettiğini söyledi. Polat şöyle devam etti: “Ertesi gün orada bulunan bütün bakanlar beni arayıp özür dilediler. Sayın Erdoğan Bayraktar da beni arayıp, konuşma üslubundan dolayı üzgün olduğunu söyledi. Ben de kendisine ‘Bir basın toplantısı düzenleyerek bunu siz yapar mısınız’ diye sordum. Başkan bunun mümkün olmadığını çünkü Başbakan’ın bu konu hakkında konuşma yasağı getirdiğini söyledi. Bunun üzerine ben “Başkan bu özrünüzü kamuoyuyla paylaşabilir miyim’ diye sordum. Kabul etmesi üzerine açıklama yaptım.” Adnan Polat, 18 Ocak’ta yaptığı açıklamada Erdoğan Bayraktar’ın kendisi aracılığı ile Galatasaray camiasından özür dilediğini belirtmiş ancak Bayraktar’ın bu özrü doğrudan kendisinin yapmamasının nedeninin, Başbakan’ın verdiği talimat olduğunu söylememişti. Bu gelişmeler ışığında, tarihinin belki de en önemli mali kongresini gerçekleştiren Galatasaray’da yönetimin ibra edilip edilmeyeceğini belli edecek oylamanın hazırlıkları sürüyor. Geçmiş kongrelerin aksine salondaki üyeler, başkan Polat ve diğer konuşmacılara oturdukları yerden bağırarak ve alkışlarla tepki gösteriyor. Oylamanın kapalı yapılması teklifinin getirilmesi üzerine, her iki görüşteki üyeler salondan çıkarılarak sayım yapıldı. “Açık oylama” yönündeki oyların daha […]

‘Galatasaray, devlet ve taraftar arasında ezilen bir kulüp oldu’

Açılış akşamı Türk Telekom Arena’da bulunanların ortak görüşü: “Bir provakatör aranıyorsa, konuşması ve seçim propagandası yapan videolarla taraftarı kışkırtan TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’dır.” HaberVs Galatasaray camiası, 15 Ocak’ta gerçekleşen Türk Telekom Arena açılışından sonra bir kriz yaşıyor. “Kriz” tanımı bizzat GS taraftarlarına ait. Ve onlara göre bunun nedeni Başbakan Erdoğan’ın protesto edilmesi değil, kulübün taraftara karşı aldığı tavır. Onlara göre bu kriz yanlış yönetildi ve külüp, GS taraftarının gücünü masaya koyup bir müzakere şansı olarak kullanamadı. Kulüp tarihi üzerine araştırmalarıyla tanınan GS taraftarı Melih Şabanoğlu, açılış günü yaşanları şöyle anlatıyor (Bügün 17:30’da NTV’de yayınlanan “Banu Güven ile Artı” programından): “Stadın tepesinde bir ekran vardı. Orada Erdoğan’ın konuşmaları gösteriliyordu. Bu görüntülere anlık bir protesto oldu. Daha sonra DJ tarafından stadyumun açılışının Başbakan Erdoğan tarafından yapılacağı açıklandı. Bu da ıslıklandı ama anlık bir tepkiydi. Asıl protesto TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın konuşması sırasında oldu. Erdoğan, aleni bir biçimde stadın Galatasaraylılara devlet tarafından verilmiş bir ulufe olduğunun altını çizdi. Eski başkan Özhan Canaydın’ın mahçup ve muhtaç bir ifade çizdiğini ima etti. Sorun bu konuşmaydı. Biz görmedik ama duyduğumuz kadarıyla Başbakan ve devlet ricali sonrasında stadı terk etmiş. Asıl nedenin, Erdoğan Bayraktar’ın Başbakan’ın ıslıklanmasına tepki gösterip, konuşmasının dışına çıkarak, Galatasaray taraftarını küçük düşürme çabasıydı diye düşünüyorum. “Galatasaray, bu açıklamayla devlet ve taraftar arasında ezilen bir kulüp oldu” Olayların organize edildiği düşüncesine katılmıyorum. Protestolar, o anlık gelişen ve stadda yapılan konuşmalara verilen tepkilerdi. Eğer bir provakatör aranıyorsa, o konuşmayı yapan Bayraktar’dır. Ulufe bile olsa bu coğrafyada, bizim kültürümüzde, bunun ulufe olduğu dile getirilmez. Kulüp bu krizi iyi yönetemedi. Kulüp bir takım endişelere kapılmış olabilir. Aslantepe Stadı protokol olarak Galatasaray’a henüz bağlanmadı. Devletin onayını gerektiren, çevre tesislerle ilgili başka projeleri olabilir. Bunların onaylanmamasından çekinmiş olabilir. Bu açıklamadan sonra kriz çıktı. Bu bizim krizimiz. Taraftar ve kulüp olarak kimse bu kirzden kaçmasın. Ama Galatasaray Kulübü, bu açıklamayla devlet […]

Stadyumlar kimin?

