Etiket 1 mayıs

Marjinal fayda

Birilerinin marjinalleri toplum dışına ittiğini düşünün. Ne oldu? Marjinal olan dışarıda kaldı ama daha önce normal olan birileri de marjinal*

Nefesli çalgılarla 1 Mayıs

1 Mayıs kutlamalarının en renkli gruplarından biri de Türkiye Gençlik Birliği’ydi. Birliğin Dolmabahçe’den Taksim’e yürüyüşüne nefesli enstrümanlar eşlik etti.Video: Gökhan Tan

1 Mayıs’ın bestecisi ‘ruhsuzluk’tan şikayetçi

Bazı şarkılar, şiirler vardır, hayatımızın içine o kadar girmişlerdir ki bunları kimin bestelediğini, sözlerini kimin yazdığını hiç düşünmeyiz bile. Sanki onlar hep vardırlar, gökten inmişler ve hayatımızın içine girmişlerdir… İşte 1 Mayıs Marşı da kendini “solcu” olarak tanımlayanlar için böyledir. Sanki bu marş dünya kurulduğundan beri vardır ve söylenmektedir. Oysa 1 Mayıs Marşı’nın hem sözleri hem de bestesi, 1970’lerde Türkiye’nin önemli müzisyenlerinden biri olan Sarper Özsan’a ait. Halen Mimar Sinan Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Özsan’la, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Haber Ajansı’ndan (MİHA) Serma Dursun bir söyleşi yaptı. Bu ünlü marşın bestecisini daha yakından tanımak isteyenler için Sarper Özsan’la yapılan bu söyleşiyi aynen yayınlıyoruz. 1 Mayıs Marşı nasıl doğdu? Sanıyorum 1973 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu, Bertolt Brecht’in Maksim Gorki’nin romanından aynı adla sahneye uyarladığı “Ana” oyununu oynamaya karar vermişti. Müziklerini benim yapmamı istediler. Seve seve kabul ettim ve hemen çalışmaya koyuldum. Tabii Brecht’in bütün oyunlarında olduğu gibi bu da müzikli bir oyundu ve oyunun metninde Brecht tarafından yazılmış şarkı sözleri bulunuyordu. Sanıyorum öncelikle bu sözleri besteledim. Ama oyunda, Çarlık polisinin, meydanda toplanan işçilerin üzerine yaylım ateşi açarak yüzlerce kişiyi öldürdüğü, bu nedenle de tarihe “Kanlı Pazar” adıyla geçen Rusya’daki ünlü 1 Mayıs. 1905 sahnesi için Brecht, metnin üzerine “İşçiler marş söyleyerek sahneye girer” biçiminde bir not yazmış ama hangi marş olduğunu belirtmemiş. Herhangi bir söz de koymamış… Bir süre burası için uygun bir müzik aradım ama sözüyle ve müziğiyle bu sahne için içime sinen bir müzik bulamadım. Bu durumda iş başa düştü. Bu müziğin sözlerini de, müziğini de benim yazmamın daha iyi olacağına karar verdim. Çalışmaya başladığımda gerek sözlerin, gerekse ezginin, bir yandan oyuna aykırı kaçmamasına, öte yandan da kendi halkımızın kulağına aykırı gelmeyecek bir yapıda olmasına dikkat ettim. Sözler, devrimci bir gözle yapılmış durum saptamalarını, geleceğe olan güven ve inancı, devrimci kararlığı dile getirir. Müzik ise, […]

Taksim 2009 1 Mayıs Marşı

HaberVs 1978 sonrasında Taksim Meydanı’nın işçilere kapatılmasıyla 1 Mayıs sürekli bir gerginlik konusu olmuştu. 1980’ler ve 90’lar bu gerginlikle geçerken 2008’den itibaren DİSK, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama talebinde ısrarlı olduğunu açıkladı ve üyelerine çağrı yaptı. Hükümetin bu talebi reddetmesi üzerine 2008 ve 2009’daki 1 Mayıs gösterilerine polisin bol miktarda kullandığı biber gazı ve sokak çatışmaları damgasını vurdu. Ancak 2009’un önemli bir farkı vardı. 2009 1 Mayıs’ı, çoğunluğunu DİSK üyesi işçilerin ve KESK üyesi memurların oluşturduğu yaklaşık 3 bin kişilik bir grubun Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs Marşı’nın söylemesiyle sona ermişti. Böylece işçiler 1978 yılından bu yana 1 Mayıs’ta ilk kez Taksim Meydanı’nda marşlarını söylediler ve bir sonraki yıl Taksim’in resmi olarak 1 Mayıs gösterilerine açılmasını sağladılar. HaberVskamerası da bu ilk marş söylenirken oradaydı.

