Etiket darbe günlükleri

Darbe Günlükleri: Tepkiler…

Noktadergisi eski Yayın Yönetmeni Alper Görmüş 8 Mart tarihli Tarafgazetesinde yayınlanan “Zor Yazı: Dört yıl sonra Darbe Günlükleri” yazısında özetle, derginin 2007’de yayınladığı Darbe Günlükleri haberinin, basının hatırladığı ya da kasten hata yaparak verdiği gibi Ahmet Şık tarafından değil, kendisi tarafından hazırlandığını söylüyordu. Gazeteci Nadire Mater, Ragıp Duranve Hale Akay‘ın, 9 Mart’ta Görmüş’ün yazısına yazdıkları cevaplar HaberVs‘de yayınlandı. Alper Görmüş’ün bu tepkilere cevap verdiği, Tarafgazetesinin bugünkü nüshasında yer alan “Darbe Günlükleri: Tepkiler…” başlıklı yazısını yazarın da isteğiyle yayınlıyoruz: ) Olsun. Ben onu, her zamanki gibi adıyla anacağım… Böyle ucuzluklara hiç gerek yok. Ragıp, bana yönelik birtakım suçlamalarda bulunuyor, fakat o yazıyı neden ve hangi sıkıntıyla kaleme aldığıma dair hiçbir şey söylemiyor. O itirazda bulunmasaydım insanların beni ayıplayacağı, benimle dalga geçecekleri açık değil mi? Bu haksız algıyı engelleme hakkım var mı, yok mu? Ragıp bu konuda neden tek kelime etmiyor? Hakkım var mı, yok mu? Söylemeli. Yaratılan atmosferde ne benim bir suçum var ne de Ahmet’in; bütün suç, mesleğini hakkıyla yapmayan muhabirlerde, editörlerde, köşe yazarlarında olduğu halde, Ragıp onlara dair neden tek bir kelime etmiyor? Dört yıllık gerçeğin bir günde silinip yerine yenisinin konmasında kafa yorulması gereken bir gazetecilik problemi yok mu? Peki, böylesine zengin bir “vaka” bir medya eleştirmeni olarak neden hiç ilgisini çekmedi acaba? Alper Görmüş’e karşı kurulmaya çalışılan “gazeteci ittifakı”na halel gelir diye olabilir mi? (Bu arada sormadan edemeyeceğim: Benim başıma bu belayı saran muhabir, editör, köşe yazarı meslektaşlarım bu tartışmanın neresinde duruyorlar acaba? Onlar yedikleri halt konusunda bir şey söylemeyi düşünüyorlar mı?) 8 Mart tarihli yazımın iki meselesi bunlardı, fakat dediğim gibi, Ragıp bunlara dair hiçbir şey söylemiyor… Gelelim söylediklerine… a) “Sanki Ahmet her yerde bas bas ‘Darbe Günlükleri’ni ben yazdım, ben yayınladım’ demiş gibi, adını bile anmak istemediğim bir meslekdaşım kalktı, medyadaki yanlış/eksik bilgileri düzeltmek içinmiş gibi, ‘Ahmet’in bu Günlüklerin yayınlanmasında hiçbir dahli yoktur. Her şeyi […]

