Etiket taksim

Metropolde “trophy”

Taksim Yayalıştırma Projesi başlayalı beri İstanbul’un çileli trafiği daha bir içinden çıkılmaz hale gelmiş durumda. Ve artık bu yayaların da sorunu.

Taksim şantiyesi meydanı

HaberVs'nin inşasını görüntülediği üst geçidin açılmasına rağmen, Taksim Yayalaştırma Projesi henüz "yaşanılabilir bir meydan yaratma" iddiasını doğrulayan görüntüler vermiyor.

Şimdi çıldırma zamanı

Cumhuriyet İstanbulunu planlayan Henri Prost'un 1944'te Taksim Gezi Parkı için aldığı not: "Şehirciye yöneltilen 'Bütün bu parklar ne işe yarayacak?' sorusuna en iyi yanıtı çocuklar ve anneler veriyor"*

Taksim’de de oluyormuş

Bugün Türkiye’de 32 yıl sonra bir ilk yaşandı ve işçiler 1978’den beri 1 mayıs etkinliklerine kapalı Taksim Meydanı’nda resmi kutlama yaptı. Son birkaç yıldır Taksim’de ısrar eden DİSK e KESK’in talepleri bu yıl hükümet tarafından kabul edilince yüzbinlerce kişi meydanı doldurdu. Aralarında DİSK Sosyal-İş Sendikası’nda örgütlenen İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanlarının da bulunduğu DİSK üyeleri ile KESK üyesi memurlar sabah saatlerinde Şişli Meydanı’nda toplanarak Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Hak-İş üyeleri Gümüşsuyu, Türk-İş üyeleri ise Tarlabaşı Bulvarı’ndan Taksim Meydanı’na geldi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1977’de hayatını kaybeden 36 kişi, yakınları ve sendika başkanları tarafından Kazancı Yokuşu’nda karanfillerle anıldı. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, gazsız ve copsuz; barış, özgürlük ve mutluluk içinde 1 Mayıs kutladıklarını, bunu da işçi sınıfının başardığını söyledi. Geçen yıl meydana ulaşan küçük bir grup tarafından söylenen 1 Mayıs Marşı bu yıl Taksim’de yüzbinler tarafından söylendi. Çeşitli sanatçılardan oluşan 1 Mayıs Korosu’na Timur Selçuk da, piyanosu ve sesiyle eşlik etti. Koro, marşı Türkçe ve Kürtçe seslendirdi. Daha sonra kürsüye gelerek konuşma yapmak isteyen Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, meydanı dolduran kalabalık tarafından yuh sesleri ve ıslıklarla engellendi. Kumlu’nun konuşmakta ısrar etmesi üzerine, işten çıkartılan İstanbul Belediyesi İtfaiyesi, İSKİ ve TEKEL işçilerinden oluşan bir grup barikati aşarak Kumlu’ya saldırdı ve kürsüde arbede çıktı. Türk-İş Başkanı alandan çıkarıldı ve sahnenin hemen arkasındaki Atatürk Kültür Merkezi’ne götürüldü. Çıkan arbedede kürsüden düşen Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar’ın kolu kırıldı. Kürsüdeki işçilerin eylemi ise 40 dakika kadar devam etti. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Başkanı Sami Evren’in konuşmalarının ardından 250 binden fazla kişinin katıldığı miting saat 16:00 civarında sona erdi. Haber: Niso Esim, Güventürk Görgülü, Hikmet Karahasan, Ertan Önsel

Bu da IMF gazı

HaberVs Taksim Meydanı, Harbiye Uluslararası Kongre Merkezi’nde düzenlenen IMF toplantısını protesto etmek isteyen sendika temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları hazırlanmıştı. Ancak buradaki kalabalık beklenenin çok üzerine çıktı ve kısa süre içerisinde sayıları birkaç bini bulan göstericiler saat 11:00 civarında protestoya başladı. Basın açıklaması yapmak için toplanan grubun bir bölümü IMF toplantısının yapıldığı Uluslararası Kongre Merkezi’ne yürümek için polis barikatına yöneldi. Polisin bu girişime tepkisi çok sert oldu. Ortalık bir anda karıştı. Polis, kalabalığı biber gazı ve tazyikli su ile dağıttı. Göstericiler, molotof kokteyli ve taşlarla polise mukavemet gösterdiler. Bu karşılık polisin müdahalesini daha da sertleştirmesine neden oldu. Panzerler ve gaz bombalarıyla dağıtılan kalabalık Gümüşsuyu, Tarlabaşı, İstiklâl Caddesi ve Cihangir yönüne dağıldı. Polisle göstericiler arasındaki çatışma bu mevkilerde sokak aralarında devam ediyor. Gösteriler sırasında polisin, tıpkı 1 Mayıs olaylarında olduğu gibi en küçük gruba karşı bile biber gazı kullanmaktan çekinmediği göze çarpıyor. Saat 13:15 itibarıyla polisin 100 kadar kişiyi gözaltına aldığı bildiriliyor.

