Etiket Volkan Ağır

Futbolun 'kahraman' eşcinseli

Bir futbolcunun eşcinsel olduğunu açıklamasının ardından 24 yıl beklememiz gerekti. Milli Alman futbolcu Thomas Hitzlsperger sadece bununla kalmadı; spor dünyasını cinsel tercihini saklamamak için eyleme çağırdı.

Ergin Ataman zamanı

Beşiktaş Milangaz ile EuroChallange Kupası’na ulaşan Ergin Ataman Türkiye basketbolunun belki de kariyeri en yüksek koçu olma yolunda ilerliyor

‘Beni nerenle seyrediyorsun?’

Medya Etik Konseyi’nin 'Yılın TV Spor Programı Etik Ödülü’ verdiği Telegol programı muhabirlerinin, görüntü vermek istemeyen taraftarlar hakkında darp şikayetinde bulunduğu iddia ediliyor.

Tolga Zengin

Fatih Terim ona “Dasaev” diye sesleniyor; o ise, Şampiyonlar Ligi’nde kariyerinin en parlak günlerini yaşarken “Şenol Güneş olmayı" hayal ediyor.

Hata Hiddink’te mi?

Beşinci dakikada direkten dönen top, Hırvatistan karşısında "mucizeci" ruhu çağırabilirdi, olmadı. Hata görevden alınması beklenen Hiddink'te mi?

Naz Aydemir

Aralık ayında Katar’da, Dünya Kadınlar Kulüplerarası Voleybol Şampiyonu olan Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımı bu kez Avrupa şampiyonu olabilmek için İstanbul’da sahaya çıkıyor. Burhan Felek Spor Salonu’nda yarın başlayacak 2011 Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonlar Ligi Dörtlü Finali’nde iki maç kazandığı taktirde, Avrupa’nın bir numaralı kupasında şampiyon olan ilk Türk takımı ünvanını da kazanacak.Şüphesiz bu başarılar, Fenerbahçe’nin son yıllarda Acıbadem sponsorluğunda kadın voleybol şubesine yaptığı yatırımın bir getirisi. Sadece yurt dışından getirilen yıldızlar değil, ulusal takımın önemli oyuncuları da sarı lacivert formayı giyiyor. İşte A Milli Takım’ın pasörü Naz Aydemir (21) genç yaşta ismini dünyaya duyuran Fenerbahçeli yıldızlardan biri. Naz sadece kulüp bazında değil, ulusal takım ölçeğindede tarihimizin en büyük başarılarına imza atan ekibin bir parçası. Ve aynı zamanda bir öğrenci! HaberVsmuhabiri Volkan Ağır, İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklamcılık Bölümü’nden bu yıl mezun olmaya hazırlanan Naz Aydemir ile voleybolu ve öğrenciliği konuştu. 21 yaşında kulüp bazında dünya şampiyonluğu kupası kaldırdın. Dünya altıncısı milli takımının da bir parçasıydın. Genç yaşta bu kadar büyük başarıları omuzlamak hayatını güçleştiriyor mu?Zor oluyor açıkçası ancak bu tempoya genç yaşta girdiğim için alışkınım. Bunların yaşla çok alakası olduğuna inanmıyorum. 30 yaşında da olsam aynı zorluğu yaşardım. Başarı aynı zamanda bir baskı da oluşturuyor mu sporcu üzerinde?Daha ziyade özgüven katıyor. O unvanlar her zaman sizinle ancak her maça farklı bakmak lazım. Bambaşka bir maça çıkıyorsun ve bütün bunları unutuyorsun sahada. Bu yüzden bir baskı da yaratmıyor bende. Seni Eczacıbaşı formasıyla 16 yaşında tanıdık. O günlerle kıyasladığımızda performansını nasıl buluyorsun?Eczacıbaşı’ndayken dört yıl boyunca sürekli sahadaydım. Geçen sene [Fenerbahçe’de] çok az oynayabildim. Bu sene de Fofao’yla. Tabi ki sürekli forma şansı bulmak her zaman artı sağlıyor. Sürekli oynamanın getirdiği özgüvenle maç içinde daha rahat hareket edip karar alabiliyorsunuz. Arada kenara çıkıp geldikten sonra zaman zaman performansınızın düşmesi de çok muhtemel. Milli takımlara bakınca da performansımın çok da yükseldiğini görebiliriz. Kulüp düzeyinde henüz […]

