Etiket 1 mayıs

Vatandaşını ağlatan Vali Güler’e istifa çağrısı

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com İstanbul’da 1 Mayıs günü yaşanan ve valinin tarifiyle “orantılı” olan polis şiddeti nedeniyle daha önce de sıklıkla eleştirilen Vali Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ı eleştirilerin odağına oturttu. Hükümeti de arkasına alarak, “Taksim geçilmez” diyen vali ve emniyet müdürü yüzünden gaz bombası atan polisler, coplanan ve tazyikli suyla ıslatılan işçiler belleklere kazındı. Polis Şişli Etfal Hastanesi’ne bile gaz bombası atarken, bir gazetecinin kolu kırıldı, turistlerin bile coplandı. Sivil toplum örgütleri 1 Mayıs öncesinde “güvenlik güçleri orantılı güç kullanacak” diye açıklama yapan Güler’i istifaya davet ederken, gün boyu yaşanan olayları görmezden gelerek gazetecilere İstanbul’da herhangi bir olağan üstü durum olmadığı açıklamasıyla çeken Cerrah da İstanbullular için krizi yönetemeyen isim olarak öne çıktı. Başbakan, vali, bakan herkes aynı telden Polis şiddetiyle son bulan bu yılki 1 Mayıs “kutlamaları” öncesinde gerilimi en çok tırmandıran, bayramlarını Taksim’de kutlamak isteyen işçileri ve sendikaları “kanunsuz eylem” yapmakla suçlayıp “orantılı şiddetle” tehdit eden Vali Güler’di. Elbette ki vali kendi başına karar almıyordu, arkasında kendisini Türkiye’nin en büyük metropolüne vali olarak atayan hükümet vardı. Hem de partisi hakkında açılan kapatma davasıyla bunca sıkışmış bir hükümet. Ama buna rağmen ne demişti Başbakan Tayip Erdoğan, “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar”. Koskoca başbakan böyle derse vali de tehdit ederdi tabi. Sermaye sınıfından fırsat buldukça, zaman zaman başbakanın “ayak takımı” diye nitelediği işçi sınıfıyla da muhatap olmak zorunda kalan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de iler tutar yanı olmayan bir açıklamayla “Taksim izin verilecek bir alan değildir” demişti anımsayın. En sonunda Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de sendikaların talebini, “Kimse devlete ve devlet erkini kullanan mercilere meydan okumasın, devlet kendisine meydan okutmaz” diye yanıtlamıştı. Kral, derebeyi ve gladyatörler Görünen o ki Tayyip Erdoğan başbakan olmayı krallık, Muammer Güler vali olmayı derebeylik, Celalettin Cerrah emniyet müdürü olmayı gladyatörlük olarak görüyor. Hal böyle olunca da “şiddet tutkunu intikamcı” polisler […]

Cumhuriyet muhabiri: “Polis, öldürmek için vuruyor”

Ayçin Kırbaş – Duygu Ertürk Her günkü gibi işyerine gidiyordu. Ama gün 1 Mayıs’tı; devlet terörünün zirveye tırmandığı, insanların üzerine gaz bombalarının yağdığı, “ayaktakımı”nın ayaklar altına alındığı o gün. Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ali deniz Uslu da bundan payına düşeni ziyadesiyle aldı; iş yerine girerken arkasından yaklaşan polisin cop darbesiyle kolu kırıldı. “Arkamdan geldi. İkaz etmeye çalıştım. Uzun saçlıyım ya, beni oradaki eylemcilerden biri sandı sanırım. Bir an göz göze geldiğimi hatırlıyorum. O kadar gözü dönmüştü ki, güvenlik “O bizden” demesine rağmen dinlemedi. Kılıcını kınından çeker gibi gerildi, tek darbeyle kolumu kırdı” diyor Uslu ve ekliyor “Kapıya tutunmasam camdan içeri girecektim. O zaman ne olurdu merak ediyorum. O da benimle içeri girecekti herhalde.” Güvenlik kılını kıpırdatmadı “İçeri de gaz bombası atmışlardı. Zaten herkes perişandı. Muhabir arkadaşım Esra Açıkgöz, gazeteci olduğunu söylemesine rağmen darp aldı. Onu korumaya çalışan arkadaşlar da darbe yediler” diyen Uslu’ya göre gazetenin güvenliği de kılını bile kıpırdatmamış. Uslu, güvenliğin müdahalesi olsaydı kolunun kırılmayacağı düşüncesinde. Uslu daha önce polis şiddetiyle ilgili pek çok haber yapmış, ama bu kez kendisi şiddete maruz kalmış. “Bu 1 Mayıs’ta restleşme vardı. Toplumda şiddet o kadar meşrulaştı ki polis, öldürmek için vuruyor, üstelik buna hakkı olduğunu düşünerek. Kız yere düşmüş, ne diye suratına vurursun? Taksim’de kız arkadaşıyla yürüyen turiste niye vurursun? Eylemciler polis düşmanı değil ki” diyor. Şiddet olaylarının, münferit polis hareketlerinden ziyade hükümetten talimat alan kitlesel polis hareketleri olduğunu söyleyen Uslu, tüm bu yaşananlarla nereye varılabileceği konusu üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gerektiği görüşünde.

