Etiket düşünce özgürlüğü

Bakanlıktan açıklama: Araç bulamadık

HaberVs Adalet Bakanlığı, gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklu bulunduğu Silivri 2 No’lu L Tipi Cezaevinden ”Ergenekon soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği” iddiasıyla yargılandığı davanın duruşmasına götürülememesiyle ilgili inceleme başlatıldığını, ön incelemede herhangi bir kasıt veya art niyet söz konusu olmadığının tespit edildiğini açıkladı. Bakanlık bu olayın tekrar etmemesi için de Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’ne talimat verildiğini ifade etti. HaberVs’de dün çıkan “Ahmet Şık’ın diğer davası da Silivri’ye mi taşınmak isteniyor?”başlıklı haberden sonra bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Şık’ın cezaevi aracı olmadığı gerekçesiyle duruşmaya götürülemediğinin öğrenilmesi üzerine konu hakkında inceleme başlatıldığı belirtildi. Ön incelemede Şık’ın duruşmaya gönderilememesi konusunda herhangi bir kasıt veya art niyet olmadığının tespit edildiği kaydedilen açıklamada, ”Tutukluların araç ve personel eksikliği gibi gerekçelerle duruşmalara gönderilememesi olaylarının tekrarlanmaması ve yargılama sürecinin aksamasına sebebiyet verilmemesi için bakanlığımızca Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne gerekli talimatlar verilmiştir” denildi. Bakanlık açıklamasında Türkiye genelindeki 370 ceza infaz kurumunda 11 Nisan 2011 itibariyle 64 bin 867 hükümlü, 30 bin 036 tutuklu ve 18 bin 170 hükmen tutuklu bulunduğu belirtildi. Başka illere nakil, hastanelere sevk ve duruşmalara götürme gibi nedenlerle cezaevlerinde günlük ortalama 5 bin 500 hükümlü ile tutuklunun sevk ve nakil işlemlerinin düzenli olarak gerçekleştirildiği kaydedilen açıklamada, cezaevlerinde bu sevk ve nakil işlemlerinde kullanılmak üzere toplam kapasitesi 6 bin 550 olan 599 nakil aracınınbulunduğu ifade edildi. Açıklama şöyle devam etti: ”Silivri 2 No’lu L Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Ahmet Şık’ın cezaevi aracı olmadığı gerekçesiyle duruşmaya götürülemediğinin bakanlığımızca öğrenilmesi üzerine konu hakkında inceleme başlatılmıştır. Ön inceleme sırasında, 14 Nisan 2011’deSilivri Ceza İnfaz Kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlülerden 20 adliyedeki duruşmalara katılmak üzere 273 kişi, 14 hastaneye 195 kişiolmak üzere toplam 468 hükümlü ve tutuklu sevkiistendiği bildirilmiştir. Adliyelere ve hastanelere götürülmesi gereken tutuklu ve hükümlü sayısının yoğunluğu nedeniyle araç ve şoför sayısının yetersiz kalması üzerine Ahmet Şık’ın da aralarında olduğu 21 kişinin sevk işleminin yapılamadığıanlaşılmıştır. Ön […]

‘Yansak da dokunacağız’ diyenler bu kez Bakırköy Adliyesi’nde…

HaberVs Tutuklu gazeteci Nedim Şener’in 18 Nisan pazartesi sabahı (yarın) saat 9:30’da başlayacak bir duruşması için meslektaşları, dostları ve avukatları Şener’e destek olmak amacıyla sabah 9:00’dan itibaren Bakirköy Adliyesi’nde olacak. İfade özgürlüğünü savunan tüm yurttaşlar ve medya mensuplarının davet edildiği gösteride basın açıklaması yapılacak. 14 Nisan perşembe günü Ahmet Şık’ın Kadıköy Adliyesi’ndeki duruşmaya “araç ve şoför yokluğu nedeniyle” getirilmemesi tepkiye neden olmuştu. Bu nedenle Nedim Şener’in Silivri Cizaevi’nden Bakırköy’deki duruşmaya getirilmesinde bir aksilik yaşanmayacağı düşünülüyor. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener, başka bir davayla ilgili olarak “soruşturmanın gizliliğini ihlal” iddiasıyla yarın Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. Nedim Şener hakkında Devrimci Karargah örgütüne yönelik soruşturma kapsamında evi aranan eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın eşi Şenay Avcı’nın konuşmalarına dayalı olarak yaptığı haber nedeniyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek” suçlamasıyla dava açılmıştı.

