Kategori İstanbul

Haydarpaşa’da yangın devam ediyor!

TCDD Teftiş Kurulu ve İtfaiye raporları, Haydarpaşa yangınının nedenini ortaya koymaktan uzak. Gardaki “güvenlik” yangından sonra sağlanmaya çalışılırken, binayı üç kez su bastığı ve bir de yangın çıktığı iddia ediliyor.

Maksat açılış olsun

İstanbul Belediyesi, aylardır kullandığımız metro istasyonlarını ve spor salonlarını Başbakan’ın katılımıyla “açıyor”! Tam sayfa açılış ilanlarının maliyetini de iki inşaat firması üstleniyor.

Elini Boğaz’ımdan çek

Altmışın üzerinde dernek, meslek örgütü, vakıf ve platformun bir araya gelmesiyle oluşan Üçüncü Köprü Yerine Yaşam Platformu’nun düzenlediği “3. Köprüye Hayır” mitingi bugün öğle saatlerinde Kadıköy’de gerçekleşti. Yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı mitinge, Loç Vadisi Koruma Platformu ve Senoz Deresi Platformu gibi, hidroelektrik santrallerine karşı çıkan İstanbul dışındaki aktivistler de destek verdi. Katılımcılar saat 12:00’de Hasanpaşa’daki Tepe Nautilus alışveriş merkezi önünden hareket ederek Kadıköy Meydanı’na yürüdü. Pankart ve dövizler işleğinde “Köprüyü yapanlar memleketi satanlar”, “Direne direni kazanacağız”, “Sermaye elini Boğaz’ımdan çek” ve “Ormanıma, suyuma, toprağıma dokunma” gibi sloganlar atıldı. Üçüncü Köprü Yerine Yaşam PlatformuBeylerbeyliler Derneği,Beykoz Çiğdem Mah. Der., Beykoz Dernekler Birliği, Beykoz İnisiyatifi, Beykoz Tokatköy Ayazma Der., Boğaziçi Arnavutköylüler Der., BOÇEV, Çağdaş Yaşamı Destekleme Der., Çekmeköy Gönüllüleri Derneği, Çifte Havuzlar Güzelleştirme, Geliştirme ve Koruma Der., ÇEKÜL Vakfı, ÇHD, Dayanışmacı Atölye, Derbent Mah. Der., DİSK Emekli-Sen, DİSK Genel-İş 1 No.lu Şube, Gençlik Muhalefeti, Gazete Sarıyer, Gebze Bilkar (Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Yayıncılık ve Üretim Kooperatifi), Gülsuyu – Gülensu Güzelleştirme Der., Halkevleri İstanbul Şb., Haydarpaşa Dayanışması Platformu, Hayvanların Yaşam Haklarını Koruma Derneği, İç Dış Kumsalı Koruma ve Yaşatma Sivil Toplum Destekleme Der., İMECE-Toplumun Şehircilik Hareketi, İstanbul Barosu, İstanbul Çevre Konseyi, İstanbul Tabip Odası, İstanbul SOS Girişimi, İstanbul Yaşam Der., KESK İstanbul Şubeler Plat., Kilyos Çevre Koruma Der., Kocataş Mah. Der., Konut Hakkı Koordinasyonu, Kuzguncuklular Der., Küçükçekmece STK Platformu, Maden Mah. Der., Maden Mah. Dereiçi Der., Öğrenci Kolektifleri, Politeknik, Sarıyer Doğa ve Hayvan Dostları Plat., Sarıyer Mahalle Dernekleri Plat., SOS Çevre Gönüllüleri Platformu, Sosyal Haklar Derneği, TEMA, TMMOB İstanbul İKK, Tonyalılar Kültür Yardımlaşma Der., TOZDER, TÜKODER, TÜRÇEK, Türkiye Ormancılar Der. İst. Şb., Validebağ Gönüllüleri Der., “Vapurlarımızı Vermiyoruz!” Platformu)Eylem DestekçileriEge Su Platformu, GDO’ya Hayır Platformu, Marmara Çevre Platformu, Karadeniz İsyandadır Platformu, Sulukule Platformu, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu, Toprakların Kardeşliği Platformu, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, Ataköy Sakinleri Derneği, Dersim Dernekler Federasyonu, Ekoloji […]