Tünel’de polisin meydan dayağı

Temmuz ayında yürürlüğe giren sigara yasağı, İstiklal’deki tüm mekânlarda da tam gaz uygulanıyor. Bu nedenle de sigara içmek isteyenler, mekân önlerinde ihtiyaçlarını gideriyor. Zaten hükümetin yasaya karşı bulduğu başlıca çözüm, insanların dışarıda sigara içmesi. İstiklal’de eğlenmek isteyenler için ise bu ciddi bir sorun teşkil etmiyor, çünkü mekânların önünde çoğu insan müzik olmadan da arkadaşlarıyla sohbet ederek eğlenebiliyor. Aslında, İstiklal’i İstiklal yapan belki de en büyük özelliklerden biri de bu; Sokak muhabbeti. İstiklal’de içki içerken aslında demokratik bir ülkede yaşıyor olduğunuzu dahi düşünebilirsiniz. Zira insanlar ramazan ayında oruçlarını açarken siz, tam da o sırada içkinizi yudumluyor olabilirsiniz. Ancak 5 Eylül Cumartesi gecesi, İstiklal’in sonu olan Tünel’de yaşananlar, durumun hiç de öyle olmadığını açıkça gösterdi. Tünel’deki mekânların önünde sohbet edip, içkisini içen gençler, geceyarısından sonra saat 02:30 civarında ilk önce polis tarafından uyarıldı. Kimse neden uyarıldığını dahi anlamadı, çünkü mekânda sigara içmek yasak, cadde üzerinde durmak ise yasak değildi. Yalnızca bir kaç genç uzaklaşan polislerin arkasından ıslık çaldı. Huzur içinde, kavgasız, gürültüsüz içkisini içmeye devam eden insanlar, yaklaşık yarım saat sonra ikinci ve gerçek darbeyle karşı karşıya geldi. Beyoğlu Emniyet Amirliği’ne bağlı iki polis aracı (Birinin plakası 34 A 86153, diğerini tespit edemedik) kalabalığı yararak Tünel’in ortasında durdu ve yaklaşık 6 polis gençlerin arasına girdi. Müzik sesinin olmadığı, kimsenin kimseyi rahatsız etmediği bir yerde, herkes polisin neden geldiğini düşünürken bir anda arbede çıktı. Cam şişeler kırıldı, polis sille tokat gençleri dövmeye başladı. Dayak öylesine şiddetliydi ki kavgaya karışan ya da karışmayan herkesin üzerine kan sıçradı. Yaklaşık on dakika süren kavga, ellerinden, boyunlarından kanlar akan birkaç gencin, ne olduğunu bile anlamadan yaka paça, yumruklar eşliğinde polis araçlarına bindirilmesiyle son buldu. Büyük bir başarıya imza atan polis, siren ve mikronu ağzına dayayarak çıkarttığı “püfff” sesiyle uzaklaştı ve tüm sorunu “püff” diye çözdü. İlk uyarının ardından polise ıslık çalan gençler bu sefer şoke olmuştu. Kimisi […]

Taksim Meydanı?