Ahmet Şık’ın kitabını basmaya hazırlanan İthaki’ye polis baskını

HaberVs editörü Ahmet Şık’ın kitabını yayınlamayı planlayan İthaki Yayınevi polis tarafından basıldı. Polis kitabın bir kopyasını aldı yayınevindeki elektronik dokümanı imha etti. HaberVs Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan HaberVseditörü Ahmet Şık‘ın kitabını yayınlamayı planlayan İthaki Yayınevi polis tarafından basıldı. Yayınevinin İstanbul Kadıköy’deki merkezinde dün gece polis ekiplerince yeni saat süren bir arama yapıldı. Savcı Zekeriya Öz’ün talimatıyla yapılan aramada polis ekiplerinin Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adıyla yayınlanması planlanan kitabını aradıkları belirtildi. Aramadan sonra gazetecilere açıklama yapan yayınevi sahibi Ünal Koçan, polislerin genel olarak Ahmet Şık’ın kitaplarını sorduklarını söyledi. Arama sırasında yayınevinde bulunan Editör Ahmet Öz ise polislerin, Ahmet Şık’ın daha önce yayıneviyle çalışırken bir kopyasını kendisine gönderdiği kitabı aldıklarını söyledi. Polislerin o kopyayı aldığını, bilgisayardaki elektronik dokümanı da imha ettiğini kaydeden Ahmet Öz, gün içinde konuyla ilgili ayrıntılı bir açıklama yapacaklarını ifade etti. Gazetecilerin, ”Kitabın basımıyla ilgili bir hazırlığınız var mıydı?” şeklindeki soruları üzerine de Ahmet Öz, herhangi bir hazırlıkları olmadığını, buraya henüz iki gün önce taşındıklarını ve halen taşınma işleriyle uğraştıklarını belirterek baskınla ilgili şunları anlattı: “‘Galiba telefonları dinlediler. Kitabın ilk 20 sayfasını bile okumadım. Baskıyla ilgili bir hazırlığımız yoktu. İçeriden sadece kitabı aldılar. Aramanın uzun sürmesi, teknik sorunlardan kaynaklandı. Savcı Zekeriya Öz’ün kitapla ilgili bir kanısı var, ona istinaden gelmişler. Ahmet Şık tutuklanmadan önce kitabın yayımlanmasına vaktimiz olmadı, o da başka yayınevleriyle görüşüyordu.”

Gazeteciler ‘eyleme devam’ diyor

Gizem Tomaç – Ali Mut Ahmet Şık ve Nedim Şener’in ‘’Ergenekon’’ soruşturması kapsamındaki tutukluluk hallerine yapılan itirazın, 10. Ağır Ceza mahkemesi tarafından reddedilmesi üzerine, gazeteciler 17 Mart akşamı sokağa döküldü.Beşiktaş Adliyesi önünde saat 20:00 civarında toplanan grup, tutuklu bulunan Ahmet Şık ve Nedim Şener’in serbest bırakılması için eylem yaptı. yaklaşık 100 kişi, ellerindeki meşalelerle adliyeye yürüdü, alkış ve sloganlarla karara tepki gösterdi.

