Sanat

Nereye gitti o 6 milyon avro?

Yazan: HaberVs

Meltem Ürüt Frankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye konuk ülkeliğini tamamladı. Peki Frankfurt’ta ne umduk ne bulduk. Bu sorunun yanıtını fuara katılan yazarlar Pınar Kür, Oya Baydar ve Ayfer Tunç’a sorduk.Fuara katılanlar, yayıncılar en çok Türkiye’nin ulusal standından memnun değildi. Sergilerde fotoğrafı yer almayan yazarlar, Türk bayrağının kullanılmaması, yayıncıların çeviri için yeterli anlaşmalar yapamaması gibi bir çok […]

Meltem Ürüt

Frankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye konuk ülkeliğini tamamladı. Peki Frankfurt’ta ne umduk ne bulduk. Bu sorunun yanıtını fuara katılan yazarlar Pınar Kür, Oya Baydar ve Ayfer Tunç’a sorduk.
Fuara katılanlar, yayıncılar en çok Türkiye’nin ulusal standından memnun değildi. Sergilerde fotoğrafı yer almayan yazarlar, Türk bayrağının kullanılmaması, yayıncıların çeviri için yeterli anlaşmalar yapamaması gibi bir çok tartışmalı konu gündeme geldi.

İlgi çekici stantlar mı sadelik mi?

Stantlar, çok küçük, albenisiz ve tek tip oldukları için eleştirildi. Yazar Oya Baydar, Türkiye’ye ayrılan 500 metrekareyi iyi kullanamadığı görüşünde. Ama bu eleştiriyi süs püs eksikliğinden değil de stantların yayıncıların ilgisini çekecek biçimde hazırlanmamasına yapıyor: “İtalyan stantları ve benzerleri sadelik içinde nasıl görünür ve çekici olunabilirin iyi bir örneğiydi. Tabii ki rüküş bir gösterişten, panayır havasından kaçınmak gerekiyordu, ama oraya gelen onbinlerce yabancı yayıncının, okurun, kitapla ilgili insanın ilgisini çekebilecek, onları bizim stantların bulunduğu yere yönlendirecek ve asıl orada tutabilecek bir tasarım asla değildi.”

“Nereye gitti o 6 milyon euro bilemiyorum”

Yazar Pınar Kür de stantların çekici olmadığı görüşünde: “Türkiye için 6 milyon avro harcandı deniyor. Nereye gitti o 6 milyon avro bilemiyorum. Stantlar çok kötüydü. Onur konuğu olmayan ülkelerin yayınevlerinin yaptığı stantları gördüğünüzde sizi çekiyor. Oturacak yer var, bütün kitaplar görülebiliyor, o dili konuşan insan var. Türkiye ise çok zayıftı.”

Ayfer Tunç ise çoğunluğun aksine Türkiye’nin stantlarını ve sunumunu beğenmiş: “Ben başkalarının aksine stantların sadeliğinden çok hoşlandım. Belki stant malzemeleri biraz daha kaliteli seçilebilirdi. Onun ötesinde kontrolsüz bir süs püs olmaması benim hoşuma gitti.”

“Orası bir millliyetçilik arenası değil”

Türkiye’ye ayrılan kısımda, logodan başka Türk kültürünü simgeleyen çok fazla figür yoktu. Türk bayrağının kullanılmayışı kimileri tarafından eleştirildi. Hatta bir grup fuarda bazı stantlara gelip küçük bayraklar dağıtarak bu durumu protesto etti. Ancak yazarlar Türk bayrağının kullanılmasının fuarın amacıyla ilgisinin olmadığını düşünüyor.

Ayfer Tunç bayrak fetişizminden uzak kalmamız iyiydi diyor: “Bence bayrak yerine logonun kullanılması, bayrak fetişizminden uzak kalmamız açısından iyi oldu. Yalnız Frankfurt’ta değil, Almanya’nın birçok yerinde, Alman televizyon ve gazetelerinde yeterince bayrak vardı.”

Ayfer Tunç gibi Oya Baydar da bayrağın kullanılmamasını olumlu olarak değerlendirdi: “Şu birkaç yıldır çevremizi kuşatan bayrak zorlaması ve çılgınlığı yoktu, ki bu olumlu noktalardan biri bence. Orası bir milliyetçilik arenası değildir. Gösterilmesi gereken bayrak değil iyi düşün ve edebiyat yapıtları, tutarlı bir yayıncılık anlayışıdır. Bu konudaki zaaflarımızı bayrağa sarılarak kapayamayız.”