Davutpaşa’da 1 Mayıs

Meltem Ürütmurut@medyakronik.comİlknur Aydoğaniaydogan@medyakronik.com “Ne yapacaksınız Davutpaşa’da?” Davutpaşa’ya nasıl gidileceğini sorduğumuz birkaç insan önce şaşırdı sonra yolu tarif etti. Ama özellikle patlamanın olduğu, 23 insanın öldüğü yere gitmek istediğimizi duyan metro görevlisi orada olma amacımıza anlam veremedi. Davutpaşa’da ne işimiz olduğunu biliyorduk biz; 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda ölen işçiler anılacaktı. Ama Davutpaşa’nın rutin haber yapmaya imkân vermeyecek bir ruhu vardı ya da ruhsuzluğu. Davutpaşa’yı anlatırken kokusundan, dokusundan bahsedemeyiz. Kokusu, dokusu yok bu işyeri semtinin. Nefes almıyor. Üç ay önce yiten 23 nefesin buradaki havaya etkisi var kuşkusuz, bir de hala mezarlık gibi duran patlayan bina enkazının… Paydos zili çaldıktan sonra işçilerin tek mola yerleri enkaz alanının önü. “Burası bir mezarlık sayılır, insanların burada kanı döküldü. Ama şimdi belediyenin çöplüğüne döndü.” diyor Yaşar Soyaslan. Anma töreninde karanfiller, işçi Soyaslan’ın dediği gibi çöplüğe dönen patlama alanına bırakıldı. İşçiler sessiz kaldı Davutpaşa’da yaşananlar henüz çok taze olmasına rağmen patlamanın hemen yanı başındaki atölyelerde çalışan işçilerin çoğu, duruma sessiz kaldı. Oysa tören, diğer çalışanların da sesleriyle ortak olabilmeleri için 12.00’de yani öğle tatilinde başlatılmıştı. “Yaşasın 1 Mayıs” pankartlarının yanında patlamada ölenlerin fotoğraflarını da taşıyan grup, onlara katılmayan işçilere eylem çağrısı yaptı. Katılımcılardan biri “bunlar da şansa yaşayanlar işte” dediği işçilerin çoğu iş hanlarının pencerelerinden töreni sadece izledi. TEKSİF işçi temsilcisi Kadriye Akın ise “Bu yaşlı halimle geldim, siz de katılın, bu patlamada siz de ölebilirdiniz” diye seslendi. Patlamada ölen 21 yaşındaki bir kozmetik işçisinin teyzesi Emine Korkmaz yetkililerin sözlerini tutmadığından şikâyetçiydi. Ölen işçinin annesi devlet memuru olduğu için yardım talebi reddedilmiş. Teyze Emine Korkmaz ailelerin olay sonrasında acılarıyla baş başa bırakıldığını dile getirdi: “Bundan sonra onlardan hiçbir şey beklemiyoruz. 21 yaşındaki bir gencin hayatını geri getirebilecekler mi?” Davutpaşa’daki patlamadan sonra bilirkişi raporu hazırlanmıştı. Raporda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Zeytinburnu Belediyesi, Çalışma Bakanlığı ile elektrik kurumu suçlu bulunmuştu. Törende konuşmak için söz alan çorap işçisi Selim Yavuz: […]

Devlet için Taksim takıntısı fetiş mi?

Nur Niyaz Bildiknbildik@medyakronik.com Emek örgütlerinin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istemesiyle başlayan gerilim, Hükumet, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü’nün tutumuyla doruğa çıkınca ortaya hepimizin tanık olduğu şiddet sahneleri çıktı. DİSK başta olmak üzere emek örgütleri için Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs kutlaması yapmak, 37 kişinin öldüğü 1977 1 Mayıs’ından sonra adeta sembol haline geldi. Sendikalar, Taksim’de kutlama yapma isteğini üç sene önce dile getirmişti. 2007 yılında ise bilfiil Taksim’e çıkmak istemiş ancak polis şiddetine maruz kalmışlardı. Emek örgütleri 1 Mayıs kutlamalarını neden Taksim’de yapmak istediklerini her fırsatta dile getiriyor: Hemen her gerekçeyle kutlamalara mekan olan Taksim Meydanı’nın emekçilere de açık olmasını dile getiriyorlar. Özellikle 1977 katliamında ölenlerin anısına buraya gelmek istiyorlar. AKP hükümeti dahil, son 30 yılın tüm iktidarları, darbe dönemindeki sıkıyönetim komutanları, valileri ve emniyet müdürleri için “emekçileri 1 Mayıs’ta Taksim’e sokmamak” hatta mümkünse hiç kutlatmamak neredeyse bir “fetiş” haline geldi. 1 Mayıs Taksim’de neden kutlanılamaz?Neden böylesine fetişist yaklaşılıyor? Bu soruları, 1977 olayları sırasında Taksim’de de bulunan kişilere sorduk. Celalettin Can (78’liler Birliği Vakfı Başkanı): Hükümetin 1 Mayıs’a karşı tutumu takıntıdan öte bir şey. Bu işçiye, emekçiye karşı alınan bir tavırdır. Çok iyi hatırlıyorum ki Polis Bayramı da Taksim’de kutlanmıştı. Hatta Sertab Erener konser bile vermişti. Dolayısıyla hükümet Taksim’e karşı değil, işçiye, emekçiye karşı. “Aman burada kirli işlerini sergilemesinler” gibi bir bakış açısı var. Ve ne yazık ki bunu vahşice sergiliyor. Sadece işçiler değil normal insanlar bile oraya giremiyor. Düşmanlık bu ve bir refleks haline gelmiş. 1920’li yıllarda İngiliz işgali altındayken bile işçiler kutlama yapabiliyordu. Ancak bu hükümet işçi taleplerine karşı çelikten bir duvar ördü. Türban filan derken araya gaz bombaları girdi. İşçiye düşmanlık ve onların taleplerine kapalılık zaten vardı ama bu hükümetle birlikte durum daha da sertleşti. Ertuğrul Kürkçü (Gazeteci):Benim buna iki türlü açıklamam var. Birincisi, 1 Mayıs’ta Taksim’de gösterilerin yasaklanması sağcı kamplaşmanın bir parçası ve oradan dünyaya bakılıyor. Bu […]