Zor yazı

Nokta dergisi eski Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün, 3 Mart’ta Ahmet Şık ve Nedim Şener gözaltına alındıktan sonra konu hakkındaki ilk yorumunu 8 Mart’ta “Zor Yazı: Dört yıl sonra Darbe Günlükleri” başlığıyla, Taraf gazetesindeki köşesinde yaptı. Alper Görmüş / Taraf Noktadergisinden çalışma arkadaşım Ahmet Şık’ın gözaltına alındığı gün televizyonlarda; ertesi gün gazetelerin haber sayfalarında ve köşelerinde patlayan “Darbe Günlükleri’ni açığa çıkartan gazeteci Ahmet Şık” ve benzeri cümlelerle her karşılaşmamda –çaresizliğim her defasında biraz daha artmış olarak- şu soruyu sordum kendi kendime: Ben şimdi ne yapacağım? Dört yıl boyunca Darbe Günlükleri’ni gün yüzüne çıkartan, ardından da yargılanan bir gazeteci olarak bilindim. Bu yıllar boyunca sayısız söyleşi verdim, yazılar yazdım. Ve şimdi birdenbire, o haberin altında bir Noktamuhabirinin imzasının bulunduğuna, haberin ona ait olduğuna dair bir “bilgi” sağ-sol, liberal-muhafazakâr gazete ve gazetecilerin müşterek onayıyla izleyicilere, okurlara duyuruluyordu. Haber ve yorumlar o kadar yoğun, o kadar yaygın oldu ki, bunları izleyenlerin ve okuyanların “herhalde bir yanlış anlama olmuş” deme şansları tümüyle ortadan kalktı. Bu sürecin bir noktasında kendimi o izleyicilerin, okurların yerine koydum ve bana haklı olarak şu soruyu sorduklarını tahayyül ettim: “Dört yıl boyunca Darbe Günlükleri’yle ilgili olarak yazdığınız yazılarda, verdiğiniz söyleşilerde Ahmet Şık’ın adını bir kez bile andığınızı hatırlamıyoruz… Doğrusu, bugünlerde öğrendiklerimizle bu tavrınızı birleştirdiğimizde sizi ayıplamamak elimizden gelmiyor.” Kısacası, dört yıl boyunca başkasının emeği üzerinden itibar devşiren, üstelik de o emeği bir gün bile anmayan bir gazeteci durumuna düşmüştüm. Gerçeği anlatmazsam, bu algının derinleşip yerleşeceği apaçıktı (“Baksana, adam ağzını açıp tek laf edemedi”). Gazeteciliğimiz böyle işte… Öte yandan meselenin bir de gazetecilik yanı var. Buradaki soru da şu: Dört yıl boyunca gündemde olan ve bu süre boyunca adı haberle bir kez bile anılmayan bir gazeteci bir gün âniden bu haberin sahibi olarak gösteriliyor ve bütün bir basın bu yeni bilgiyi, sorgusuz sualsiz haberlerinde, yorumlarında tekrar ediyor. Bu, gerçekten de çok tuhaf, […]

Okur gözüyle Alper Görmüş’ün “Zor Yazısı”

Hale Akay Doğruya doğru, Ahmet Şık‘ın gözaltına haberi alındığı andan itibaren insanların en çok merak ettiği konulardan bir Alper Görmüş‘ün ne yorum yapacağıydı. Perşembe gününden Salı sabahına kadar herkes bir haber/açıklama bekledi, merak edip Görmüş’ü arayanlar ulaşamadıklarını söyledi, diğerleri kulaklarının delik olduğunu düşündükleri insanlara “bir tatsızlık mı var?” diye sordu. En sonunda zaten OdaTV meselesi ilk gündeme geldiği günden beri Ahmet Şık hakkında kalem oynatmamış Görmüş’ün olumsuz bir tavrı olduğu kanaati uyandı. Akabinde yayımlanan yazı da bu kanaati destekledi. Alper Görmüş’ün Taraf‘taki o “çok zor yazısı”nın temel meselesi görüldüğü kadarıyla Darbe Günlükleri‘ne ilişkin Görmüş’e göre çok önemli olduğu anlaşılan bir yanlışı düzeltmekti. Uzun uzun yazılmış bu düzeltmeye karşın, Ahmet Şık’ın tutukluluk durumu küçücük bir kutuda, epey de şüphe uyandırıcı bir ara başlıkla, nasıl yorumlanacağı belli olmayan ifadelerle ele alınmıştı. Görmüş’ün kendisinin de belirttiği gibi Darbe Günlükleri ile ilgili yanlış bilgide Ahmet Şık’ın bir suçu yoktu, böyle bir iddiası olmamıştı [1]. Ancak yine Görmüş’ün çok iyi bildiği gibi, bu yazı yayınlandığı andan itibaren zaten epey yol kat etmiş olan Ahmet Şık’ı itibarsızlaştırma çabaları için mükemmel bir malzeme olacak, Şık’ın yanlış bilginin dolaşımındaki suçsuzluğuna ilişkin bilgi de görmezden gelinecekti. Nitekim böyle de oldu.[2] Salı akşamı ise Nokta’nın eski çalışanlarından Nevzat Çiçek Twitter’dan Nokta‘nın aynı dönemdeki benzer haberlerinden (kendi ifadesiyle ‘Darbe günlüklerinin ön haberi’) “Asker’in Medya Notları”nın da aslında kendisi tarafından yazılacağını, babası kalp krizi geçirdiği için Ahmet Şık tarafından yazıldığını bize muştuladı. Yani Ahmet Şık ödül aldığı bu habere de bir anlamda “konmuştu”. Bir okur olarak bu bilgilerin yalan olmadığına eminim, ama zamanlamasına bakarak bunun masumane bir bilgi düzeltme gayreti olduğuna kanacak da değilim. Ahmet Şık’ın gazetecilik kariyerinin Nokta‘daki sızdırma belgelere dayanan haberlerle sınırlı olmadığı çok açık, ancak onu bir kere Nokta’nın haberlerinin üstüne konan, yalan söyleyen kişi konumuna düşürmenin verdiği zararı düzeltmek de artık çok zor. Bir sürü insanın alt tarafı […]