Yazı:Gökhan TanVideo Haber:Gökhan Tünay-Hilal ÖzdemirKurgu: Ertan Önsel Haberle birlikte yayınlanan fotoğraf, büyük olasılıkla 1960’lardaki bir Cumhuriyet Bayramı kutlamasına ait. (1969’da açılan Atatürk Kültür Merkezi’nin inşası devam ediyor ve bugün ismi The Marmara olan Intercontinental Oteli henüz ortada yok). Fotoğraf, son yıllarda en çok 1 Mayıs’larda gündeme gelen Taksim Meydanı ve İstanbul’da “meydan” diye andığımız alanlarla ilgili önemli bir belge. Çünkü bir meydanın, o kentte yaşayan insanların kullanımı için var olması gerektiğini belgeliyor. Bugün yoğun araç trafiğine sahne olan, meydan içindeki ve çevresindeki yollar da insanlarla dolu. Gerçek bir meydan gibi. Kent plancıları meydanların yaya trafiği odaklı ve çevresindeki işlevlerle birlikte planlanması gerektiğini dile getiriyor. “Her açık alan meydan değildir” diyen Şehir Plancıları Odası İkinci Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hülya Yakar Taksim’in, meydan fonksiyonu gören bir alan olarak nitelendirilemeyeceği görüşünde örneğin. İstanbul Valisi Muammer Güler’in 1 Mayıs kutlamaları sonrasında yaptığı açıklama Hülya Yakar’ı doğruluyor. Güler, o gün yaptığı basın toplantısında, eskiden miting ve kutlamalar için kullanılan Taksim ve Beyazıt meydanlarının artık bu işler için uygun olmadığını, meydanların kapanmasının tüm kenti felce uğrattığını ve bu tür etkinlikler için yeni alanlara ihtiyaç olduğunu söylüyordu. Vali haklı. Çünkü İstanbul trafiği, insanları, toplanma mekânları olan meydanlara ulaştırmak için değil, tam tersine meydanlar araç trafiğini ve ulaşım sorununu çözme alanları olarak kullanıldı. Yani trafikten muaf olması gereken yegâne alanlar, çıkış ve çözüm noktası haline getirildi. Meydanda insana yer kalmadı. Kentin açık alanları bugün öyle anılsa da, gerçek birer meydan olma şansını yitirdi. Motorlu araç trafiğine, köprülere, otobüs duraklarına, belediyelerin tanıtım ofisleri gibi işlevi tartışmalı yapılara, kısacası yayaların kullanımı hariç her şeye terk edilmiş durumda. Durum tam bir felaket. 30 yıl öncesine kadar meydan görünümüne daha yakın olan Aksaray, Mecidiyeköy, sadece ismiyle yaşayan Okmeydanı, Eminönü tanınmaz halde. Düşünün ki kentin en eski meydanı Sultanahmet’te (At Meydanı) bile turist taşıyan otobüsler ve diğerleri, belediyeye gelir kazandırma karşılığında park […]

Taksim’de 1 Mayıs marşı

1 Mayıs’ın kutlanması konusunda sendikalarla hükümet ve İstanbul valiliği arasında ortaya çıkan gerginlik geçen yıldan farklı olarak bu yıl Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs Marşı’nın söylenmesiyle sona erdi. Sabah 9:30 civarında DİSK genel merkezi’nden ayrılan işçiler ve KESK üyesi memurlar uzun süre Şişli Halaskargazi Caddesi üzerinde polis tarafından bekletildiler. Yan sokaklardan caddeye çıkmak isteyen gruplarla polis arasında çatışma uzun süre devam etti. Bu arada yine yan sokaklardan ana korteje katılmak isteyen gruplar da polisin sert müdahaleleriyle karşılaştı. Bu müdaheleler zaman zaman ortamın aşırı derecede gerilmesine neden oldu. Daha sonra Osmanbey’den Harbiye, Elmadağ ve Taksim yönüne yürüyüşe geçen DİSK ve KESK korteji çeşitli duraklamalarla Taksim’e ulaştı. İşçilerin buradaki bekleyişi sonrası polis barikatının açılmasıyla üç bin kişi civarındaki grup Taksim Meydanı'nı doldurdu. Böylece işçiler 1978 yılından bu yana 1 Mayıs’ta ilk kez Taksim Meydanı’na topluca ulaşmış oldu. Kazancı Yokuşu önünde toplanan kalabalık 1 Mayıs 1977’de gerçekleştirilen provokasyon sonucu hayatını kaybeden 36 kişiyi andı ve ardından yıllar sonra ilk kez Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs marşı toplu olarak söylendi. Gösteride konuşan DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Başkanı Sami Evren bunun bir başlangıç olduğunu belirterek işçi sınıfının yoksulluk ve yolsuzluğa karşı mücadelesini sürdüreceklerini dile getirdiler. Konuşmalar sırasında Taksim Atatürk Anıtı çevresi bir şenlik alanı görünümündeydi. 13:30’da ise mitingin sona erdiği duyuruldu.