AKP medyasına göre suçlu sendikalar

Simge Sunguroğlu1 Mayıs’ta yaşanan polis şiddeti bugünkü gazetelerin de manşet haberiydi. Genel olarak basın polisin sert tutumunu eleştirilirken, AKP taraftarı gazeteler olayların sorumlusu olarak sendikaları gösteriyordu. Zaman, Yeni Şafak, Starve Vakitgazeteleri haberlerinde polisi ve hükümeti koruyan bir tavır sergilerken Zamangazetesi 12. sayfasında kullandığı fotoğraflarda polis şiddetine yer vermekten kaçındı. Stargazetesi ise olayların, illegal örgüt mensuplarınca çıkarıldığını iddia etti. Yeni Şafak ve Bugün,DİSK’i baş sorumlu olarak gösterirken, en “sarsıcı” haber Vakitgazetesindeydi: Gazete, sendikaların Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak istemesinde Ergenekon “çetesi”nin etkisi olduğunu öne sürdü. Akşam: Şanlı Taksim MüdafaasıNe Çanakkale ne Kanije… Devlet ‘Taksim geçilmez’ dedi. Binlerce polisin kuşattığı meydanda değil 500 bin, 5 kişi bile toplanamadı. Gaz bombalı direnişte Taksim ‘ayaktakımı’na haram oldu. Birgün: Öldürmeye çalıştılarDİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ablukaya alınan binadan haykırdı: “Hükümetin gözü dönmüş, bizi burada öldürecekler, can güvenliğimiz yok…” Bugün: 1 Mayıs DehşetiDİSK’in inadının faturası Türkiye’ye çıktı. Polis kanunsuz eylemi biber gazı ve copla püskürttü. Gazdan göz gözü görmez hale geldi. Yüzlerce kişi hastaneye koştu. İstanbul savaş yerine döndü. Cumhuriyet: 1 Mayısta AKP terörüDemokrasi maskesi düşen hükümetin emriyle polis, İstanbul’u savaş alanına çevirdi. Halkın üzerine gaz bombaları yağdı. Orantısız güç kullanan polis yurttaşların suratını tekmeledi. Turistler bile coplandı. Evrensel: Orantılı faşizm1 Mayıs’ta “Orantılı güç kullanacağız” diyen hükümet, İstanbul’da “Bu faşizmdir” dedirtecek şiddet kullandı. 500’ü aşkın kişi gözaltına alındı. Güneş: Polisin GazabıTaksim’e çıkmak için toplanan her grup dağıtıldı. Göstericilere sıkılan gazdan çoluk çocuk, yaşlı genç onbinlerce masum kişi de nasibini aldı. Hürriyet: 1 Mayıs polis devletiTaksim’de 1 Mayıs yine olaylı geçti. Polis, işçilere DİSK binasından dışarı adım attırmadı, basınçlı suyla çıkanı ya içeri ya yola devirdi. Küçük grupların Taksim’e yürüme çabası, cop, gaz bombaları ve attıkları taşlar geri fırlatılarak kırıldı. Şişli Etfal Hastanesi’nde atılan gaz bombasından doktor, hemşire ve hastalar da nasibini aldı, Cumhuriyet Gazetesi muhabirinin kolu copla kırıldı, 530 kişi gözaltına alındı.Milliyet: Neden?Sendikalar ve hükümet arasında günlerdir […]

Polis niye “Oha” dedi Vali Güler?

Ahmet Şık 1 Mayıs’ta İstanbul’da yaşanan polis şiddetine damgasını vuran olay hiç kuşkusuz Şişli Etfal Hastanesi’nde yaşananlardı. İstanbul Valisi Muammer Güler, olaylarla ilgili yaptığı değerlendirme toplantısında, TV kameralarına ve gazetecilerin objektiflerine yansıyan onca şiddet görüntüsüne rağmen olaylardan sendikaları sorumlu tuttu. Şişli Etfal Hastanesi’ne polisin gaz bombası atmasıyla ilgili çıkan haberlerin “yanlış” olduğunu söyledi: “Asla böyle bir şey söz konusu olmamıştır. Bir yaralı getiren polis aracının içindeki koltuk kenarında bulunan gaz bombasının patlamasıyla, öncelikle kendisi bundan etkilenmiştir ve o girişte bazı kişileri etkilemesi söz konusu olmuştur.” Kendisini uyaran kantin görevlisine küfür ederek gaz bombası atan polise, amiri, “Oha lan, oraya da bomba atılır mı?” demişti ya, ben de bizzat olaya tanık olan bir gazeteci olarak, “Böyle de yalan söylenmez ki” diyorum ve “Oha” demeyi de amirlerine bırakıyorum. Hastaneye bile isteye gaz bombası atıldı Savaş zamanlarında bile hedef olmaması gereken bir hastanede, Şişli Etfal’de yaşananları, Vali Güler belki okur diye tekrar anımsatalım önce. Kendilerine taş atıp kaçan bir grubu kovalayan polis önce hastaneye giden yola ve bahçesine onlarca gaz bombası atmıştı. Göstericiler kaçtıktan sonra polis bahçeye girdiğinde sadece hastalar, yakınları ve hastane personeli kalmıştı. Polisler bağırıp çağırıyor ortalığa küfürler savuruyordu. Gazetecileri “vatanı bölmekle” suçlayıp “dikkatli olun” diye uyarıyorlardı. Acil servisin hemen karşısında bulunan hastane kantininden üzerinde önlüğüyle çıkan bir görevli, “Burası hastane ne yapıyorsunuz? Burada hastalar, çocuklar var gaz atmayın” demişti. Bunun üzerine grubun önündeki polis bir küfür savurup, “Ver lan şu bombayı” diyerek arkadaşından aldığı gaz bombasının pimini çekerek kantinin kapısına doğru atmıştı. Polislerin amiri de, “Oha lan, oraya da bomba atılır mı?” dedikten sonra da polis grubu hastaneden ayrılmıştı. Evet, yaşananlar anı anına böyle olmuştu. Hatta fazlası yok eksiği var, desem yanlış olmaz. Bomba “kazara” patlamış Ama akşam saatlerinde kaynağının ne olduğunu bilmediğimiz bir haber hızla yayılarak Vali Güler ile Emniyet Müdürü Cerrah’ın birlikte düzenlediği basın toplantısının da ana dayanağını […]

Biber tadında bayram

İstanbul’da 1 Mayıs’ın görüntüsü sıkıyönetim günlerini aratmadı. Binlerce polis, Mecidiyeköy, Şişli ve Dolapdere’de toplanıp Taksim Meydanı’na çıkmayı isteyen grupları güç kullanarak engelledi. Kentin bu bölgelerinde bulunanlar gün boyunca biber gazı soludu, 500’den fazla kişi gözaltına alındı. İstanbul belki de, bugünün bayram olarak kutlanmamasının gerekçesi olarak gösterilen kaybın daha büyüğünü yaşadı.Mustafa Kuleli-Berivan Yurtsevener