Meyhanede müzayede

Dört yıl önce kitap kafe olarak açılan ve daha sonra meyhaneye dönüşen Beyoğlu’ndaki Antika Meyhane, 26 Aralık 2010 Pazar günü yapılacak müzayedeye hazırlanıyor. Müzayedede Osmanlı geleneksel sanatlarından çalışmalar, gümüş ve tesbih koleksiyonları yanı sıra antika porselenler, camlar, vazolar, fincanlar müşteri arayacak. Bu etkinliğin diğer müzayedelerden farkı meyhanede gerçekleşecek olması değil sadece: Satışa sunulacak eserlerin müzayedeye çıkış fiyatı atışa 100 ile 20 bin TL arasında değişiyor. Bu fiyat aralığı göze alındığında, müzayedenin orta gelirli alıcılara da hitap etmesi bekleniyor. Müzayedeyi düzenleyen, meyhanenin de sahibi olan koleksiyoncu Sibel Yalın “Sanatı daha ulaşılır ve yaşanır kılmak, müzayede, antika pazarı, takas ve koleksiyon kültürünü teşvik etmek, antika ve sanat kültürünü lezzet kültürüyle zenginleştiren sosyal bir ortam oluşturmak istiyoruz” diyor. Koleksiyonerliğe yedi sekiz yıl önce hobi olarak başlayan ve yurtdışındaki birçok şehirden porselen ve fincan toplayan Sibel Yalın, bu etkinliğe, yurtdışında gördüğü antika kafelerin ilham kaynağı olduğunu belirtiyor. Amacını “Eskiye, tarihe biraz daha sahip çıkmak, kaliteli objeleri, porselenleri ve müzayedeyi de halkın ulaşılabileceği seviyeye çekmek istiyoruz” sözleriyle özetliyor. Müzayedede yüz yıllık antika porselenler, artık üretilmeyen özel ürünler, imzalı geleneksel ve çağdaş resimleri de içeren 150 eser alıcı bulmak için yarışacak. Sibel Yalın, benzer hobilere sahip olan insanların oluşturmuş olduğu bir topluluğu bir araya getirmek ve keyifli zaman geçirmelerini sağlamayı istediklerini söylüyor. “Sanat camiasından ressamın, koleksiyoncuyla, koleksiyoncunun da satıcıyla bir arada bulunduğu, birbirlerinden ürün takas edebildikleri, aslında bu kültürü konuşabildikleri bir ortam yaratmak istiyoruz” diyor. Ona göre kozmopolit yapıya sahip Beyoğlu, bu sosyal ortamı yaratmak için doğru bir tercih. Yalın, Antika Meyhane’deki müzayedelerin her ay tekrarlanacağını da hatırlatıyor.

Alım Garantili Lale Soğanı

İstanbul yeni bir “lale sezonu”na hazırlanıyor. İçinde bulunduğumuz günlerde belli başlı meydan, cadde ve parklara dikilen milyonlarca lale soğanının mart ortalarından itibaren çiçeklenmesiyle baharı, -İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tanımlamasıyla- bir festival ile karşılayacağız. Gelgelelim kent halkının tümü bu “festivali” aynı sevinçle kutlamıyor. Metropolü şenlendiren laleler çoğu kez olumlu bir uygulama olarak nitelendirilirken, bu renkli örtünün kente faturası kaygılanmayanlar da yok değil. Lalelerin maliyeti konusunda yapılan tutarsız açıklamalar, bu endişenin çok da yersiz olmadığını gösteriyor. Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 2004’ten bugüne devam eden “Lale Evine Dönüyor” projesinin bir amacının da, lalelerin İstanbul çevresindeki köylerde yetiştirilmesi ve bu sayede yöre halkına da gelir sağlaması olduğunu söylüyor. Zaman gazetesinin 27 Aralık 2010 tarihli haberine göre bu yıl, 11 milyonu Büyükşehir Belediyesi ve 4 milyonu ilçe belediyeleri olmak üzere kente 15 milyon lale soğanı dikilecek. Aynı haberde Ağaç AŞ Genel Müdürü Eyüp Karahan’ın verdiği bilgiye göre soğanların yaklaşık altıda biri, kent çevresindeki köylerden sağlanacak. Karahan’a göre projenin hedefi bir süre sonra 15 milyon tüm soğanın da İstanbul’da üretilmesi. HaberVs muhabirleri, son birkaç yılda lale soğanı üretimiyle hareket kazanan, Silivri Belediyesi sınırları içindeki Seymen köyünü ziyaret etti ve çiftçilerle görüştü.Üretici sayısı beş katına çıktı Seymen Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Necmettin Eren, dört yıldır devam eden, İBB’nin Alım Garantili Lale Soğanı Yetiştiriciliği projesinin köylerine fayda sağladığı görüşünde. “Bu aslında Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü bir sosyal sorumluluk projesi, hem yetiştiricilerimiz hem de köylülerimiz bu proje sayesinde ekmek yiyor” diyor. İBB’ye bağlı Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’nin yetiştirilen lale soğanlarının alıcısı olduğunu belirten Eren, tohumların Ağaç A.Ş tarafından kendilerine ücretsiz verildiğini, yetiştirdikleri soğan başına ise 65 kuruş yetiştiricilik ücreti aldıklarını söylüyor. “Üretime belli bir limit konmadığı için kendi tohumlarımızı da üretip soğan haline geldiklerinde alım garantili olarak Ağaç A.Ş’ye teslim ediyoruz. Şirket için ne kadar fazla soğan olursa o kadar iyi.” Dört yıl önce sadece dört üreticiyle başladıklarını […]

