Medya

Barış gazetecisi barış için ihtiyaç

Yazan: Şeyhmus Yıldırım
Şeyhmus Yıldırım

“Barış Süreçleri ve Medya” seminerinde, medyanın barış kültürünü işleme ve yaymadaki sorumluluğu tartışıldı.

PKK ile süren savaşın sonlandırılmasına ilişkin en ciddi adımların atıldığı bugünlerde Türkiye medyasına da fazlasıyla görev düşüyor…

Bu görüş dün Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Barış Süreçleri ve Medya” başlıklı seminerde gazeteciler ve uzmanların ortak kanaatiydi. Çatışma ve barış süreçlerinde gazeteciliğin nasıl olması gerektiği, kışkırtıcı yayınların tirajlara etkisi ve Türkiye’de barış gazeteciliğinin mümkün olup olmadığı Basın Enstitüsü Derneği, Hürriyet ve Habertürk gazeteleri ile Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen seminerde tartışıldı.

Seminerin açılış konuşmasını yapan Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitim Merkezi Müdürü Profesör Fatoş Erkman, barış kültürünün bir denge kurduğunu ve kaynakların adil paylaşımını içerdiğini söyledi. Barış isteyenlerin bunun stratejilerini kuracağını belirten Erkman, “Ülkelerin, grupların ve kişilerin arasındaki çıkar çatışmalarının şiddetsiz çözülebileceği anlayışı hem Türkiye hem de dünya açısından hayati önemdedir. Barış kültürü sadece hayal gücünün yarattığı bir olgu değil aynı zamanda günlük hayata dairdir. İnsanlar kendi hayatlarında kültürlerarası dengeyi kurmak için problem çözme yöntemi kullanmaktadır. Saldırganlıksa sorunların çözümünü geciktirmektedir. Medyanın da barış kültürünü işleme ve yaymada sorumluluğu vardır. Medyanın kullanacağı barış dili tarafsız, empatik, olumluyu pekiştiren, umudu işleyen bir söylem olmalıdır” dedi.

Seminerin düzenleyicilerinden Basın Enstitüsü Derneği’nin başkanı ve Milliyet Gazetesi yazarı Kadri Gürsel de, “Barış gazeteciliği ve barış kültürü, eğer medya mensupları ve özellikle genç nesiller tarafından içselleştirilmezse, gazeteciler ve medya barış için üzerine düşeni yapamaz. Bugün yeniden barış dinin ve gazetecilinin konuşulur olduğunu sevinerek görüyoruz. Ama bunun ne olduğunu öğrenememiş, içselleştirememiş gazetecilerin ağırlıklı olduğu ülkede ilk çıkmazda medya yine savaş diline dönüş yapabilir” diye konuştu.

Barış gazeteciliği mümkün mü?

Açılış konuşmalarının ardından seminerde Washington Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Susan Dente Ross “Barış Gazeteciliği Mümkün mü?” ve çatışma çözüm eğitim uzmanı Marianne Perez de Fransius da “Medyada Çatışma Çözüm yöntemlerinin yeri” başlıklı sunumlarını gerçekleştirildi. Barış gazeteciliği yapmanın bir seçim olduğunu belirten Ross, “Barış gazeteciliği bir alternatiftir. Tarafsızlığın kamuflajından kurtulur. Barış gazetecisi haber yapmanın bir seçim sonucu olduğunu; kaynağın, olayın seçimiyle olduğunu bilir. Barış gazetecisinin nötr, objektif olma ihtimali yoktur. Çünkü gazeteci kimi dinleyeceğine, kamerasını nereye doğrultacağına daha da önemlisi gerçekleri iktidarın bize aktardığı biçimde değil tüm karmaşıklığı ile aktaracağının farkındadır. Çünkü barış gazeteciliği yapanlar herkesin kendine has bir gündemi olduğunu bilir” dedi.

Barış gazetecilerinin çatışmaların çözümünde uzlaşma ortamının sağlanması için acıların derinliğine bakması gerektiğini vurgulayan Ross, kültürel farklılıkları göz önüne alarak haber yapan barış gazetecisi için koyu bir iyi ve kötü ayrımı olmadığını söyledi. Ross, barış gazetecilerinin kaynaklarını sansürlemediğini ancak çözüm odaklı bir yaklaşımda bulunmak için bazı söylemlerin kime nasıl zarar vereceğini bilerek haber yapması gerektiğini belirtti. Konuşmasında Amerika Birleşik Devletleri’nde yayın yapan CBS kanalının akşam haberleri sunucusu Walter Cronkite’ın 1968’de anchormenliği bırakarak Vietnam’a haber yapmaya gittiğini, savaşın beşinci yılında ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’ın “Cronkite’ı kaybetseydim bütün Orta Amerika’yı kaybederdim” diyerek seçimlere yeniden aday olmayacağını açıklamasını aktaran Ross, “Cronkite örneği bir gazetecinin dahi ne tür farklılıklar yaratabileceğini ortaya koyuyor. Çünkü gazeteciler hikâyelerin pasif anlatıcıları değil önemli aktörlerdir” diye konuştu.
 
Medyada çatışma çözüm yöntemlerinin yeri

Marianne Perez de Fransius ise tanık olduğumuz barışın ve şiddetin buzdağının görünen kısmı olduğunu belirterek, “Barışın ve şiddetin görünmeyen yanı ise ‘yapısal barış/şiddet’ ve ‘kültürel barış/şiddet’tir. Barış gazeteciliği ise görünen ve görünmeyenler üzerinden barış odaklı çalışma yapmaktır. Çatışma ve şiddet birbirine karışmaması gereken unsurlardır. Fikirlerin çatışması her zaman kötü olmaz bazen büyüme için fırsat olabilir. İşte barış gazetecisinin amacı da bu algıyı yaratmaktır” diye konuştu. Çatışma gazeteciliğinde birbirine karşı iki grup, barış gazeteciliğinde ise çatışmadan etkilenenler ve sorunlar olduğunun bilinmesi bulunduğunu belirten Fransius, “Örneğin Kürt Meselesinin çözümünü sadece PKK ile Adalet ve Kalkınma Partisi ya da Abdullah Öcalan ve Recep Tayyip Erdoğan arasında görmektedir. Çatışma gazeteciliği ise propaganda, elit ve zafer odaklıdır. Barış gazetecisi ise çatışma, çatışmadan etkilenen herkes, partiler ve sorunlar olduğunu bilir. Barış gazetecisi barışın herkese yarayacağını düşünür. Halk ve çözüm odaklıdır. Barışın herkese yarar sağlayacağını bilir. Barış gazeteciliğinin amacı şu algıyı yaratmaktır: Çatışmanın olabilir ama illa ki şiddetle sonuçlanmak zorunda değildir, alternatifler vardır” dedi.

Yorum yazın