‘Ayak takımı’ ayaklar altında

İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı, hükümet, içişleri bakanlığı ve İstanbul Valiliği’nin gayretleriyle beklendiği gibi olaylı geçti. İstanbul Valisi Muamer Güler’in iddia ettiğinin aksine polisler “orantılı” değil, neredeyse “intikam” amaçlı “şiddet” kullandı. Biber gazi ve tazyikli suyla grupları dağıtan polisler plastik mermi atan silah kullanmaktan da çekinmedi. Özellikle kullanılan biber gazları nedeniyle çok sayıda kişi fenalık geçirdi. Şişli Etfal Hastanesi’nde de polisler, kendilerine taş atarak kaçan bir grubu kovalarken girdikleri hastane bahçesinde uyarılara rağmen çok sayıda gaz bombası kullandı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ile Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) binalarının içine de gaz bombaları atıldı. Bu nasıl “orantı” Üç büyük emek örgütü DİSK, KESK ve TÜRK-İŞ’in 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama talepleri, başbakan ve kimi bakanlar tarafından “devlete baş kaldırmak” diye nitelenince, İstanbul Valisi Muaamer Güler’in dile getirdiği “orantılı şiddet” yerini bilindik görüntülere bıraktı. İstanbul’da ilan edilen “sıkıyönetim” uyarınca Taksim ve çevresindeki birçok cadde ve yol, bir gün öncesinden trafiğe kapatılmıştı. İstanbul polisinin yanı sıra Rize, Erzincan, Diyarbakır ve Şanlıurfa da dahil 12 ayrı ilden takviye polis getirilirken askeri birlikler de Taksim çevresinde güvenlik önlemi aldı. Bariyerlerle çevrilen ve kimsenin girmesine izin verilmeyen Taksim Meydanı’nda adeta kuş uçurtulmadı. Taksim Meydanı’na çıkmayı hiçbir grup başaramazken, Şişli, Kurtuluş, Nişantaşı, Beyoğlu, Cihangir, Osmanbey, İstiklal Caddesi ve Firuzağa’dan meydana gitmek isteyen gruplara tazyikli su ve gaz bombası kullanarak müdahale edildi. Yer yer uzun süreli çatışmalar çıktı. DİSK’lilere üç kez polis saldırısı Polislerin ilk müdahalesi Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi Nakiye Ergül Sokak’ta bulunan DİSK Genel Merkezi’nde yaşandı. Bir gece öncesinden sendika önünde toplanan işçilere polis, sabah 06.30 sıralarında biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti. Genel merkez binasının içine de su sıkılıp gaz bombaları atılınca fenalaşan 2 kişi ambulansla hastaneye götürüldü. Bazı işçilerin de gözaltına alındığı ilk müdahale sonrasında yüzlerce işçi sendika binası içinde beklemeye devam etti. Yarım saatlik bir bekleyişin ardından yeniden sendika binasının önüne […]

Etfal’deki şiddetin oranı neydi?

Ahmet Şık Yıllar yılı polisin, özellikle de demokratik hak taleplerine” uyguladığı şiddet görüntülerine tanık olan benim için İstanbul Valisi Muammer Güler’in tarifinde bahsedilen “orantılı şiddet”in ne olduğunu kestirmek güç değildi. Zaten gün boyunca Taksim ve çevresindeki görüntüler de bizi haksız çıkarmadı. Ama 1 Mayıs 2008 günü Şişli Etfal Hastanesi’nde yaşananlar bildiğimiz gerçekliğin de üstüne çıktı. Çeşitli haber kanallarında yer alan Vali Güler’in açıklamalarına göre polis, Şişli Etfal Hastanesi’ne doğru kaçan bir grubu dağıtırken “kazara” düşürdüğü gaz bombasının patlaması sonucu hastalar, yakınları ve hastane personeli zor anlar yaşamıştı. Ama ben bizzat olaya tanık olmuş bir gazeteci olarak işin aslının böyle olmadığın söylüyorum… Evet, polise taş atarak Şişli Etfal Hastanesi’ne doğru bir grup kaçtı. Evet, polis grubu kovaladı. Ama sonrasında yaşananlar için “kazara” demek pek mümkün değil. Önce hastaneye giden yol, sonra hastanenin kapısı gaz bombalarından nasibini aldı. Öyle ki kimi zaman göz gözü görmeyecek derecede beyazlığa büründü ortalık. Hastane bahçesinde operasyon Polis kovalayıp, üzerlerine de gaz bombaları atılınca haliyle kaçıyordu göstericiler. Nihayetinde hastanenin bahçesine kadar girip dağıldılar. Hemen ardından gaz maskeli çevik kuvvet polisleri doluştu bahçeye. Polisler bağırıp çağırıyor ortalığa küfürler savuruyordu. Gazetecileri “vatanı bölmekle” suçlayıp “dikkatli olun” diye uyarıyorlardı. Ortalıkta görünenler sadece tedavi olmaya gelmiş hastalar ve yakınları ile hastane personeliydi. Her biri bir köşede gazdan etkilendikleri için öksürüp, kusmaya çalışıyordu. Acil servisin hemen karşısında bulunan hastane kantininden üzerinde önlüğüyle çıkan bir görevli, “Burası hastane ne yapıyorsunuz?” diye sorunca. Küfürlerden o da nasibini aldı. Gözleri yaş içindeki görevli hem kızıyor hem de yalvarıyordu adeta, “Burada hastalar var. Çocuklar var gaz atmayın.”“Ver lan şu bombayı” Bu sırada hemen önümüzdeki polislerden biri okkalı bir küfür savurup yanındaki meslektaşına döndü. “Ver lan şu bombayı”. Hemen yerine geldi istek. El bombası biçimindeki gaz bombasını eline alan polis bir anda pimini çekerek kantinin içine atıp, “Şimdi konuş bakalım” dedikten sonra arkasını dönüp gitti. Şaşırmıştık. Ama […]

Biber gazı öldürücü değil mi?