Türk Telekom Arena Stadyumu, 15 Ocak Cumartesi akşamki protestolu açılışla hizmete girdi. Ali Sami Yen’in Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’ne geri verilmesi, Seyrantepe’nin seçimi, inşaatın başlaması ve bitirilmesi derken yaklaşık 5 yıllık zorlu bir süreçten geçti Galatasaray Spor Kulübü. Gündemde ise stadyumdan çok Başbakan’ın taraftara gösterdiği tepki var. Tayyip Erdoğan, “Stadyumun tahsis anlaşmasını daha yapmış değiliz” diyerek kulübe ve taraftarına aba altından sopa gösteriyor. Türkiye’de hiçbir spor kulübü, kullandığı stadyumların sahibi değil. Bu nedenle TT Arena’nın da Galatasaray SK’nın mülkü olması söz konusu değildi zaten. Kulüp, Ali Sami Yen Stadı’nın 49 yıllık kullanım hakkından feragat edip karşılığında bu stadı da yine 49 yıllığına kiralamış oldu. Bütün stadyumlar Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’ne ait. Sadece “üst kullanım” hakları belli bir bedel karşılığında ya 10 yıllık ya da 49 yıllık sözleşmelerle kiralanıyor. Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu TT Arena’nın inşa süreci Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu ile kıyaslanıyor çoğu kez. “Feherbahçe’ye neden devlet desteği yapılmadı” deniyor. Bu nedenle Kadıköy’deki stadyumun tarihine bakmakta fayda var. Bugün stadyumun bulunduğu yer 1900’lerin başında Papazın Çayırı olarak bilinen bir futbol sahasıydı. İlk olarak 1929’da Fenerbahçe Spor Kulübü’ne kiralandı ve Fenerbahçe Stadı ismini aldı. Daha sonra 1933 yılında stadın bulunduğu araziyi Hazine’den 9 bin TL’ye satın alan kulüp, bir stadın mülkiyetine sahip ilk futbol takımı olma özelliğini kazandı. Fakat 1962 yılında 70 yıllık üst kullanım hakkı karşılığında Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’ne devredildi. 1998 yılında yapılan, üç büyük kulübün stadyum kullanım sürelerini tekrar düzenleyen genel bir protokolle; Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı 49 yıllığına Fenerbahçe Spor Kulübü’ne kiralanmış oldu. Yenileme çalışmaları 2006’de bitirilerek 50.530 koltuğa sahip olan stadın kapasite artırma ve yeni tribün inşaası çalışamaları kulübün yaptığı bir dizi anlaşmayla borçsuz ve tamamen öz kaynaklarla gerçekleştirildi. 2000’de başlayan yıkım ve yeniden yapım çalışmaları, Migros ve Telsim’in sponsorluğunda tamamladnı. Bu sponsorluk karşılığında kale arkasındaki iki tribüne Migros ve Telsim isimleri verildi. Bu firmalar, söz konusu […]