Gazetecilerin eyleminin düşündürdüğü

Bir gazeteci adayı olarak geleceğim açısından iyi olanı öğrencisi olduğum Ahmet Hocam mı, yoksa onu içeri alanlar mı biliyor? Ergenekon terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle çoğunluğunu gazetecilerin oluşturduğu 11 kişinin dün sabah gözaltına alınmasının ardından medya mensupları Taksim İstiklal Caddesi’nde az önce sona eren bir eylem gerçekleştirdi. 1 Mart’ta yayın hayatına başlayan Aydınlık Gazetesi hazırlık gelmişti. Üzerinde Mevlana’nın “Diken içindeler ama gül gibiler. Hapisteler ama şarap gibiler. Balçık içindeler, ama gönül gibiler. Gece içindeler ama sabah gibiler” dizeleriyle birlikte parmaklıklar ardında yer alan Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın fotoğrafları basılmış el ilanları dağıttılar. Bu gazetenin okurları, ellerinde hem Türk bayrakları hem de üzerlerinde Atatürk resimleri bulunan bayraklarla, “Faşizm’e karşı omuz omuza” “Yurtsever basın susturulamaz” ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarını attılar. Aydnlık gazetesi ve okurları “ulusalcı” olarak anılır çoğu insan tarafından. Ardından da Ergenekon davası sürecinde içeri alınan Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Musatfa Balbay gibi isimler bağırılarak yoklama yapıldı. Ancak bu isimler arasında Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın olmaması dikkat çekiciydi. Bu sefer hem eylemci hem de eylemin haberini yapmak üzere bir araya gelen gazeteciler eylem öncesi son hazırlıklarını yapmaya başladı. Yürüyüşe başlamadan önce İngilizce ve Türkçe hazırlanan “Gazetecilere Özgürlük. Hemen Şimdi Adalet” yazılı pankartların kullanılması dikkat çekiciydi. Kalabalığın en önünde yer alan CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, Cumhuriyet Gazetesi yazarları Hikmet Çetinkaya, Ali Sirmen, Hürriyet Gazetesi Yazarları Oktay Ekşi, Zeynep Göğüş, Ferai Tınç, Tufan Türenç yürüyüşe kol kola başladı. Bu sırada görüntü almak isteyen foto muhabirleri ve kameramanlar arasında yaşanan yer kapma çalışmaları eylemin kısa süreli gecikmesine neden oldu.Galatasaray Meydanı’nda sonlanacak yürüyüşün hemen başında Fransız Konsolosluğu’nun yanında yer alan CHP Beyoğlu İlçe Başkanlığı’nın penceresinden aşağı çiçekler atıldı. Bu hareket eyleme renk kattı ve alkış aldı. Ellerinde Radikal, BirGün, Posta gazeteleriyle birlikte üzerinde “Gazetecilere Özgürlük”, “Türkiye Basın Özgürlüğü’nde 138.”, “Bugün Ahmet, Nedim yarın kim?”, “AKP elini medyadan çek” yazan dövizler taşıyarak […]

Alex değil, Schuster

Çoğu maçın müthiş geçtiğini söyleyecek. “Aman tanrım ne tempoydu” klişesine kaptıracaklar kendilerini. Aranızda böyle sananlar varsa uyansın hemen. Dün akşam İnönü’de oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe maçında tanık olduğumuz tempo ancak orta sahasız takımlarla yapılır. Nitekim iki takımın orta sahasının da baskı yapayım derken alanlarını boş bırakması, topun kanatlara hızlıca akışına neden oldu. Bunun öncelikli nedeni tabii ki Fenerbahçe’nin 4. dakikada golü bulmasıydı. Sahasında oynadığı maçta kalesinde bu kadar erken gol görmek Beşiktaş’ı daha atak oynamaya yöneltti. Fakat bu atak oyun, Fenerbahçe’nin baskılı ve etkili oynadığı ilk 25 dakikanın sadece “reklam arası” dönemlerinde kendini gösterebildi. Sarı lacivertli takım son haftalarda ilk dakikalarda uyguladığı baskıyı bu maçta da ortaya koyarak maçı en başından koparabilirdi de. Önce Beşiktaş’ın sol kanadını kırdı. Quaresma’nın geriye gelmeyişi bunun en büyük nedeniydi. Bu oyuncunun Simao’yla yer değişmesi ve Ernst’in bu kanada desteği biraz durdurdu Fenerbahçe’yi. Aykut Kocaman’ın yarım saat sonunda takımını geri çekip devreyi önde bitirme düşüncesi belki de mecburiyettendi. Fenerbahçe bu sezon maçların son çeyreğinde güçten düşüyordu. Kocaman bu nedenle maç sonunu düşünmüş olabilir. Fakat bu hamle, kazanılan alanın da Beşiktaş’a bırakılmasını getirdi. Ancak Beşiktaş da rakip yarı alana organize toplarla, kalabalık hücumlarla yerleşmeyi başaramadı. Yandan gelen birçok ortada topun Almeida’yı geçtiğinde taça çıkması bunun kanıtıdır. Devre biterken yalnızlığın açtığı yarasına tuz basan Dia’yı ancak tekmelerle durdurabilen Ekrem Dağ “ters” İbrahim Üzülmez etkisi yaratarak (bknz. İbrahim Üzülmez’in soldan gelip sağ ayağıyla attığı gol) takımını soyunma odasına umutla gönderdi. İkinci devreye de Beşiktaş’ın bu kadar hızlı başlaması beklenmiyordu. Evet şans golüydü İbrahim Toraman’ın attığı, ancak önemli olan her zaman o şansı zorlamaktır. Skor üstünlüğünü ele geçiren Beşiktaş sağlı sollu geliştirdiği ataklarla bu sefer maçı koparabilecek takımken Hugo Almeida’nın beceriksizliği bunu engelledi. Beşiktaş’ın bu süreçte, yani ikinci yarının ilk 15 dakikasında, biraz geriye çekilip kanatlara isabetli paslar kullanması etkili oldu. Yine bu süreçte Lugano ve Ferrari eşleşmeleri kırmızı kartın, en […]