Balyoz planına balyoz gibi operasyon

Taraf Gazetesinin kamuoyunun gündemine taşıdığı “Balyoz Darbe Planı” ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa’da bugün (22 şubat 2010) yapılan operasyonlarda aralarında eski kuvvet komutanlarının da bulunduğu emekli ve muvazzaf 49 asker gözaltına alındı. Ergenekon soruşturmasına kılavuzluk eden Darbe Günlükleri’nin yazarı eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, aynı dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına, eski 1. Ordu Komutanlarından Orgeneral Çetin Doğan ve Ergun Saygun ile emekli Korgeneral Engin Alan, eski Güney Deniz Saha Komutanı Emekli Koramiral Lütfi Sancar, emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli de 4’ü muvazzaf 21 general, 27 subay, 1 astsubay olmak üzere gözaltına alınan 49 kişinin arasında bulunuyor. Camilere saldırıları da içeren planlar Geçen aylarda Taraf Gazetesi’nde yayımlanan ve altında emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın imzası olan Balyoz Eylem Planı ile ilgili haberler üzerine başlatılan soruşturmada belgelerde adı geçen askerlerden birçoğu gözaltına alındı. Taraf Gazatesi’ne bir bavul içerisinde götürülen yaklaşık 5 bin sayfalık belge, CD ve DVD’lerden oluştuğu öne sürülen Balyoz Güvenlik Harekat Planı’nda, 2002 sonunda başlayan ve 2003 Mart ayına kadar süren çalışmaların yer aldığı iddia edilmişti. Balyoz Güvenlik Harekat Planı’nda Çarşaf ve Sakal kodlu eylem planlarına göre, darbe ortamı yaratmak amacıyla Fatih ve Beyazıt camiilerinde bombalı saldırı düzenleneceği öne sürülmüştü. Bu belgeler arasında, “ıslak” yazışmalar, power point sunumlar ve orijinal antetli askeri CD’ler, dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın, dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına’nın ve dönemin Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek’in imzasını taşıyan harekat planlarının bulunduğu iddia edilmişti. Birinci Ordu Harekat Başkanı Kurmay Albay Süha Tanyeli’nin de darbe hazırlıklarının konuşulduğu toplantıda aldığı özel notlar, darbe planının konuşulduğu kapsamlı bir toplantının kesintisiz ses kayıtları ve planın icra aşamasına geçtiğini gösteren çok kapsamlı fişleme tutanakları da yer aldığı kaydedilmişti. Balyoz Güvenlik Harekat Planı’nda 133 subay ve 29 generalin adının geçtiği iddia edilmişti. Planda imzası bulunduğu iddia edilen Orgeneral Doğan, “TSK’da her […]

Ne olacak bu Darbe Günlükleri’nin hali?