32 yıl süren yolculuk

Her yıl olduğu gibi yine aynı gerginlikle gelinmişti 1 Mayıs’a. Taksim’e çıkmak ya da çık(a)mamak. Nihayetinde, ne olduğunu kimselerin anlayamadığı bir “makul çoğunluk” anlaşmasıyla Taksim’de karar kılındı. Karar verilip anlaşılmıştı ama hem sendika yetkililerinin hem de hükümetin İstanbul’daki görünen yüzü valinin açıklamaları herkesin içine kurt düşürmüştü. Kimisi haklı çıktı bu kaygılarında kimisi mutlu ayrıldı 1 Mayıs kutlamalarından. Sendikadan Taksim’e dek hepi topu bir kilometreden biraz fazla bir yoldu ama çok zaman aldı bu yolu katetmek. Dile kolay 32 yıl sonra ilk kez, işçiler en az devlet kadar fetişleştirdikleri alana ayak basabildiler 1 Mayıs’ta. Görünen o ki aslında herkes için kısmi de olsa bir başarı sözkonusuydu bugün İstanbul’da. Hem makul çoğunlukla Taksim Meydanına çıkabilen işçiler hem de bu “çoğunluğun” dışında kalanları alana sokmayan, fırsat bulduğunda şiddetini de esirgemeyen polis için. Dikkat, “ayaklar baş oluyor” Son 4 yıldır, bayramlarını ait olduğu yerde, Taksim Meydanı’nda kutlamak istediklerini dile getiren işçiler, 2009’da da aynı taleplerini yineliyordu. DİSK ve KESK’in önderliğindeki sendika ve sivil toplum kuruluşları (STK), solcular ve işçilere kapalı olan Taksim Meydanı’nda yerlerini alacaklarını daha bir kararlı dile getiriyordu bu yıl. Geçen yıl bir ay öncesinden Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Ayaklar baş mı olacak?” diye katıldığı muhalefet korosu ise bu yıl son haftaya dek sesini çıkarmadı sendikacıların açıklamalarına. Haklarını yemeyelim, 1 Mayıs’ın Emek ve Dayanışma Günü olarak bayram ilan edilmesinin üstüne bir de, resmi tatil statüsü kazandırılan 149. ülke olmuştu Türkiye. Türkiye’de bu işler kolay olmaz Eh artık hem bayram hem resmi tatil, işçiler de Taksim talebinden vazgeçer ümidiyle İstanbul Valisi Muammer Güler ile Emniyet Müdürü Celallettin Cerrah dile geldi; “Taksim’de kutlama yasak”. Dananın kuyruğu kopacaktı anlaşılan yine. Sonra Başbakan Erdoğan’ı duyduk Adana’dan, “İşçiler çıkarsa herkes çıkmak ister”. Eeee, zaten “demokratik bir hukuk devletinde”, yasalarla da güvence altına alınmamış mıydı toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak. O halde dileyen gösterisini kutlamasını yapacak, kolluk kuvvetleri de […]

Devlet için Taksim takıntısı fetiş mi?

Nur Niyaz Bildiknbildik@medyakronik.com Emek örgütlerinin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istemesiyle başlayan gerilim, Hükumet, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü’nün tutumuyla doruğa çıkınca ortaya hepimizin tanık olduğu şiddet sahneleri çıktı. DİSK başta olmak üzere emek örgütleri için Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs kutlaması yapmak, 37 kişinin öldüğü 1977 1 Mayıs’ından sonra adeta sembol haline geldi. Sendikalar, Taksim’de kutlama yapma isteğini üç sene önce dile getirmişti. 2007 yılında ise bilfiil Taksim’e çıkmak istemiş ancak polis şiddetine maruz kalmışlardı. Emek örgütleri 1 Mayıs kutlamalarını neden Taksim’de yapmak istediklerini her fırsatta dile getiriyor: Hemen her gerekçeyle kutlamalara mekan olan Taksim Meydanı’nın emekçilere de açık olmasını dile getiriyorlar. Özellikle 1977 katliamında ölenlerin anısına buraya gelmek istiyorlar. AKP hükümeti dahil, son 30 yılın tüm iktidarları, darbe dönemindeki sıkıyönetim komutanları, valileri ve emniyet müdürleri için “emekçileri 1 Mayıs’ta Taksim’e sokmamak” hatta mümkünse hiç kutlatmamak neredeyse bir “fetiş” haline geldi. 1 Mayıs Taksim’de neden kutlanılamaz?Neden böylesine fetişist yaklaşılıyor? Bu soruları, 1977 olayları sırasında Taksim’de de bulunan kişilere sorduk. Celalettin Can (78’liler Birliği Vakfı Başkanı): Hükümetin 1 Mayıs’a karşı tutumu takıntıdan öte bir şey. Bu işçiye, emekçiye karşı alınan bir tavırdır. Çok iyi hatırlıyorum ki Polis Bayramı da Taksim’de kutlanmıştı. Hatta Sertab Erener konser bile vermişti. Dolayısıyla hükümet Taksim’e karşı değil, işçiye, emekçiye karşı. “Aman burada kirli işlerini sergilemesinler” gibi bir bakış açısı var. Ve ne yazık ki bunu vahşice sergiliyor. Sadece işçiler değil normal insanlar bile oraya giremiyor. Düşmanlık bu ve bir refleks haline gelmiş. 1920’li yıllarda İngiliz işgali altındayken bile işçiler kutlama yapabiliyordu. Ancak bu hükümet işçi taleplerine karşı çelikten bir duvar ördü. Türban filan derken araya gaz bombaları girdi. İşçiye düşmanlık ve onların taleplerine kapalılık zaten vardı ama bu hükümetle birlikte durum daha da sertleşti. Ertuğrul Kürkçü (Gazeteci):Benim buna iki türlü açıklamam var. Birincisi, 1 Mayıs’ta Taksim’de gösterilerin yasaklanması sağcı kamplaşmanın bir parçası ve oradan dünyaya bakılıyor. Bu […]