Taksim’de de oluyormuş

Bugün Türkiye’de 32 yıl sonra bir ilk yaşandı ve işçiler 1978’den beri 1 mayıs etkinliklerine kapalı Taksim Meydanı’nda resmi kutlama yaptı. Son birkaç yıldır Taksim’de ısrar eden DİSK e KESK’in talepleri bu yıl hükümet tarafından kabul edilince yüzbinlerce kişi meydanı doldurdu. Aralarında DİSK Sosyal-İş Sendikası’nda örgütlenen İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanlarının da bulunduğu DİSK üyeleri ile KESK üyesi memurlar sabah saatlerinde Şişli Meydanı’nda toplanarak Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Hak-İş üyeleri Gümüşsuyu, Türk-İş üyeleri ise Tarlabaşı Bulvarı’ndan Taksim Meydanı’na geldi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1977’de hayatını kaybeden 36 kişi, yakınları ve sendika başkanları tarafından Kazancı Yokuşu’nda karanfillerle anıldı. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, gazsız ve copsuz; barış, özgürlük ve mutluluk içinde 1 Mayıs kutladıklarını, bunu da işçi sınıfının başardığını söyledi. Geçen yıl meydana ulaşan küçük bir grup tarafından söylenen 1 Mayıs Marşı bu yıl Taksim’de yüzbinler tarafından söylendi. Çeşitli sanatçılardan oluşan 1 Mayıs Korosu’na Timur Selçuk da, piyanosu ve sesiyle eşlik etti. Koro, marşı Türkçe ve Kürtçe seslendirdi. Daha sonra kürsüye gelerek konuşma yapmak isteyen Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, meydanı dolduran kalabalık tarafından yuh sesleri ve ıslıklarla engellendi. Kumlu’nun konuşmakta ısrar etmesi üzerine, işten çıkartılan İstanbul Belediyesi İtfaiyesi, İSKİ ve TEKEL işçilerinden oluşan bir grup barikati aşarak Kumlu’ya saldırdı ve kürsüde arbede çıktı. Türk-İş Başkanı alandan çıkarıldı ve sahnenin hemen arkasındaki Atatürk Kültür Merkezi’ne götürüldü. Çıkan arbedede kürsüden düşen Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar’ın kolu kırıldı. Kürsüdeki işçilerin eylemi ise 40 dakika kadar devam etti. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Başkanı Sami Evren’in konuşmalarının ardından 250 binden fazla kişinin katıldığı miting saat 16:00 civarında sona erdi. Haber: Niso Esim, Güventürk Görgülü, Hikmet Karahasan, Ertan Önsel

Taksim Meydanı?

