Güventürk  Görgülü

Güventürk Görgülü

“Alçakların Çağı”nda Ahmet Şık’ı savunmak

Ergenekon davasının kayıtsız şartsız arkasında duranların “aman sulandırmayalım” refleksine, davaya yönelik tüm eleştirilerin “Ulusalcı-Ergenekoncu” bir düşünce dünyasından kaynaklandığını ima eden mide bulandırıcı bir sinizm de eşlik ediyorsa “orada durun bakalım” demek boynumuzun borcudur.

Yıllanmış yıllıklar

Eski öğrenci yıllıklarının bir türlü çıkarılamaması İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde bu hizmetin ücretli hale getirilmesine mi neden olacak? Öğrenci Birliği bu ihtimale karşı, yıllıklara reklam alınmasına karşı çıkıyor: “Üniversite ticarethane değil!”

Ereksiyon sevdasına hapı yutmayın!

Yirmibirinci yüzyıl insanının cinsel deneyim arayışları, internetten dur durak bilmeden yayılan porno film sahneleri, otuz beş santimlik penis ve 45 dakika kesintisiz seks efsaneleri, sonunda hiç bir cinsel sorunu olmayan erkekleri bile ereksiyon haplarının bağımlısı haline getirdi. 1999 yılından itibaren eczane raflarında boy gösteren Viagra, yaşlılık veya çeşitli fiziksel hastalıklar nedeniyle iktidarsızlık belasından mustarip erkeklerin yüreklerine su serpen bir buluş olarak alkışlanmıştı. Zaman içinde ereksiyon hapları kervanı Cialis ve Levitra gibi başka markalarla zenginleşirken ereksiyon hapı kullanımında da patlama oldu. İnternet üzerinden ve eczanelerden serbestçe satılan ereksiyon hapları, artık cinsel problemi olmayan erkekler tarafından da yaygın şekilde kullanılıyor. Özellikle gençlerin kullanım amacı, merak ve uzun süreli ereksiyon. Söz konusu haplar, 4 ila 36 saat arasında etkili oluyor ve her uyarılmada kendini gösteriyor. “36 saat”i duyan birçok erkek, duruma kayıtsız kalamıyor olsa gerek eczaneler hapların satışında ciddi bir artış olduğunu belirtiyor. İstanbul Göztepe’de eczacılık yapan Serkan Aydın, ayda yaklaşık 100-150 kutu ereksiyon hapı sattığını ve satışlarının Asprin’den çok daha fazla olduğunu söylüyor. Aydın, “Neredeyse satmadığım gün yok. Hatta gelenlerin çoğu üç dört kutu birden alıyor” diyor. Ulus’ta eczacılık yapan İnci T. ise sağlık problemi olmayan gençlerin bu ilacı alıyor olmasından dolayı hayli kızgın, engel olamadığı için de üzgün. Gece eczane nöbetlerinde en çok gençlerin gelip bu ilaçları aldığını belirtiyor ve “Türk erkeğinin aklı sadece cinselliğe çalışıyor. Normal ilaç almaya geldiklerinde iskonto istiyorlar ama bu haplara gelince, hiç düşünmeden para veriyorlar. Beş kuruşu olmayanlar bile bir şekilde gelip alıyor” diyor. Ereksiyon hapları, sağlık ya da maddiyat gözetmeksizin hemen birçok erkeği etkisi altına alıyor. Burada “Erkekler dedikoduyu sevmez” varsayımının ise ne kadar boş olduğu ortaya çıkıyor. Keza dedikodu sayesinde haplar ününe ün katıyor. Örneğin, üniversite öğrencisi H.B., hapları arkadaşlarından duyduğunu ve çok merak edip kullandığını söylüyor. Başından geçenleri ise hafif utanarak anlatıyor: “Arkadaşlarımla birlikte eve para karşılığı seks yapan birkaç kadın çağırdık. Hapı […]

Trafiğin canbazları: Motorlu kuryeler

Kuryeler İstanbul trafiğinde 20’nci yıllarını devirdi.. İş dünyasının yükünü taşıyan motorlu kurye hizmetleri, trafik problemi nedeniyle şehrin vazgeçilmez iş kollarından biri haline geldi. İki teker üzerinde bir adresten diğerine giderken zamanla yarışan kuryeler, yaşama gidonlarıyla tutunuyorlar. Onların en büyük problemi hayatlarının sürekli risk altında olması. Bu büyük riske karşılık çoğu herhangi bir sosyal güvenceye de sahip değil. Diğer yandan kuryelerle otomobil sürücüleri arasında da sürekli bir gerilim yaşanıyor. Onlar trafikteki sürücülerden şikâyet ederken araç sürücüleri de kuryelerin gereğinden fazla risk aldıklarını ve kuralları hiçe saydıklarını dile getiriyorlar.