Gazeteciler adliye önündeydi

Ergenekon Soruşturması kapsamında yapılan operasyonda 3 Mart’ta gözaltına alınan ve 6 Mart’ta tutuklanan gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener‘in, aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Ortadoğu Teknik Üniversitesi araştırma görevlisi Coşkun Musluk ve OdaTV çalışanı Müyesser Yıldız’ın tutukluluğuna yapılan itirazlar reddedildi. Tutukluluk hallerine yapılan itirazın reddedilmesi üzerine Şık ve Şener’in arkadaşları akşam saat 19:30‘da kararı protesto etmek için Beşiktaş’taki adliyenin önünde toplandı.. Ellerinde meşalelerle adliyeye doğru yürüyen yüz kadar gazeteci bir basın açıklaması yaptı. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasının bir hukuksuzluk olduğunu söyleyen gazeteciler, arkadaşları serbest bırakılana kadar eylemlerine devam edeceklerini açıkladılar. Yaklaşık iki saat içinde karar verilip toplanıldığı için birçok kişinin katılamadığı eylem yine de beklenenden daha çok sayıda insanı topladı.Ellerinde meşaleler olan grup “dokunan yansa da dokunacağız”, “Ahmet çıkacak yine yazacak”, “Nedim, Ahmet onurumuzdur” , “çeteler dışarıda gazeteciler içerde” gibi sloganlar attı. Protesto trafiği aksatmasa da etraftaki evlerin camlarının kapanmasına neden oldu. Yaklaşık yarım saat süren gösteri HaberVs editörü gazeteci Güventürk Görgülü ve Türkiye Gazeteciler Sendikası Yöneticisi Alper Turgut’un açıklamalarıyla son buldu. Güventürk Görgülü tutuklamaların hukuksuz olduğunu ve gazeteciler tutuklu kaldıkça eylemleri sürdüreceklerini söyledi. Alper Turgut da “İktidar içeride hiç gazeteci yok derken 68 gazetecinin içeride olduğunu biliyoruz ve eylemlerimizi sürdüreceğiz. Eylemler için sosyal medyayı da kullanıyoruz. Bu akşam iki saat öncesinde karar alındı. Toplanabilenler toplandı, bazı arkadaşlarımız mesai saatleri bitmediği ve yetişemediler ama onlar için de başka eylem günleri düzenliyoruz. Bu süreç eylemlerle ilerleyecek. Bir de Türk Ceza Kanunu’na değişiklik tasarısı geliyor. Bu tasarı gazetecilere daha büyük yaptırımlar içeriyor. Eğer kabul edilirse bugünü bile mumla arayabiliriz.” dedi. Gazeteci Banu Güven ise şunları söyledi: “Neler düşündüğümüzü bu akşamki protestomuz anlatıyor. Ergenekon soruşturmasına dair eleştirel bir tavır içinde olan gazetecilerin Ergenekon üyesi olmakla suçlanarak gözaltına alınıp tutuklandığını gördük ve itirazlar da reddedildi. O çok gizli delillerin ne olduğunu çok merak ediyorum çünkü delillerin varlığı konusunda şüpheliyim. Ergenekon’la ilgili olarak darbe […]