Türk edebiyatı sergisinde “hangi yazarlar yoktu” tartışması

Fuar devam ederken de en çok tepki uyandıran konulardan bir diğeri de edebiyat sergisinde “benim adım niye yok” tartışmalarıydı. Hatta Mehmet Altan, Ahmet ve Çetin Altan’ın fotoğraflarını burada göremeyince Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a “bizim aileye düşman mısınız?” eleştirisi yapmıştı. Pera Müzesi’nin düzenlenmesini üstlendiği serginin küratörü Ekrem Işın’dı. Küratörün bakış açısıyla hazırlanan bu sergi için konuşulan “hangi yazar vardı, hangisi yoktu” tartışmasını da yazarlara sorduk.

Oya Baydar bu sergiye etraflıca bakamamış ama kim vardı kim yoktu tartışmasını anlamsız buluyor. Baydar: “O bölümü ayrıntılı gezmeye vaktim olmadı. Zaten bunu anlamsız buluyorum. ‘Türk yazarın Türk yazara propagandası’nı yapmanın ne anlamı var?” diyor.

Pınar Kür ise bu serginin Türk edebiyatını ve yazarları, yayıncılara iyi tanıtır nitelikte olmadığı görüşünde: “Bütün yazarların resimlerini koydukları bir labirent gibi bir şey yapmışlar. Güzeldi ama insanlar buna bakıp da kitabımı mı merak edecek? Ama fuarın amacı da yayınevlerine kitap satmak ve Türk edebiyatını tanıtmaktı. O açıdan eksik kalındı.”

Pınar Kür aynı noktada broşürleri de yetersiz bulmuş: “Broşürler de öyle detaylı değil. Güzel hoş hazırlanmış da çekiciliği yok. Ona bakarak herhangi bir yabancı yayınevinin oradan bir yazar seçmesi mümkün değil. Ama 6 milyon avronun bir kısmı oraya gitti. Bir kısmı çevirilere gitti. Geri kalanı nereye gitti herkes onu merak ediyor.”

Peki, fuar Türkiye’ye herhangi bir katkı sağladı mı? Fuara gelen katılımcı sayısı önceki yıllara göre yüzde 5 arttı. Ancak bu ilginin Türk edebiyatına ne kadar geri dönüşü olacağı merak konusu. Oya Baydar, fuarın en azından Türkiye’de de bir edebiyat ve yayın dünyası olduğunun anlaşmasını sağladığı düşüncesinde.

“Ciddi bir fırsat kaçtı”

Pınar Kür çeviri çalışmasının eksikliği nedeniyle Türk edebiyatı tanıtılamadığını söylüyor: “Bence ciddi bir fırsat kaçtı. 60 yılda bir geliyor bu fırsat. Oraya 1 milyon Euro’nun 1 buçuk milyonunu çeviri yardımına ayırmışlar. Onun tabi çok daha fazlası gerekiyordu. Bir edebiyatı tanıtmak demek o edebiyatın eserlerini tanıtmak demek. Bu fırsatı kaçırdık Büyük ölçüde çeviri çalışması da yapılması gerekiyordu. Oraya gittiğinizde adam sizin kitabınıza baksın, görsün bu Almanca veya İngilizce. Bu kitap beni ilgilendirir ben bunu alayım, memleketimde yayınlayayım demesi lazımdı. Bu olmadı. Öyle bir Türk edebiyatı çıkartması söz konusu olmadı..”

Ayfer Tunç diğer yazarlara göre fuarın Türk edebiyatına katkıları hakkında daha olumlu görüşlere sahip. Tunç: “Bir kere fuar Türk edebiyatının büyük ve kuvvetli bir edebiyat olduğunu gösterdi. Orhan Pamuk’un Nobel edebiyat ödülünü almasıyla başlayan bir gelişmenin sonraki adımları oldu. Sonuçları ileriki yıllarda çok daha net ortaya çıkacak. Nitelikli Türk edebiyatının varlığının hissedilmesini arzu ediyordum, sanırım bu tam olmasa da kısmen gerçekleşti” diyor.

Yorum yazın