Ali Sami Yen ve Türk Telekom Arena

Galatasaray’ın Ali SamiYen’den TT Arena’ya taşınma hikâyesi ve “Mülkiyeti devlete ait iki farklı arazinin kamu kuruluşları arasında el değiştirirken buharlaştırılması suretiyle devletin zarara uğratıldığı”nı düşünen bir vatandaşın bilgi edinme mücadelesi. 15 Ocak Cumartesi günü açılışı yapılan ve Galatasaray taraftarının, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar’ı protestosuna sahne olan Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena Stadyumu, geciken inşası ve Galatasaray Spor Kulübü’ne devri nedeniyle 2006’dan beri çeşitli tartışmalarla gündeme gelen bir projeydi. Galatasaray Spor Kulübü, yıkılarak aynı yerde yeni bir stadyum yapılabilmesi için Ali Sami Yen’i 2003/04 futbol sezonunda terk etmiş ve maçlarını Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda oynamıştı. Ancak kulüp bunun için gereken kaynağı bulamadı; bir sonraki sezonda Ali Sami Yen’e geri dönmek durumunda kaldı. Kulübün kendi imkanlarıyla stadyum inşasına gidemeyeceği anlaşılınca, Ali Sami Yen’in arsa değerinden faydalanma fikri ortaya çıktı. Fakat stadyum kulübe ait değildi. Kulüp, Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’yle (GSGM) yaptığı anlaşma ile stadyumu 49 yıllığına kiralamıştı. Sadece “üst kullanım” tabir edilen “kiracılık” hakkına sahipti. Mecidiyeköy’deki stadyumun 36 bin 500 metrekarelik arazisinin satışından elde edilecek gelir ile GSGM, bir başka yerde stadyum inşa edebilir ve bu tesisin üst kullanım hakkı da Galatasaray’a verilebilirdi. Kulüp GSGM ile bu protokolü 2006’da, geçtiğimiz yıl vefat eden Başkan Özhan Canaydın döneminde yaptı. Seyrantepe’de inşa edilecek stadyumun üst kullanım hakkı karşılığında haklarını GSGM’ye geri verdi. Özetle Galatasaray’ın Seyrantepe projesi karşılığında yaptığı tek şey, Ali Sami Yen’deki kiracılık hakkından feragat etmekti. (Kulüp “kira” sözleşmesini 1997’de yapmıştı. Galatasaray TT Arena’ya taşındığında bu sözleşmenin 12 yılını doldurduğu için Ali Sami’deki kullanım hakkı 36 yıla inmişti.) “Galatasaray Kulübü’yle anlaşma daha yapılmış değil” GSGM de Ali Sami Yen arazisini değerlendirmesi için TOKİ’yle anlaştı. İşte kamuoyunun gözünde bir türlü netleşemeyen “değiş tokuş” trafiği de bu noktada başladı. Galatasaray Kulübü, Gençlik Spor Genel Müdürlüğü ve TOKİ üçgeninde seyreden bu trafikte ana hatlarıyla, ortaya şu […]

Dünyanın en iddialı sektörü

İlginç kitaplar yayınlayan NTV yayınları, geçtiğimiz haftalarda portfolyosunu değişik bir kitapla süsledi: Bahisçinin El Kitabı. Kitabın tanıtım yazısında da vurgulandığı gibi “Falanca maça üst oynadım”, “Üç banko maçım var”, “Filanca maç kesin sürpriz biter” gibi diyaloglar günlük konuşma literatürümüze fazlasıyla girmiş durumda. Hal böyle olunca da sporcu ya da yorumcu olarak tanıdığımız kişilerin bahisçilere tüyolar verdiği ya da bahisten “para kazanmanın” inceliklerini anlattıkları kitap da raflarda yerini aldı. Kitabın yazarları bu tüyolardan yola çıkarak para kazandılar mı bilmiyoruz ama bilinen bir şey var ki o da bahis oyunlarının artık ciddi bir ekonomisi olan sektör haline geldiği. Endüstrileşen futbol, müşterileşen taraftar Mütevazı bir eğlence olarak doğup gelişen futbol, bugün milyonlarca insanı peşinden sürükeleyen milyarlarca dolarlık pazara sahip bir oyun haline geldi. Mahalledeki arsaların yerini ihtişamlı stadyumlar, takımların yerini artık birer şirkete dönüşen kulüpler, taraftarların yerini ise müşteriler aldı. Kısacası kapitalizmin elinden kaçamayan futbol da, küreselleşip 500 milyar dolarlık pazar hacmiyle devasa bir endüstriye dönüşerek muazzam bir kâr aracı haline geldi. Reklâm gelirleri, sponsorluk anlaşmaları, yayın ihaleleri ve nihayetinde bahis oyunlarıyla bu devasa sektörün pazar hacmi her geçen gün artıyor. Bazı futbol kulüplerinin bütçeleri yoksul ülkelerin bütçelerini bile aşıyor. En zengin 20 futbol kulübü 2009 yılı rakamlarına göre yaklaşık 4 milyar Euro gelir elde etti. Listenin tepesinde yer alan Real Madrid, Barcelona, Manchester United gibi kulüplerin yıllık gelirleri 400 milyon Euro civarında. Kulüplerin en önemli gelir kaynaklarından birini maç hâsılatları oluşturuyor. On binlerce kişilik stadyumları dolduran taraftarlar, tuttukları takımın kasasına milyonlarca lira akıtıyorlar. Örneğin Avrupa’nın en zengin 20 kulübü 2008-2009 sezonunda bilet satışlarını %3,5 artırarak 1 milyar avroluk gelir elde etti. Taraftarlar sadece bilet değil, takımlarının formalarını, kaşkollerini, şapkalarını da satın alarak kulüplerin büyük kazanç elde etmelerini sağlıyor. Örneğin, geçen sene Ronaldo’yu 94 milyon avroya transfer eden Real Madrid, 85 avrodan sattığı 1 milyon 200 bin formadan 102 milyon avro kazanmıştı.Futboldan bilardoya […]