Alper Görmüşagormus@kronikmedya.com Darbe Günlükleri’nin Ergenekon iddianamesinde yer almaması, soruşturmaya yaklaşımı ne olursa olsun bütün kesimlerde ortak bir “hayret” duygusuna yol açtı. “Hayret” duygusu bu kadar güçlü olmayabilirdi; meğer ki eski Genelkurmay Başkanı ile 1 Temmuz’da gözaltına alınan iki emekli orgeneralden biri olan Hurşit Tolon’un, iddianamenin hemen öncesine denk gelen, Günlükler’in sahihliğine şahadet anlamındaki sözleri olmasaydı…Bildiğiniz gibi, eski genelkurmay başkanı Hilmi Özkök, Milliyet’ten Fikret Bila’ya verdiği söyleşide aynen şöyle demişti (Milliyet, 9 Temmuz): “Anılarda geçtiği öne sürülerek gündeme getirilen bu olaylarla ilgili olarak, ne vardır, ne yoktur derim. Başka bir ifadeyle ne teyit ederim, ne tekzip ederim. Benim söyleyebileceğim budur.”Gene aynı günlerde, Hürriyet gazetesi de Hurşit Tolon’un, mahkeme sorgusunda “Günlükleri neden tekzip etmediniz?” sorusuna, “Çünkü benimle ilgili bölümleri doğruydu ve kişilik haklarım zedelenmemişti” cevabını verdiğini yazdı. İddianamede neden yok? Bu yeni ve güçlü tanıklıklara rağmen, Darbe Günlükleri’nin iddianamede neden yer almadığı sorusuna gelebiliriz şimdi.Her şeyden önce şunu söyleyeyim: Bu sonuca bakıp da sevinenlerin erken ve “yanlış” bir sevinç içine girdiklerini söylemeliyim. Darbe Günlükleri ile ilgili olarak kamuoyunda öylesine güçlü bir kanaat oluştu ki, bundan böyle bu kanaatin hükümsüzleştirilmesi ancak inandırıcı bir yargı sürecinin sonunda Günlükler’in “sahte” olduğunun ispatıyla mümkün olabilir. Yani, daha yargıda gidilecek çok yol var.Tahminlerimi sıralamaya başlayayım: Hukuk tartışması: Nerede yargılanmalılar? Darbe Günlükleri’nde adı geçen orgenerallerin hangi hukuki mevzuata tâbi oldukları konusunda bir tartışma var, Günlükler’e Ergenekon iddianamesinde yer verilmemiş olmasının bir nedeni bu olabilir.Şöyle ki: Bazı hukukçular, bugün emekli de olsalar, askerlerle ilgili suç isnatlarının askeri yargı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorlar. Yani bu hukukçulara göre, Darbe Günlükleri yargı konusu olacaksa, bu, askeri savcılar ve askeri hâkimlerin ele alacağı bir yargı olacaktır, olmalıdır.İkinci görüş ise şöyle: Asker kişilerin askeri mahkemelerde yargılanması için Askeri Ceza Kanunu’nda yer alan bir suç işlemeleri gerekir. Oysa Askeri Ceza Kanunu’nda “darbe girişiminde bulunmak” gibi bir suç tanımı yoktur, öyleyse bu kişiler sivil mahkemelerde yargılanmalıdırlar. […]

Darbe soruşturulacak. Soruştur!

