1 Mayıs 2026’da yürürlüğe giren 7578 sayılı kanunla, günlük ziyaretçi sayısı 10 milyonu aşan sosyal medya uygulamalarına ‘yaş sınırı’ zorunluluğu getirildi. Yeni düzenlemeye göre platformlar, 15 yaş altındaki çocuklara doğrudan hizmet veremeyecek ve bunu denetlemek için yaş doğrulama sistemleri kurmakla yükümlü olacak. Ayrıca 15-18 yaş arası gençler için özel hizmet modelleri geliştirilmesi yasal bir şart haline geliyor.
Teknik altyapı: yaş nasıl doğrulanacak?
Yasanın en çok tartışılan boyutu yaşın nasıl teknik olarak kanıtlanacağı hakkında. Yeni sistemde sosyal medya hesabı açmak isteyen kullanıcıların T.C. kimlik numarası ile işlem yapması öngörülüyor. e-Devlet Kapısı üzerinden alınacak doğrulama koduyla platforma giriş yapılması planlanırken, kullanıcıların takma ad kullanabilmesi mümkün olacak; ancak kimlik bilgisi sistemde kayıtlı kalacak.
Yeni sistemde kimlik bilgilerinin doğrudan sosyal medya platformlarıyla paylaşılmayacağı, yalnızca doğrulamanın yapıldığına dair onay kodunun aktarılacağı belirtildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise düzenlemenin 2026 yılı sonuna kadar hayata geçirilmesinin planlandığını ifade ediyor.
Yeni yasa beraberinde ne getiriyor: gözetim toplumu mu, güvenli sosyal alan mı?
Yeni yasayla ilgili en hararetli tartışmalar, e-Devlet entegrasyonunun sınırları üzerine yoğunlaşmış durumda. Düzenlemeyi destekleyen kesimler, bu adımı çocukları dijital dünyanın algoritmik risklerinden korumak için kaçınılmaz bir önlem olarak görüyor. Ancak hukuk camiası ve sivil toplum örgütleri, meselenin sadece çocuklarla sınırlı kalmadığını belirterek ciddi uyarılarda bulunuyor. Onlar 15 yaş altı kısıtlamasının sadece bir vitrin olduğunu, arka planda tüm vatandaşları içine alan zorunlu bir dijital takip sistemi kurulmak istendiğini, otoriter bir gözetim toplumuna geçiş için yasal zemin hazırladığına dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Yaman Akdeniz – Hukuk Akademisyeni
İFÖD (İfade Özgürlüğü Derneği) Kurucu Üyesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Akademisyeni Prof. Dr. Yaman Akdeniz, merkezi yaş ve kimlik doğrulama altyapısının bir kez hayata geçirilip standartlaşmasının ardından tek bir düzenlemeyle haber sitelerine yorum yapmaktan çöpçatanlık uygulamalarına kadar her platforma yayılabileceğini vurguluyor. Yöneticilerin tek bir tuşla anonim bir rumuzun arkasında kimin olduğunu görebildiği sistemi “devasa bir dijital fişleme” olarak nitelendiriyor ve yurttaşların özgürce eleştiri yapmasının imkânsızlaşacağı ortamda ağır bir otosansür etkisi yaratacağının altını çiziyor: “15 yaş altı yasağı kılıfıyla getirilen e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması, aslında tüm toplum için zorunlu bir ‘dijital kimlik’ ve fişleme uygulamasıdır. Otoriter bir gözetim toplumuna geçişin altyapısı artık resmen hazır.”

Yusuf İpek – Dijital İçerik Üreticisi
Teknik tarafta ise dijital içerik üreticisi Yusuf İpek, meselenin sadece hukuksal bir takip değil, aynı zamanda işlevsiz bir dayatma olduğunu savunuyor. İpek, internetin doğası gereği yasakların VPN veya DNS gibi araçlarla saniyeler içinde delinebildiğini hatırlatarak; devlet eliyle getirilen bu kısıtlamaların çocukları korumaktan ziyade, sadece yasaya uyan dürüst kullanıcıları zor duruma düşüreceğini belirtiyor. Sosyal medyadaki bağımlılık ve şiddet gibi sorunların kaynağının “yaş” değil, platformların “slot makinesi” mantığıyla çalışan tasarımları ve aile içi/sosyal çevre dinamikleri olduğunu vurgulayan İpek, “Kök sorunu çözmeyen, teknik olarak kolayca baypas edilebilen ve yetişkinlerin anonimlik hakkını gasp eden bu yasa, çocuklara güvenlik sağlamayacak; sadece toplumu devasa bir veri riskiyle karşı karşıya bırakacaktır” uyarısında bulunuyor.
Tartışmanın diğer tarafında ise kontrollü ve güvenli sosyal ağ vurgusu yapan yazılım geliştirici Zekeriya Yıldız, dijital platformların bugün artık masum bir paylaşım ortamı olmaktan çıktığını ve yaş doğrulama adımının geç kalınmış olduğunu savunuyor.
‘‘Sosyal medya benim gözümde artık sadece fotoğraf, video paylaşılan bir yerden çok, kontrolsüz bir getto mahallesine dönmüş durumda.’’

Zekeriya Yıldız – Yazılım Geliştirici
Anonimlik zırhının suç örgütleri için korunaklı bir limana dönüştüğüne dikkat çeken Yıldız, sosyal medyayı kontrolsüz bir “getto mahallesine” benzeterek her köşe başında yasa dışı bir satış veya tehditle karşılaşmanın artık olağan hale geldiğini ifade ediyor. Kimliğini ve yaşını doğrulamayan kişilerin bu denli rahat hareket edebildiği bir düzenin dürüst kullanıcıyı değil, yalnızca suç işleyenleri koruduğunu savunuyor.
Özgürlük kavramının ancak güvenlik teminatıyla anlam kazanabileceğini belirten Yıldız, dijital dünyadaki denetim eksikliğini de çarpıcı bir örnekle dile getiriyor Kapısında güvenlik görevlisi olmayan bir binada huzurla oturulamayacağı gibi, denetim mekanizması bulunmayan dijital alanların da huzur sunamayacağını vurguluyor Mevcut düzenlemeyi bir yasaklama olarak görmemesi gerektiğini belirterek, dijital “Vahşi Batı” dönemini kapatıp herkesin sorumluluk aldığı, şeffaf ve güvenli bir kamusal alan inşa etme girişimi olarak tanımlıyor.


Yorum yazın