İlknur Aydoğan- Meltem Ürüt Biber gazı, kimyadaki adıyla “O-Klorobenzalmalononitril”; kısaca “CS” (sies), gözde ve deride yanma hissi yaratıyor. Etkileri arasında göz yaşarması, burun tıkanması, burun ve boğazda şiddetli yanma, şuursuzluk, baş dönmesi ve nefes darlığı, görme bulanıklığı, vücut salgılarının artması, bilinç bulanıklığı, panik, aşırı öfke ve kızgınlık yer alıyor. Aşırı ölçüde maruz kalındığında kusma ve şiddetli öksürüğe neden oluyor. Etkileri çoğunlukla kısa süreli olsa da özellikle deri hastalıkları bulunan kişilerde bu durumun kötüleşmesine yol açabiliyor. Kimi insanlarda ise gazın etkileri hafiflese de aylarca sürebiliyor. Biber gazının etkisinin bu kadar uzun sürmesinin nedeni ise deriden emildikten sonra sinir uçlarında birikip yavaş yavaş salınması olarak gösteriliyor.. Yani uzmanlara göre biber gazı deriden temizlense bile etkileri bir süre daha devam ediyor.Ayrıca gazın düşüğe yol açtığı, damar hastalıklarına sebep olduğu ve hücrede mutasyona neden olduğuna dair bulgular da var.Birinci derecede risk taşıyan gruplar ise şunlar: – Astım, amfizem, pnömoni gibi solunum sistemi hastalıkları olanlar– Çocuk ve yaşlılar gibi vücut savunma sistemi zayıf olanlar– Vücudun savunma mekanizmalarını zayıflatan kronik hastalıkları olan kişiler– Gebeler, deri ve göz hastalıkları olanlar– Kontakt lens takanlar Biber gazı her ne kadar ölümcül bir silah olarak tanımlanmasa da kimyasal savaş maddeleri arasında adı geçen ve “karışıklık bastırıcı” olarak tanımlanan sınıfta yer alan bir kimyasal. 2000’de Amerika Birleşik Devletleri’nde Prof. Dr. Uwe Heinrich’in yaptığı bir çalışmaya göre, kapalı bir yerde bulunan ve gaz maskesi kullanmayan insanlar üzerinde CS’in ölümcül etkileri olabiliyor. Polisin kullandığı göz yaşartıcı gaz bombalarından biri Defence Technology şirketinin ürettiği Spede-Heat CS Long Range. Biber gazına karşı önlemler Uzmanlar biber gazına maruz kalındığında yapılması gerekenleri şöyle sıralıyorlar. – Sakin olun. Yavaş yavaş nefes alın ve bu durumun geçici olduğunu hatırlayın.– Gazın atıldığını görürseniz gözlüğünüzü, maskenizi takın.– Gazlı ortamdan biraz uzaklaşın. Arada bir öksürmeye çalışın, tükürün.– Kontakt lensleriniz varsa kimyasallara maruz kalmamış birinden lensleri çıkartmasını rica edin.– Gözlerinizi ovalamayın. Kaynaklar: Vikipedia, […]

“Hanemize tecavüz edildi”

Sabahın erken saatlerinden itibaren Şişli’deki Genel Merkez binası polis tarafından abluka altına alınan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve bazı sivil toplumu örgütü yöneticileri öğle saatlerinde can güvenlikleri bulunmadığı gerekçesiyle Taksim’e yürüyüş kararlarından vazgeçtiler. Polisin sabah saatlerinden başlayarak su ve biber gazıyla sendikacılara uyguladığı fiziksel şiddet ve baskı sonucunda DİSK Genel Merkezi önünde öğle saatlerinde çok sınırlı sayıda bir kalabalık toplanabildi. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, Taksim’e yürüme kararından vazgeçtiklerini açıkladıktan sonra Genel Merkez önünde yaptığı basın açıklamasında AKP hükümetini yalnız kendine demokrat olmakla suçlayarak şunları söyledi: “1 Mayıs’ı kutlayanları engellemek için akla gelen her türlü şiddet uygulanmıştır. Sendikamızın İşçimizin hanesine tecavüz edilmiştir, saldırılmıştır. Bunu kınıyorum. Gaz bombalarıyla, sularla işçi sınıfının birlik dayanışma gününde acımasızca, insanlık dışı her türlü uygulamayı yaptılar. İşte AKP iktidarının kendisine demokrat, yalnız türbana özgürlük isteyen ikiyüzlülüğü ortaya çıkmıştır. “Güventürk Görgülü Gökhan Tan 

“Taksim’de kutlama herkesin hakkıdır”

Avrupa Birliği de dahil olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde tatil ilan edilen ve resmi bayram olarak kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı Türkiye’de gerginliklere konu olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da sendikalar İstanbul’da 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama taleplerini İstanbul Valiliği’ne ilettiler. Her yıl olduğu gibi bu yıl da hükümet ve mülki idare yetkilileri güvenlik ve provokasyon ihtimali gibi gerekçelerle bu talebi reddettiler… Ancak geçen yıllardan farklı olarak emek örgütleri bu yıl Taksim konusundaki ısrarlarını sürdürüyorlar. Biz de vatandaşa mikrofonu uzattık ve 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasıyla ilgili görüşlerini sorduk. Konuştuğumuz vatandaşların çoğunluğu 1 Mayıs’ın taksim’de kutlanmasının doğal bir hak olduğunu düşünüyor. Esnaf ise önceki yıllarda meydana gelen olaylardan özellikle de dükkanlarının içine kadar biber gazı sıkılmasından oldukça kaygılı.Muhabir: Akman Yengin Kameraman: Uğur Orakçı

Taksim’de 1 Mayıs’a izin yok, İstanbul’da sıkıyönetim var

Ahmet ŞıkÜç büyük emek örgütü Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (TÜRK-İŞ) Taksim’de 1 Mayıs kutlaması yapmalarına hükümetten izin çıkmadı. Dün (28 Nisan) Ankara’da Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’le bir araya gelerek sorunu çözmeye çalışan sendikaların talepleri reddedildi. Faruk Çelik ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay birlikte yaptıkları açıklamada 1 Mayıs’ın emek ve dayanışma bayramı olarak mülki idarelerin gösterdikleri alanlarda kutlanması gerektiğini söyledi. Öte yandan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de bu konuda bir yorum yaparak 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının “anayasaya karşı gelmek” olduğunu söyledi. Hükümetten gelen bu açıklamaya paralel olarak İstanbul’da bir basın açıklaması yapan sendikalar ise 500 bin kişiyle Taksim’de olacaklarını etti. “Taksim izin verilecek alan değil” Hükümet adına yapılan basın toplantısında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, 1980’den sonra kaldırılan 1 Mayıs’ın Bakanlar Kurulu kararıyla “Emek ve Dayanışma Günü” ilan edildiğini hatırlatarak, 1 Mayıs’ın kamplaşmalar ve ölümlerle değil demokrasi kültürünün zirveye çıktığı bir gün olarak hafızalarda yer etmesini istediklerini söyledi. Bu bakış açısının yeni açılımları da beraberinde getirebileceğini ifade eden Çelik, “Hükümet olarak önceliğimiz, nerede kutlanacağından ziyade, 1 Mayıs ile ilgili olumsuz imajı silmek ve ortadan kaldırmaktır. Tüm sivil toplum kuruluşlarının ve emekçilerinin bu konuda aynı duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz. Olası hukuk dışı eylemlere, provokasyonlara ve yönlendirmelere emekçilerin rağbet etmeyeceğine inanıyoruz” dedi. İçişleri Bakanı Atalay da, 1977 yılından bu yana Taksim Meydanı’nın toplantı ve gösteri yürüyüşleri için tahsis edilmediğini belirterek, “Bunun haklı gerekçeleri vardır, bunun anlaşılması lazım. Taksim Meydanı giriş çıkışı çok olan bir meydandır, denetlenmesi zor bir alandır. İstanbul’daki belli bölgelere trafik akışının adeta merkezidir, vatandaşımızın günlük hayatını çok etkiler, çok özel bir bölgedir” dedi. İstanbul’da mitingler için belirlenmiş 4 alan bulunduğunu ve kutlamaların buralarda yapılmasını gerektiğini belirterek, “Taksim, bu manada değerlendirilen, bu manada izin istenebilecek veya izin verilebilecek bir alan değildir. […]