Dünya emekçilerinden Ahmet’e destek

HaberVs Dünyanın 151 ülkesindeki 176 milyon üyesiyle dünyanın en büyük işçi örgütü olan Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu ( tarafından yapılan çevirisini yayınlıyoruz. Recep Tayyip ErdoğanBaşbakan, Türkiye CumhuriyetiAnkara 7 Mart 2011 Asılsız iddialarla nedeniyle bir gazetecinin/sendikacının tutuklanmasıSayın Başbakan, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) olarak sizlere gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklanmasını protesto etmek için yazıyoruz. Ahmet Şık aynı zamanda, IFJ’ye ve ETUC ve ITUC üyesi DİSK’e bağlı Sosyal-İş sendikasının bir üyesidir. 3 Mart tarihinde, Ahmet Şık 6 gazeteci ile birlikte gözaltına alınmıştır: Nedim Şener, Doğan Yurdakul, Sait Çakır, Müyesser Yıldız, Çoşkun Muslukve Yalçın Küçük. Ayrıca gazetecilerin evleri aranmış, bilgisayarlarına ve defterlerine el konulmuş ve dün de haklarında tutuklama kararı çıkmıştır. Diğer iki gazeteci, İklim Bayraktar ve Mümtaz İdil, geçen hafta tutuklanmış, İklim Bayraktar polis tarafından ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılırken, Mümtaz İdil hala savcılığa sevk edilmemiştir ve sağlık problemi bulunmaktadır. Her ikisi de geçen hafta polis tarafından ofisleri basılan OdaTv.com haber sitesinde yazmaktadırlar. Üç gün önce Oda Tv yöneticiler polis tarafından gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. 3 Mart günü sabah saat 7’de polis Şık’ın Beyoğlu’ndaki evinde arama yapmıştır; aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde yayın yapan HaberVesaire sitesinin de ofisinde arama yapılmıştır. Ahmet Şık, ait bu sitede editörlük yapmakta ve aynı zamanda Türkiye’den İngilizce haber sunan Bianet’te de yazmaktadır.Şık, gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile beraber Ergenekon davası üzerine kitap yazmıştır. Şimdi bu iki yazar hakkında “Ergenekon örgütü üyesi olmak” ve “halkı kin ve nefrete teşvik etmek” iddialarıyla haklarında dava açılmıştır. Aynı zamanda Şık, son 25 yılda emniyet teşkilatı içindeki “kimi grupların örgütlenmesi” ile ilgili kitap hazırlıyordu. Şık’ın ne Ergenekon davası hakkındaki kitapları ne de bir gazeteci ve yazar olarak faaliyetleri yıkıcı bir faaliyet olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda yukarıda da bahsedildiği şekilde Şık’ın gözaltına alınış sürecinden de anlaşılıyor ki, siyasi konular hakkında yazan ve çalışan profesyonel kişiler […]

Avrupa Parlamentosu: Şık ve Şener davasının peşindeyiz!

HaberVs Strasburg’da toplanan Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda Hollandalı Hristiyan demokrat Ria Oomen-Rujiten’in hazırladığı raporu bugün (9 Mart) onayladı. AP, raporda “polis ve yargı tacizine maruz kalan” Nedim Şener, Ahmet Şık ve diğer gazetecilerin davalarını yakından izleyeceğini belirtti. Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün “endişe verici biçimde kötüye gittiği” vurgusu yapılan raporda, Türkiye’deki ifade özgürlüğü tutukluluk süreleri, adil yargılama, polis şiddeti, eşcinsel düşmanlığı sorunlarına değinildi. Raporda, “Nedim Şener ve Ahmet Şık gibi tanınan gazetecilerin tutuklanmasının bu tür yargılamalarda güven kaybına neden olabileceği, halbuki bu davaların tam tersine demokrasiyi güçlendirmesi gerektiği” ifade edildi ve özgürlükler konusunda şu noktalara değinildi: * Düşüncelerin cezalandırılması Türkiye’de insan haklarının korunmasının önündeki en temel engellerden birini oluşturmaktadır. * Yeni Radyo/TV yasasını “ticari” perspektiften olumlu olmakla beraber, yasanın mahkeme veya yargıç izni olmaksızın “ulusal güvenlik” adına bazı yayınların durdurulmasına imkan tanıması kaygı verici. * Türkiye’de özellikle “soruşturmanın gizliliğini ihlal” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla gazeteciler aleyhine açılan davalar ve bazı internet sitelerine yönelik yasaklar endişe verici. * Ceza Kanunun 301, 318 ve 220’inci maddeleri ile Terörle Mücade Kanunu’nun 7/2 maddesinin ifade özgürlüğü önünde engel oluşturuyor. * İfade özgürlüğüyle ilgili yasal çerçevenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM içtihadıyla uyumlu hale getirilmesi gerekli. * Türkiye’de makul sürede adil yargılama koşullarının bulunmuyor. “Ergenekon” ve “Balyoz” davaları kapsamındaki aşırı tutukluluk süreleri kaygı verici, tüm zanlılar için “gerçek yargı güvencesi” getirilmeli. * Yargıtay’ın anayasal düzene karşı işlenmiş suçlarda geçici tutukluluk süresini 10 yıla kadar çıkması kabul edilemez. TBMM’ye bu alanda Türk yasal mevzuatını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanmayla ilgili maddesiyle uyumlu hale getirmeli. * AİHM’nin 14 Eylül 2010 tarihli Hrant Dink davasına rağmen, “Dink’in gerçek katilleri ortaya çıkmasın diye Türk devleti içindeki unsurların yarattığı yapay engeller” endişe verici. * Gösteri ve örgütlenme özgürlüklerine saygı duyulmalı. Polisin geçen Aralık ayında Ankara’da üniversite öğrencilerinin gösterilerini aşırı güç kullanarak bastırması kabul edilemez. * […]