Medyakronikinfo@medyakronik.com Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklerde anlatılan ve kapatılan Nokta Dergisi’nin haberleştirdiği “Darbe Günlükleri”ne ilişkin Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturma başlattı. Askeri Savcılık, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz’den, soruşturma kapsamında halen tutuklu bulunan zanlılardan emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’a ait bilgi ve belgeleri istedi. Askeri savcılık nihayet harekete geçti Ergenekon soruşturmasının başlamasının üzerinden 13 ay sonra konuyla ilgili ilk iddianamenin bittiğinin basına duyurulduğu gün, Genelkurmay Askeri Savcılığı da, darbe girişimlerine ilişkin soruşturma başlattığı ortaya çıktı. Genelkurmay Askeri Başsavcısı, Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Öz’ü telefonla arayarak Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’la ilgili bilgi ve belgeleri istedi. Örnek’e ait olduğu kanıtlanan günlüklerde, Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz günü yapılan operasyonlarda gözaltına alınarak tutuklanan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon hakkında, görevde bulundukları süre içinde “Sarıkız” ve “Ayışığı” adlı 2 ayrı üç darbe planı hazırladıkları öne sürülüyordu. Son yapılan operasyonlarda gözaltına alınmalarından sonra paşaların ev ve işyeri olarak kullandıkları yerlerde yapılan aramalarda “Eldiven” adlı bir darbe planı daha ortaya çıkmıştı. Askeri savcılığın başlattığı soruşturma kapsamında bu darbe planları ile aynı konuyla ilgili ele geçirilen tüm bilgi ve belgeler talep edildi. Talep üzerine istenilen belge ve bilgilerin kopyaları da askeri savcılığa gönderildi. Sivil mahkeme soruşturamıyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in bugün (14 Temmuz), yaptığı basın toplantıda, mahkemeye sunulan Ergenekon iddianamesinde emekli orgeneraller ile “Darbe Günlüğü”nün bulunmadığını, bu konudaki soruşturma tamamlanınca ek iddianame düzenleneceğini açıklamıştı. Sürdürülen soruşturma çerçevesinde görevde bulundukları süre içinde üç ayrı darbe planı hazırladıkları ileri sürülen paşalar hakkında Askeri Ceza Kanunu uyarınca sivil savcılar işlem yapamıyor. Askeri personelin görevde bulundukları süre içinde işledikleri suçlarla ilgili olarak işlem yapma yetkisi askeri savcılığa ait. Askeri savcılığın soruşturma başlatması ile Nokta dergisinin kapanmasına neden olan darbe planları da askeri savcılık tarafından araştırılmaya başlanmış oldu. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Özden Örnek’in kaleme aldığı […]

Oramiral Örnek ısrarcı

Anadolu Ajansı Kapatılan Nokta Dergisi’nde yayımlanan “Darbe Günlükleri”nin sahibi emekli Oramiral Özden Örnek, avukatı aracılığıyla bir açıklama yaparak sözkonusu günlüklerin kendisine ait olmadığını söyledi. Örnek, avukatı Dicle Aras Örnek aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada 2007 Martında Nokta dergisinde yayımlanan haberi hatırlatara, “Günlüklerin bana ait olduğunu sadece Nokta Dergisi ve yazı dosyasını hazırlayan Alper Görmüş iddia etmektedir ve bugün birtakım medya da sadece bu iddialara dayanarak gerçek dışı yorumlar yapmakta ve kamuoyunu yanlış bilgilendirmektedir” dediSözkonusu haberi kaleme alan derginin eski Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş ise, günlüğün Özden Örnek’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bilgisayarından çıktığının tespit edildiğini belirterek, “Hakkımda beraatla sonuçlanan davayı temyize götürdük. Çünkü ben, ‘Bu günlükler gerçektir. Bana da bunu da mahkemede ispat hakkı verilmelidir’ diyorum. O nedenle davayı bir üst aşamaya taşıyoruz” dedi. Avukatından yazılı açıklama Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, bugün (7 Temmuz 2008), avukatı Dicle Aras Örnek aracılığıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, son günlerde görsel ve yazılı basında şahsıyla ilgili doğru olmayan birtakım haber ve yorumların yapıldığını belirten Örnek, “2007 Mart ayında Nokta Dergisinde tarafıma ait olduğu ileri sürülen sözde günlüklere atfen bir yazı dosyası yayımlanmıştır. Söz konusu yazı dosyasının gerçeğe aykırı olduğu için kendisi tarafından derhal tekzip edildiğini, ayrıca yayındaki şahsına hakaret ve iftira içeren unsurlar şikayet sebebi yapılarak, kendisi tarafından Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına ilgililer aleyhinde suç duyurusunda bulunulup, dava açılmıştır” dedi. “Günlükler bana ait değil” Davada, son günlerde iddia edilenin aksine, CD olarak da sunulan günlüklerin kendisine ait olduğunun kanıtlanmadığını öne süren Örnek, “Önemle vurgulamak isterim ki, yargılama devam ederken şüphelilerin talebi ile Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığına dahi sözde günlükler ile ilgili arşivlerinde kayıt bulunup bulunmadığı yazı ile sorulmuş ve ilgili kurumlarca sözde günlükler ile ilgili kayıtlarında hiçbir bilgi bulunmadığı cevaben mahkemeye bildirilmiştir. Yani günlüklerin bana ait olduğunu sadece Nokta dergisi ve yazı dosyasını hazırlayan Alper Görmüş iddia etmektedir ve bugün birtakım medya […]