Yazı:Gökhan TanVideo Haber:Gökhan Tünay-Hilal ÖzdemirKurgu: Ertan Önsel Haberle birlikte yayınlanan fotoğraf, büyük olasılıkla 1960’lardaki bir Cumhuriyet Bayramı kutlamasına ait. (1969’da açılan Atatürk Kültür Merkezi’nin inşası devam ediyor ve bugün ismi The Marmara olan Intercontinental Oteli henüz ortada yok). Fotoğraf, son yıllarda en çok 1 Mayıs’larda gündeme gelen Taksim Meydanı ve İstanbul’da “meydan” diye andığımız alanlarla ilgili önemli bir belge. Çünkü bir meydanın, o kentte yaşayan insanların kullanımı için var olması gerektiğini belgeliyor. Bugün yoğun araç trafiğine sahne olan, meydan içindeki ve çevresindeki yollar da insanlarla dolu. Gerçek bir meydan gibi. Kent plancıları meydanların yaya trafiği odaklı ve çevresindeki işlevlerle birlikte planlanması gerektiğini dile getiriyor. “Her açık alan meydan değildir” diyen Şehir Plancıları Odası İkinci Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hülya Yakar Taksim’in, meydan fonksiyonu gören bir alan olarak nitelendirilemeyeceği görüşünde örneğin. İstanbul Valisi Muammer Güler’in 1 Mayıs kutlamaları sonrasında yaptığı açıklama Hülya Yakar’ı doğruluyor. Güler, o gün yaptığı basın toplantısında, eskiden miting ve kutlamalar için kullanılan Taksim ve Beyazıt meydanlarının artık bu işler için uygun olmadığını, meydanların kapanmasının tüm kenti felce uğrattığını ve bu tür etkinlikler için yeni alanlara ihtiyaç olduğunu söylüyordu. Vali haklı. Çünkü İstanbul trafiği, insanları, toplanma mekânları olan meydanlara ulaştırmak için değil, tam tersine meydanlar araç trafiğini ve ulaşım sorununu çözme alanları olarak kullanıldı. Yani trafikten muaf olması gereken yegâne alanlar, çıkış ve çözüm noktası haline getirildi. Meydanda insana yer kalmadı. Kentin açık alanları bugün öyle anılsa da, gerçek birer meydan olma şansını yitirdi. Motorlu araç trafiğine, köprülere, otobüs duraklarına, belediyelerin tanıtım ofisleri gibi işlevi tartışmalı yapılara, kısacası yayaların kullanımı hariç her şeye terk edilmiş durumda. Durum tam bir felaket. 30 yıl öncesine kadar meydan görünümüne daha yakın olan Aksaray, Mecidiyeköy, sadece ismiyle yaşayan Okmeydanı, Eminönü tanınmaz halde. Düşünün ki kentin en eski meydanı Sultanahmet’te (At Meydanı) bile turist taşıyan otobüsler ve diğerleri, belediyeye gelir kazandırma karşılığında park […]

Taksim’de 1 Mayıs marşı

1 Mayıs’ın kutlanması konusunda sendikalarla hükümet ve İstanbul valiliği arasında ortaya çıkan gerginlik geçen yıldan farklı olarak bu yıl Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs Marşı’nın söylenmesiyle sona erdi. Sabah 9:30 civarında DİSK genel merkezi’nden ayrılan işçiler ve KESK üyesi memurlar uzun süre Şişli Halaskargazi Caddesi üzerinde polis tarafından bekletildiler. Yan sokaklardan caddeye çıkmak isteyen gruplarla polis arasında çatışma uzun süre devam etti. Bu arada yine yan sokaklardan ana korteje katılmak isteyen gruplar da polisin sert müdahaleleriyle karşılaştı. Bu müdaheleler zaman zaman ortamın aşırı derecede gerilmesine neden oldu. Daha sonra Osmanbey’den Harbiye, Elmadağ ve Taksim yönüne yürüyüşe geçen DİSK ve KESK korteji çeşitli duraklamalarla Taksim’e ulaştı. İşçilerin buradaki bekleyişi sonrası polis barikatının açılmasıyla üç bin kişi civarındaki grup Taksim Meydanı'nı doldurdu. Böylece işçiler 1978 yılından bu yana 1 Mayıs’ta ilk kez Taksim Meydanı’na topluca ulaşmış oldu. Kazancı Yokuşu önünde toplanan kalabalık 1 Mayıs 1977’de gerçekleştirilen provokasyon sonucu hayatını kaybeden 36 kişiyi andı ve ardından yıllar sonra ilk kez Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs marşı toplu olarak söylendi. Gösteride konuşan DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Başkanı Sami Evren bunun bir başlangıç olduğunu belirterek işçi sınıfının yoksulluk ve yolsuzluğa karşı mücadelesini sürdüreceklerini dile getirdiler. Konuşmalar sırasında Taksim Atatürk Anıtı çevresi bir şenlik alanı görünümündeydi. 13:30’da ise mitingin sona erdiği duyuruldu.

