Mustafa Demir neye basıyor?
Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in "hiçbir şey yok" dediği, Koruma Kurulu kararı olmadan inşaat başlatılan Sulukule'de şimdiden Helenistik, Roma ve Osmanlı'ya tarihlenen buluntulara ulaşıldı.
Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in "hiçbir şey yok" dediği, Koruma Kurulu kararı olmadan inşaat başlatılan Sulukule'de şimdiden Helenistik, Roma ve Osmanlı'ya tarihlenen buluntulara ulaşıldı.

Sulukule’deki ilk evin temelini atan Fatih Belediye Başkanı alanda hiçbir buluntu çıkmadığını iddia ederken, birkaç metre uzaktaki 18. yüzyıla ait Osmanlı su yolu inşaat demirleriyle gizleniyordu.

Sulukule'de arkeolojik kazı yapılması için hazırlıklar başladı. Bu karar İstanbul ve dünya tarihi için büyük bir fırsat. Çünkü Tarihi Yarımada'daki en kapsamlı bilimsel araştırmalardan birine şans tanıyacak.

Mimar Murat Tabanlıoğlu, yürütmeyi durdurma kararından sonra ilk kez "AKM nasıl, kim için ve hangi yöntemlerle korunmalı" toplantısında konuştu. Samimi itiraflarda bulundu.

Koruma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mete Tapan, yazdıkları raporla projeyi durduran bilirkişilerin AKM'yi “Ayasofya ile bir tuttuğu” görüşünde. Mimar Sinan Genim “Cumhuriyet’e hakaret” olarak gördüğü “kazulet” yapının yıkılabileceğini söylerken, Cengiz Bektaş “dokunulmamalı” diyor.

Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yenileme işinin durdurulması için yargıya başvuran Kültür Sanat Sendikası Genel Başkanı Yavuz Demirkaya HaberVs’ye konuştu: Demirkaya, yenilemeye karşı olmadıkları ancak proje konusunda eksik bilgilendirildikleri görüşünde.

Yapımı 14 yıl süren, İstanbul’un endüstri mirası ve sınırsız parasına mal olan Haliç Kongre Merkezi gerçekten bitti mi?

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Medyakronik'in sorularını yanıtlıyor.

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın Halime Hatun Kümbeti’nin de bulunduğu Selçuklu mezarlığını ziyaret ettiği 20 Temmuz'da yurt binasından rahatsızlığını dile getirdiği ancak skandalın basına yansımadığı ortaya çıktı.

Halime Hatun Kümbeti'nin yanına inşa edilen yurt için, "Bakanlığın arazisi varken başka bir yere para harcatmam" diyen kaymakamının ısrar ettiği iddia ediliyor. Bina için ruhsat bile alınmamış.

Gevaş’taki 700 yıllık Halime Hatun Kümbeti, hemen yanına inşa edilen lisenin yurt binasına iliştirildi . Bu insanlık ayıbını fark edip harekete geçen tek grup ise ilkokul öğrencileri oldu.

Halkalı'da, 400 bin belki de 800 bin yıl önce İstanbul'a gelen ilk insanların yaşadığı mağarada bir yolculuk...

Mimar Sinan'ın sukemerinin bulunduğu koruma altındaki alana inşaat için ne Büyükşehir ve Esenler belediyeleri, ne de Albayrak'lar izin aldı.

İstanbul'un en eski ve en iyi korunabilmiş eserinlerden Sultan Sarnıcı, inşasından 1600 yıl sonra düğün, iftar yemeği, defile gibi etkinliklerin mekânı olmak üzere hizmete girdi.

Sendy Leon sleon@medyakronik.com Son yıllarda tarihi mekânlar, müzeler ve tarihi eserler günümüz toplumunun geçmişini yeniden keşfetme macerasının (da ) bir parçası olarak ziyaretçi akınına uğruyor. Tarihi eserler toplumsal hafızayı ayakta tutan özellikleri nedeniyle büyük önem taşıyorlar. İnsanlar tarih kitaplarından okuduklarının karşılığını görmek, belki de geçmişle biraz daha haşır neşir olmak için tarihi önemi olan mekânlara ilgi gösteriyorlar. En çok ilgi gören mekânlar arasında ise tarihe mal olmuş isimlerin kabirleri ya da müzeleştirilmiş evleri geliyor. Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki evi de bunlardan biri.Mustafa Kemal’in doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği, 1912’de I. Balkan Savaşı’nın ardından Yunanlı bir ailenin yaşadığı fakat daha sonra Atatürk’e armağan edilen ev, Aghiou Dimitriou (Aya Dimitriya) ve Apostolou Pavlou (Apostolu Pavlu) caddelerinin kesiştiği noktada bulunuyor. 10 Kasım 1953’te müzeleştirilen evin içindeki pek çok eşya Dolmabahçe ve Topkapı saraylarından getirtilmiş. Her yıl Türkiye’den ve dünyadan binlerce ziyaretçi ağırlayan ev, her ne kadar “1981’deki haliyle korunuyor” denilse de ziyaret edildikten sonra kafalarda çelişki uyandırıyor.2007 yılı içinde evi ziyaret edenler öncelikle evin broşürdeki fotoğraflarıyla kendi gördükleri hali arasındaki farka dikkat çekiyorlar. Yanı sıra evi üç ay arayla gören ziyaretçilerin tanıklıkları arasında da fark var. Ziyaretçilerin pek çoğu “Atatürk’ün evi olduğunu bilmesek eski tarz eşyalarla döşenmiş yepyeni bir villa diyeceğiz” yorumunda bulunuyorlar. Bu da tarihi eserlerin restorasyonuna ilişkin tartışmaları akla getiriyor. Halbuki bazı kırık dökük ve eskimiş parçalar değiştirilmeden bırakılsa belki de ziyaretçilere daha fazla yaşanmışlık ve tarihe tanıklık fırsatı tanınmış olacak.