“Darbe Günlükleri”nden Şener Eruygur

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturmasının son ayağında gözaltına alınan emekli Orgeneral Şener Eruygur’un adı, Nokta dergisinin yayın hayatını noktalamasına neden olan “Darbe Günlükleri” haberinde sıkça yer alıyordu. 26 Ağustos 2003-26 Ağustos 2005 tarihlerinde Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklere dayanan yapılan, “2004’te iki darbe atlatmışız” başlıklı kapak haberde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘irtica yanlısı AKP hükümetine’ karşı hazırladığı ‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ diye kodlanan darbe ve eylem planı hazırlıkları aktarılmıştı. Örnek yalanladı ama… Günlük ilk ortaya çıktığında Örnek, NTV ekranlarında yalanlamıştı: “Benim hiçbir zaman günlüğüm olmadı. Komutanlığım döneminde, şifreli şekilde günlük faaliyet planları tutuldu. Ayrılırken de bilgisayardan sildirdim. Burada yer alan bilgilerin pek çoğu o dönemlerde bazı internet sitelerinde ya da dergilerde dedikodu şeklinde çıkmış haberler. Bunlar bir araya getirilerek bana yakıştırılmış.”Örnek, günlükle ilgili ‘yayın durdurma kararı aldırmak’ için mahkemeye başvurduğunu da açıklamıştı. Haber nedeniyle derginin yayın yönetmeni Alper Görmüş, “yalan haber yapmak” suçlamasıyla yargılanmış, ama günlüklerin Örnek’e ait olduğunun kesinleşmesinin ardından beraat etmişti. Ama günlüklerde anlatılan darbe girişimlerinde adları geçen emekli askerlerle ilgili bir soruşturma başlatılmamıştı. Genelkurmay’ın 4 atlısı Günlükte anlatılanlardan yola çıkılarak hazırlanan haberde, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek arasında AKP’ye karşı ittifak oluştuğu; dörtlünün, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün politika ve yöntemlerine karşı oldukları da gösterilmişti. Bu durum, Özden Örnek’in 25 Ekim 2004’te kaleme aldığı Özkök’le ilgili değerlendirmesinde şöyle anlatıldı:“Hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı ile işlerin yürüyemeyeceğine, kendisinin başka menfaatler peşinde olduğuna, korkak ve hükümet yanlısı olduğuna, dıştan cumhuriyetçi gözükmekle beraber içeriden dinci bir görüşü desteklediğine karar verdik.” “Devlet elden gidiyor” Dört kuvvet komutanının Genelkurmay Başkanı Özkök’ün karşı olmasına rağmen AKP hükümetine müdahaleyi savundukları, 1 Aralık 2003 tarihli notta şu cümlelerle ifade ediliyordu:“Son olarak hepimize söz verdi. Kara Kuvvetleri Komutanı ‘Ben çok rahatsızım ve devlet elden gidiyor. Bir an önce […]