32 yıl süren yolculuk

Her yıl olduğu gibi yine aynı gerginlikle gelinmişti 1 Mayıs’a. Taksim’e çıkmak ya da çık(a)mamak. Nihayetinde, ne olduğunu kimselerin anlayamadığı bir “makul çoğunluk” anlaşmasıyla Taksim’de karar kılındı. Karar verilip anlaşılmıştı ama hem sendika yetkililerinin hem de hükümetin İstanbul’daki görünen yüzü valinin açıklamaları herkesin içine kurt düşürmüştü. Kimisi haklı çıktı bu kaygılarında kimisi mutlu ayrıldı 1 Mayıs kutlamalarından. Sendikadan Taksim’e dek hepi topu bir kilometreden biraz fazla bir yoldu ama çok zaman aldı bu yolu katetmek. Dile kolay 32 yıl sonra ilk kez, işçiler en az devlet kadar fetişleştirdikleri alana ayak basabildiler 1 Mayıs’ta. Görünen o ki aslında herkes için kısmi de olsa bir başarı sözkonusuydu bugün İstanbul’da. Hem makul çoğunlukla Taksim Meydanına çıkabilen işçiler hem de bu “çoğunluğun” dışında kalanları alana sokmayan, fırsat bulduğunda şiddetini de esirgemeyen polis için. Dikkat, “ayaklar baş oluyor” Son 4 yıldır, bayramlarını ait olduğu yerde, Taksim Meydanı’nda kutlamak istediklerini dile getiren işçiler, 2009’da da aynı taleplerini yineliyordu. DİSK ve KESK’in önderliğindeki sendika ve sivil toplum kuruluşları (STK), solcular ve işçilere kapalı olan Taksim Meydanı’nda yerlerini alacaklarını daha bir kararlı dile getiriyordu bu yıl. Geçen yıl bir ay öncesinden Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Ayaklar baş mı olacak?” diye katıldığı muhalefet korosu ise bu yıl son haftaya dek sesini çıkarmadı sendikacıların açıklamalarına. Haklarını yemeyelim, 1 Mayıs’ın Emek ve Dayanışma Günü olarak bayram ilan edilmesinin üstüne bir de, resmi tatil statüsü kazandırılan 149. ülke olmuştu Türkiye. Türkiye’de bu işler kolay olmaz Eh artık hem bayram hem resmi tatil, işçiler de Taksim talebinden vazgeçer ümidiyle İstanbul Valisi Muammer Güler ile Emniyet Müdürü Celallettin Cerrah dile geldi; “Taksim’de kutlama yasak”. Dananın kuyruğu kopacaktı anlaşılan yine. Sonra Başbakan Erdoğan’ı duyduk Adana’dan, “İşçiler çıkarsa herkes çıkmak ister”. Eeee, zaten “demokratik bir hukuk devletinde”, yasalarla da güvence altına alınmamış mıydı toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak. O halde dileyen gösterisini kutlamasını yapacak, kolluk kuvvetleri de […]

Emek ve dayanışmanın resmi gazı!

Burcu Burcu Her ne kadar “Emek ve Dayanışma Bayramı” olarak yasaca kabul edilmiş olsa da, 1 Mayıs akla en çok polis müdahaleleriyle geliyor. Özellikle İstanbul Polisi’nin 2008’de Şişli, Taksim ve Cihangir’de, -olaylarla ilgisi olsun ya da olmasın- bulunan her insana solutacak kadar yoğun kullandığı biber gazı 1 Mayıs’ın vazgeçilmez kimyasal silahı haline gelmiş durumda. Polisin, “orantısız” gaz kullanımına karşı bir internet sitesi kuruldu: www.gazlamucadele.org Site, biber gazının kullanımını görsel anlamda eğlenceli, renkli ve hatta sempatik bir dille eleştirirken, bu gaza maruz kalan insanların neler yapması gerektiğini anlatıyor. Su içmeyin, yüzünüze dokunmayınBiber gazı, acı biberdeki kapsaisin isimli kimyasal bileşikten elde edilen bir gaz türü. Sadece atıldığı yerde değil, atıldığı alanın iki üç kilometre çevresinde de etkili olan bir silah. Gaza maruz kalındığı anda deri tarafından emilip sinir uçlarına doğru dağılıyor. Etkileri gözde ve burunda yanma ve yaşarma, ağız ve dilde ve deride yanma, öksürük, hapşırma, baş dönmesi, nefes darlığı. Biber gazı bulunan bir ortamda iseniz limonu bir mendile sıkarak koklayın, gözlerinizi ve burnunuzu silin veya ağzınızın içine sıkın. Bu dildeki ve gözdeki yanmayı azaltır, öksürmeyi ve hapşırığı engeller. Burnunuzu ve ağzınızı sirkeli atkı ile sarın. Burun tıkanıklığını ortadan kaldırır. Yüzünüze yoğurt sürün veya bir kaşık yoğurt yiyin. Derideki acıyı alır. Yüzünüzü rüzgâra dönün, temiz havayı yavaş ve derin nefesler halinde içinize çekin. Nefes darlığını azaltır. Su içmeyin. Su, deriye yapışan biberin gözeneklere girmesini neden olur. Gözünüze veya yüzünüze dokunmayın. Gazın yayılmasına izin vermeyin. Sitenin ana sayfası, “Biber gazı: Dünyadaki tüm kontrol güçlerinin kolu kanadı. Etken maddesi doğal derler. Ama acil servis bahçesindeki çınar ağacı değil. Sadece kargaşa anında kullanılır derler ama ne zaman nereden çıkacağı hiç belli olmaz. İşte bu yüzden Gazla Mücadele Paketi herkese lazım” duyurusuyla açılıyor. İnternetin, “fotoları görmek için tıkla” ya da “hemen sipariş ver” mantığından ibaret olmadığını düşünen Ayşenur Göğebakan, geçtiğimiz 1 Mayıs’ta biber gazına maruz kaldıktan […]