Sarı kartlı AKP’den “Neoliberalizme” devam

Anayasa Mahkemesi’nin “kapatmama” kararının ardından Türkiye’nin gündeminin nasıl şekilleneceği tartışılırken, AKP’nin “yeni dönemde” nasıl bir ekonomik rota izleyeceği de konuşulmaya başlandı. Başta ABD eski Büyükelçisi Mark Parris’in tüyosundan olmak üzere içeriden bilgi alanlar hemen borsada fırtınalar kopardılar. Bu, bazı aklıevvellerce ekonomide canlanma ve Türkiye’nin ekonomik geleceğine önemli bir sıçrama sinyali olarak takdim edildi. Hiç alakası yok. Borsa denilen dev yeşil çuhaya bir “kapatılma-kapatılmama” iddiası üzerine atılmış bu büyük zar, sonuç olarak bir seans işidir. Kalıcı olarak bir yükseliş, dövizde bir gevşeme, faizlerde gerileme, giderek yatırımlarda canlanma, tüketimde artış ve sonuçta büyüme gibi şeylere işaret etmez. Ezber bozuldu Kapatmama ve hakemlerden sıkı bir sarı kart görme, aslında AKP’nin ezberini bozmuş durumda. AKP, daha çok şu ezber üstüne çalışıyordu. Nasılsa kapatılacaklardı ve yeni bir parti ile seçim meydanlarına çıkarken iki temayı ballandırarak işleyeceklerdi. 1- Ekonomide iyi şeyler yapıyorduk, kapatarak bozdular, önemli bir fatura çıktı. Bu fatura kapatanlar ve arkasındakilerin, sizlere-bizlere çektirdikleridir. 2- Ergenekon denilen çetelerle uğraşıyor, onları deşifre ediyorduk, kapatarak bu operasyonu engellediler. Şimdi, bu oyun planı işlemez durumdadır. Ergenekon’un seyri de bu karardan sonra değişecektir. Seçim meydanlarında sahneye konulmak üzere hazırlanan oyun, bir süre ertelenmek durumundadır. Ama esas mesele ekonomidedir. Ekonomide, siyasi gerilim, istikrarsızlığı artıran etkenlerden sadece biriydi. Dış çalkantı ve ekonominin içsel kırlganlıklar ise diğer iki etkendi. Davanın sonuçlanması ile bu üç etkenden sadece siyasi istikrarsızlık etkeni elimine oldu, diğer önemli iki etken ekonomideki yerini ve önemini koruyor. Şimdi, bu dış ve iç ekonomik istikrarsızlığın baskısı altında, AKP’den ekonomiye odaklanması ve sorunlara çözüm üretmesi beklenmektedir. Büyük sermayenin beklentileri, IMF ve AB çıpalarını güçlendirmekle başlamaktadır, ardından yükselen enflasyon, düşen büyüme, derinleşen cari açık, yükselen faizler vb. sorunlara çözüm üretmesidir. Gündem ağır Hemen belirtelim ki, AKP, “şartlı salıverilse de”, kendini bir an yoğun bir sorunlar yumağı ile karşı karşıya bulmuştur. Siyaseten AKP iç kazanı kaynayacak, sarı kartın baskısı ile “merkez”e geldikçe, milli […]

Kadın, erkek, genç, yaşlı herkese açık bir frizbi takımı: ‘‘Türk Kası’’

Türk Kası, Türkiye’de kurulan ilk “Ultimate Frisbee” (Yeni nesil frizbi) takımı olma özelliğini taşıyor. Andrew Hochstedler öncülüğünde 2006 yazında çekirdek kadrosu oluşan takımın bugün 30’dan fazla üyesi bulunuyor. Üyelerin çoğu çok çeşitli alanlarda meslek sahibi ya da üniversitede okumakta olan genç sporseverlerden oluşuyor. Türk ekibi, ilk etkinlik olarak 2007 Nisan ayında Avusturya’da Baden şehrinde Spin takımının ev sahipliği yaptığı “Sandsplash” turnuvasına katılarak ilk uluslararası deneyimini gerçekleştirdi. 2007 Eylül ayında ise Almanya’da Erlangen şehrinde bir turnuvaya daha katıldı. İstanbul’da 2007 sonbaharında ufak bir lig düzenlendi ayrıca birer günlük turnuvalar da düzenleniyor. 2008 baharında İzmir 9 Eylül Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Akademisi’nin ve Adana Çukurova Üniversitesi Spor Akademisi’nin misafiri olarak buradaki öğrencilere Ultimate sporunu öğretmek üzere seminerler düzenlendi. Bu seminerler sonunda İzmir ve Adana’da da Ultimate takımları oluşmaya başladı. Ayrıca 25 Nisan’da İstanbul’da da bir seminer düzenlendi. Seminerler sonunda katılımcılara bir sertifika ve sporu öğretici DVD’ler dağıtıldı. Bir sonraki hedefleri 24 Mayıs’ta Almanya’da SudSee Cup ‘08’e katılıp, bu turnuvada derece almak. Eğlenceli ve basit kurallarıyla ultimate frisbee Pasta tabaklarını fırlatmaktan ilham alan Jared Kass ve Joel Silver isimli Amerikalı üniversite öğrencileri tarafından icat edilen ultimate frisbee sporu halen 50 ülkede profesyonel bir spor olarak oynanıyor. Ultimate frisbee 7 kişilik takımlarla ve 100m uzunluğunda 37m genişliğindeki çim sahada, standart 175 gram ağırlığında frizbiyle oynanan bir spor. Futbol, basketbol, amerikan futbolu ve hentbol gibi pek çok sporun kurallarını içinde barındıran ultimate frizbee’nin stratejik fakat basit kuralları mevcut. Oyunun asıl amacı frizbiyi paslaşarak, tüm sahayı kat ederek ceza alanı (endzone) gelip skor elde ediyor. Frizbi oyununun kuralları gereği; oyuncular ellerinde frizbiyle koşamazlar; sadece 3 adım atabiliyor. Oyuncu frizbiyi yakalarsa durup takım arkadaşına pas atmak zorunda. Maç esnasında frizbi yere düşerse veya diğer takım oyuncusu tarafından yakalanır ya da yere çarptırılırsa frizbi karşı takıma geçer. Bu olaya “turnover” (devir) deniyor. Frizbi oyun sahasının dışına çıktığında […]