2003: “Yargı bitmiştir…”, 2008: Y-Muhtıra

Alper Görmüş Önce kısa bir basın özeti geçeyim, ardından bu yazının asıl derdine geleceğim. Durum kabaca şöyle: Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) hakkında açılan kapatma davasının “hukuk”la değil, “siyaset”le ilişkili bir gelişme olduğunu söyleyip bunun bir “yargı darbesi” olduğunu savunanlar, tahmin edilebileceği gibi bu yeni gelişmeyi de “yargı darbesi”nin bir parçası olarak gördüler. Haberlerini seçerken bu bakış açısından yola çıkan gazeteler genellikle “tavırlı” başlıklarla aktardılar gelişmeyi. Bunların en dikkat çekicilerini şöyle sıralayabiliriz:Sabah: Yargıçlardan yargıya baskı.Taraf: Yargıtay’dan darbe denemesi.Vakit: Sanki CHP bildirisi.Star: Aynen iade. (Hükümetin karşı bildirisine atfen…)Zaman: Türkiye yargı sınavından geçiyor.Radikal:Yargı değil anamuhalefet.Yeni Şafak: Yargıtay’dan Anayasa Mahkemesi’ne muhtıra. Bu gazetelerin ortaklaşa üzerinde en fazla durdukları nokta, Yargıtay Başsavcısı’nın hazırladığı iddianamenin “kurumsal” görüşü aksettirdiği şeklindeki gerçekten de tuhaf argümandı. Böylece Yargıtay, kapatma davasının “kapatma” şeklinde tecelli etmesi yönünde oy kullanmış oluyordu. Bildiriyi, gene tavırlı fakat Yargıtay’a hak veren bir üslupla haberleştiren gazeteleri ve başlıklarını da şöyle sıralayabiliriz: Vatan: “Dilediğin her şeyi yapamazsın” uyarısı.Yeniçağ: Son uyarı.Hürriyet: İçe dışa uyarı.Cumhuriyet: AKP davasını etkilemek için yapılan saldırılar ülkeyi gerdi. Yargı-yürütme çatışması. Şu gazeteleri de “tavrı ön plana çıkmayan” gazeteler olarak sıralayabiliriz: Akşam: Gemileri yaktılar.Milliyet: Bildiri gerilimi.Birgün: Yargıdan AKP’ye muhtıra gibi bildiri.Referans: Kuvvetler çatışması.Evrensel: Ankara kaynıyor. Köprülerin altından hangi sular aktı da? Gazeteler böyle… Fakat benim aklımda başka bir soru var: 2003-2004’teki “Sarıkız” darbesi döneminde “Yargı”dan kesilen umutlar, arada ne oldu da tazelendi ve bugünlere geldik? Darbe Günlükleri’ni Noktadergisinde yayımladığımızda ilgimi en fazla çeken tespitlerden biri de, yargıya duyulan güvensizlikti. Belki Tayyip Erdoğan’ın tahliye edilmesinden sonra yargılandığı davalardan beraat edip yeniden siyasete dönmesinin de payı vardı bunda ama, bu duygu, “yüksek yargı”ya güvensizliği açıklayamazdı; çünkü Erdoğan’la ilgili kararlar oralarda değil daha alt kademelerdeki mahkemelerde alınmıştı. Zaten Günlükler’de yargıya karşı dile getirilen yaklaşımlar asıl “ideolojik” bir ton taşıyordu. Bunlardan birini aktarayım… 3 Aralık 2003’te yapılan ve kuvvet komutanlarının yanı sıra bazı orgeneral ve oramirallerin de […]

Darbe Günlükleri Davası: Bundan sonra hangi ihtimaller var?

Alper Görmüş Haberin öznesi bizzat haberi yazan kişiyse eğer, o haber nasıl yazılmalı? Birinci sayfanın başlığında, alt başlığında ve spotunda (gördünüz) kendimi dışarıda tutarak yazmayı becerebildim. Fakat bunun sonuna kadar böyle devam etmesinin pek suni kaçacağını hissediyorum. O nedenle izninizle bundan sonrasında “ben” diye gideceğim… Biliyorsunuz, Darbe Günlükleri’yle ilgili olarak emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in şikâyetiyle hakkımda açılan “hakaret ve iftira” içerikli kamu davası, 11 Nisan’daki üçüncü duruşmada beraatla sonuçlandı. Duruşmadan sonra yaptığım açıklamada, “buruk bir sevinç” içinde olduğumu söyledim. Sevinçliydim, çünkü böylece kamuoyu kanaati bakımından oluşmasını istediğim atmosfer, beraat kararıyla birlikte oluşmuştu. “Demek gerçekten de 2004’te iki darbe atlatmışız, Günlükler gerçekmiş” kanaati kamuoyunda yerleşmişti böylece. Bunun en iyi göstergesi de, bir yıl boyunca günlüklerle ilgili bolca tezvirat yayan basındaki kimi köşe yazarlarının tam siper vaziyet almaları ve konuyla ilgilerini kesmeleriydi. Öte yandan buruktum, çünkü hâkimin açıkladığı beraatın sözlü gerekçesi (yazılı gerekçe henüz yazılmadı) beni hiç tatmin etmemişti. Hâkim, “Ben bu davaya hakaret ve iftira suçlaması açısından baktım ve kararımı bu yönden verdim. Darbe girişimlerinin olup olmadığı bu davanın konusu değildir.” Oysa ben ve avukatlarım başından beri bu davanın basit bir “hakaret ve iftira” davası olarak görülemeyeceğini, kamusal niteliğinin olduğu ve bu nedenle davanın mutlaka genişletilmesi gerektiğini savunduk. Bu yönde, Günlükler’in sahihliğine yorumlanacak demeçler veren eski Dışişleri Bakanı yeni Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile zamanın Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün tanıklığına başvurulmasını istedik. Keza, verdikleri haberler ve yazdıkları yorumlar Günlükler’in gerçek olduğu yönünde delil sayılabilecek kimi gazetecilerin de tanık olarak dinlenmesini talep ettik. Mahkeme, bunların tümünü reddetti. Son duruşmada ise basında haberlere konu olan, Emniyet’in Günlükler’in CD’leriyle ilgili olarak yaptığı anlaşılan teknik inceleme raporunun ilgili savcılıktan istenmesi yönündeki talebimiz de reddedildi. Yani, “iftira” suçlamasını açığa düşürecek en somut delil dahi dosyaya giremedi. Oysa davanın cumhuriyet savcısı, bu talebin kabulü yönünde mütalaa vermişti. Savcı ayrıca “görünür gerçek”in “gerçek”le uyuştuğunu da söylemişti. Savcı […]

