Genel

Kırmızı’nın Bilgili gençleri

Yazan: Yaprak Sürtal

Basında En İyiler Reklam Ödülleri ya da kısa ismiyle Kırmızı ödülleri, sahiplerine ulaştı. Sadece basın reklamlarına yönelik Türkiye’nin bu ilk yarışmasının yedinci yılında ödül alanlar önceki akşam Hilton Convention Center’da sahneye çıktı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Reklam Bölümü öğrencileri o sahnede önemli bir yer tuttu: Genç Kırmızı ödülünü Ayça Girgin ve Ece Özmen kazanırken, yine aynı bölümden Aksel Boyacıgil (Hakan Ergun’la birlikte) Hürriyet Özel Ödülü’ne uzandı.

Yarışmaya 74 ajans 750 çalışmayla katıldı. Bu çalışmalar, reklamverenin faal olduğu sektörden reklamın hedef kitlesine, reklamın içeriği ve teknik yeterliliğinden, kullanıldığı mecraya kadar 32 farklı kategoride Kırmızı ödülü için mücadele etti. Ama katılım, ajanslardan gelen işlerle sınırlı değildi. Genç Kırmızı için yarışan üniversitelilerin ve Kırmızı Kalem Eğitimleri’nde yer alan öğrencilerin işleriyle toplam başvuru 1000’e yaklaşıyordu. Juri, 32 kategorinin 2’sinde ikişer çalışmaya birden Kırmızı ödülü verirken, 3 kategoride ise bu ödülü verecek çalışma saptamadı. Böylece, tüm birinciler arasından seçilen Kıpkırmızı’yla birlikte 32 Kırmızı verilmiş oldu.

Ölüm teması ve masal

Bilgi Üniversitesi öğrencileri Ayça Girgin ve Ece Özmen Genç Kırmızı ödülü için sektörün profesyonelleriyle değil, kendileri gibi reklamcılık eğitimi almakta olan öğrencilerle yarıştı. “Online” basın ilanı olarak belirlenen bu dala 183 çalışma başvuruda bulunmuştu. Bu çalışmalar, üniversite eğitmenleri ve danışmanlardan oluşan bir ön jüri tarafından değerlendirilmiş ve finale kalan 6 reklam Kırmızı jürisine iletilmişti. Girgin ve Özmen’in “real life real solutions” (gerçek hayat gerçek çözümler) dersinde ürettiği “Bir varmış bir yokmuş. İletişim kurmak için geç kalmayın” sloganlı basın ilanı ipi göğüsledi.

Kuşaklar arasındaki iletişim sorununa ve bu nedenle kaybedilen zamanın geri gelmeyeceğine dikkat çekmek isteyen Girgin ve Özmen, ilanlarında, bir gencin yaşça kendisinden büyük birinin mezarı başındaki görüntüsünü kullandı. Ölüm temasını, yakınını kaybetmiş her insan üzerinde etkili olacağı ve kendi deyimleriyle “damara basacağı” için kullanmak istemiş ikili. Başta “genç ölüm” fikri üzerinde durmuş ancak bu kurgunun duyguları fazlaca istismar edeceğini düşünerek vazgeçmiş. İlanın sarsıcı mesajını “Bir varmış bir yokmuş” sloganıyla yumuşatmayı, söz konusu sahneye bir masal havası vermeyi amaçlamışlar. Reklam profesyonellerinin değerlendirmesine göre, amaçlarına da ulaşmış.

İlk kez katıldığı yarışmada ödüle uzanan Ayça Girgin, ilanı hazırlarken duydukları heyecanın, ödül töreninde duyduklarından daha az olmadığının altını çiziyor. “Bu ilk ödül, devamını beklediğimiz çalışmalar için bize moral sağladı” diye ekliyor. “İş ortağı” Ece Özmen, reklam sektörüne henüz girmeden sektörün önemli isimlerinin yer aldığı bir platforma çıkma şansı bulmalarının sevincini paylaşıyor: “Okul projesi olarak aldığımız bir işti. Keyifli bir süreçti, sonu da keyifli oldu.”

Çocukluk anılarından doğan kampanya

Arkadaşı Hakan Ergun’la birlikte Hürriyet Özel Ödülü’nü kazanan bir diğer Bilgili Aksel Boyacıgil ise sektör deneyimi de olan bir öğrenci. İkili, bu özel kategoriye başvuran 137 aday arasından ödüle ulaştı.

Geride kalan 31 kategorinin aksine özel ödül, yarışma organizyonu tarafından her yıl farklı bir konuda açılan iletişim kampanyasına katılan başvurular arasından seçiliyor. Bu dalda yarışmak isteyenler, iletişim kampanyasının konusunu ve beklentilerini organizyonun duyurduğu “brief” yoluyla öğreniyor. “Dünyadan harcama” ana mesajını taşıyan bu yılkı kampanya, giderek büyüyen enerji sıkıntısına dikkât çekmeyi ve bilinçli kullanımı hedefliyordu.

Boyacıgil, kampanyayı ele alışlarını şöyle anlatıyor:

“Bir mesaj bulmak durumundaydık. Günlük hayatı daha yakından incelemeye başladık. Dünyanın, çocuklara bırakılacak bir miras olduğu düşüncesi üzerinde durduk. Bu zor ve acitasyona açık bir konuydu. Kendi deneyimlerinizden yola çıktık. Çoğumuz, çocukluğumuzda yatarken ışığı açık bırakmayı alışkanlık haline getirmiş ve ebeveynler de bu tip bir istekle çok karşılaşmıştır. ‘Tersi olsa nasıl olur’ diye sorduk ve ortaya ilanımız çıktı. Sade, anlaşılır ve mesajı akılda kalıcı bir şekilde verebilen bir ilan.”

Bir ajans bünyesinde çalışmadığı için bu tür kampanyaları takip ettiğini dile getiren Boyacıgil, aynı yarışmaya geçen yıl tek başına katılmış. Bu yıl gelen başarıyı ise ortağıyla uyumuna bağlıyor. “Fikir üretme ve tasarım sürecine sadece üç gün ayırabildik. Ortağımın elininde çabukluğu sayesinde yapım ve eleme sürecini çabucak atladık ve yarışmaya katıldık.”

“Türkiye reklamcılığına ayak uyduruyorum”

Genç yaşta sektörün önde gelen insanlarını sollayabilmek ve o sahneye çıkıp ödül almak gurur verici olduğunu düşünen Boyacıgil, yarışmaya katılma amacını “rekabetin içinde olmak ve kişisel tatmin” sözleriyle cevaplıyor: Boyacıgil aldıkları ödülün yine de çok büyütülmemesi gerektiği görüşünde: “Uzun zamandır konuşmadığım insanların tebrik etmek için benimle tekrar irtibata geçmesi veya eskiden çalıştığım ajanslardaki bazı insanları çatlatma fırsatından başka bir şey değil. Yarın yok olacak bir haz bu. Türkiye’de reklamcılık böyle bir şey, ona ayak uyduruyorum. Yaptığım ilanın okuyuculara ulaşması ve onları harekete geçirmesini temenni ediyorum.”

Boyacıgil’in kampanya ortağı, İstanbul Haliç Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü öğrencisi ise Hakan Ergun ise, kısıtlı zamanda sade, olumlu ve vurucu anlatıma sahip bir ilan hazırlayabilmiş olmalarını ise sevindirici buluyor.

Yorum yazın