Saraçoğlu’nda futbol gaspı

Az önce Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda bir futbol gaspına şahit olduk. Oynanan şeyin futbola benzeyip benzememesi elbette öncelikle sahadaki futbolculara bağlı bir durum. Fenerbahçe Beşiktaş karşılaşmasında forma giyen oyuncuların bir kısmı, örneğin Fenerbahçeli Fábio Bilica, bu niyette değildi. Bilica, az sonra Beşiktaşlı Bobo’nun atış kullanacağı penaltı noktasını ayakkabılarıyla oydu. Penaltı atışına müdahele etmek istedi. Etti de. Oynanan şeyin futbola benzeyip benzemeyeceği, oyunun kurallar çerçevesinde oynanmasını sağlamakla görevli hakem de bağlı. Ama Fenerbahçe Beşiktaş karşılaşmasının hakemi de (Hüseyin Göçek) bu niyette değildi. Bilica’nınki rakibe değil ama rakibinin hakkına bir müdahaleydi. Hakem ne yaptı? Bilica’nın oyduğu çimleri ayağıyla düzeltmeye çalıştı. Dikkât ederseniz konuştuğumuz şey, futbolun içindeki bir pozisyon değil. Tam tersine sahadaki şeyi futbol dışına çıkarmaya çalışan, oynanma şartlarını ortadan kaldıran bir müdahale. Bilica yetinmiyor; topu “çukur” dışına çıkarmaya çalışan Bobo’ya da müdahale etmeye çalışıyor. Topu tekrar hazırladığı yere taşıyor. Hakem, futbolcunun futbolu sabote etme ısrarına, ısrarla seyirci kalıyor. Ceza sahasında çalamadığı düdüğü (kendi ceza sahası içerisinde Lugano’nun topu elle kesmesi), ceza sahası dışındayken (Gökhan Gönül’e, ilkine çok benzer pozisyonda) çalabilmesi, top kazanmak için vücudunu kullanan futbolcunun (Beşiktaşlı Ernst) rakibine dirsek attığını sanarak kırmızı kart göstermesi, ofsayt olmayan birçok pozisyonun ofsayt gerekçesiyle kesilmesine seyirci kalması, rakibinin dokunmadığı Semih’in bir tiyatro oyuncusu gibi yüzünü tutarken, parmaklarının arasından hakeme bakmasını cezasız bırakmasını, hakemin beceriksizliğiyle, eğer çok iyi niyetliyseniz “takdir hakkı”yla açıklayabilirsiniz. Ama rakibinin futbol hakkını gasp eden futbolcunun cezasız kalması, hiç bir şekilde açıklanamaz. Bu davranışa, göre göre kayıtsız kalmak futbolun da top yekûn gaspıdır. Bilica, oynadığı şeyin futbol olmadığını göstermek için daha ne yapmalıydı? Örneğin sahanın çizgileriyle de mi oynamalıydı? Ya da kale direğini söküp başka bir yere mi koymalıydı? *** Futbolu değil hakemleri konuşmak, hemen her yenilgiyi “görünmeyen ellerin” üzerine yıkmak, yöneticisinden taraftarına hastalığımız. İşin daha da acıklı tarafı, inanmamıza rağmen bu eylemden vaz geçemememiz. Daha iki hafta önceki Fenerbahçe yenilgisi sonrasında, Galatasaray […]