Sendikalar: ‘Taksim’deyiz’ Vali: ‘Bizi işçiyle karşı karşıya getirmesinler’

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), yarın Taksim Meydanı’nda olacaklarını duyurdular. İki sendikanın başkanı saat 14:00’te basının karşısına çıktı. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, İstanbul Valisi Muammer Güler’in dünkü “makul sayıda temsilciyi Taksim’de bekliyoruz” açıklamasına karşılık, makul sayıyı “70’i aşkın örgütü, aydınları, siyasileri temsil edecek bir kalabalık” olarak tanımladı. Çelebi, yarın sabah saat 10.00’da Pangaltı’da buluşacaklarını ve Taksim’e yürüyeceklerini söyledi. KESK Başkanı Sami Evren ise sendikanın kararını “Devlet ben istediğimi yaparım, zor kullanırım diyemez” sözleriyle bildirdi. Vali Güler: “Demokratik değil kanunsuz” Akşam saatlerinde sendikaların bu açıklamasına yanıt veren Muammer Güler, bir gün önceki “makul temsilci sayısı” açıklamasının istismar edildiğini kast ederek Pangaltı’da yapılacak toplanmanın kanunsuz olacağını ve polisle vatandaşı karşı karşıya getirmek anlamına geldiğini söyledi. Güler şunları söyledi: “Birçok grup oraya illegal yollardan gelmek için hazırlık yapmaktadırlar. Pangaltı’da toplanıp polisi onları dağıtmak zorunda bırakmaya kimsenin hakkı yok. Diğerleri nasıl kullanıyorsa hakkını bunlar da öyle kullanacak. Geçtiğimiz yıl da benzeri bir durum yaşandı. Her halükarda böyle bir olayın yaşanmamasını diliyorum. Provokatif eylemlerde bulunulmamasını diliyorum. Biz orada polisle çatışmak için yürüyecek gruplar olacağını biliyoruz. Bizi işçi gruplarıyla karşı karşıya getirmesinler. Zor kullanma, polise direnilmediği sürece olmayacaktır. Pangaltı’daki toplantı makul sayıdaki kişinin toplanmasına ilişkindir.” “Gerginliğin tarafı olmayacağız” Türkiye’de 1 Mayıs kutlamalarının 100. yılı olması itibariyle üzerlerindeki sorumluluğun bilincinde olduklarını ifade eden Süleyman Çelebi “Bugüne gelinceye kadar içtenlikle ve sabırla gerilim ortamından uzak bir süreci hep izlemeye çalıştık. Sabırla Taksim talebimizde ısrarlı olduğumuzu dile getirdik. İsterdik ki Türk İş ve diğer örgütler de bizimle birlikte hareket etselerdi. Ancak sınıfın bu mücadelesinde zaman zaman ayrışmalar oluyor. Bu sürecin gerilmemesi adına bütün diyalog mekanizmalarında yer aldık. Cumhurbaşkanından valiliğe görüşmeleri yaptık. İradeler koyuldu. Başbakan yaklaşımını inatlaşarak ortaya koydu. Biz asla gerginliğin tarafı olmayacağız. En ufak şiddet içeren yaklaşımın içinde olmayacağız. Özüne uygun özgür bir ortamda yarın Taksim’de buluşmayı diliyoruz” dedi. “Birlikte hareket edememenin […]