‘Türkiye’de direniş geleneği hâlâ yaşıyor’

Düşünce Özgürlüğü için İstanbul Buluşması’nın onur konuğu Amerikalı dilbilimci Prof. Noam Chomsky geçtiğimiz hafta sonu İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi’nde verdiği konferansta düşünce özgürlüğü konusunda Türkiye’yi cesaretlendirdi. Chomsky Amerika’da olduğu gibi, Türkiye’de de çok ciddi insan hakları suçları olduğunu belirtirken bir yandan da bir direniş geleneğinin hla yaşadığını söyledi. Chomsky, “Türkiye’de çok ağır cezalar almayı göze alarak bu ihlallere direniyorlar, oysa batıda bunu göremezsiniz.” şeklinde konuştu. Düşünce Özgürlüğü için İstanbul Buluşması, farklı ülkelerden gelen katılımcıların, düşünce özgürlüğünün küresel sorunlarını tartışmak ve çözümler üretmek için bir araya geldikleri bir toplantı dizisi. Buluşma, ilk olarak 1997 yılında 11 ülkeden, 19 yazar ve 2 gözlemciden oluşan bir grubun, Türkiye’deki bin 80 aydının ifade özgürlüğü için başlattığı sivil itaatsizlik eylemine destek olmak için, İstanbul’a gelmesiyle başlamıştı. Konuklar; İstanbul’daki yazarlar, hukukçular ve akademisyenlerle toplantılar yapmış, cezaevlerindeki düşünce suçlularını ziyaret etmiş ve gözlemci olarak duruşmalara katılmışlardı. Bu yıl 7.si gerçekleşen organizasyon da 8 Ekim’de “Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu” ve “Ergenekon’da Kim Kimdir?” kitaplarının yazarı Ertuğrul Mavioğlu ve Habervesiare editörü Ahmet Şık’ın davasının izlenmesiyle başladı. “Soruşturmanın gizliliğini ihlal” iddiasıyla iki gazetecinin hapsi istenen dava 21 Ocak 2011’e ertelendi. hapisleri isteniyor. Organizasyonun 9-10 Ekim tarihlerinde, İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampüsünde gerçekleşen kısmında ise, Ukrayna, Gürcistan, ABD, Rusya ve Azerbaycan’ın da içinde bulunduğu birçok ülkeden katılan konuklar, yaşadıkları yerlerden örnekler vererek düşünce özgürlüğü için bir tartışma platformu oluşturdular. İlk Bölüm Hrant Dink’in Buluşmanın ilk bölümü; Türkiye’nin düşünce özgürlüğü ihlali bakımından, yakın tarihteki en acı örneklerinden Hrant Dink’e ayrılmıştı. “Düşünce Suçu(!?)’na Karşı Girişim”den Şanar Yurdatapan, Dink’i “Hala bize yardım ediyor.” şeklinde anarken, gazeteci Kemal Göktaş medyanın cinayetteki rolünden söz etti. Göktaş konuşmasında, Hrant Dink’in, Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen’in Ermeniliği ile yaptığı haberin Hürriyet’te manşetten verilşinin ardından, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün, Dink’i hedef gösteren bir açıklama yaptığını anımsattı. Göktaş medyanın, olaydan sonraki tutumunu değerlendirirken, Yeni Çağ, Batı Trakya […]