Görmüş beraat etti, ama darbe girişimleri soruşturulmayacak

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek’in günlüklerinden yola çıkarak hazırlanan ‘Darbe Günlükleri’ haberi nedeniyle “yalan haber yazmak ve iftira atmak” suçlamasıyla yargılanan eski Nokta dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş beraat etti. Örnek’in, Nokta’nın kapatılmasına neden olan ve Örnek’in “Bana ait değil” dediği günlüklerin, Örnek’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bilgisayarından elde edildiği emniyetin raporuyla kanıtlanmıştı. Görmüş’ün beraat etmesiyle “darbe planlamak ve darbe girişiminde bulunmak” suçlamasıyla yargı önüne çıkmalarının yolu açılan dönemin kuvvet komutanlarıyla ilgili olarak da mahkeme soruşturmaya gerek olmadığına karar verdi. “Rapor istenmesin” talebi Davanın Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmasına Alper Görmüş, avukatları ve duruşmaya gelmeyen eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek’in avukatı Dinçer Eskiyerli katıldı. Kapatılan Nokta dergisi çalışanları, Genç Siviller üyesi bir grup, gazeteci Yıldırım Türker, oyuncu Deniz Türkali ve Lale Mansur, gazeteci yazar Kürşat Bumin ve yazar Leyla İpekçi de duruşma öncesinde Alper Görmüş’e destek vermek amacıyla Bakırköy Adliyesi’ne gelenler arasındaydı. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya Öz’ün talebiyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından incelenen günlüklerin Örnek’e ait olduğu resmi raporla kesinleşmiş ve Görmüş’ün avukatları geçen günlerde bu raporun ilgili savcılıktan istenmesini talep etmişti. Davanın bugün (11 Nisan) görülen 3. duruşmasında ilk sözü alan Örnek’in avukatı, ‘Darbe Günlükleri’nin Özden Örnek’e ait olmadığını yineleyerek, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün hazırladığı bilirkişi raporunun istenmesi talebinin mahkemece reddedilmesini istedi ve yeniden bir bilirkişi tayin edilerek tekrar incelenmesi yönünde alınacak bir kararı da reddedeceklerini söyledi. Örnek’in avukatı, “Bu günlükler, sanığın da ifade ettiği gibi, Örnek’in bilgisayarından kanun dışı yollarla elde edilmiştir ve mahkemede delil olamaz” dedi. İddialar kamusal önem taşıyor Bunun üzerine mahkeme başkanının mütalaasını sorduğu savcı, sözkonusu iddiaların kamusal nitelikli ve kamusal öneme sahip olduğunu belirterek, “Bu belgeler davaya ilişkin en somut delildir ve ilgili savcılığın yaptırdığı inceleme raporunun sonuçlarının mahkeme kanalıyla talep edilmesi gerekir” dedi. Savcılık mütalaasının ardından hâkim raporun istenmesi talebini hiçbir gerekçe göstermeden reddederek Görmüş’ten son sözlerini […]