Birileri DİSK’i gözetliyor

Sendika ve meslek odalarının temsilcileriyle Çankaya Köşkü’nde görüşen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama isteğiyle ilgili yetkililerle görüşeceğini” açıkladı. KESK Genel Başkanı Sami Evren, TTB Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu ve TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı’nın da yer aldığı ilgili konuşan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi “Gül taleplerimizi, genelde objektif olarak değerlendirdi ve düşünülmesi gereken bir talep olduğunu söyledi” dedi. Görüşmenin ardından yapılan basın toplantısında konuşan Evren de “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan da görüşme talebinde bulunduklarını söyledi ve Gül’le yaptıkları görüşmenin ardından topun hükümette olduğunu” söyledi. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB temsilcileri daha sonra Meclis Başkanı Köksal Toptan’la da görüştü. Sendika ve meslek odaları temsilcileri yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından yapılan basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladılar. “Biz barış içerisinde demokratik ortamın güçlenmesi ve emekçilerin sorunlarının bir kez daha ifade edilmesini arzuluyoruz” diyen Evren yapılan görüşmelerin Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanının konuyla ilgili duyarlılıklarını arttırmayı amaçladıklarını” belirtti. “Barış ortamını bozacak, kaos ortamını güçlendirecek, 1 Mayıs’ı korku günü olarak anılmasını istemiyoruz. Bütün gayretimiz 30 yıl sonra tatil olan 1 Mayıs’ın emekçilere zehir olmaması. Biz bu duygularla Gül’le görüştük. Kendisinin de konuyla ilgili makul görüşleri var. Gül’ün de Toptan’ın da taleplerimizi anladıklarını düşünüyoruz. Bu girişimimizin demokrasi mücadelesine olumlu katkılar sunacağı kanaatindeyiz.” Gül’e, cumhurbaşkanı olmadan önce de bu konudaki taleplerini ilettiklerini hatırlatan Çelebi, “Gül’ün bu konuda ciddi bir duyarlılığı olduğunu gördüklerini, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasıyla ilgili talebimizi yürütme organlarına aktaracak” dedi. “Biz 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istiyoruz. Bu engellenmemeli” diyen Çelebi, “Gül ve Toptan’la yaptıkları görüşmenin yararlı olduğunu” ifade etti.

DİSK Genel Merkezi’nin önüne kamera yerleştiriliyor

İstanbul Şişli’de bulunan DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Genel Merkezi’nin önüne polis MOBESE kamerası yerleştiriyor. 1 Mayıs öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yerleştirilen kamera sistemiyle ilgili DİSK yetkilileriyle görevliler arasında tartışma devam ediyor. Ayrıntılar az sonra HaberVs muhabirlerinden geliyor…

“1 Mayıs’ta Taksim’e” demek suç değil

Medyakronikinfo@medyakronik.com DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, 2007 yılında 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlama çağrısı yaparak, “Halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırttığı” iddiasıyla 3 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada beraat etti.Şişli 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada DİSK Genel Başkanı Çelebi yazılı savunma yaptı. Çelebi yazılı savunmasında, “Biz Konfederasyon olarak, kimseyi suç işlemeye davet etmedik, suça teşvik etmedik. Biz, gerek İstanbul Valiliği’ne gerekse de kamuoyuna, anayasa ve uluslararası sözleşmeler başta olmak üzere hukuktan kaynaklanan demokratik haklarımızı hatırlatıp, bu hakları kullanacağımızı ifade ettik” dedi. Ülkenin bütün yurttaşlarına, kesimlerine açık, herkesin özgürce gösteri yaptığı Taksim Meydanı’nın işçilere yasaklanmasını kabul etmek istemediklerini ifade eden Çelebi, “Buna karşı toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının anayasa ve usulüne göre kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere göre kullanılması gerektiğini, bunun suç olmadığını ifade etmek, suça teşvik olarak nitelenemeyeceği gibi, düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde bir davranış olup, Anayasa’nın 90. maddesinde yapılan son değişiklik ve uluslararası sözleşme hükümleri karşısında ortada suça konu davranış da bulunmamaktadır” diyerek beraatini talep etti. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Çakırtaş, esas hakkındaki mütalaasında, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 21’inci maddesi kapsamında kalan atılı suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraatına karar verilmesini talep etti. Son sözü sorulan Süleyman Çelebi, “Biz suç işlemedik. Yasal görevlerimizi yapmaya çalıştık” dedi. Mahkeme heyeti, Çelebi hakkında beraat kararı verdi.