2008 Türkiye’sinde ifade özgürlüğü

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Yazar Nedim Gürsel’in, “Allah’ın Kızları” isimli romanı hakkında, “Dini değerlere hakaret ve aşağılama” iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Türkiye Yayıncılar Birliği’nin 2008 yılı Yayınlama Özgürlüğü Raporu’na göreyse bu yılın ilk 6 ayında 22 yayınevinden çıkan 38 yazarın 47 kitabı hakkında soruşturma ve dava açıldı. Mersin 78’liler Derneği ile Mersin 68’liler Derneği’nin 6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş ve arkadaşları için ortaklaşa gerçekleştirdiği anmaya, “suçu ve suçluyu övmek” iddiasıyla; Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan operasyonlarda İşçi Partisi Genel Merkezi’nde Yargıtay’a ait ayrıntılı krokisinin bulunduğunu yazan Taraf gazetesi muhabiri Soner Arıkanoğlu’na da iftira, yargıyı etkileme ve gizliliği ihlal iddialarından dava açıldı. Bu arada Uydudan yayın yapan Hayat TV, “Roj TV’ye görüntü geçtiği” gerekçesiyle karartıldı. “Düşmanı peygamberi övse inandırıcı olmaz” Yazar Nedim Gürsel’in geçen mart ayında Doğan Kitap tarafından yayımlanan kitabı “Allah”ın Kızları” adlı romanı hakkında yapılan şikâyet üzerine “dini değerlere hakaret ve aşağılama” iddiasıyla soruşturma açıldı. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi uyarınca başlattığı soruşturmada dava açılması halinde Gürsel hakkında, “suçun kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde” 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla dava açılabilecek. Hakkında soruşturma açıldığı haberini Fransız yayıncısı ile birlikte Anadolu üzerine hazırladığı kitabın araştırmaları için bulunduğu Harran’da alan Gürsel ifade vermek üzere İstanbul’a döndü. Hem şaşırdığını hem de üzüldüğünü belirten Gürsel, “Ben bir yazarım. Dini aşağılamak gibi bir amacım olamaz. Kitabım İslam’ın doğuşunu anlatan, peygamberimizi odak noktasına yerleştiren, çok sesli bir roman. Onun düşmanlarına peygamberi övdürseydim roman inandırıcı olmazdı. Kesinlikle kutsal olanı ve insanların dinsel inançlarını rencide edici yönü yok. Romanda söz konusu edilen her şey İslam tarihinde ve eski İslam kaynaklarında var. Türkiye’de bir romanın dava konusu olması ihtimali beni şaşırttı. Türkiye’de bu konuda çok yol alındığını zannediyordum. Uzun Sürmüş Bir Yaz adlı kitabım 159. maddeden yargılanmıştı. İlk Kadın adlı romanım da 426. maddeden yargılanmıştı. Ama bütün bu davalardan aklandım. Aradan 28 yıl geçti. Kitaplarım çeşitli yabancı […]

301 değişmiş miydi?