1 Mayıs geldi çattı, muamması bitmedi

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Taksim’de 1 Mayıs kutlayacaklarını açıklayan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Süleyman Çelebi, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı İsmail Hakkı Tombul ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Başkanı Mustafa Kumlu, Ankara’da Başbakan Recep Tayip Erdoğan’la Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in de katıldığı toplantıda bir araya geldi. Daha sonra bir açıklama yapan Bakan Çelik, toplantıda miting talebinin gündeme gelmediğini, sendika temsilcilerinin Taksim’de kitlesel bir anma yapmak istediklerini söyledi. Çelik talebi değerlendirip açıklamayı yapacaklarını söyledi. Taksim konusunda Erdoğan da istekli değil İstanbul Valisi Muammer Güler’in 1 Mayıs’ta Taksim’i yasak alan ilan edip, kutlama yapmak isteyenlere “orantılı şiddet” kullanacağını açıklaması ve sendikaların da geri adım atmaması üzerine gerginlik tırmanmıştı. Vali Güler, dünkü basın açıklamasında Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarının “kanunsuz” olduğunu savunmuş, çağrı yapan sendika liderleriyle ilgili suç duyurusunda bulunulduğu bilgisini vermişti. Güler, polisin Taksim’e gelenleri “orantılı kuvvet”le zor kullanarak dağıtacağını da söylemişti. Bu gelişmeler üzerine sendika temsilcileri de bugün (29 Nisan), konuyla ilgili olarak Başbakan Erdoğan’la TBMM’deki makamında görüştü. Basına kapalı olarak gerçekleşen toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de katıldı. Erdoğan yaklaşık yarım saat sendikacılardan 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanması konusundaki taleplerini dinleyerek ayrılmasından sonra toplantı Bakan Çelik’le bir süre daha sürdü. Görüşme sonrasında açıklama yapan Erdoğan “Taksim’de anıta çelenk konulabilir. Ancak miting alanları bellidir. İşçiler yasal haklarını kullanmalı provokasyonlara izin vermemelidir” dedi. Kesin karar açıklanmadı Toplantının ardından Bakan Çelik de, sendika temsilcilerinin, “miting yerine anma” taleplerini değerlendireceklerini açıkladı. Çelik sendika temsilcilerinin görüşlerini başbakana ilettiğini belirterek, “Başbakanımız da genel asayiş ve güvenle ilgili değerlendirmelerini sundu. Biz kısa bir değerlendirme yapacağız. Sendikaların talebiyle bizim ülkede huzur, barış ve bugünün bir dayanışma günü olması konusundaki noktada bir uzlaşmanın hangi noktada olacağı konusundaki nihai açıklamayı yapacağız” dedi. Toplantıda miting talebinin gündeme gelmediğini, sendika temsilcilerinin Taksim’de kitlesel bir anma yapmak istediklerini söyleyen Çelik, “Güven çok önemli. İstanbul’un Taksim’in konumu […]

İstanbul Valisi’nden 1 Mayıs’ta “orantılı şiddet” tehdidi

Ahmet Şık İstanbul Valisi Muammer Güler, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı Taksim’de kutlamak isteyen emek örgütlerini ve emekçileri “kanunsuz eylem hazırlığı”yla suçlayarak; 1 Mayıs’ta Taksim’de kutlama yapmak isteyenleri, “Güvenlik görevlileri kanunsuz toplantıyı dağıtmak durumundadırlar. Güvenlik güçlerinin izin vermeyeceğini, zorla dağıtılacaklarını lütfen bilsinler” diye tehdit etti. Vali Güler’in bu açıklamasına sendikaların yanıtı ise gecikmedi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı İsmail Hakkı Tombul yaptıkları açıklamada, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama kararlarının arkasında olduklarını söyledi. Sendikacılara suç duyurusu DİSK, KESK ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) temsilcilerinin geçen hafta yaptıkları ortak açıklamayla 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacaklarını duyurmalarından sonra İstanbul Valisi Güler, bugün (28 Nisan) bir basın açıklaması yaparak Taksim’de kutlanmak istenen 1 Mayıs gösterilerinin kanunsuz eylem olduğunu söyledi. Sendikalardan “sağduyulu davranmalarını” rica eden Güler, “Taksim’de kitlesel katılımın olduğu bir eylem İstanbul’un ‘ticari ve turistik potansiyelini ve gündelik yaşamını olumsuz’ etikler. Bu yüzden, sendikaları izinli alanlar olan Kartal, Kadıköy, Kazlıçeşme veya Çağlayan’da eylem yapmaya davet ediyorum” dedi. Kanunsuz toplantının ve buna davette bulunmanın da suç olduğunu belirten Vali Güler, bu nedenle geçen haftadan itibaren davette bulunan yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını sadece Kazancı Yokuşu’nda basın açıklamasına izin verileceğini duyurdu. İstihbarat raporu varmış 1 Mayıs için İstanbul dışından da polislerin geleceğini belirten Güler, istihbarat raporlarına göre “bölücü, yasadışı ve marjinal” diye adlandırdığı grupların kışkırtıcı eylemlerle polisle çatışmaya hazırlandıklarını da iddia ederek, “Bunlar ciddi raporlardır” dedi. İzin verilen alanlardaki eylemlerin polisin önceden denetim yapması nedeniyle güvenli olduğunu, ancak Taksim’de bir eylemin polisin kontrolü olmayacağı için güvensiz olacağını da öne süren Güler, “İstanbul’da miting yapılacak alanlar ve güzergahlar bellidir. İlan edilmiştir. Sivil toplum kuruluşlarına davette bulunuyorum. Gelin 1 Mayıs’ı bu meydanların birinde veya hepsinde yapın. Taksim Meydanı toplantı ve gösteriler için belirlenen yerler içinde değildir. Ayrıca Taksim büyük katılımlı kutlamalar için de güvenli değildir. Kazancı Yokuşu’na çiçek bırakılması, […]