1 Mayıs şiddetinin yeni belgesi

Ahmet Şık Polis şiddetinin damga vurduğu İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamalarında yaşanan şiddet görüntüleriyle ilgili basında çıkan haberlerden sonra açılan soruşturmada iki polise fatura kesildi. İçişleri Bakanlığı müfettişleri, 28 polisin ifadesine başvurulmuş ancak iki polis hakkında adli ve idari soruşturma açılmasını talep etmişti. Müfettişler, polisin şiddet uyguladığını belgeleyen onlarca görüntü ve fotoğrafa rağmen, diğer polislere ulaşamamamıştı. Buna göre DİSK binası ile Şişli Etfal Hastanesi’ne gaz bombası atılması, yerde yatan savunmasız insanların tekme ve coplarla dövülmesi, ÖDP binasının basılıp parti üyelerinin dövülmesi, 530 kişinin dövülerek gözaltına alınması ve Cumhuriyetgazetesi muhabiri Ali Deniz Uslu’nun kolunun kırılmasını “iki süper polis” gerçekleştirmiş oluyordu. Sığ soruşturma Medyakronik’in ulaştığı, Prof. Nurettin Mazhar Öktel sokaktaki bir şirkete ait güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntüler, sorumlularının iki polisle sınırlı olmadığını bir kez daha gösteriyor. Polisin müdahalesi üzerine bu sokağa kaçan grubun bir bölümü Cumhuriyetgazetesinin bahçesine sığınıyor. Kaçmaya devam eden insanlardan, biri yaşlı iki kişi ayakları takılarak yere düşüyor. Üniformalı ve sivil bazı polislerin dövmeye çalıştıkları iki ikişiye, başlarındaki amir engel oluyor. Meslektaşlarını üç kez engelleyen amir sırtını döndüğü anda, polisler yerde yatan insanları tekme ve coplarla dövüyor. 1 Mayıs olaylarından sonra basında çıkan eleştiriler üzerine İçişleri Bakanlığı inceleme başlatmış ve görüntüleri inceleyen müfettişler de, Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli iki polis memuru hakkında “idari ve adli soruşturma açılmasına” karar vermişti. Valilik bünyesinde oluşturulan bir komisyon tarafından MOBESE ve televizyon kameraları ile gazetelerde yer alan fotoğraflar incelenmiş ve haklarında soruşturma açılanlar da dahil olmak üzere 28 polisin ifadesi alınmıştı. İnceleme komisyonu tarafından hazırlanan ön raporda Cumhuriyetgazetesi bahçesinde gazeteci Ali Deniz Uslu’un copla kolunun kırılması, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gaz bombası atılması DİSK binası önünde yerde yatan bir kadın göstericinin başına tekme atılması olayıyla ilgili soruşturma başlatılmasına karar verilmişti. Ön raporun ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen iki müfettiş, bir hafta boyunca incelemede bulunmuş ve “orantısız güç kullandığı” belirlenen iki polis […]

İstanbul halkı valisinden de tedbirinden de çok memnun!

Özgecan Okay İnternet sitesinden sürdürülmekte olan imza kampanyasına şimdiye dek 23 bin 102 kişi imza verdi. İmzacıların talebi 1 Mayıs’ı “geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütün İstanbul halkı için işkenceye dönüştüren Vali Muammer Güler’in istifa etmesi”.İmzacılar arasında Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), İşçi Partisi gibi siyasi partilerin üyelerinin yanı sıra, akademisyenler, gazeteciler ve öğrenciler de bulunuyor.

Polis terörünün faturası esnafa çıktı

1 Mayıs’ta dükkanını açmaya cesaret edemeyen esnafla birlikte dükkanını açanlar da günü zararla kapattı. Yaşanan olayların insanları korkuttuğunu ve hiç müşteri olmadığını aktaran Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneği (OTİAD) Başkanı Gaffar Koca, Şişli bölgesindeki esnafın bir günlük kaybının 22 milyon dolara ulaştığını tahmin ettiklerini açıkladı. Osmanbey ve geniş çevresinde yaklaşık 4 bin esnafın bulunduğunu belirten Koca, bu bölgenin yıllık 5 milyar dolar ciro gerçekleştirdiğini ve 200 bin kişiye iş olanağı sağladığını söyledi. Biz de 1 Mayıs’ta polis ablukasının en yoğun olduğu bölgede, DİSK Genel Merkezi’nin bulunduğu Abide-i Hürriyet Caddesi üzerindeki esnafa, olaylardan nasıl etkilendiklerini sorduk.Engin Çalık