Çınarın dibindeki hazine

İstanbul Ümraniye’de mahalle sakinlerinin çabalarıyla yayınlanan Çınardibi dergisi, üç yıldır kendi yağıyla kavruluyor. Özellikle çocukların katkısıyla hayat bulan dergi, “Yozlaşmaya karşı kültürü, yalnızlaşmaya karşı toplumsallaşmayı” amaç ediniyor. Dergi, bir grup gönüllünün bir araya gelmesiyle oluşan Çınardibi Kültür Merkezi çatısı altında yayınlanıyor. Mahalle inisiyatifi olarak çalışan Çınardibi Kültür Merkezi, dergi yayınının dışında kadınlara okuma yazma öğretmek, mahalle sakinlerini tiyatro ve sinemayla tanıştırmak, futbol, basketbol takımı kurmak, gitar, bağlama, ingilizce ve matematik kursları açmak gibi faaliyetlerde de bulunuyor. Kadınların toplum içindeki rolünün artırılması için çalışan dernek üyeleri, yola çıktıkları ilk zamanlarda önyargılarla karşılaştıklarını, çeşitli tepkiler aldıklarını, bazı öğretmenleri ve aileleri ikna etmek için çaba sarfettiklerini anlatıyorlar. Derginin çıkış amacının kendini ifade etme kanalı bulamayan sıradan insanlar için bir platform yaratmak olduğunu belirten gönüllüler, çocukların konuya büyüklerden daha fazla ilgi gösterdiklerini söylüyor. Derginin editörü Devrim Boran, bu projeyi hayata geçirmeden önce çok yoğun çalıştıklarını, ancak çocukların katılımını ve havesini görmenin her türlü yorgunluğa değdiğini ifade ediyor. . Kendi mahallesinde ortaya çıkıp tüm Ümraniye’ye yayılmaya başlayan Çınardibi dergisi, yok olmaya yüz tutmuş “mahalleli” kavramını korumaya çalışırken, çocukların sosyalleşmesi adınada önemli işler yapıyor.

İlk Kadıköy

Kadıköy’ün imar girmeyen son alanı Salı Pazarı (Kuşdili Çayırı), İstanbul’daki ilk insanın izlerini saklıyor. Oysa Büyükşehir Belediyesi kanunlarla korunan bu sit alanına dev bir alışveriş merkezi inşa etmenin peşinde.

Bu iskeletler kime ait?

Marmaray Yenikapı istasyonunda kazılan antik limanın altı, daha önce ulaşılanlardan çok daha önemli buluntular içeriyor: Yenikapı’da ilk İstanbullular yatıyor.*