“Ayaklar” başları uyarmak için Taksim’de

Ahmet Şık Emek örgütleri DİSK, KESK, Türk İş yaptıkları ortak bir açıklamayla, artık resmi bayramların arasına katılan 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacaklarını açıkladı. Günler öncesinden 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istediklerini belirten sendikacılara hükümet cephesinden eleştiriler yöneltilmiş ve Taksim’de kutlamalara izin verilmeyeceği söylenmişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar” demeci de sendika temsilcileri tarafından tepkiyle karşılanmıştı. “Taksim emekçilere de açık olmalı” 1 Mayıs Tertip Komitesi’nde yer alan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Sekreteri Mustafa Türkel, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Tayfun Görgün ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Sekreteri Abdurrahman Daşdemir, 25 Nisan’da bir basın toplantısı düzenledi. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın programını açıklayan sendika temsilcileri, Taksim’in yasak alan ilan edilmesini eleştirerek, “Hükümet, bu hakkın önüne yasak ve engel koyamaz, koymamalıdır. Artık sadece sendikalar değil bütün emekçiler, örgütler ve siyasi partiler Taksim’i 1 Mayıs alanı olarak görüyor. Taksim herkese olduğu gibi, emekçilere de açık olmalıdır. ‘Ayaklar başı yönetmeye kalkarsa kıyamet kopar’ diyen başbakan dikkatli olsun” dediler. SSGSS ve emeğe saldırılar protesto edilecek Türk-İş 1. Bölge Temsilciliği’nde yapılan toplantıda DİSK, KESK ve Türk İş temsilcileri 166 ülkede, 23 AB ülkesinde ve ABD’de tatil olan 1 Mayıs’ın Türkiye’de de tatil olmasını istedi. Sendikacılar hazırlıkların halen sürdüğünü, 1 Mayıs’ta Şişhane, Dolmabahçe ve Şişli’den Taksim’e şiddetsiz, karanfillerle yürüneceğini söyledi. 1 Mayıs’ta emekçilerin SSGSS olarak bilinen yeni Sosyal Güvenlik Yasası’nı ve emeğe yapılan saldırıların protesto edilip yeni hak kazanımları için mücadele edeceklerini belirten sendikacılar, “Siyasi iktidarların baskısından nasıl kurtulacağımıza, kayıt dışılığın, işsizliğin nasıl çözüleceğine dair söylemlerimizi ortaya koyacağız” dediler. Kutlama alanı taksim, toplanmalar 3 merkezde Komitenin verdiği bilgiye göre katılımcı gruplar Şişli, Şişhane ve Dolmabahçe olmak üzere üç koldan toplanarak Taksim’e doğru yürüyüşe geçecekler. Türk-İş Dolmabahçe’den, DİSK Şişli’den, KESK Şişhane’den yürüyecek. Toplanma saat 10.00’da, yürüyüş 11.00’de başlayacak ve Taksim’de buluşulacak. Katılımcı sendika ve örgüt temsilcileri ile milletvekillerinden oluşan heyet Kazancı Yokuşu […]

Tatilsiz resmi bayram

Ahmet Şık Her yıl, kendisi gelmeden gerginlik haberlerinin medyaya düştüğü bir kutlamadır 1 Mayıs. Faillerinin devlet destekli kontrgerillalar olduğunu artık herkesin bildiği 1977 travmasının üzerine, 1996 yılında Kadıköy’de 3 kişinin polis kurşunlarıyla can vermesiyle sonuçlanan çatışma görüntüleri de eklenince her yıl aynı bildik senaryolar tekrarlanıp durur Türkiye’de. Önce ana akım medya sınıfına giren basın organlarında polis kaynaklı haberler boy göstermeye başlar. Hepsi de “işçi sendikalarının arasına sızan terör örgütü mensuplarının” diye başlayıp, “kutlamaları provoke etmek, çatışma çıkarmak, iş yerlerini yakıp yıkıp yağmalamak” gibi ibarelerin bolca geçtiği haberlerdir. Sonra sendikaların yaptığı başvurular bu haberler dayanak gösterilerek geciktirilir, mülki erkân gözden ırak bir yerde 1 Mayıs’ın kutlanması için bastırır da bastırır. Sendikalar itiraz eder en sonunda “uygun yer” bulunur, 1 Mayıs kutlanır gider.Birkaç yıl öncesine dek böyle sürüp giden uygulama artık sendikaların, 1 Mayıs’ın sembol haline gelen kutlama alanı olan Taksim’de ısrar etmeleri üzerine farklı yaşanıyor. Taksim yasak polis şiddeti serbest Evet, yine aslı astarı olmayan sızdırma haberler yapılıyor. Yine sendikalara zorluk çıkartılıyor ama farklı olarak 3 yıldır Taksim’de ısrar ediliyor. Geçen yıl da tıpkı bu yıl olduğu gibi İstanbul Valisi Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Taksim Meydanı’nda gösteri ve yürüyüş yapılmasının yasak olduğu açıklamışlardı. Sendikalar da haklı olarak milli maçlardan sonra ve başka “milliyetçi hezeyan barındıran” bir takım vesilelerle bu alanda kutlamaların yapıldığını hatırlatmıştı. Bu ısrarın sonunda miting alanı Taksim diye belirleyen sendikaların ısrarının sonunda ortaya çıkan tablodan hafızalarda kalan tek şey polisin orantısız şiddet sahneleriydi. Bu yıl da benzer tartışmalar beklenildiği gibi başladı ve sürüyor. Sendikalar kutlamaların Taksim’de yapılmasını istedikleri gibi bir de 1 Mayıs’ın resmi tatil olmasını istiyorlardı. Sendikalara TBMM’den destek Bu kez sendikalara TBMM’den de destek çıktı. Demokratik Toplum Partisi ile Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı ve İstanbul milletvekili Ufuk Uras geçtiğimiz günlerde 1 Mayıs’ın resmi tatil olması için hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. […]