Medyakronikinfo@medyakronik.com İngiliz yazar George Jerjian’ın, Ermeni soykırım iddialarının yer aldığı ‘Gerçek Bizi Özgür Kılacak’ adlı kitabını yayımlayan Belge Yayınları’nın sahibi Ragıp Zarakolu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesinden beş ay hapse çarptırıldı. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, dün (17 Haziran Salı) görülen karar duruşmasında, eski TCK’nın 159. maddesinden dava açıldığı için 8 Mayıs’ta yürürlüğe giren 301. madde değişikliği gereği Adalet Bakanlığı’ndan izin istemeye gerek görmedi.Belge Yayınları’nın kitabı yayımlanmasından sonra dört yıl önce, Zarakolu’na, “Devlete alenen hakaret ve Atatürk’ün anısına hakaret” suçlamalarıyla dava açılmıştı. Dava sırasında görüş istenen bilirkişilerden ilki Zarokulu aleyhine görüş belirtirken, ikinci bilirkişiyse takdiri mahkemeye bırakmıştı. Dava görülürken mahkemeye mektup yazan yazar Jerjian, görüşlerinin suç oluşturmadığını savunmuştu. Davanın dün görülen son duruşmasında mahkeme, Atatürk’e hakaret edilmediği sonucuna varırken, Zarakolu’nu ‘Devlete alenen hakeret’ten 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu ceza önce beş aya indirildi, ardından da bin 400 YTL para cezasına çevrildi, sonra da altı ay ertelendi. 301 sakat bir madde Mahkeme sonunda kararı temyiz edeceklerini belirten Zarakolu, prensip olarak para cezasını ödemeye karşı olduğunu belirterek 301. maddenin tamamen kaldırılması gerektiğini söyledi. 301. maddedeki değişikliğin hiçbir işe yaramadığını aldığı mahkumiyet kararının doğruladığını belirten Zarakolu, “Bu, özünde sakat bir madde. Devleti yüce gösteren, devletin organlarını eleştirmeyi ve sert eleştirileri hakaret olarak yorumlayan bir anlayış. 1930’lu yılların bir anlayışı bu. Mussolini İtalyası’ndan devralınan anlayışın devam ettiğini gösteriyor. Aynı zamanda resmi ideolojiyi savunma işlevi de eklendi. Yani milliyetçiliği. Bu madde iyice rotasından çıktı. Maddenin tümüyle kaldırılması gerekiyor” diye konuştu.Zarakol’un avukatı Özcan Kılıç, 301. maddeden devam eden tüm davaların durdurulup, Adalet Bakanlığı’na gönderildiğini belirterek, “Bizim başka mahkemelerde benzer dosyalarımız da var. Bakanlıktan izin istiyor ve izin gelirse devam kararı verebilir. Bütün mahkemeler yaptı bunu. Mahkemenin bu davayı neden durdurmadığının gerekçelerini öğreneceğiz. Ancak usule göre durdurulması gerekiyordu” dedi.

301’inci maddeye sadece makyaj yapıldı

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olan Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde değişiklik öngören kanun teklifi TBMM’de sert tartışmaların ardından kabul edildi. Özellikle muhalefet partileri Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tarafından sert eleştiriler yöneltilen ve 65 ret oyuna karşın, 250 oyla kabul edilen kanun teklifinde, “Türklüğü” ibaresi “Türk Milleti”, “Cumhuriyeti” ibaresi de “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak değiştirildi. Bu suçtan dolayı soruşturma yapılmasını Adalet Bakanı’nın iznine bağlı kılan yenilenen 301. maddeye göre, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini veya Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişilere de aynı ceza uygulanacak. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları da suç oluşturmayacak. Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor Avrupa Birliği üyeliğinin önünde de kimi zaman engel çıkaran tartışmaların odağındaki 301. maddede değişiklik öngören kanun teklifi dün (29 Nisan) Meclis Genel Kurulu’nda görüşüldü. Saat 20:30’da başlayan ve geç saatlere kadar süren görüşmelerde teklifin 1’nci maddesi üzerinde muhalefet 7 önerge verirken, bunlardan 5’i reddedildi, 2’si ise önerge sahiplerince geri çekildi. Yürürlük maddesi olan 2’nci madde üzerinde 2 önerge, 3’ncü madde üzerinde de 1 önerge verildi. Önergeler AKP’lilerin oyları ile reddedildi. TBMM Adalet Komisyonu’nda 13 saat süren tartışmalı oturumun ardından teklifin tümünün oylaması, MHP’li milletvekillerinin talebi ile açık oylamayla yapıldı. Oylama sonunda TCK’nin 301. maddesine ilişkin teklif 65 ret oyuna karşılık 250 oyla kabul edildi. Kovuşturmanın Cumhurbaşkanı iznine bağlanmasını öngören düzenleme değiştirilerek soruşturma için Adalet Bakanı’nın izin vermesi gerekliliği düzenlemeye kondu. Muhalefetten eleştiri Görüşmeler sırasında CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, değişikliğin anayasaya aykırı olduğunu savundu. MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal da 301. maddenin bölücüler ile Türkiye’yi masaya oturtmak isteyenlerin önünde bir engel olduğunu öne sürdü. Bu eleştirileri yanıtlayan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise “Cumhuriyeti, Türklüğü koruyan, […]