1 Mayıs geldi çattı, muamması bitmedi

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Taksim’de 1 Mayıs kutlayacaklarını açıklayan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Süleyman Çelebi, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı İsmail Hakkı Tombul ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Başkanı Mustafa Kumlu, Ankara’da Başbakan Recep Tayip Erdoğan’la Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in de katıldığı toplantıda bir araya geldi. Daha sonra bir açıklama yapan Bakan Çelik, toplantıda miting talebinin gündeme gelmediğini, sendika temsilcilerinin Taksim’de kitlesel bir anma yapmak istediklerini söyledi. Çelik talebi değerlendirip açıklamayı yapacaklarını söyledi. Taksim konusunda Erdoğan da istekli değil İstanbul Valisi Muammer Güler’in 1 Mayıs’ta Taksim’i yasak alan ilan edip, kutlama yapmak isteyenlere “orantılı şiddet” kullanacağını açıklaması ve sendikaların da geri adım atmaması üzerine gerginlik tırmanmıştı. Vali Güler, dünkü basın açıklamasında Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarının “kanunsuz” olduğunu savunmuş, çağrı yapan sendika liderleriyle ilgili suç duyurusunda bulunulduğu bilgisini vermişti. Güler, polisin Taksim’e gelenleri “orantılı kuvvet”le zor kullanarak dağıtacağını da söylemişti. Bu gelişmeler üzerine sendika temsilcileri de bugün (29 Nisan), konuyla ilgili olarak Başbakan Erdoğan’la TBMM’deki makamında görüştü. Basına kapalı olarak gerçekleşen toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de katıldı. Erdoğan yaklaşık yarım saat sendikacılardan 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanması konusundaki taleplerini dinleyerek ayrılmasından sonra toplantı Bakan Çelik’le bir süre daha sürdü. Görüşme sonrasında açıklama yapan Erdoğan “Taksim’de anıta çelenk konulabilir. Ancak miting alanları bellidir. İşçiler yasal haklarını kullanmalı provokasyonlara izin vermemelidir” dedi. Kesin karar açıklanmadı Toplantının ardından Bakan Çelik de, sendika temsilcilerinin, “miting yerine anma” taleplerini değerlendireceklerini açıkladı. Çelik sendika temsilcilerinin görüşlerini başbakana ilettiğini belirterek, “Başbakanımız da genel asayiş ve güvenle ilgili değerlendirmelerini sundu. Biz kısa bir değerlendirme yapacağız. Sendikaların talebiyle bizim ülkede huzur, barış ve bugünün bir dayanışma günü olması konusundaki noktada bir uzlaşmanın hangi noktada olacağı konusundaki nihai açıklamayı yapacağız” dedi. Toplantıda miting talebinin gündeme gelmediğini, sendika temsilcilerinin Taksim’de kitlesel bir anma yapmak istediklerini söyleyen Çelik, “Güven çok önemli. İstanbul’un Taksim’in konumu […]