1 Mayıs’ın inanılmaz faturası

Güventürk Görgülü Beklenen gün yaklaştı ve işçi sendikalarının “1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacağız” taleplerine yanıt dün Bakanlar Kurulu’ndan geldi: “1 Mayıs birlik dayanışma günü olsun ama tatil olmasın, Taksim’de de kutlanmasın” Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek dün Bakanlar Kurulu sonrasında yaptığı açıklamada 1 Mayıs’ı tatil günü ilan etmemelerini son derece mantıklı bir de gerekçeye bağladı; “Tatil günü olursa iki milyar YTL fatura çıkar!..” Hükümet uluslararası finans çevreleriyle konuşurken “Biz durgunluktan etkilenmiyoruz” diyor ama sıra işçilere cevap vermeye gelince “zaten durgunluk var faturası ağır olur” demekten de geri durmuyor. Peki nereden çıkıyor bu “ağır” fatura? Cevabı çok basit.Ekonomide son derece başarılı olduğu iddiasındaki AKP Hükümeti’nin ekonomik büyüklüklerle ilgili açıklamalarının çoğunda gördüğümüz yanlış ve yanıltıcı bilgiler bu açıklamada da aynen tekrarlanıyor. Cemil Çiçek’in hesabına bir bakalım; Hükümet, Türkiye’nin yıllık Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’ndan (GSYİH) yola çıkıyor belli ki. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesapladığı yeni milli gelir serisine göre 2007 yılında yurt içinde ürettiğimiz nihai mal ve hizmetlerin toplamı 856,3 milyar YTL’ye ulaşıyor. Herhalde dünkü Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakan, “Şu 1 Mayıs’ı tatil edersek maliyeti ne olur?” diye sorunca ve hükümette ekonomiden anlayan bir bakan –mesela Mehmet Şimşek olabilir- diyor ki “Yıllık GSYİH rakamını 365 güne bölersek tatilden ortaya çıkacak rakamı buluruz!” Ve bu dahice fikri uygulayarak 856,3 milyar YTL’yi 365 güne bölerek günlük 2,3 milyar YTL’lik bir üretim değerine ulaşıyorlar. Sonuçta dün akşamüstü Cemil Çiçek, çıkıp bu açıklamayı yapıyor. Peki böyle bir zarar gerçekten mümkün mü? Elbette ki hayır.Türkiye’nin bir günlük tatil sonucundaki kaybını bir ilköğretim dördüncü sınıf öğrencisi hesaplasa herhalde o da Cemil Çiçek’le aynı rakamı bulurdu. Çünkü hükümetin hesabına göre bir gün boyunca ülkedeki tüm ekonomik aktivite tamamen duruyor, kesintiye uğruyor ve hatta felç oluyor. Mesela ülkedeki tüm ama tüm fabrikalar tamamen kapanıyor; yani Erdemir’deki yüksek fırınları bile söndürüyorlar. O gün madenlerde üretim yapılmıyor, balıkçılar balığa çıkmıyor, köylüler pazara […]

Halkla çelişkiler faaliyetleri

Mustafa Kulelimkuleli@medyakronik.com Polis Haftası tüm yurtta kutlandı. Her şehrin simgesi sayılan meydanlara, en kalabalık semtlere standlar kuruldu. Polisler kendilerini anlattı, isteyene broşür, çocuklara şekerler verildi. “Polis-halk elele” yürüyüşleriyle de daha bir kaynaştı herkes. Küçük kentlerde sorun yaratmadı da bu yürüyüş, İstanbul’da kimi yollar trafiğe kapatılınca, yapılan onca halkla ilişkiler faaliyeti pek bir işe yaramadı kimileri için. 10 Nisan sabahı, işine yetişmeye çalışan yetişkinler ve okul telaşındaki öğrenciler Taksim Meydanı’na çıkan yollar trafiğe kapatılınca zorunlu sabah yürüyüşü yapmak zorunda kaldı. Özel araçlar bir yana, yollar toplu taşıma araçlarına da kapatılınca, Taksim Meydanı’nın hayli uzağında inmek zorunda kalan yolcular söylene söylene yürüyorlardı. Hatta, İnönü Stadyumu’ndan Taksim’e kadar Gümüşsuyu üzerinden yürüyenler, Almanya Konsolosluğu önünde durdurulup bir de üsta araması ve kimlik kontrolüne tabi tutuluyordu. Taksim üzerinden bir başka otobüsle yollarına devam etmek isteyenler meydana ulaştığında ne otobüs ne de dolmuş bulabildikleri için mağduriyetleri ikiye katlanmıştı. “Başlarım böyle bayrama” deyip söylenenler yolların kapatılacağının duyurulmadığından şikayet ediyordu. Geçen yıl 1 Mayıs’ta da yine polislerin tutumundan benzer mağduriyeti yaşayan bir başkası ise, “Hani Taksim Meydanı’nda miting, gösteri yasaktı” diye soruyordu yanındakine. Haklıydı. İstanbul Valisi Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah Taksim Meydanı’nda gösteri ve yürüyüş yapılmasının yasak olduğunu söylemişti. Sendikalar ise bu açıklamalara cevaben milli maçlardan sonra ve başka vesilelerle bu alanda kutlamaların yapıldığını hatırlatmıştı. Sonra da 1 Mayıs günü Taksim’de kutlama yapılmak istenince polis çıkmıştı sahneye. Polis gününün de Taksim Meydanı’nda kutlanması, üstüne üstlük kutlamanın yarattığı mağduriyet, “demek ki istenince oluyormuş” diyen sendikaların eline de koz verdi. Sendika temsilcileri bu yıl da 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanacağını duyurup gerekli başvuruyu yaptılar. Sendikaların bu kararı üzerine görüşü sorulan İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ise, “Daha vilayette o konuda biraraya gelmedik. Sayın valimizle biraraya geleceğiz. Bakanlık, bu konuda ne görüş bildirecek bilmiyoruz. Hep birlikte düşüneceğiz, ona göre bir karar verilir” dedi. Bu yıl nasıl bir karar çıkacağını […]