İstanbul’un rengi: Erguvan

“İstanbul’da ilk ağaç ne zaman yetiştiyse, erguvan ağacı da o zamandan beri bu topraklarda yaşıyor. Kentin yerli ağacıdır erguvan” diyor Erguvan İstanbul Derneği Başkanı Hüseyin Emiroğlu. Emiroğlu, 10 yıl önce Marmara Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Haluk Dursun’un düzenlediği bir gezide tanımış bu ağacı. Ve o gün bugündür, kentin sokaklarından cami avlularına, şiirlere, romanlara uzanan yolculuklarında erguvanların izini sürüyor. Tek tek kaydediyor bulduğui ağaçları. Kimi zaman inşaat çalışmalarından kurtarıyor onları, kimi zaman uygun bir yere taşınmasını sağlıyor. Çevresindeki insanlara tanıtıyor, bununla da yetinmeyip erguvan dikmelerin öğütlüyor. Hüseyin Emiroğlu yalnız değil bu çabada. İlgisini tutkuya dönüştüren bir gurup insanla birlikte kurmuşlar Erguvan İstanbul Derneği’ni. En güzel dönemi Baharın müjdecisi olarak bilinen bu ağacın sunduğu şölen, nisan ayının ortalarında doruğa ulaşıyor. Çiçeklerinin, yaklaşık bir ay süren ömrü, hava koşullarına bağlı. Örneğin bu yıl, nisanın ilk günlerinde donattılar her yeri. Normalde mayıs ortasına kadar sürmesi beklenen çiçeklenme, bu nedenle daha kısa sürebilir. Erguvan renginin Bizans’ın simgesi olduğundan bahsedilir. Doğal yollarla üretilen en zor renk olduğu için gücün ve zenginliğin belirtisiymiş o dönemde. İmparator dışında kimse bu renkte pelerin giyemezmiş. Emiroğlu bu katılmıyor: “Bizans’ta erguvan ağacı ile ilgili bir kayıt, belge veya doküman göremedim. Bu konuda yazan bir Bizans şairine rastlamadım araştırmalarımda.’’ Yine de İstanbul’un her dönemine rengini katmış erguvan. Hıristiyan mitolojisinde İsa’nın ihanet eden havarisi Yahuda kendini erguvan ağacına asmış. Bu efsaneye göre önceleri beyaz olan erguvan çiçeği rengini utançtan değiştirmiş. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi şairleri de ilham almış ondan. Sultan Yıldırım Bayezit’ın damadının, her erguvan mevsiminde Bursa’da müritleriyle buluşması nedeniyle düzenlenmeye başlanan erguvan şenlikleri uzun süre devam etmiş. “Daha çok dikilmeli” Yedi yıldır erguvan etkinlikleri yapan Erguvan İstanbul Derneği, bu yıl da faaliyetlerine devam ediyor. Her sene gerçekleştirilen ağaç dikme töreni bugün, Kuzguncuk’ta yapılacak. Daha sonra boğaz gezisi, fotoğraf ve geleneksel sanat sergileri gerçekleştirilecek. Erguvan’ın İstanbul ağacı olarak binlerce dikilmesi gerektiğini söyleyen […]

İstanbul’u yanında götür

Özgecan Okay Sunduğu her ürünle bu şehre ait anılarımızı canlandıran, buram buram İstanbul kokan bir yer Take Away İstanbul. Bu kenti seven herkese hitap ediyor. İstanbul’un ruhunu, yaşattığı deneyimleri yanında götürmek, sevdiklerine hediye etmek isteyen turistlere, uzaktayken şehrini özleyen İstanbullulara ya da yabancı misafirlerine hediye almaları için Kapalıçarşı’yı önermek zorunda kalmak istemeyenlere… Gökdelen ve gecekondu Seda Ertem yarattığı markayı, “İstanbul kadar dinamik, zengin ve farklılıkları aynı bünyede ustalıkla besleyen” sözleriyle tanımlıyor. İnsanların İstanbul’un yalnızca geçmişine değil, bugününe de dair bir şeyler bulmak istediğini söyleyen Ertem, “İstanbul birçok farklı insanı, kültürü bir arada barındıran bir şehir. Ürünlerimizde daha çok bu özelliği öne çıkarıyoruz. Mesela, üzerinde İstanbul silueti olan bardakaltlıklarında gökdelenler de var, gecekondular da” diye ekliyor. Her hafta yeni ve sadece kendilerinde bulunabilecek özel tasarımlar çıkarttıklarını belirten Ertem, ürünlerinin fonksiyonel, farklı ve makul fiyatlarda olmasına özen gösterdiklerini söyledi.Siz hiç ince belli bardaktan alaturka bir “shot” yaptınız mı? Ya da hamam sesleri eşliğinde, sabunuyla kesesiyle evinizde tam bir hamam keyfi? Bunları ve daha birçok farklı deneyimi Take Away İstanbul bize sunuyor. Erdem Akan, Boğaç Şimşir, Cem Dinlenmiş, Superpool gibi tasarımcılara ait t-shirt, anahtarlık, yüzük, kolye, magnet, paspas, yastık, bardakaltlığı, koli bandı ve başka birçok ürünü Kanyon Alışveriş Merkezi’nde bulunan satış noktasında ve www.takeaway-istanbul.com internet sitesinde bulabilirsiniz.